İçeriğe geç

Ölümle Vals

Bölüm 23 · 4 dk okuma

Ölümle Vals

Bölüm 23

Karanlıktan Doğan

"O halde neden gidip orada ölmedin?" Diyen Nova sıktığı yumruğunu pervazda tutmaya devam etti. Bir yandan da Rigel'in fark etmemesi için dua ediyordu. Rigel, Nova'nın arkasına geçti. Elini, genç kızın yumruk halindeki küçük, kemikli elinin üzerine yerleştirdi,

"Sadece heyecan verici güzel bir gösteri görmek, neler olacağını izlemek istedim. Beni hayal kırıklığına uğratma." Diyerek elini çekti. Nova konuşacak gibi oldu ve arkasını döndü. Ama Rigel çoktan karanlığa karışmıştı.

Avucunda küçük altın bir anahtar tutuyordu. Hızlı hareketlerle Dük Aryan'ın odasına açılan kapılara yaklaştı. Anahtarı yerleştirip çevirdi. Sonunda içeri girebildiğinde rahat bir nefes aldı. Çalışma masasının yer aldığı kütüphane kısmına geçti. Kitaplıklardan birinin önünde durdu. En alt raftaki kitaplar hafifçe dışarı doğru çıkıp düzeni bozmuştu. Yalnızca dikkatli bakan bir göz oradaki düzensizliği fark edebilirdi. Nova eğilerek bu kitapların üçünü de çekti. Kısa bir 'klik!' sesinin ardından rafın dibindeki ahşap bölme yukarı kayarak metal bir kasayı ortaya çıkardı. Hızlıca arkasını kontrol etti, gelen giden kimsenin olmadığına emin oldu. Önceki hayatında tesadüfen elde ettiği şifreyi girdi. Kalın kapak ardına kadar açıldı, içindekileri gözler önüne serdi. Yüzlerce yaprak kağıttan başka hiçbir şey yoktu. Nova gözleri parlayarak birkaçını eline alıp incelemeye başladı. Toprak tipleriyle ilgili yaptığı araştırmalar üzerine birkaç arazi elde etmeyi planlıyordu. Bunun içinse bol miktarda paraya ihtiyacı vardı. Hızlı bir şekilde para kazanmaksa yalnızca tehditle mümkün olabilirdi. Nova tüm riskleri göze alarak Aryanların onu öldürmeyecekleri ihtimali üzerine plan kurmuştu. Bu nedenle Dük Aryan'ın bir açığını bulmaya çalışıyordu. Aradığını da bulmakta gecikmedi. Zira kişi ne kadar yüksekteyse kaybedecek o kadar çok şeyi oluyordu. Elindeki dosyaya bakarken gözleri parladı. Dük Aryan'ın tapınakla işbirliği ile elde ettiği bazı yolsuz kazançlar, sayfalarca işlenmişti. Hemen onları çıkardığı zarfa geri yerleştirdi. Kasayı kapatıp oradan hızla ayrıldı.

Ana salona vardığında, büyük bir karmaşa onu karşıladı. Dük Valen sinirle kolunu tuttu ve onu dışarı sürükledi. Sonunda sessiz sakin bir yere geldiklerinde durdu. Sertçe bırakıp, gergin bir ifadeyle konuşmaya başladı,

"Nereye kayboldun? Saatlerdir seni arıyorum."

"Beni neden arıyorsun?'

"Soruma cevap ver, neredeydin?"

"Bununla ne zaman bu kadar ilgilenir oldunuz Ekselansları Dük Valen?" Dediğinde, genç adamın sinirli gözlerle kendisine bakmasına aldırış etmedi. Sağ elini beyaz saçlarına geçiren Dük Valen sıkıntıyla iç geçirdikten sonra biraz daha sakin bir şekilde,

"Karen saldırıya uğramış. Baygın bir halde odasına götürülürken gördüm. Neler olduğunu bilen yok ama ana salondan bir kadınla ayrıldığı söyleniyor. Dük Aryan tüm çıkışları kapatıp bu kadını bulmaya çalışacağını duyurdu." Dedi. 'Hala zehirin etkisiyle gördüğü illüzyondan dolayı acı çekiyor olmalı... Tahminlerime göre yarına ancak uyanır. O zaman da bir kadının daha da kötüsü gayri meşru kız kardeşinin ona zarar verdiğini kimseye söyleyemez. Yani şimdilik güvendeyim.' diye düşünen Nova'nın ifadesiz bir yüzle dinlemesi onu şaşırtsa da üstünde durmadı. Çünkü ilgisini genç kızın sıkı sıkı tuttuğu zarf çekmişti,

"O elindeki ne?" Dedi ve almak için uzandı. Ama Nova hızla geri çekilip onu engelledi,

"Aile meselesi Dük Valen." Derken tehditkâr bir havaya büründü. Altar bir şeyler söylemek üzereydi ki Nova hemen ekledi,

"Çok acıktım Ekselansları. Hiç tahmin edemeyeceğin kadar hem de. Beni öldürmek istiyorsan durma, ama yaşamama müsaade edeceksen de her şeyi bu kadar zorlaştırma..." Diyerek arkasını dôndü. Tam oradan ayrılıyordu ki Altar onun gitmesini engelleyerek bir kez daha kolundan tuttu,

"Ne demek oluyor bu?"

"Senden tek istediğim şey beni rahat bırakman demek oluyor. Senin korumana ihtiyacım yok, sadece bana zarar verme yeter demek oluyor." Diyerek kolunu kurtardı. Genç adamı ardında bırakıp hızlı adımlarla arabaya yürüdü.

Uzun bir araba yolculuğunun ardından hafifçe başının döndüğünü hissediyordu. Bir an önce odasına çıkıp uyuma isteği tüm vücudunu ele geçirdi.

Odasına girdiği an büyük bir yorgunlukla kendini koltuğa bıraktı. Ari'ye seslenip yiyecek bir şeyler getirmesi talimatını verdi. O gelene kadar elindeki dosyayı masasında duran belgelerin arasına sakladı. Sonuçta en gizli yer, en görünen yerdi. Ari elinde yiyeceklerle dolu bir tepsiyle girince bırakması için masayı gösterip sandalyeye oturdu. Hizmetçiyi de banyoyu hazırlaması için gönderdi. Genç kız her şeyi hazırlayıp ayrıldığında Nova yemek yemeyi bıraktı ve bacağına dolanmış öylece duran yılanı eline aldı. Kırmızı pırıltılarıyla göz alıcı siyahlıktaki yılan; yalnızca çölde, yerin katbekat altında hiç uyandırılmaması gereken kötülüklerden doğar, hiç bulunmaması gereken yerlerde yaşardı. Nova'da onu öyle bir yerde bulmuştu. Kendi karanlığının başladığı o yerde... Ruhundan bir parça gibi gelmiş dolanmıştı bu zarif yaratık koluna. Sanki onu bütünleştiren kayıp parçayı bulmuştu. Birbirlerinin gözlerine baktıkları an anlamışlardı bunu. Ardından karanlık gözlerini Nova'dan ayırmayan yılan, yavaşça boynuna doğru ilerleyip dişlerini geçirmişti. İsmini dahi kimseye bahşetmeyen bu ender yaratık, Nova'yı sahibi olarak kabul ettiğini gösteren zehrini bahşetmişti. Nova beynine bir cam saplanmış, ardından sert bir darbeyle kırılmış gibi hissetti. Sanki o cam kırıkları tüm hızıyla gözlerine battı ve hissettiği dayanılmaz acının etkisiyle ellerini yüzüne kapattı. Tekrar yüzünü açtığında irislerindeki tüm bağlar kopmuş, yeşil gözleri rengini yitirmişti. Yerine o bağların geride bıraktığı kanın renginden başka bir şey kalmamıştı. Ve yine o gün, uzun zamandır unutmak için çabaladığı intikamı, tüm çıplaklığıyla yüzüne kazınmıştı. Artık geri dönemeyeceğini, artık unutamayacağını biliyordu. Çünkü onları affedecek bir kalbi yoktu.

Bölüm sonu

1 yorum