Bu sefer ne çayla ne de mumlarla uğraştı. Kafasındakileri hemen kusmak istiyordu kağıda. Babasından kalan o eski masanın başına aceleyle oturdu. Yazmaya başladı hızlıca:
"Galiba, galiba başarıyorum. Eski ben oluyorum. Ruhum geri geliyormuş gibi hissediyorum. Yaşıyorum, yaşadığımı hisseder oldum. Duyguları unutmuşum biraz tabi ama onları da hallederim, öyle değil mi? Halledebilirim değil mi? Tekrardan öğrenirim duyguları. Ha bir de hayallerim, geri geldiler. Beni terk edemezlerdi, biliyorum. Senaryolarım, kurgularım… Hepsi yavaş yavaş geri geliyor zihnime. Zihnimin oyunu olmasından korkuyorum sadece. Ya da kendimi kandırmış olmaktan korkuyorum. Nolur Tanrım, nolur bu sefer gerçek olsun. Sana yalvarırım. Yalnızlık da sorun değil hem. Yalnızlığı da dert etmiyorum kendime. Nolur Tanrım, affet beni.
Yalanları da unutacağım. Yalan olduğunu bile bile inandığım onca doğruları da… Kalp ağrılarıma sebep olanları da… Belki de hâlâ Tanrı'nın yanına koşmadıysam, bir bildiğim vardır içimde. Belki kalbim beni yalanlarla var etmiştir. Belki de kalbimi yok sayanlar beni var etmişlerdir…"