(Sevdenin anlatımıyla)
Salonda doruk berk ve elifle öylece oturup sabahki kavga hakkında sessizce konuşuyorduk. Ben tekli koltukta yan bir pozisyonda yatmıştım. Ayaklarımı boşlukta sallarken bir yandanda bizimkileri dinliyordum.
Elif, "Kızın ayağında kırık bile yoktu" dedi sinirle.
"Onu geçtim kızarıklık bile yoktu" dedi ardından.
"Bence naz haddini fazlasıyla aşıyor" diye mırıldandım.
Berk, "Napalım yani onun seviyesine düşüp kapı ardımı edelim" dedi lafı tükürür gibi. Berk sinirle bakınırken hafiften doğrulup ona baktım.
"İklimin abisisin ama bizde arkadaşlarıyız berk, ondan tek sen iklimi düşünmüyorsun. Nazın bi şekilde çaresine bakıcaz işte aa sinirlenme "
Berk, "İlgi manyağı" dediğinde güldüm. "Hemde nasıl"diyerek cevap verdim.
"Neyse boşverin kızı çok siklemeyin " dedi doruk.
Berkin aniden yüzü değişti ve üzgün bir hal aldı. "Onu bunu boşverinde bugün iklimin doğum günüydü"dedi öylece masaya bakarken.
Uzandığım koltuktan anında doğruldum ve uzaylı görmüş gibi berke baktım.
"Ciddimisin? Lan biz harbi salağız nası unuturuz!"
"Anaa bugün bücürün doğumgünüydü! " dedi doruk şaşkınca.
Üzgün bir sesle "Ayy nasılda üzülmüştür kıyamam " dedi elif.
Doruk elife döndü ve gülmeye başladı"bize yarım saat telefonunu bulamıyor diye koskoca evde aratan ama sonunda ben söylemesem cebinde olduğunu görmiyecek kadar unutkan birisinin doğumgününü hatırlayıcağını sanmıyorum. İddasına bile varım hayatta hatırlamamıştır bücürük"
Aniden gülme krizine tutulduk. "Oğlum ya haklısın aslında " dedim gülerek.
"Peki nasıl kutluyacağız akşama 1-2 saat kaldı"
"Bahçe! " dedim bir anda.
"Olabilir aslında güzelce süsleriz havuzun orayı"dedi berk.
"Birde masa götürürüz arkayada ışıklarla süslersek harika olur"
"Bende pasta yapayım" dedim.
"Siz sorsanıza aras'a parti malzemesi varmı diye"
"Tamam o zaman ayaklanın ben diğerlerinede haberdar ediyim, naz dışında" dedi elif.
Ayağa kalktık ve salondan çıktıktan sonra ben mutfağa yönelmiştim. Kapıyı açtığımda mutfakta kuzeyle iklimi yemek yapıyorken gördüğümde şaşırmıştım ve gülüyordum. İtiraf etmeliyimki çok tatlı gözüküyorlardı. Fazlasıyla tatlı. Fazla fazla tatlılardı!
"Selam napıyorsunuz? " dediğimde bana döndüler.
"Bugün biz yemek yapmak istedikte gördüğün gibi hazırlıyoruz birşeyler" dedi iklim makarnanın sosunu karıştırırken. Kuzeye baktım ve iklim bana fırsat tanıyıp arkasını döndüğünde kuzeye el kol yaparak anlatmaya çalışyordum. Tamda elimle iklimi gösteriyorken aniden arkasını döndüğünde "Sos çok güzel kokuyor ne kattın? " dedim aniden birşeyler sallayarak.
"Her zamanki size yaptığımdan işte sevde" dedi bana bakarak.
"Ah öylemi evet ahahah" dedim masumca sırıtarak. Kızım sevde sen bu işlerde harbi berbatsın.
Kuzey, "Tatlı olarak ne yapalım? " diye iklime sorduğunda "Pasta " dedim.
"Sabahtan beri canım çekiyor" diye ekledim.
İklim bana döndü ve gülümsedi "İyi bakalım pasta yapalım madem" dedi. Tamam iyi gidiyoruz bir şey anlamış.
"Size kolay gelsin ben kaçar" deyip kapıya yöneldim "Kolaysa başına gelsin" dedi iklim.
Ona döndüm bir kuzeye birde iklime baktım ve gülerek "Amin amin" dediğimde iklimde sırıttı. Tekrar kapıya yöneldiğimde "Kapıyı kapatt" dedi ve bende "Tamammm" dedim kapıyı kapatırken.
Bahçeye çıktığımda bizimkiler arasla beraber etrafı hazırlıyorlardı.
Berk benim geldiğimi gördüğünde garipsedi. "Özel güçlerin felanmı vardıda benim haberim yoktu sevde? Selena felanmısın yoksa ne bu hız" dediğinde güldüm.
"Aynen hatta nehir elif ve nisa el ele beni çağırdılar"dediğimde diğerleri kıkırdandı.
"Hades eksik ama" dedi ve güldü.
"Oda sen oluver berk. Neyse yeter bu kadar şaka mutfağa gittiğimde iklim ve kuzey yemek yapıyorlardı sonra kuzeye kaş göz yaparak anlattım pastada yapıcaklar"
"Ee iklim anlamadımı? " dedi elif.
"Yoo hiçbirşeyden habersiz"
Doruk, "Aha demiştim ben biliyordum iklimin hatırlamıyacağını" dedi bilmiş bir tavırla gülerek.
"Neden yemek yapıyorlardıki? " dedi nisa bana bakarak.
"Bilmem sanırım zombilere sadaka diye dağıtıcaklarmış" dediğimde elif kendini tutamayıp gülmeye başladı. Nisa bana hayla diz bir ifadeyle bakarken dudağımı ısırıyordum.
"Gerçekten soruyorum durduk yere nerden çıkmış böyle bir şey" dedi.
"Niye buna o kadar takıldınki nisa ne var bunda? "Dediğimde nisa bana ters ters baktı. "Merak etmiştim sadece" dedi ve önüne döndü.
***
Sofradan kalktıktan sonra iklimi odasına yolladık. Hepimiz bahçeye gitmiştik. Az bir zamanımız vardı.
"Herşey hazırmı? " dedim etrafa bakınırken.
"Sadece şu balonları bağlıyacağız birde doruk sen pastayı getir" dedi kuzey.
Gülerek doruğu durdurdum. "Kuzey salakmısın doruğa pastamı emanet edilir Allah'ın aşkına? En son ben masaya koyarken pastayı yere yapıştırdığını hatırlıyorum da" dediğimde kuzey doruğa bakarak kıkırdadı.
"Pardon bilmiyordum"
"Yanlışlıkla düşmüştü o ne abarttınız sizde" dedi doruk bizim gülmemize karşılık pis pis bakarken.
"Neyse ben getireyim o zaman sevde sende iklimi çağıra koy" dediğinde içeriye yöneldik. Yukarıya doğru yavaş adımlar atıyordum. İklimin kapısını tıklattığımda içeriden ses gelmemişti. Birdaha tıklattım ve "İklim" diyerek seslendiğimde kapıyı açmıştım. İçerisi karanlıktı. Işığı açtım ve içeriye doğru yürüdüğüm sırada birisi arkamdan ağzımı ve burnumu kapatan bir bezi yüzüme doğrultmuştu. Aniden yanlışlıkla birazını içime çekmemle lanet ettim.
"Güzel süpriz... " dediğinde sesini değiştirmişti. Kim olduğunu ne görebiliyor nede sesinden anlayabiliyordum.
Çığlık atmaya çalıştığımda bezi iyice bastırdığı için sesim boğuk çıkıyordu. Ellerim adamın elini kavramıştı ama gözlerim kapanıyordu. Gözlerimi kapatmamak için her ne kadarda çabalasam boşunaydı. Daha sonra adam bezi dikktalice çektiğinde yere kafamı çarpmıştım ve adam yerde yatan iklime doğru yürüdü. Kafam hafif yana kaydığında adam iklimi kucağına almış önümden geçiyordu.
"Alın şunu" dedi yanımdan geçerken.
Son gördüğüm şey ayak sesleri ve başka birilerininde odaya girip beni kaldırmalarıydı...
(İklimin anlatımıyla)
Gözlerim hafiften aralandığında boğnumdaki acıyla yüzüm buruşmuştu. Lanet olsun çok acıyordu. Gözlerim tamamıyla açıldığında ellerimi haraket ettirmek istedim fakat yapamadım. Kafam aşşağıya doğru kaydığında sandalyede oturtulmuş bir haldeydim. Hava kararmış gibiydi çünkü ışıklar açıktı. Ellerim arkadan bağlıyken bacaklarımında pek bir farkı yoktu. Gözlerim endişeyle etrafta gezinirken bir yandanda haraket ederek iplerden kurtulmaya çalışıyordum. Ama bunu her kim bağladıysa çok sıkı bağlamıştı!
Yanımda hayla baygın olan sevdeyi görmemle duraksadım. Onun burada ne işi vardı ki...?
"Sevde! Sevde uyan! " diye bağırdım. Fakat sevde hayla baygındı.
Odada sevde ve ben bağlı bir şekildeydik ve karşımızda sırtı bize dönük olan birisi vardı. Bize dönük olmadığı için yüzünü tam olarak göremiyordum.
"Demek sonunda uyandın güzelim..."dedi ve sandalyesinden kalktı. Piç kurusu birde güzelim diyor!
"Sen kimsin ve neden bizi buraya getirdin! " diye bağırdım. Arkasına döndü ve bana doğru yürüdü. Gözlerim yüzünü gördüğünde nefesim kesilmişti. Ellerim ve vicudüm titremeye başladığında şok içerisinde bakakalmıştım. Yok artık daha neler!
"Beni özlemedinmi? " dedi yüzüme eğlenerek baktı. Karşımda duran kişi ateşti.
Tam o sırada sevde uyandı ama onun ağzı bantlıydı. Bu nedenle konuşamıyordu.
Dilim tutulmuş sadece ateşe bakarken olayları anlamaya çalışıyordum. Neden bizi kaçırmıştı? Bana aşıktı. Ama bu pekte mantıklı bir neden değildi. Hadi bana olan takıntısından kaçırıldık desem sevdeyi niye kaçırmıştıki? Sevdenin ateşe olan zararı neydi? Biz şuanda nerdeydik ve buraya nasıl gelmiştik? Ve bize ne yapacaktı bu aklını kaçırmış adam?
"Bakıyorumda sustun" dediğinde sinirlenmiştim.
"Seni piç herif neden bizi buraya getirdin! " diye bağırdım. "Sevdeyide niye peşimden getirdin kızın hiçbir suçu yoktu! " dedim ardından. Sevde bir bana birde ateşe bakıyorken sinirini gözlerinden okuyabiliyordum.
"Aslında sevdeninde gelmesi işime geldi" dediğinde bir bok anlamamıştım. Açıklamasını bekliyorken ateş sırtını dikleştirdi ve üstten bana baktı.
"Abin ve kuzey büyük davette gizli bir operasyondaydılar" diye anlatmaya başladığında pür dikkat onu dinliyordum.
"Hedefleri annem ve babamdı, babam çok zengin ve varlıklıydı ama hadeflerinin tamamı bu değildi. Kuzey ve abin bu suikast işlerinde çok iyi oldukları için bu görevi onlara teklif etmişlerdi çünkü böylesine riskli ve kanıt bırakmadan işi kolayca halledebilen sadece onlardı. Aslında kuzeye gelen teklifi abininde kulağına gittiği için oda plana katılmak istemişti. Zaten abin ailemin peşindeydi ve bir şekilde ayağına böyle fırsat geldiğinde onların yerini öğrenmesi işini kolaylaştırmıştı. Çalıştıkları kişiyle ortak bir anlaşma yapmışlardı. Çalıştıkları kişiye babam ihanet ettiği için ve haklarında bilmemesi gereken birsürü bilgi öğrendiği için o partide annem ve babamı öldürdüler. Ve bunu kaza gibi gösterdiler "
"İyide abim... Neden ailenin peşindeydiki? "Dedim yutkunarak. Biz nası bir kaosun ortasına düşmüştük böyle?
"Basit. Babam aileni öldürmüştü."
Kalbime adeta hançer saplanıyordu. Bedenim titriyordu ve nefes almakta zorlanıyordum. Boğazıma dikenli teller yapışmış gibi nefesim kesiliyordu.
"N-Neden! " diye çaresizce haykırdım.
Gözlerimdeki yaşlar yıllar sonra tekrardan dökülüyordu. Kalbimin derinliklerine attığım acılar aydınlığa çıkıyordu. Ateşe tüm küfürlerimi ve içimdeki nefretimi haykırırken gözlerimden alev fışkırıyordu.
"Para için"
Ateş hiç umursamaz bir tavırla yüzüme öylece bakması delirmeme neden oluyordu. Daha sonra eğlenceyle güldü ve elleriyle çenemi tutarak gözlerimin içine baktı.
"Ve sen bu oyundaki en değerli oyuncağımsın"
Ailesi bizim ailemizi öldürmüştü ve bu yüzden abimde yıllardır peşindeymiş. Gün gelince abimin elinede fırsat geçtiğinden oda onları öldürmüştü ve bu seferde ateş abim ve kuzeyin çevresindeki sevdiklerini hedeflemişti. Bu ne biçim saçmalıktı ya böyle!
Çenemi tutan elinden kafami sola çevirerek kurtuldum. Sinirlerime hakim olmadan yüzüne doğru gram acımadan konuştum. "Sen tam bir pisliksin. Ayrıca şerefsiz ve karaktersiz kelimelerinin vücut bulmuş halisin! abim ve kuzeyin aileni öldürmüş olmasına hiç bu kadar sevineceğimi düşünmemiştim!" haketmişti ama.
Yüzündeki alaylı gülümseme sönmüştü. Gözleri öldürücü bir hal almıştı. Yumruk yaptığı elini karnıma ve göğsüme sertçe geçirmesiyle acıyla bağırdım. Nefesim gerçektende kesilirken kesik kesik öksürüyordum. Sevde benim için hareket etmeye çalışıyor ve bağırmak için çaba göstersede ağzını kapatan bant buna izin vermiyordu. Ardından 3. Darbeyide yüzüme vurdu. Yumruğu dudağıma geldiği için dudağımın kenarı kanamıştı fakat umrumda bile değildi.
"Sözlerine dikkat et yoksa senin için eğlenceli planlarım dahada kötüleşicek" diye beni sertçe uyardığında ona tüm nefretimle bakıyordum.
Abim ve kuzey ateşin öldürdükleri ailenin oğlu olmadıklarını nasılda anlamadı? Büyük ihtimalle sahte kimlik felan kullanıyordu.
Sevde adeta çıldırmışcasına ayağını yere vuruyordu. Ateş ona baktığında ağzındaki bantı çıkartmıştı.
Sevde bana döndüğünde ona çaresiz gözlerle baktım. Tam o sırada içeriye birisi girdi. Sanırım korumalardan birisiydi.
"Efendim istedikleriniz ve oda hazır" dedi adam. Birdakika ne odası? Lanet olsun gerçektenmi!
"Geliyorum"dediğinde ateş bize döndü. "Alın şunlarıda yürüyün"dediğinde içeriye 4 tane koruma girdi. Korumalar ayağımızdaki ipleri çözerken ateş bize uyarıcı bir bakış attı.
"Kaçmaya çalışmayın heryer korumalarla dolu. Size acımadan kafanıza sıkarlar" diye tehtit etmekten de eksik kalmamıştı. Tabi canım ne demessin biz ve kaçmakmı asla.
Ayağa kalktığımızda zar zor yürüyordum. Sevde kolunu çekiştirerek "Dokunma bana! " diyerek sinirli gözlerini korumalara yöneltti. Üstümüzde ne telefon vardı nede başka birşey.
Arkamızda 2 önümüzdede 2 koruma ve ateş yürüyordu. Odadan çıktığımızda sevdeye döndüm. Korumaların hepsini inceledikten sonra sevde gözleriyle cebini işaret etti. Çaktırmadan arkaya baktığımda korumanın küçük bir bıçağı olduğunu gördüm.
İlerideki merdivenleri göründüğünde çok zaman kaybetmiştik. Sevdeyi gözlerimle onayladıktan sonra kafasını kafiften sallıyarak saymaya başladığında kendimi hazırladım. 1, 2, 3!
Arkamı döndüm ve korumaya hiç düşünmeden burnuna kafa attıktan sonra az gerilemesiyle bacak arasına hızlıca bir tekme geçirdim. Ateş nolduğunu gördüğünde adamlarına "Yakalayın şunları! " diye sinirle kükreyerek emir vermişti.
Diğerlerinin bize geldiğini gördüğümde eğilip adamın cebindeki bıçağı hızlıca kaptım ve koşmaya başladık. Ben bıçakla ipi kesmeye çalışıyorken rastgele koridorlara giriyorduk. Burası sanırım depoydu ama niye bu kadar büyüktü! Sonunda ellerimi çözdüğümde arkamızdan koşturan korumaların sayısı çoğalmış gibiydi. Var gücümüzle koşarken sevdenin elindeki ipide çömüştüm. Bıçağı sevdeye uzattım.
"Bunu sen al ben hallederim" dediğimde elimdeki bıçağı teşekkür edercesine gülerek aldı.
Yukarıya çıkan başka bir merdiven daha gördüğümüzde o tarafa yöneldik. Fakat tam biz çıkarken yukarıdan gelen korumaları görmemizle gerilemiştik. Etrafımız 4 kişi tarafından sarılmıştı.
"Durun! Daha fazla zorluk çıkarmayın"
Belli etmeden sevdeye bakarak fısıldadım "Sağ benim" Ellerindeki silahları kafama doğrultmalarını umursamıyordum bile. Dibime giren adamın silahı doğrulttuğu elini hızla tuttum ve önden boynunu kavrayıp kafasını duvara vurdum. Ardından yüzüne dirseğimi geçirdim. Yanındaki diğer adamında eline hızla bir tekme savurduğumda elindeki silahı yere düşürmüştüm. Tamda tahmin ettiğim gibi silahlar sırf bizi korkutmak içindi. Ama ölümcül olmayan bir kısıma vurmaları an meselesiydi. Kolayca ölmemize izin vereceklerini sanmıyordum. Ateş gibi bir psikopatsanız avınızı asla kolayca öldürülemezdiniz.
Adamın karnına yumruğumu geçirdiğimde sendeledi ama ardından bana doğru savurduğu yumruğa karşılık eğilip ellerimi yere koydum. Ayağımı adamınkine gelecek şekilde hızlıca vurdum ve ayağıma takılan adam anında yeri boyladı.
Ateş pisliğine olan öfkem yerini koruduğu için resmen öfkemden güç alıyor gibiydim.
Sevdeye baktığımda oda ikisini halletmişti. Elindeki telefonu gördüğüsmde duraksadım.
"Abimin numarasını biliyormusun? " diye sorduğumda utanarka sırıttı.
"Evet" dediğinde öylece bakakaldım.
"Sorgulamıyacağım bile" dediğimde sevde kulağına telefonu götürdü.
"Alo"
"Alo sevde! Sevde nerdesiniz! İyimisiniz o it herif ordamı güzelim? İklim nasıl? " abimin sesi o korku doluydu.
"Berk biz iyiyiz merak etme şimdi çok vaktimiz yok sana konum atıcam çabuk gelmelisiniz"
"Tamam geliyoruz hemen dikkatli olun"
Sevde konumu hızlıca attıktan sonra telefonu cebine koydu.
Vakit kaybetmeden silahları elimize aldık ve merdivenlere yöneldik.
Sevde, "Bunları zombi dışındakilere kullanmak eğlenceli olucak" diye mırıldandı.
Merdivenleri teker teker çıkarken sonuna vardığımızda sol tarafımız salon olmalıydı. Oturan kişilerle göz göze geldiğimizde onlara fırsat vermeden silahlarımızı doğrultmuştuk.
Sevde, "Hadi canım yok artık ebesinin nikahı! "Diye sinirle gülerek konuştu.
"Bu şaka felan olmalı"diyerek gözlerimi kısarak dikkatlice baktım.
"Ah selam tatlım tesadüfe bak" dedi melisa bize yapmacık gülümsemesini sundu ve ardından el salladı.
Karşımızda şuanda karşı takım duruyordu. Evet avmde yarısıyla tanıştığımız ve kavga ettiğim kız melisa şuanda tam karşımızdaydı.
Hepsinde göz gezdirirken bilmem kaçıncı şokumuzu yaşıyorduk. Bunların burda ne işleri vardıki? Avm'deki tanıştığımız kişilere göre sayıları fazlaydı.
"Sizin burda ne işiniz var! " dedi sevde. Birkaç adım attım ve onlara yaklaştık.
"Sizi takımımla tanıştırayım" anlamak zor olmamıştı sesin sahibi ateşti. Evet karşımdaki yüzüme sırıtan pislik bizi aylarca ayakta uyutmuştu. Burdaki herkez bizim düşmanımızdı çünkü melisa ve ateşin düşmanıydık. Aslında başından beri aramıza sızmak için yalanlar üstüne yalanlar uydurmuştu. Bizde bunlara kanmıştık.
Etrafımızdaki ateşin adamlarına dikkatlice baktım. Hepsinde silah vardı ve sayıları fazlaydı. Başa çıkmamız zor görünüyordu.
Sevde öfkeyle,"Lanet olsun sizi aşşağılık herifler! " diye haykırdığı sırada önümde oturan melisanın boynunu kolumla sardım ve silahı kafasına doğrulttum.
"Mağdem senin takımın öyle olsun, o zaman sevgili takım arkadaşınız melisanın beynini patlamasını istemiyorsanız bizi serbest bırakın derim, hemen! " konuşurken özellikle sakin ve soğukkanlıkla konuşmaya özen gösteriyordum çünkü böylelikle Ateş'e ondan korkmadığımı ve sandığındanda güçlü olduğumu gösteriyordum.
Ateş tereddütle melisaya baktığında melisa kaşlarını çattı. Ateşten cevap gelmeyince silahın ucunu melisanın kafasına iyice bastırdım.
"Ateş bu kız delirmiş ne diyorsa yapsana hadi! " diye korkuyla bağırdı melisa.
"Tamam bırak onu" dedi bana tüm nefretiyle bakarken. "Oldu canım biz bıraktığımızda hemen tutun bizi dimi? başka? "Diyerek dalga geçtim.
"Yürü"
Melisa koltuktan kalktığı sırada aniden çeneme kafa atmasıyla geriledim. Elimden kurtulduğunda bana doğru savurduğu ayağını tutup ittirdiğimde melisa çığlık atarak yeri boyladı.
"Melisa diğerlerini al ve yukarı çıkın! "
Adamlar bize yaklaştığı sırada yakalanmamakta kararlıydık. Sevdeyle sırt sırtaydık ve adamlara sıkmaya hazırdık.
Gecenin karanlığını salonun ortasındaki şömine azda olsa aydınlatsada yeterli değildi. Doğru anı bekliyorduk. Yaptığımız tamamen çılgınlıktı. 15-20 adama kafa tutuyorduk. Abiciğim artık lütfen gelirmisiniz!
Ateş adamlara "Ne bakıyorsunuz saldırın ve yakalayın şunları! " diye bağırdığında anında koltuğun arkasına geçerek hepsine sıkmaya başladık. Silah sesleri havada uçuşurken adamların sayısı bitmek bilmiyordu. Bazıları yan koltuğa kadar yaklaştığı için kendimize başka bir alan bulmamız gerekiyor gibiydi. Ama şuanda koltuğun arkasından çıkarsak kesin olarak vurulurduk. Koltuğun üstünden bana doğru atlayan adamı gördüğümde çoktan üzerime düşmüştü. Elindeki bıçağı yüzüme doğrulttuğunda elıni tuttum ve var gücümle engellemeye çalıştım. Adam diğer eliyle bıçağı tuttuğu eline baskı yaptığında kafamı yana kayfırıp adamın elini bıraktım ve diz kapağımla bacak arasına bi tane geçirdim.
Kıvrılan adam yana doğru düştüğünde ayağa kalkmıştımki sevde aniden önüme geçtiğinde silah sesi duyuldu. Ardından omzumun kenarına yediğim kurşunla çığlık attım. Kollarıma düşen sevde tam göğsünden vurulmuştu...
"İklim.. " diye güzsüz bir ses çıktı ağzından.
"Hayır hayır hayır Sevde! Sevde lütfen dayan benimle kal! "
Sevde aniden öksürmeye başladığında gözlerimdeki yaşlar durmak bilmiyordu. Göğsündeki kanları gördükçe dahada titriyordum. Ben tir tir sevdenin kucağımdaki bedenine bakarken sevdenın güçsüz çıkan sesiyle iyice ağlıyordum.
"T-teşekkür ederim herşey için sen çok iyi bir dosttun... Seni seviyorum iklim...Abine onu sevdiğimi söyle ve benim için sakın üzülmeyin..."
"Bende seni seviyorum ama lütfen dayan! dayan iyi olacaksın güzelim..."
Gözüm sevdenin dışında hiçbir yeri görmüyordu. Onun dışındaki heryer kararmıştı...
Gözlerimden yaşlar akıyorken aralıksız bağırıyordum. Sevdeyi sarsıyordum ama çoktan bilincini kaybetmişti. Kapanan gözleriyle kucağıma düşen kafasını gördüğümde çağresiz çığlıklarım odada yankılanıyordu. Omzumdaki yaramı umursamadan bedenine sarıldığımda kafayı yemiş gibi bir ileri birde geri sallanıyordum. Nefessiz kaldığım için zorla sesli nefesler alıyordum. Sevdeye uyanması için yalvarışlarım hiçbir etki etmiyordu. Sevde uyanmıyordu!
Sevde uyanmıyordu...
Sevde uyanmıyordu...
Sevde uyanmıyordu...
Gözlerimin önünden geçen eski anıları hatırladıkça deliriyordum. Annemin ve babamı kaybedişim gözlerimin önüne geliyordu. Kanlı bedenlerine sarılıp sayıklayışım, onlara gitmemleri için yalvardığım gün bir an bile gözümün önünden gitmiyordu. Kalbim çok fena sıkışıyordu. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum...
Bu bölümde iklime kalp krizi geçirmediği için takdir ediyorum DĞWKSŞSŞĞSŞ


