Bir özlediğim var,
Baş harfi baba...
İçine işleyen biri var,
Baş harfi baba...
Yaşamak istediğim zamanlar onunla doluydu, beni sevende zaten bir oydu...
Benim bir sevdiğim vardı, bai harfi baba...
Beni bir seven vardı, baş harfi baba...
Özle Manolya, özle. Özlemle yansın yüreğin... Aklına geldikçe ağla Manolya... Ağlasanda silecek yok artık gözyaşlarını... Söylesene baban nerde Manolya? Mezardamı? Bu yüzden mi ölüme bu denli sevgin? Tek hayalin babana kavuşmak mı?
"Küçük bahçem"
"Küçük manolyam"
"Kalbimin tamamı"
"Benim biricik kızım"
Diye öpüp koklar, severdin ya beni baba, tekrar sevsen keşke...
Çok erken sensiz kaldım ben baba...
İçimdeki kimsesizliği dindirebilir mi biri söylesene?
"Manolya" Dedi rüzgar gibi sert bir ses ,beni düşüncelerimden sıyırıp alırken.
Ölüm'dü bu...
Huzuruna karışmıştı öfkesi...
Babam hiç böyle yapmazdı...
Ne kadarda salaksın Manolya, o senin baban değil aynı şefkati bekleyemezsin ondan...
"Neden ağlıyorsun Monalya?"
Yumuşamıştı sesi...
Anlamıştı acımı yada bana açımıştı...
Ölüm bana acımıştı...
"Ağlama Manolya... Ağlayacaksan bile nedenini söyle Manolya"
"Özledim... "
"Kimi özledin Manolya?"
"Babamı özledim canımın içi"
"Babanı mı?"
"Evet babamı, sen kendi babanı özlemedin mi hiç canımın içi?"
"Benim babam yok ki Manolya, hiç babam var olmadıki benim. "
"Benim babam yaşasaydı seninde baban olurdu ki..."
"Olurmuy du Manolya?"
Dedi şefkatle gülümseyerek...
"Olurdu tabi, neden olmasın ki?"
"Öyle olsun bakalım Manolya..."
Yavaşça yaklaştım ona. Sarılmaya , ona sarılmaya, omzunda ağlamaya yaşamaktan daha çok ihtiyecım vardı...
"Sarıliyim mi?"
Dedim kendimden beklemediğim bir masumlukla.
Başını salladı sadece, bende sarıldım zaten hemencecik.
Bu sefer kaybolmadı, gitmedi benden...
Canımın içi benimle kaldı...
Ölüm benimle kaldı...
Soru sormadı, konuşmadı, ruhunu alıp gitmek istemedi sarıldı sadece...
Ölüm bana sarıldı...
Canımın içi, kadife teniyle dokundu benim Buz'a dönmüş tenime...
Kal benimle...
Sonsuza kadar kal benimle canım içi...
Sende gitme benden...
Seviyorum seni...
