Yılan, yavaşça onun elinden kayıp bileğine dolandı. Dişlerini kızın yumuşak derisine geçirdi. Henüz çok küçüktü. Büyüdükçe boyu Nova'ya yaklaşacaktı. O zamana kadar da zehirle beslenmesi gerekiyordu. Nova günlerdir zehir almadığı için yılan gittikçe daha sık kan içer hale gelmişti. Doyduğunu hissedip ayrılınca, Nova hemen kendisine bir karışım hazırladı. Bu uzun süre böyle devam ederse kansızlıktan ölecekti, o nedenle bir an önce kanındaki zehir oranını artırması gerekiyordu. Ari'nin yemekle getirdiği küçük bardaktaki cine karıştırıp bir dikişte içti. Gözlerinin ağırlaşmaya başladığını hissederek yatağına yollandı.
Sabahın erken saatlerinde tatlı uykusundan uyanıp yatağından ayrıldı. Çalışma masasına geçip önceki gün aldığı dosyayı dikkatli gözlerle inceledi. Çok büyük bir risk aldığının farkında olsa da bu durum onu yapacağı şeyden alıkoyamadı. Dokulu boş bir kağıt çıkardı. Güzel ve ince el yazısıyla bir şeyler karaladı. Özenle katlayıp dosyadan aldığı ufak bir kağıt parçasıyla birlikte zarfa yerleştirdi. Onun adına düzenlenen özel mührü basabilmek için mum eritti. Her şeyi tamamladığında Ari'yi çağırdı. Mektubu Dük Aryan'a teslim etmesi talimatını verdi. Ari odadan ayrılınca düzeneğini, dolaptan çıkardı. Artık gerçek savaşa hazırlanmanın vakti gelmişti. Elindeki kocaman kutuyu gizlemek için öncesinde satın aldığı elbiseleri toparladı. Hızlıca üzerini değiştirdi ve tüm eşyaları kucağında tutmaya çabalayarak odadan ayrıldı.
Koridor boyunca yürürken pek çok şaşkın bakışa hedef oldu. Hizmetçiler onun duyabileceği kadar yüksek fısıltılarla konuşuyordu. Ama hiçbirine aldırış etmedi. 'Bundan çok daha kötülerini yaşadım. Zavallılar, isteseler de bana zarar veremezler.' diye düşünürken emin adımlarla çıkışa vardı. Bahçeden geçtiği sırada Sör Kanis nefes nefese peşinden geldi,
"Leydim sabahın erken saatinde nereye gidiyorsunuz?" Deyince, Nova tatlı bir gülümsemeyle ona yaklaştı. Kucağındaki yığını adamın önüne bıraktıktan sonra,
"Bunun hesabını sorabilecek rütbede değilsin Sör Kanis. Eğer bir kez daha böyle bir hadsizlik yaparsan, yazık ki Dük Valen bile seni elimden kurtaramayacak. Bunun olmasını istemeyiz değil mi?" Dedi gülümsemesi kadar tatlı bir sesle. Ardından ciddileşerek devam etti,
"Öyleyse beni buna zorlama. Sorularını bir kenara bırakıp şunları taşımama yardım et. Tıpkı bir hizmetkârın yapacağı gibi..." Cümlesi bitince yığını ardında bırakıp bahçede hazır halde bekleyen arabalardan birine bindi.
Elbise dükkanına ulaştığında geri vermek için getirdiği elbiseleri yığın halinde önündeki masaya koydu. Genç tasarımcının da zaten onu bekler gibi bir hali vardı. Belli ki önceki gelişinde yaşanan olaylar turuncu saçlı kız tarafından ona aktarılmıştı. Orada işini kolaylıkla halleden Nova, peşinde adeta bir köpek gibi dolanan Sör Kanis'i yanına çağırdı,
"Bana kahvaltı edebileceğim güzel bir yer bul." Dedi ve kafasını uysalca sallayan adamın gitmesini seyretti. Onun gittiğine emin olunca genç tasarımcıya yaklaştı,
"Kolyemi şimdi verebilirsiniz." Deyip elini uzattı. Genç adam onaylar gibi başını eğdi. Arkasındaki rafta duran küçük kutuyu açıp içinden parlak yeşil taşlı kolyeyi çıkardı. Genç kızın eline bıraktı. Son olarak Nova cebinden çıkardığı keseden birkaç tane altını bırakıp siyah bir pelerin satın aldı.
Sör Kanis'in geri dönmesiyle birlikte Nova, düzeneğin bulunduğu kutuyu aldı ve şövalyeyle birlikte oradan ayrıldı. Uzun, dar sokaklardan geçip güzel bir pastaneye geldi. Burası sıcak ekmek kokularının tatlı bir çay kokusuyla birbirine karışarak müthiş bir ahenk yarattığı güzel bir yerdi. Sanki hiçbir kötülük giremezmişçesine huzurlu bir hava hakimdi. Fırının sıcaklığının vurduğu iç taraftaki masaya oturdular. Sör Kanis oturduklarında genç kızın elindeki kutuyu merak edip işaret ederek bir şey soracak gibi oldu ama Nova'nın keskin bakışlarıyla karşılaşınca bundan vazgeçti. Bu sırada masanın yanına gelen garson siparişlerini aldıktan sonra ayrıldı. Kısa bir bekleyişin ardından çıtır çıtır kabuğu ve yumuşacık dokusuyla enfes bir çeşit ekmek getirdi. Çeşitli çörekler, kurabiyeler, ballarla donatılan masa oldukça iştah açıcı görünüyordu. Ama Nova yalnızca önündeki ekmekten yedi. Dilinde oluşan tatla birlikte Alde'yle yaşadığı bir olayı anımsadı. Hüzünlü bir gülümseme yüzüne yayıldı.
Bölümlerin bir gün gecikmesinden dolayı hepinizden özür dilerim. Benim için çok yoğun bir haftaydı.

