İçeriğe geç

Ölümcül Çiçek

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Ölümcül Çiçek

Bölüm 4

Yolculuk2

Misty dizlerini kendine çekip uyumuştu. Bu kafasındaki düşünceleri biraz olsun uzaklaştırmıştı...

Tekerleğin bir taşa takılmasıyla sarsılarak uyandı. " Ne oluyor be? " Dedi uykulu halde. Hava iyice karamıştı. Orman yolundan çıkmaya az kaldığını yola bir bakışla anladı. Hiç çıkmamasına rağmen görünen gökyüzü onu bir nebze rahatlattı. Öndeki adam cevapladı. " Dinlenmek için mola vereceğiz, Müstakbel Prenses. Zararımız için- " Misty sözünü kesti.

" Yiyecek bir şey var mı ? " Herkesin ona garipçe baktığında - mavi broşlu dışında- " Ne? Acıkamaz mıyım? "

Durdukları yerde yere bir örtü serip yiyeceklerin bir kısmını Misty'e verdiler. Yemekten sonra bazıları çoktan uyumaya geçmişti. Arabadan tam gözükmüyorlarsa da mavi broşlu, ellerini kafasına koyup uzanmış, gökyüzünü seyrediyordu.

Misty evindeyken, her zaman ait olduğu ama artık yabancılaşan çatıda gökyüzünü seyrederdi. Çatının yüksekliği sayesinde ağaçların kapattığı gökyüzünü görünce içi rahatlardı. Ay ışığının sisli görüntüsünün her zaman yanında olduğunu hissederdi.

" Acaba şuan gökyüzünde Ay çıkmış mıdır? " Diye düşündü ama sesli söylemişti.

Birkaç saniye sonra adam cevapladı. " Olabilir. Ama benim görebileceğimden çok uzaktadır. Ay bana ışığını karanlıkta olsa hiç bahşetmez. "

Ne diyeceğini bilemiyordu. Bu karanlıkta kalan adama nasıl Ay ışığını vermezdi.

Adam konuyu değiştirerek başka bir soru sordu. " Prenses olmak istiyor musun, gerçekten? "

" Bilmiyorum, artık karar değiştirmek için çok geç. Emin olmasam da, alışırım. " Prenses olmadan önce oradan kaçacağını söylemedi tabii ki. Bilmemesi iyiydi.

Sessizliği bu sefer Misty bozdu. Konuşmak istiyordu ya da uykusu yoktu. " Sen" Dedi " Diğerlerinden farklı gibisin. " Üstü kapalı bir soruydu aslında.' Farklısın neden?' Anlamına gelen bir soru.

Adamın gözleri karanlıkta parıldadı, hafif tebessümü belli oluyordu . " Hemen anladın... Yani yeniyim ben, o yüzdendir. "

" Hım, onlar gibi acımasız ve soğuk mu olacaksın sende, zamanla? "

" Alışırım. Merak etme Prenses, bence ben gizlenme konusunda senden daha iyiyim. "

Misty , Hangi gizlenmede iyi olduğunu sormadı. Ama içi rahattı, korkusu azalmıştı...

Sabahın erken saatleri tekrar yola çıktılar. En fazla yarım saat sonra kasabanın girişine geldiler. Kasaba küçüklü büyüklü evlerden oluşuyordu, çeşitli dükkanlar da vardı. Erken olduğu için çok kalabalık olmasa da gelip geçen insanların gözleri Misty'nin üzerindeydi. Misty At arabasının koltuğuna daha da sıkıştı. Burada olmaması gereken ve göze çarpan bir yabancı gibiydi.

Açılan dükkanlardaki bilezikler ve renkli tokalar göz alıyordu. Küçük bir çocuk hangisini seçeceğinde kararsız kalmıştı. Haklıydı, nasıl seçebilirdi ki hepsi birbirinden güzelken.

Düz kasabadan sonra bir yokuşa benzer dik yoldan geçtiler ve karşılarında Kraliyet Ailesinin büyük şatosu vardı. Bu kasaba Şatoya yakın olduğu için buranın baş tacıydı.

Şato, kubbeleri ile dikkat çekiyordu. kırmızı, kahverengi ve altın renklere bürülüydü. Uzun korkuluklarla çevresine bir bariyer oluşturuyordu. Arkasındaki ağaçlar çok düzenli, çimler bakımlıydı.

Demir kapı girişe gelmeleriyle ihtişamla açıldı...

Bölüm sonu

1 yorum