İki gün sonra...
Kitaplığımın önündeki puflara oturmuş, kitaplarımla bakışıyordum. Çünkü yapacak başka hiçbir şeyim yoktu. İki gün geçmişti. Artık bugün geliyorlardı. Gelmelilerdi.
İç çektim. Ayağa kalktım aynada dağınık gri saçlarıma baktım. Ben sevmesem de Menoly küçüklüğümüzden beri saçlarıma bayılırdı. Bende onun saçlarına bayılıyordum. O bana güneşi anımsatıyordu. Yansımada gözlerimi saçlarımdan çekip saçlarımla uyumlu safir rengi gözlerime baktım.
Gözlerimide saçlarım gibi babamdan almıştım. Sırtımı aynaya yasladım.
"Belki de gerçekten asla bir vâris ya da prenses olamayacağım" Evet gerçekten böyle düşünüyordum. Yani... Bir Menoly'ye bakın bir de bana... Dışarı mdan hiç prenses gibi gözükmüyordum. Ne kadar uğraşsamda olmayacaktı. Babamın benden nefret etmesi doğaldı. Ben Krallığımıza layık bir vâris değildim ki.
Küçükken kıyafet deneme derslerinden kaçar bahçede çamurla oynardım. Prenses gibi davranmadığım için prenses gibi gözükmüyordum...
Ayağa kalktım ve odamdan çıktım. Sarayın içinde boş boş dolaşıyordum. Sarayda tedirgin bir bekleyiş sürüyordu. Babaların saraya iki gün geç gelmesi, haber vermesine rağmen yine de korku ve paniğe neden olmuştu. Annemin odasına girdim.
Kapıdan girdiğimde annemi pencerenin önünde gördüm. Annem - her stres olduğunda yaptığı gibi- kollarını birleştirmiş uzaklara bakıyordu. Gözleri boş bakıyordu. Sakinleştirmek için bir şey vermiş olmalıydılar
"Annem..."
Endişeyle bana baktı. Sonra gülümsedi "Efendim canım?"
"Endişeli misin hâlâ?"
Gözlerini kaçırdı "Hayır..."
Gözlerimi devirdim " Öylesin anne..."
"Değilim gelecekler işte biliyorum..."
"Ama bak..."
"Anneciğim... Başım ağrıyor. Beni yalnız bırakır mısın lütfen..."
İtiraz etmedim. Başımı salladım ve kapısını kapatıp çıktım. Bundan nefret ediyordum. Kötü olduğu yüzünden belliydi ama niye inat ediyordu işte? Söylese ona yardımcı olabilirdim belki.
Mecburen odama geri döndüm. Güneş batmıştı. Ne zaman geleceklerdi? Artık yavaş yavaş bende korkmaya başlamıştım. Ablam için...
Bugün de yine onun için mutfaktan tatlı kaçırmıştım ama hâlâ yoktu. Saatler geçiyor ama gelmiyorlardı...
🌓🌓🌓
İki saat... Ya da üç... Belki de dört. Saatler sonra kapının tıklatılması ile gözlerimi araladım. Menoly mi gelmişti? Kapım açıldı...
Hayır.
Yardımcım gelmişti yine. Yüzü korkuyla doluydu. Ayağa kalktım.
"Alexira? Ne oldu?"
Hıçkırdı "Prenses Myna... Bu... Bunu size nasıl söylerim bilemiyorum...Ama.."
"Ama?" dedim.
Cevap vermeyi bırak yüzüme bakmıyordu "Cevap ver!"
"Ablanız... Vârisimiz Prenses Menoly... Yolda yapılan bir suikast girişiminde hayatını kaybettmiş..."
Cümlelerini hızlı hızlı söyledikten sonra ağlamaya başladı.
Suikast...
Menoly'ye...
Ablam...
Nefes alamadığımı hissediyorum, ayakta duramadığımı... Benim inkâr ediyor sanki az önce söylenenleri...
Başımı salladım kim niye öldürecekti ki ablamı?
Bir bağırış duydum aşağıdan
Annemden
O an olayın gerçekliği ile yüzleştim.
O an farkına vardım...
Gerçekti Menoly... Ablam gitmişti...
Hiçbir şey hissedemiyordum tüm bedenim uyuşmuştu...
Bayılmadan önce hissettiğim son şey önce dizlerimin, sonra tüm bedenimin soğuk zemine çarpılmasıydı...
🌓

