İçeriğe geç

Ölümcül Çiçek

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Ölümcül Çiçek

Bölüm 3

Yolculuk 1.

Gitme günü geldiğinde biraz kaçamak yapmak istemişti. Ormana dolaşmaya çıktı. Büyük ağaçlara dokunarak geçti yollarını, onları sanki son defa hissediyor gibiydi. Büyük kökü olan ağaçlar ormanda dallarıyla yollar oluşturuyordu. Her zaman saklandığı anıları burada gerçekleşmişti. Dallara hafifçe basıp sağlamlığını tarttı ve üstüne çıktı. Biraz yürüdükten sonra karşısına çıkan dere, ormanın nemli havasına zıttı. Yaklaşmasıyla su sesi artı.

Sert ayakkabısı çıkartıp bileğine kadar suya girdi ve kendini tutamayıp yüzmeye başladı. Su soğuk ve ferahtı. Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu ki tekerlek ve at sesleri duyuldu.

" Sırası mıydı şimdi? " Diye geçirdi içinden. Neyseki çantasına birkaç kıyafet ve hançer sıkıştırmıştı ama tam değildi.

Islakken üşümeye başladığını hissetti. Hızlıca eve geldiğinde at arabasının daha gelmediğini görünce rahatladı. Bir at arabasından -attan- daha hızlı varması garipti ama umursamadı.

Annesi Samantha " Ne bu hal " Anlamına gelen bir bakış attıktan sonra camdan bakmaya devam etti.

Misty merdivenlerden çıkıp odasına geldiğinde kıyafetlerini değiştirdi. Çantasına çakmak ve birkaç eşya attıktan sonra kitaplıktan en sevdiği kitabı koydu. Bu kitaplık, Wizard'la - Wisteria - ilgili hikayeleri, bilgileri, sırları saklardı sayfalarında. Samantha bazılarını okumasına izin vermemişti...

Çantasıyla aşağı indi. " Artık gidiyorum. " Dedi sakin bir hüzünle.

Samantha yanına gelip elini Misty'nin yüzüne koydu " İyi olacak, her şey. Sen başarabilirsin Misty'm. Eğer zorlanırsan erkenden dön, olur mu? Ben seni bekliyor olacağım. "

' Seni ' kelimesi değiştirilirse ' sizi ' olurdu. O umudu içinde saklıyordu çünkü. Sıkıca sarıldılar. Ondan hayatı boyunca ayrılmamıştı ve bu durum Misty için garipti. " İyi olacağım , sen de iyi olmalısın. " Dedi gözyaşını tutarak. Korkusu ona zarar gelmesiydi. Ama o kendini pekâlâ korurdu.

At arabasının tekerlek sesi çok yaklaşmıştı. Kapıya çıktılar. Dört tane attan ikisi arabaya, diğer ikisi ise gelen muhafızlaraydı. Kalan iki muhafız da at arabasının yönlendirmesinden sorumluydu. Araba kısmı kahverengi ve altın işlemeleriyle şâşalı bir görünüme sahipti. Muhafızların siyah ve kahverengi giyimlerine , pelerin ve geri yelek eşlik ediyordu. Hepsi geride durmuş Misty'nin yüzüne bakmaya cesaret edemiyorlardı.

Bu durum Misty'nin özgüvenini sarstı mı yoksa daha da mı yükseltti , anlayamadı. O sırada diğerlerinden farklı olarak mavi broş takan biri öne çıkıp konuşmaya başladı. " Misty Evernight, müstakbel Prenses, hazırsanız at arabasına geçebilirsiniz. "

Siyah dalgalı saçları ve açık kahve gözleri vardı. İçlerinden en güvenilebilir oydu diye düşündü Misty ,öyle olmasını umuyordu . Ya da Prenses olacak kişinin Wisteria olduğunu bilmiyordu. Samantha'yla bakıştıktan sonra at arabasına ilerledi. Kendini yukarı çekip bindi. İçi de dışı kadar güzeldi ama dardı. En fazla iki kişi sığabilirdi.

At arabası , muhafızların " Deh! " Demesiyle hareketlendi. Ormanın çakıllı ve bitki örtüsünün yoğun olduğu bir yerde yaşıyordu. Sessiz kalmak ona göre değildi. Konuşmaksa fazla tehlikeli.

Hiç görmediği, bilmediği bir yere gidiyordu ve orası yüksek statüde, tek isteğiyle herkesi öldürebilecek güce sahip insanlarla doluydu.

Sonrasında, cesur olacağına karşın kendisine söz vermişti. Bunun için elinden geleni yapacaktı.

" Oraya varmamız ne kadar sürer? "

Attığı soru havada kalmıştı, bu yüzden tekrar etti " Bunu bilmeye hakkım var, benden korksanız da bir şey yapmam. Sadece bilmek istiyorum, ne kadar sürer? " Sesi emin ve dolu çıkmıştı.

Önündeki birisi cevapladı. " En fazla bir buçuk gün sürer. Molalarımız da olacak."

Misty arkasına yaslandı. Bu durum hiç hoşuna gitmiyordu. Sinirleri kat kat artıyorken oraya rahatça varmanın zor olacağına emindi.

Atla yanına yaklaşan bir muhafızı görünce kafasını çevirdi. Bu onunla ilk konuşan kişiydi. Elinde küçük bir havluya benzer kumaş vardı ve onu Misty'e uzattı.

Misty 'nin gözleri soru sorar gibi baktığında" Saçın... Islak. Oraya gidene kadar hastalanmanı istemeyiz, değil mi? "

Bu jest Misty'in içine bir sıcaklık yaratmıştı. Davranışının doğallığı, samimiyeti diğer muhafızların soğuk ve acımasız bakışlarının tam tersiydi.

Hızlıca havluyu alıp saçına sarmaya başladı. Soğuğun o an iliklerine kadar işlediğini hissetti. Akşamları orman, buz keserdi. " Teşekkür ederim. Ama henüz bir Prenses olmadım, yardım etmene gerek yoktu. "

" Prenses olacaksın diye yardım etmedim. İhtiyacın olduğu için ettim. "

Misty konuşmayı kesti. Hiç ummadığı bir şekilde gelişmişti. O bir tehlikeydi, tehlikelerin bazıları güven vererek gelir sonra o güvenin keskin sınırlarını kalbine batırırdı. O Ölümcül Çiçekti. Sevemez, sevilemezdi. İyi kelimesi sözlüklerinde dahi yoktu. Bunu bilen Misty şimdiden gardını korudu.

Bölüm sonu

2 yorum