İçeriğe geç

Ölümcül Duygular

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Ölümcül Duygular

Bölüm 1

Miya Louis, Bölüm 1

Bu ülkede birbirinden keskin çizgilerle ayrılmış iki farklı grup var.

Moeler ve Seolar.

Bu grup olarak adlandırdığımız kesimler, birbirinden farklı örgütler. Ve bizim -büronun- onları kontrol altına alamamasının sebebi bu örgütlerin iki farklı ölümcül duyguyla yönetilmesi.

Merhamet ve Nefret.

—-

Benim adım Miya Louis. Bu büronun başmüfettişiyim. Bizim buradaki işimiz Moeler ve Seolar arasındaki anlaşmazlığı dengelemek ve toplumun huzurunun korunmasına yardımcı olmak.

Bu amaç konusunda şüphelerim yok değil tabii. Bunu düşünmeye çok uzun zaman önce başlamadım. Çünkü o zamanlar benim bir seçme şansım yoktu.

Bu mesleği istemeyerek seçtim. Ailem bana toplumun huzuru için çalışırsam saygın birisi olacağımı söylerdi hep. Onlara inanmaktan başka çarem yoktu diyebilirim.

İçimde en ufak bir heves yokken kendimi davaların içinde buldum hep. Bazen kendimi amaçsızca dosyaları incelerken buluyor. Bazen de dikkatsizliğim yüzünden müdürden azar yerken buluyordum. Benim için mesleğim ve mesleğimin getirileri bir ev ödevinden farksızdı. Ödevlerimi yapmazsam saygınlığım azalırdı. Sınavlarımdan düşük notlar alırdım. Ödevini yapmayan bir öğrencinin başarısız olması gibi ödevini yapmayan bir müfettişin de başarısız olması kaçınılmazdı.

Tam bu sıralarda bir olay patlak verdi. Kızıl Gece Cinayetleri.

Kızıl Gece Cinayetleri vakasında, Dolunay geceleri yüksek binalarda bulunan cesetler bu vakanın birincil ipucusuydu. Sonrasında işler gelişti ve 4. Kızıl Gece Cinayetinde kurbanın avucunun içinde yazan bir yazı dikkatleri üzerine toplamıştı.

Miya Louis yazılmıştı kurbanın kendi kanıyla. Miya Louis. Benim adım. Adımın bana bu kadar tehditkar geleceğini hiçbir zaman düşünmemiştim. Başarılı birisi olsam bile geçmişte ve gelecekte, hiçbir zaman adımın bu kadar anlam ifade edeceğini tahmin edemezdim. Bir bakıma bu içten içe beni keyiflendirmişti. 3 yıldır müfettiş parçası olarak çalıştığım bu büroda adımı bile hatırlamayan üstlerim, şimdi bu ismin sahibi kim diye gece gündüz beni araştırır olmuştu. Gram korku hissetmiyordum çünkü kaybedebileceğim hiçbir şey yoktu.

Yine de doğal olarak aklımı kurcalayan çokça soru vardı. Adımı oraya yazan kişi beni bir suçlu olarak mı göstermeye çalışıyordu? Ya da benim adımı oraya yazan kişi benim halime acıyıp bu bataklıktan çekip kurtarmak için mi adımı kullanmıştı? İkincinin olma ihtimali oldukça düşüktü. Bu durumda geriye birinci seçeneğe inanmaktan başka çarem kalmamıştı.

Ama şanslıydım. Çünkü kimse benim bir katil olduğumu düşünmemişti. Bunu yapacak yüreğin bende olmadığını benden daha iyi biliyorlardı. Çünkü en başta benim “değerimi” zaten onlar biçmişti. Bu durumda benim kendimi ifade etmeme gerek kalmadan tüm görevliler amaca odaklanmışlardı. Ama unuttuklarına inanamadığım, inanmak istemediğim bir gerçek vardı. O da kanlarla yazılmış olan o ismin benim ismim olduğuydu. Bu benim hayatım boyunca yaşadığım ikinci hayal kırıklığımdı. Ama bu sefer de benim unuttuğuma inanamadığım bir gerçek vardı. O da benim bir cinayete ev sahipliği yapacak kadar korkunç bir yüreğim olduğuydu. Komik olan şey ise buna inanacak olan kişinin bir tek ben olmamdı.

Bu benim kendime biçilen değerlerden arınıp, gerçek değerimi fark ettiğim yolun başlamasına sebep olan duyguydu. Merhamet.

Kendime duyduğum merhamet beni öylesine hırpalamıştı ki kendimi bir an önce bu değerler ve değersizlikler bataklığından çıkarmak ve hayatıma bir anlam katmak birincil amacım haline gelmişti. Çünkü ancak bu şekilde benliğimi kazanabilirdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.