İçeriğe geç

Ölümcül Taht

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Ölümcül Taht

Bölüm 6

5. Bölüm

Sessizce akan gözyaşlarım simsiyah elbisemin eteğine damlarken onları silip kafamı kaldırdım. Şuan, burada hiç olmayı istemediğim bir yerdeydim. Ablamın cenaze töreninde. Myean tabutun önünde ki Menoly'nin fotoğrafına bakıp bağıra bağıra ağlıyor. Ben hâlâ fotoğrafa bakamıyorum. Çünkü bakarsam bende ağlamaktan helak olacağım, biliyordum. Myean'ın, ablamın ki gibi gür sarı saçları gözyaşları yüzünden yanaklarına yapışmıştı. Sonunda kafamı çevirip ablamın fotoğrafına baktım. Zavallı ablam gülümsüyordu. Sapsarı saçlarıyla birlikte bal rengi gözleri de parlıyordu. Hayır. Ağlamamalıydım... Ağlamak istemiyordum. Zaten törenden önce yeterince ağlamış, yorgun düşmüştüm. Gözlerime yeni yaşlar dolarken hızlıca gözlerimi açıp kapattım akmasınlar diye. Gözlerimi tabuttan ayırıp anneme baktım. Annem hepinizden daha kötü bir haldeydi. Babamın yanında her an bayılacakmış gibi duruyordu. O kadar çok ağlamıştı ki gözleri kıpkırmızı olmuş ve kanlanmıştı. Artık gözyaşı dökemiyordu. Babam ise oldukça düşünceliydi. Neden mi? Çünkü vârisini kaybetti. O an aklıma geldi. Ablam tahta geçemeyecekti. O zaman ne olacaktı? Benmi tahta geçecektim? Tam o sırada bas bas bağıran Myean sustu. Bu yüzden bende dahil herkes ona döndü. Onun ise gözleri beni buldu. Bana nefretle - her zaman baktığı gibi- baktı. Birden bana bağırmaya başladı. "Sen yaptın degil! Sen! Sen öldürdün Menoly'mi! Taht için!'' Şaşkınlıkla bakakaldım kızgın yüzüne. Konuşmayı sonradan akıl ettim. "Ne?" "Menoly'yi sen öldürdün değil mi? Nasıl kıydın ona cani!" Resmen bana hakaret ediyordu. Bu kadarı da fazlaydı ama! Birbirimizden hoşlanmazdık ve benim Menoly'ye karşı sevgimin ayrı olduğunu biliyordu! Nasıl bunu söyleyebilirdi! Hiçbir şey söyleyemedim bile. Konuşamıyordum ama Myean susmadı. "O yüzden törenin başından beri ağlamıyorsun değil mi? Sen yaptın çünkü! İğrenç birisin sen! Senin yüzünden... Benim kardeşim gitti." Ağzımı açıp birkaç kelime söylemeye çalıştım ama susmuyordu. "Neden sen gitmedin ki!" dedi. Ayağa kalkıp üzerine yürüdü. "Keşke sen gidip ölseydin! Keşke o hançer senin boğazına saplansaydı!" Dondum. İlk defa hayatımda bu kadar ağır bir şey duymuştum. Myean'ın söylediklerini umursamazdım ama bu... Hizmetkârlar koşarak Myean'ın kollarını tuttu. Myean onları zorluyor, bana doğru ilerlemeye devam ediyordu. "Düzgün konuş sarı şeytan!" diye patladim en sonunda. "Böyle bir şeyi nasıl düşünebilirsin be! Ben ablamı senden daha çok seviyordum!" "Myna ablanla düzgün konuş!" dedi babam. "Benim ablam Menoly!" dedim. Artık kimse beni durdurazmadı. "Benim ölmemi isteyen de beni kardeşi olarak görmesin! Çünkü ben onu abla olarak görmüyorum!" Hizmetkârlar Myean'ı saraya götürmeye çalıştılar. Hâlâ bağırıyordu "Bencil! Katil seni!" Dayanamadım. Ağlamamak için kendimi tutuyordum. Boğazım ağrıyordu. Hiçbir şey demeden saraya koştum. Sarayda hâlâ Myean'ın cırlamalarını duyuyordum. Bundan sonra nasıl yaşayacağını söyleyip ağlıyordu. Kraliçe müsveddesi! Koşa koşa odama attım kendimi. Attım derken ciddiyim. Zemine, sert soğuk mermere bıraktım bedenimi. Dayanma gücüm bitmişti. Tükenmiştim artık. Penceremden yansıyan güneş ışıkları yüzüme çarpıyordu. Güneşe baktım. Ablam... Ne zaman güneşe baksam Menoly'yi hatırlayacaktım, güneşte onu girecektim artık... Yüzümü güneş ışığından çekmeden daha azla ağlamaya başladım... 🌓

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.