İçeriğe geç

Ölümcül Duygular

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Ölümcül Duygular

Bölüm 2

Shin Hatsu, Bölüm 2

Kendime yaşamak için bir sebep bulmaya karar verdiğimde bu olayı derinlemesine araştırmaya koyuldum.

4. Kızıl Gece cinayetini anlayabilmek için tüm cinayetleri en başından detaylı bir şekilde incelemem gerekiyordu. Yetkililerden 4 kurbanın da bilgilerini istedim. Fotoğraflarını, bulundukları saati, ölüm saatlerini, olay yerlerini…

Olay yerlerini canlı inceleme şansına sahip olamamıştım. Aslına bakarsanız Kızıl Gece Cinayetlerini kurbanın elinde ismimin yazılı olduğunu öğrendiğimde dikkate almaya başlamıştım.

—

Bir süre bu şekilde devam etti. Hayatımda her şey akışına göreydi. Daha önceden nasılsa şimdi de aynıydı günlerim.

Kızıl Gece Cinayetleri toplantılarına beni de alıyorlardı. bunu yapmalarının sebebinin vicdanlarını rahatlatmak olduğunu bilmeme rağmen toplantılara hiç aksatmadan katılıyordum. Buna onların da şaşırdığını söylemek yalan olmazdı. O sıralarda büroda yeni işe başlamış bir kadın vardı. Rika Hanım bu dava için ailesini bile ihmal edecek duruma gelmişti. Gece gündüz araştırıyor, her daim bu davaya kafa yoruyordu. Eğer adın kurbanın herhangi bir bölgesinde yazmıyorsa bu kadar zahmete girmek ilginçti. Mesleğine duyduğu aşkı ve saygıyı takdir etmiştim doğrusu.

O perşembe akşamı Rika Hanım beni yanına çağırdı.

“Miya Hanım, müsaitseniz sizinle konuşmam gereken önemli bir konu var. Çıkışta yanıma uğrayın lütfen.” Böyle söylemişti hatırladığım kadarıyla.

Şaşırmıştım. Açıkçası biraz da korkmuştum. Ama söylediği gibi yanına gittim. Birer kahve söyledi ikimize ve konuşmaya başladı.

“Miyacığım..” şeklinde sözüne başladı. Az önceki resmi halinden eser yoktu.

“Şu anda üzerindeki baskının sana bazı problemler açtığı belli.” Problemler diye bahsettiği şey, bir müfettişin onu ilgilendiren bir dava ile ilgilenmesiydi. Büyük ihtimalle benim gibi beceriksiz birisinin bu davaya kafa yorması ona bir ayak bağı olurdu. Anlayabiliyordum.

Sözüne devam etti. “Senin bu konuda bir şeyler yapmak istemeni anlıyorum fakat bu daha fazla böyle ilerlemeyecek.”

“Ne demeye çalıştığınızı anlayamadım.” Dedim. Çok iyi anlamıştım aslında. Anlayabiliyordum. Hislerini, korkularını ve kaygılarını anlayabiliyordum.

Sadece anlayabildiğim şey ile yüzleşmeye korkmuştum.

Kafamı kaldırdım. Rika Hanim ile göz göze geldik.

Sözüne tekrar başladı.

“Senin bu davadan uzak kalmanı istiyorum.” dedi. Bu söz bir daha unutamayacağım bir biçimde aklıma kazındı. Hiçbir şey söyleyemedim.

Şimdi tamamen kendimle başbaşa kalmıştım. Bu benim hayatım boyunca yaşadığım üçüncü hayal kırıklığımdı.

Havadan sudan sohbet açtı Rika Hanım. Çok geçmeden kalktım. Konu kapandı. Aynı gün eve gelirken hafifçe yağmur yağıyordu. Vücuduma değen her bir su damlası bir parçamı koparıyor ve uzaklara atıyormuşçasına acı vericiydi.

İşte şimdi gerçekten umutsuz vakaydım. Bir parka oturdum. Dava dosyasını açtım. Yağan yağmur umrumda değildi. Şu anda sadece beni tatmin edecek bir şey arayışındaydım. Bir bilgi, bir ipucu, bir anlam arayışındaydım. Bunun gibi arayışlar içerisinde olduğunuz zaman en verimli halinizi umutsuzken gösterirsiniz. Buna inanarak ilerleyebildim bunca yolu.

Dördüncü cinayetin kurbanı: Shin Hatsu. Ölüm saati akşam dokuz. Bulunma saati ise dokuzu çeyrek geçe. Sayısal değerlere giriyorum çünkü elinizde kısıtlı sayıda ipucu varken tek dayanağınız rakamlardır. Zamanında değer verdiğim bir üstüm söylemişti bunu bana.

Kurban 30 yaşında genç bir adamdı. Yüz üstü bir şekilde uzanmış ve sol kolu dolunaya bakarken bulunmuş. Benim adım da sol elinde yazılıydı. Ölüm tarihi ise 6 Ağustos. Bu tarih aynı zamanda da Shin’in doğum tarihiydi

O anda dışarıdan sıfır ile sıfırı toplayıp bir etmeye çalışıyormuş gibi göründüğümü düşünmüştüm. Ama sanılanın aksine zahmetli bir iş yapmıyordum. Sadece bir tane sıfırı bire çevirebilseydim amacıma ulaşacaktım. Sıfır, bire dönüşecek; bir, ikiye dönüşecek ve iki de üçe dönüşecekti.

Madem bu sayıları dönüştürmemiz gerekecekti, elinizde kısıtlı sayıda kanıt varken sayısal değerlere bel bağlayacaktınız.

Tüm kurbanların ölüm saatlerine baktığımda bir şey fark ettim.

4. Kurban: 21.00’da

3. Kurban: 22.00’da

2. Kurban: 23.00’da

Ve 1. Kurban da , 00.00’da ölmüştü. Tüm kurbanların ölüm saatine baktığımızda bir ters orantı görebilirdik.

Rakamsal düşündüğüm sırada her şey hizaya girmişti. Artık ipuçlarının bir kısmı takip etmem gereken bir çizgiydi. Kayıp anahtarı bulmuşum gibi hissettim. Çünkü ortada doğru veya ters, herhangi bir orantı varsa o hiçbir zaman rastlantı değildir.

Bu kurbanların birinci ortak noktası, dönüşmeleriydi. 21, 22’ye; 22, 23’e ve 23 de 24’e dönüşecek ve 23, 24’e dönüştüğünde ise her şey sıfırlanacak, yeni bir gün başlayacaktı.

21’i 22’ye dönüştürmek için birtakım adımları takip etmem gerekecekti.

Bu noktada ise bana verilen kısıtlı bilgilerden yardım aldım.

Kurbanın sol eli dolunaya dönüktü. Bu durumda Miya Louis dolunay yönünü ifade ediyordu. Kafası ise sol elinin güneyinde kalıyor, ayakları da kafasının hizasında ters yöne bakıyordu.

Ve bana verilen son bilgiye göre de mahalle sakinleri çatıda bir ceset olduğunu yukarıdan kurbanın sağ kolunun düşmesiyle öğrenmişlerdi.

Tüm bilgilere bakılınca Miya Louis -kurbanın sol eli- dolunayı ifade ediyor; sağ eli ise cesedin bulunma saatini yani 21.15’i ifade ediyordu. Bu birinci aşamaydı. İkinci aşama ise kurbanın yaşında gizliydi. Çünkü Shin, doğum tarihinde öldürülmüştü. Bu bir rastlantı değildi, kasıtlı olarak yapılmıştı. Shin’in yaşının 30 olduğunu, ve analog saatlerde çeyrekten sonra “buçuk”un geldiğini biliyoruz. Bu durumda kurbanın kafası da 2. aşamayı, yani yaşını veriyordu. Bu bilgiler bize bir sonraki kiliti açmamız için 4 aşamaya ihtiyacımız olduğunu söylüyordu. Ve biz ilk iki aşamayı çoktan geçmiştik.

Bulmamız gereken şey ise 45 ve 60’ın anlamlarıydı. Dolunay, Miya Louis ve 45’in bağlantısı sol kolun anahtarını açacak ve geriye yalnızca tek bir aşama kalacaktı. Bu şekilde 21’i 22 yapabilecektik.

Bu kalan 2 aşamayı açmak için de 3. kurbanın bilgilerine ihtiyacımız vardı.

—-

Adımın değerini öğrenebilecektim. Sıfırı bir yapmış, biri de kendime katmış olacaktım.

Bu benim için paha biçilemezdi. Çünkü ilk defa kendi değerimi kendim bulacaktım. Kendi adımın anlamını o kızıl gecede öldürülen bir ölünün bedeninde bulacaktım. Bu bana hayatım boyunca beklediğim şey buymuş, tüm hayatımı bunun için yaşamışım gibi hissettirmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.