Yağmur yağıyor durmaksızın,
İnsanın pisliğini temizlemek ister gibi,
İnsanlarda durmaksızın arttırıyor kötülüğün dozunu, yağmura güvenir gibi...
Islanmayı severmi insan durduk yere?
Üşümeyi, hasta olmayı göze alacak kadarmı dertlidir insan?
Islan Manolya, Yağmurun altında durmaksızın ıslan. Büyürsün belki, öyle derdi annen. Islan,Manolya ıslan, Gözyaşlarını da saklar yağmur. Islan Manolya... Dertlerini de götürür belki sular, yada sevgi verir sana. Bir çiçeği büyüten su seni de büyütür elbet. Islan, Manolya ıslan...
Yağmurun altında bankta oturmak ne güzeldir oysa,
Az kişi olur dışarıda,
Dikkat etmez kimse varlığınıza.
Gözyaşlarınız akarken durmaksızın fark etmez kimse,
Belki bir hayvan gelir yanına, ıslanmış tüyleri, tir tir titrer minik bedeni, sokulur yamacına, sığınır sıcağına...
Sonra bir bakmışsın saatler geçmiş, yağmur durmuş, kucağındaki hayvan uyumuş, sen de onu severken dalıp gitmişsin uzaklara...
Bir hayvan'ın sevgisine sığınmışsın şu sevgisiz Dünya'da...
Şiddetlendi yağmur bir anda, sertleşti rüzgar, delil geçti bedenimi.
Gözlerimi kırpıştırdım yavaşça, kucağımdaki kedi daha da sokuldu kucağıma, ölüm'ün huzurlu ses doldu sonra kulaklarıma;
"Yağmur'un altında napıyorsun Manolya?"
Bakmadım bu kez yüzüne, biliyorum çünkü bakarsam ağlardım...
Ağlarsam sarılırdım, sarılırsam...
Gidebilirdi yada kalabilirdi, bu belirsizlik öldürüyor bencil ruhumu...
"Neden cevap vermiyorsun Manolya? Küstün mü bana? Dün kollarım da ağlayan sen değilmişsin gibi davranma Manolya"
Bu kez ben sığındım kucağımdaki kediye çaresizce, başım önüme eğitim, kaldıramadım başımı.
Kadife gibi olan ölümün eli dokundu çeneme, nazikçe kaldırdı başımı;
"Eğme başını Manolya"
Şefkatti sesindeki tını yada sadece bana öyle gelmişti.
"Kalk kalk eve gidelim Manolya"
"Sende gelecekmisin?"
"Geleceğim"
Kucağımdaki kediyi gösterdim;
"Kedi de gelecekmi?"
"Gelsin Manolya"
Kediyi rahatsız etmemeye çalışarak kalktım ayağa, yürümeye başladım sonra ölümle...
Eve vardık bir süre sonra, kedi'yi yatırdım yatağıma, kendimde oturdum bir koltuğa...
Ölüm hafifçe süzdü beni;
"Saçların ıslanmış Manolya'
" Islansın canımın içi, kurutacak güç yok kollarımda"
"Ben kurutayım istersen Manolya"
"Olur canımın içi"
Diye mırıldandım hafifçe, kalbim maratona çıkmış gibi atıyordu.
Bencil ruhum bile heyecanla dolmuştu...
Narince dokundu saçlarıma, incitmekten korkuyor gibi...
Sanki ben narin bir Manolya'yım da beni incitmekten korkuyor gibiydi...
Sadece yarım saat sürmüştü sessizce saçlarımı kurutması ama bana yıllar gibi gelmişti.
Keşke gerçekten yıllar sürseydi...
Kalbimin heyecanı dinmek bilmedi ve bilmeyecektik...
"İyi geceler Manolya"
"İyi geceler canımın içi"
"Gidiyorum ben Manolya"
Gitme ,Diye çığlık attı ruhum.
Sadece kafamı sallamama sebep oldu bedenim.
Bir çiçeğin soluğu gibi gitti benden...
Gitme canımın içi...
Özlüyorum seni...
Seviyorum seni...