İçeriğe geç

Ölüm virüsü

Bölüm 36 · 18 dk okuma

Ölüm virüsü

Bölüm 36

~31. Bölüm~

-Sabah-

Gözlerim pencereden yüzüme gelen güneş ışığıyla hafifçe aralandı. Gözlerimi birkaç kez kırpıp yavaşça kalktım. Yorganı üzerimden çekerken etrafta göz gezdirdim. Kuzeyin hayla uyuduğunu gördüm.

Bu adam uyurken bile yakışıklıydı lanet olsun bunu nasıl yapıyordu aklım hayla almıyordu! İçimden söylendikten sonra ayağa kalkıp uykulu gözlerle balkona doğru ses çıkartmamaya özen göstererek yürüdüm. Balkona çıktığımda dağılmış saçlarımı ellerimle düzelttikten sonra demirlere elimi koyup yaslandım. Denizin güzelliğini ve plajı izlemeye daldım. Temiz hava ciğerlerime dolarken çok geçmeden vanilya ve sigara karışımı kokusunuda duymamla belimi saran ellerini hissetmem bir olmuştu. Şaçlarıma hafif bir öpücük kondurup kafasını koydu.

"Günaydın"

"Sanada günaydın uyuyorsun sanıyordum"

"Küçük hanımefendinin yanımdan gittiğini hissettim diyelim"

Gülümsediğimde yanağıma bir öpücük kondurup arkamdan çekildi ve yandaki puflardan birine oturdu.

"Deniz çok güzel gözüküyor " dedi.

"Giremiyecek olmamız ne kötü "diye mırıldandım.

Ellerimi demirden çektim ve kuzeyin karşısındaki pufa oturduğumda kasığımda hissettiğim acı yüzünden yüzüm acıyla buruşmuştu. Bir küfür savurup hızlıca yerimden kalktım.

"Siktir buda neyin nesi!"

Kuzey bana endişeli gözlerle baktıktan sonra aniden gülmeye başladı. Kuzeye bakıp kaşlarımı çattım.

"Ne gülüyorsun komik birşeymi var?"

"Görünüşe göre birkaç gün boyunca bir yerlere oturamıyacaksın" dedi pis pis sırıtarak.

Neden oturduğumda bu kadar acı hissettiğimi daha yeni anlamamla sinirle kuzeye baktım"Kuzey seni ben varya! İt herif birde gülüyor gıcık! "Dediğimde kuzey gülerek ayağa kalktı ve odasına girdi.

"Kaç sen zaten" diye arkasından söylendim. Odasından çıktığında sinirle ayağımı yere vurdum. "Of ya ben napıcam şimdi tüm gün gerçekten ayaktamı bekliyeceğim!"

"Öff"deyip bıkkınca odama girdim. Giyinme dolabımı açıp yarım saat boyunca ne giyeceğime karar ver(eme)dikten sonra rastgele siyah bir şort ve uzun bir tişört alıp yatağıma koydum. Yaza girdiğimiz için burası bayıltıcı derecede sıcak oluyordu. Giyinip saçımı bağladıktan sonra tam kapıya yöneliyordumki boynumdaki izi görünce duraksadım. Evet kuzeyin boynumda bıraktığı izleri birisi görürse hiç hoş karşılanacağını sanmadığım için saçımı açıp izin kapandığına emin olduktan sonra işimi garantiye almak için masama doğru yürüdüm. Makyaj malzemelerimin durduğu kısımdan sağlam bir fondoten ve sünger alıp masamda duran aynaya bakarak izleri kapattım. Daha sonra saçlarımı tarayıp masamdan kalktım ve dışarıya çıktım.

Mutfağa geldiğimde kuzeyi göremediğim için garipsemiştim fakat belli etmemeye çalışarak sevdenin yanına gittim.

"Günaydınn" dediğinde gülümsedim.

"Sanada günaydın"deyip etrafa bakındım. Herzamanki gibi herkes masada oturuyorlardı. Buraya çabuk alışmıştık. Sanki hiçbirşey değişmemiş gibi arasın evinde elimizi kolumuzu sallayarak dolanıyorduk. Her neyse çok zaman geçmeden içeriye kuzey girdi ve masadaki yerini aldı. Gözlerim Elif'e kaydığında suratının beş karış olduğunu gördüm. Sevdede benimle aynı şeyi fark ettiğinde yanıma geldi ve tabakları alıyormuş gibi yaptı "Bu aralar çok garip davranıyor onu gördükçe içim parçalanıyor iklim..." dedi sessizce kulağıma fısıldıyarak.

"Son zamanlarda yaşadıklarımız belliki psikolojisini etkilemiş ve zamanla alışır sanırım..." dedim ona üzgünce bakarak.

Sevde üzgün bir şekilde hiçbirşey demedi. Masaya doğru yürüdüğümüzde Ateşin gözleri benim üzerimdeydi. Elimden geldiğince ona bakmamaya çalışarak sandalyemi geriye çektim va anlık dalgınlığımla sandalyeme oturduğum gibi yerimden sıçramam bir oldu.

"HASSİ-"diye bağırmamla herkesin bana şaşkın ve garip bakışları altında maruz kaldım.

Hass iyi bok yedin iklim aha şimdi sıçtınız!

Tamam sakin ol ve adam akıllı bişeyler uydur çabuk.

"Eheh şeyy boynuma bir kramp girdide ondan bağırdım, çok acıdı! Neyse beni boşverin birazdan geçer siz devam edin yok birşey"diyerek sahte bir şekilde burukça gülümsedim.

Boynuna krap girdiyse neden yerinden sıçradın salak hiç inandırıcı değil!

Herkes garip bahaneme hiç birşey demeden yemeğine devam ettiğinde sandalyeyle mistik bakışma yaşadık. Kuzeye baktığımda sanki bunların hepsi onun suçu değilmiş gibi rahatça kahvaltısına devam ederken içten içe ona bol bol bela okuyordum.

Abim"İklim boynun iyiyse otursana ayakta kaldın" dediğinde stresten gebermek üzereydim. Belli etmemeye çalışarak "Ben kendimi iyi hissetmiyorumda aç değilim siz yiyin" dediğimde ateş beni dikkatle izliyordu.

Nisa "Hergün hasta oluyorsun bu normal değil neyin var? Ve hiç odandna çıkmıyorsun. Gün boyu odanda durmanı tavsiye etmiyorum iktimciğim biraz bahçede oksijen alıp kafa dağıtabilirsin" dedi düşünceli bir tavırla.

"Boğazım acıdığı için iştahım felan kalmadı, ve sağol beni düşündüğün için"

Ateş "Büyük ihtimalle mevsim değişikliğindendir"dediğinde kuzey abime çaktırmadan Ateşe aşşağılayıcı bir şekilde baktı.

"Başımızda bir sahte doktorun olması nede hoş, ama sağol gerçeği hemen orda sana ihtiyaç yok" dedi nisayı gözleriyle işaret ederek. Harika bunlar hayla kavga ediyordu.

Ateşin bakışları kuzeye çevrildiğinde o kadar korkutucu ve vahşi bakıyorlardıki bir anlığına birbirlerini yiyeceklerini sandım. Hayır gerçektende birbirlerini boğazlıyacaklarını sandım!

"Senin ağzından hiç doğru birşey çıkmazmı" diyerek cevap verdi kuzeye.

"Sen daha onu bile beceremedin yiğidim" dedi kuzey ve gol oldu! Yani ayaklandılar ve birbirlerini yediler. Şaka şaka sadece bakışmaya devam ettiler ama her an birbirlerini yiyebilirler şahsen. Yada boğazlarlar bellimi olur :)

Ateş ve kuzey birbirlerine laf sokarken arada bana bakıyorlardı. Buda bence neden birbirlerine girmediklerini açıklıyordu.

"Tamam bi susun artık lan kavga etmeden duramıyomusunuz sizin sorununuz ne" diyerek abim olaya müdahele etti. Bense sandalyeme dayanmış elime çekirdek verseler dedikodunun dibine vuracak haldeydim. İkisi kavga ederken bense sadece film izlermiş gibi izliyordum. Sevde yanıma yanaştı ve oda benimle birlikte izlemeye başladığında güldüm.

"Bu şahıs olduğu sürece kavga etmemek münkün değil" dedi kuzey sert bir sesle.

"Laf sokan sensin ve şuanda benmi suçlu oldum? "

"Aranmassan laf sokmayız bizde"

"Ne aranması? arkadaşımın sağlığını önemsedim diyemi arandım yoksa kuzey"

Abim ikisinide susturacak bir uyarı yaptı. "İklimin sağlığı ikinizede kalmadı yani onun sağlığını önemsiyecek son kişiler bile değilsiniz o yüzden fazla yükselmeyin yoksa ikinizide bin parçaya doğrarım zombilerde fazlasıyla aç görünüyordu zaten" dediğinde havalanarak sırıttım. Naz bana sinirle baktığında onda döndüm ve gülümsemeye devam ettim. Benim için kavga etmeleeini kıskandığını biliyordum.

"Abim haklı beyler lütfen benim için kavga etmeyin"dedim gülümseyerek.

"Sen sus iklim senlede konuşucaz sanada sıra gelicek ve sen otursana artık" dediğinde sıyrılmak için yüzüme en masum ve sevimli gülümsememi takındım. Ve herzamanki gibi işe yaramıştı. Abim önüne döndüğünde sevdeye döndüm. Oda sandalyesinden kalkarak beni bahçeye doğru yönlendirdi.

"Size afiyet olsun biz bahçedeyiz"

Kimsenin bizi duyamıyacağı kadar uzaklaştığımızda sevde bana döndü. "Bak bu kavgaları çok hoşuma gidiyor ama üzülerek söylüyorumki sonu kanlı bitecek gibi görünüyor, kızım bunların ikiside cidden eğitimli ve çok güçlüler şaka bi yana birbirine dalsalar ki ileride sonları böyle olucak, ikisinden birisi sağ çıkamaz bile" dedi ciddi bir ifadeyle.

"Bundan banane napıyorlarsa yapsınlar" dediğimde sevde bana göz devirdi.

"Şaka yapıyorum sevde! "

"Her neyse bana bak sen ateşimi seviyorsun hayla? "

Kaşlarımı çatarak sevdeye baktım.

"Şaka yapıyor olsan iyi edersin sevde! Onunla herşey eskide kaldı"

"Eminmisin?" dediğinde ona gözlerimi diktim.

"Tamam tamam o zaman kuzey diyorsunn! Valla iyi adamı buldun iklim fırsatı kaçırır ve aptallaşırsan sakın birdaha benle konuşma tamammı! "

"Çok beğendiysen al senin olsun" dediğimde ona sırıtarak baktım.

"İklim salakmısın hayır olmaz ben başkasını-"sevde yanlışlıkla birşeyi ağzından kaçırmış gibi bana baktığında ona sorgulayıcı bir şekilde baktım.

"Sen başkasını ney? "

"Ben ee başkasını... Başkasını... İstemiyorum! Evet istemiyorum"

Tek kaşımı kaldırdım. "Sevde bana doğruyu söyle sen birinemi vuruldun? "

Sevde kaşlarını çattı ve gözlerini kaçırdığında yanakları çoktan kızarmıştı.

"Kim o? " dedim ona gülerek.

"Berk... "

"Hah tamam şimdi anlaşıldı hayırlı olsun düğün ne zamana? Pastalar benden"

Arkamızdan bize yaklaşan elifi gördüğümüzde gülümsedik. "Düğün yapıyorsunuzda benimmi haberim yok! " dedi.

"Öff elif sendemi! sadece küçük bir hoşlantı abartmasanıza! "

"Hıhı tabi öyledir" dedim dalga geçerek.

"Ee neler yaptınız felan"

"Gece mutfağa indiğimde abin orda oturuyordu ve öylesine sohbet etmeye başladık daha sonra ikimize kahve yaptım ve koltukta oturup konuşmaya başladık-"

Sevdenin sözğnü keserek "Söylesene hiç öpüştünüzmü" dedim. Sevdeye sevimlice sırıttım. Ve sinirlice kaşlarını çattı.

"İklim ne dediğinin farkındamısın sen gelsene buraya! "

Sevde üstüme doğru koşmaya başladığında anlamsızca gülerek koşmaya başladım. Mutfağa doğru yöneldim. İçeriye girdiğimizde abim, kuzey, doruk ve arasın oturduğu koltuğun arkasına geçtim.

"Dur dur aa yanlış anladın! "

"Buraya gel iklim! "

"Neler oluyor? "Dedi abim bizim soluklu halimizi gördüğünde.

"Abii! " dedim sevdeye bilerek zayıftan vurarak.

"Söylesene neden senin kız arkadaşın oluyor ve benim erkek arkadaşımın olmasına kızıyorsun! "Sevde yerinde buz kesilirken abim şaşkınca "Ne? " dediğinde gülerek kenardan sıyrılmak için aşşağı kattaki rastgele bir odaya girdim ve kapıyı kapattım.

"İklim seni bir elime geçireyim varya! " diye bağırdığını duydum sevdenin.

"Pardon ağzımdan kaçtıı! "

"Pardon kuzeyle üst üste düştüğünüz ağzımdan kaçtı"

Arkamda duyduğum sesle hemen arkamı döndüm ve karşımda oturan nazı görmemle duraksadım. İçimden tüm küfürleri sıralarken naz bana sinsice gülerek bakıyordu.

Gözlerimi kısarak naza baktım. "Demek abime öten sendin"dedim sinirli bir sesle.

"Abininde bilmesi gerekmiyormuydu?"

"Savaş istiyorsan savaşalım naz"

"Ah hayır savaşı isteyen ben değil sensin iklim. Kuzeyden uzak durursan seninle uğraşmayı bırakırım ne dersin? "

Yüzüme alaylı bir ifade takındım. Ve ona yakınlaştım. "Beni böyle tehtit edebileceğinimi sanıyorsun? Ah peki üzgünüm ama hayır"

Naz gülmeye başladığında hiçbir tepki vermeden ona öylece bakıyordum. "Tamam o zaman savaş başlasın... " dedi ve ayağa kalktı. Oturduğu koltuğu yere devirdiğinde naptığını anlamamıştım. Gürültülü bir ses çıktığında tekrar bana sinsice güldü. Daha sonra yere yattı ve bileğini eliyle tutup bir çığlık attı. Pislik...

"Napıyorsun sen salak? "

İçeriye diğerleri geldiğinde iç çektim. "İklim bana bağırma artık lütfen neden bana bu kadar sinirlisin anlayamıyorum! "Dedi ağlamaklı bir sesle ve gözünden bir damla sahte yaş süzüldü. Bir an burnuma geliyordu salakmısın ya diyeceğini sandım. Deseydi ne gülerdim ama!

"Neler oluyor nasıl düştün? " dedi aras ve abimle onun yanına gittiler.

"Bilmiyorum iklim odaya girdiğinde beni gördü ve koltuğu devirdikten sonra birşeyler söyleyip durdu kuzeyden uzak dur felan dedi. Beni yere ittirdi sanırım bileğimi burktum çok acıyor! "

Hepkesin bakışları bana döndüğünde durumu nasıl açıklayacağımı düşünüyordum. Dudağımı ısırdım.

"Hayır söylediklerinin hiçbiri doğru değil ve o yere felan ittirmedim sadece bana oynuyor"

"Yalan söylüyor gibi bir halimmi var? "

"İklim? "

"Doğruyu söylüyorum öyle birşey söylemedim tamamen saçmalık asla öyle bir cümlede kurmam tamammı! "

Naza yardım ederek ayağa kaldırdılar ve koltuğa oturtular.

"Çok acıyor! " dedi naz ayak bileğini tutarak.

"Bu kızı filme yollasak yalancılıkta 10/10luk iş çıkartır hayla acıyor diyor! "

Herkes bana birşey demiyordu ama azda olsa naz beni suçlu olarak göstermeyi başarmıştı.

Abim önüme geçti ve aşşağılayıcı bakışlarını naza yöneltti.

"İklim durduk yere böyle birşey yapmaz" dedi açık ve net bir şekilde. Naz sinirden şekilden şekle girerken nisa ona doru yürüdü ve burkulan ayağına baktı.

"Kızarıklık veya morluk yok" dedi.

Naz telaşla "Ama çok acıyor" dedi.

"Sadece burkulmuşta olabilir"

Ben bu işin hiçbir yere varmıyacağını anladığmda abimin arkasından çekilip kapıya doğru hızla yürüdüm. Bahçeye doğru yürüdüğüm sırada arkamdan abimin geldiğine işaret eden sesini duymamla yürümeye devam ettim. "İklim"

Tam bahçeye çıktığımızda abim benim bileğimden kavradı ve ona doğru dönmemi sağladı. Gözlerimin içine bakarken ben sürekli gözlerimi kaçırıyordum.

"Gel buraya... " deyip bana sarıldığında bende ona sıkıca sarıldım. "Senin yapmadığını biliyorum" dedi ılımlı bir sesle. "Nazın kuzey içinde yaptığını biliyorum"dedi ardından. " Bana doğruyu söyle iklim kuzeyi seviyormusun? Çünkü seviyorsan kuzeyi senden uzak tutmaya çalışamam"abim benden ayrılıp gözlerini bana yönelttiğinde bende ona baktım. Şimdi nerden çıkmıştı bu durduk yere? "Seviyor musun? " diye sorduğunda kafamı evet anlamında hafifce salladım ve utancımdan dolayı masum çıkan sesimi garipsedim. "Seviyorum... "

"Kuzeyinde seni sevdiğini gözlerinden okunabiliyor zaten" dediğinde aklıma takılan bir soru vardı.

"Peki beni kuzeyle ilişkimize neden kızıyordun? Durduk yere birşeyi istememezlik yapmazsın sen abi"

"Bak iklim kuzey her ne kadar yakın arkadaşım olsada seni kaybetmekten korktum. Sen benim hayatta kalan tek kişisin. Annem babam seni bana emanet etti ve kuzeyin yanında güvenli olamazdın."

"Ama niye?" dedim. O sebep neydide ben kuzeyin yanında güvenli olamıyordum?

Beni bahçenin biraz daha ilerisine kimsenin duymaması için götürürken aklımda binlerce soru vardı. "Çünkü kuzey suikastçı ve peşinde olan birsürü hayatta kalan düşmanları var, koz olarak seni kullanırlar en sevdiği en değer verdiği kişiyi. Bu işler böyle yürür iklim ve sana zarar gelicek diye ödüm kopuyor..."dediğinde vicudumu korku sarmıştı ve dilim tutulmuş tek bir kelime dahi edemiyordum. Beynimdeki yapboz parçaları yerine şuanda oturmuştu.

"Karşı takım... Hani şu geçen araba galerisindeki baskını hatırlıyormusun? Adamları araştırdığımda onlarda kuzeyin düşmanlarıydı." gözlerim fal taşı gibi açıldığında beynim zonkluyordu.

"Demek ondan o gün beni nişan almışlardı... " dedim zar zor konuşarak.

"Evet..."

"Hani türkiyenin işinde en iyi olan, sürekli polislerin peşinde olduğu ama bir türlü bulmadığı ve takma adı gecenin efendisi olan suikastçısı vardıya bi ara bütün haberler onu konuşuyordu hatta"

Nefesimi tutmuştum. İstemsizce yapmıştım. Hayır o cümleyi söyleme abi aklımdaki şey olamaz. "O kuzeydi" NE! YOK ARTIK!

Dilim tutulduğu için konuşamıyordum. Ağzımı açıyor tam birşey diyecekken vazgeçip kapatıyordum. Şaka yapıyor olmalıydı. Ama kuzeyin bu kadar silah kullanımında ve dövüşte usta olmasının nedeni suikastçılığından olması çok mantıklıydı. Normal bir insan o kadar haraketi öğrenemezdi...

"İklim karar tamamıyla senin. Nazın seni böyle suçlaması ve kuzeye yakınlığına deli gibi sinir olduğunu biliyorum. Ve bunu göz ardı edemem istediğini yapmakta serbestsin" dediğinde ne yapıcağımı bilmiyordum.

"Ve birşey soracağım nazla tam olarak noldu? "

"Sevdeden kaçtığım sırada bir odaya girdim ve arkamda naz varmış. Beni kuzeye olan yakınlığımı bitirmezsem kötü şeyler olacağını söyledi ve bende reddedince kendini yere attı..."

"Peki ben nazı senden uzaklaştırırım sen onu dert etme. Şimdi gidiyorum bi diğerlerine bakiyim. "

"Görüşürüz abi"

"Görüşürüz"

Abim uzaklaşırken içeriye girmek için yönelmiştimki kuzey çoktan yanıma geliyordu.

"İyimisin merak ettim" dediğinde gözlerimi kısmış ona bakıyordum.

"Evet iyiyim gecenin efendisi sen nasılsın?" Dediğimde yüzü donmuş bir şekil aldı. Öylece gözlerime bakarken hiçbirşey diyemiyor gibiydi.

"Sen bir katilsin hatta hatta türkiyenin en usta suikastçısın ve bundan daha yeni haberim oluyor nasıl olmamı bekliyorsun kuzey? Ah pardon gecenin efendisi demem lazımdı benim hatam"

"Sana anlatıcaktım... "

"Ne zaman anlatıcaktın kuzey ne zaman?"

"Bak iklim göründüğü gibi değil"

"Ne yani şimdi bana inkarmı ediceksin?"

"Korktum. Senin benden uzaklaşmandan korktum çünkü benimle güvende olamıyacağını düşünebilirdin yada korka bilirdin yada ne bileyin istemezdin beni"

Kuzeyin gözlerine baktığımda ona kızgındım.

"Alındım ya neden daha önce suikastçı sevgilisi olduğumu söylemedin küstüm! "

Kuzey rahatlamış gibi bir nefes verdiğinde güldüm. Bana yüzünü yaklaştırdığında geri çekildiğimde kaşlarını çatmıştı.

"Beni öpmeni yasaklıyorum birdaha beni öpme" dedim ellerimi göğsümde birleştirerek.

Kuzey elimden kavradığı gibi kendine çektiğinde göğsüna düşmüştüm. Kafasını eğdi ve dudaklarını dudaklarımla birleştirdi. Diğer eli belimi kavramıştı. Anın şokunu yaşıyorken geri çekildi ve sağ dudağının kenarını kıvrarak bana baktı.

"Birdaha seni öpemezmiyim? "

Ve beni birdaha öptü. Birkaç saniye sonra tekrar dudaklarımsan ayrıldı ve "Ne yani hiçmi öpemiyeceğim? " dedi ve tekrar öptü. Bense vicudum adeta uyuşmuş gibi öylece donakalmıştım.

"Öpemezmiyim? " dedi tekrardan beni öptü. Gülerek geri çekildiğinde yalandan dudağını büzdü. "Öpmiyimmi?" dedi ve tekrardan öptü...

"Şimdi birdaha söyle seni öpmiyimmi? "

"Tamam tamam öpebilirsin... " dediğimde küçük bir kahkaha attı ve zevkle gülümsedi.

"Delirtiyorsun beni kadın" dediğinde kaşlarımı çattım. Kuzey yakışıklı gülümsemesini bana sunuyorken devam etti "Sende beni delirtiyorsun ama sinirden! "

"Ama yüz ifadeni görmen lazım çok iyi" dediğinde göz devirdim. "Senin suikastçı olduğundan şüphe duymaya başladım açıkcası"

"Bende senin çocuk olduğundan şüphe duymaya başladım davranışların normal değil sarı kafa"

Yürürken kaşlarımı tekrardan çattığımda kuzey kahkaha attı. "Bak gine yaptın! Kızdırıp durmasana beni ya gıcık! "

"Seni kızdırmak için doğmuşum sanırım"

Kuzeyle tan havuzun kenarından geçerken ona baktım ve sinsice sırıttım.

"Bu sırıtışı biliyorun aklından neler geçiyor senin? " dediğinde kuzeyin omzundan havuza doğru ittirdiğimde düşerkenki yüz ifadesi çok komikti! Ben kahkahalara boğulurken kuzey suyun yüzeyine çıktı ve elini tan ayağımın olduğu kısıma koyarak tutundu.

Bana kaşlarını çatmış bakıyorken ona doğru eğildim ve sırıttım. "Pardon elim çarptı egoist! "Diyip kıkırdadığım sırada kuzeye elimi uzattım.

"Bana sarı kafa demeden bir daha düşünürsün artık napalım?" dediğim sırada kuzeyde gülmeye başladı. Ben ne olduğunu anlayamadan ona uzattığım elimi kavradı ve benide havuza doğru çekti. Suyun içine düştüğümde nolduğunu anlayamamıştımki hızlıca suyun yüzeyine doğru çıktığımda boğazıma kaçan su yüzünden kafamı çevirip öksürmeye başladım. Kuzeyin omuzlarından destek alırken ayaklarımı ona ahtapot gibi sarmıştım çünkü o zemine değebiliyorken ben zemine ulaşamıyordum. Kuzeyin elleri belimi sardığında vicudum ürpermişti. Her teması aklımı başımdan alıyordu.

"Artık gülme sırası bende" sinirle kuzeye döndüğümde bir gözlerimin içine birde dudaklarıma bakıyordu. Çevreyi kontrol ettikten sonra bana döndü. Yüzümü biraz daha ona yaklaştırdığımda oda yavaşça bana yaklaştı ve burun burunayken sigara kokusunu daha net alabiliyordum. Sessizce mırıldandım. "Şu sigarayı bırakırmısın artık? Boş işler bakanlığı gibisin" dediğimde gülümseyip gözleri dudaklarıma kaydı.

"Güzelim isterse bırakırım" dediğinde güldüm.

"Sarı kafadan güzele geçiş, iyiymiş" dedikten sonra dudaklarımızı birleştirdi. Birkaç saniye öpüştükten sonra geri çekildim.

"Kesin fondötenim aktı! "

"Makyajmı yapıyordun? " dedi biraz şaşkınca bana bakarak.

"Bugün yapmam gerekti" dediğimde boynumu göstermemle güldü. Kuzey yavaşca suda ilerledi ve beni havuzun kenarına oturttuktan sonra oda havuzdan çıktı. Yüzümü buruşturup yerimden kalktım.

"Pardon unutmuşum" dediğinde "Sorun değil" deyip şaçlarımla boynumu kapatmaya çalışıyordum.

İçeriye doğru yürüken sırımsıklak olmuştuk. İçeriye girmeden yukarıya çıkacak olan nisa bizi gördüğünde duraksadı.

"Bu haliniz ne böyle? "

Ve ardından arasta geldi.

"Naptınız siz ne bu hal? Yere su damlıyor lan daha orları yeni silmiştim! "

"Kuzeyi suya ittirdim çünkü bana sarı kafa dedi suçumu kabulleniyorum" deyip ellerimi havaya kaldırdım. Kuzey güldü ve oda benim gibi ellerini kaldırdı"bende iklimi tutup havuza çektim suçumu kabulleniyorum "dediğimizde aras kargo kaşlarını çattı. Evet artık arasa içimden aras kargo diye seslenmeye başlamıştım!

"O zaman alın size ceza" dedi ve paspası işaret etti. Hepimiz kıkırdaşırken tek gülmeyen nisaydı. Gözü kuzeyin üzerindeydi.

"Tamam ama ilk önce üstümüzü değiştirelim, izininizle biz kaçar" deyip yukarıya çıktık.

(Yazarın anlatımıyla)

Nisa yukarıya çıkan kuzeyle iklimin arkasından bakarken "Biz... " diye mırıldandı. Aras ona bakarken neden öyle söylediğini anlayamamıştı. Nisanın yüzü gözü solmuştu ama belli etmemeye çalışıyordu. "İyimisin? " diye sordu aras ona sorar gözlerle bakarken. Nisa kendini toparlayıp ona gülümsedi. "Evet iyiyim sadece şaşırdım ben yukarıdayım görüşürüz" dedikten sonra merdivenleri çıktı.

(İklimin anlatımıyla)

Üzerimi değiştirdikten sonra odamdan çıktım ve yavaş yavaş yürürken abimin odasından gelen bir eşyanın düşme sesiyle duraksadım. Birkaç saniye hiçbir ses gelmeyince merak edip odanın kapısını açtığımsa sevde ve abim bana döndü. Abimle sevdenin yüzleri çok yakındı. Uhm sanırım öpüşeceklerdi. Sevde hızlıca gerileyio gözlerini kaçırdı. Onalara uzaylı görmüş masum köylü gibi bakarken abim kaşlarını çattı.

"İklim senin geleceğin zamanlamayı sikeyim canım kardeşim"dediğinde sırıtarak ona baktım.

"Ne demek canım görevimizdir her zaman" dediğimde abim eline yatağındaki yastığı alıp bana fırlattığında gülerek kenara çekilip kaçmıştım.

"Pardon ben gelmemişim gibi devam edin siz ben hiçbirşey görmedim duymadım bilmiyorum! " deyip odanın kapısını hızla kapattım ve kuzeyin odasına yöneldim. Kapısı açık olduğu için içeriye girdiğimde ayakta olan kuzeyi gördüm.

"Tamda aşşağıya iniyordum"dediğinde yürümeye başladık. "Yerleri temizlemesek aras kargo bizim ağzımıza edermi" dedim şirşirince sırıtarak. Kuzey şaşkınca bana baktığında arasa yanlışlıkla aras kargo demiştim.

"Aras kargo mu? Güzel espiriymiş" dedi gülerek.

"Pardon içimden ona öyle sesleniyordumda aklıma takılmış"dedim ve kıkırdadım.

"Nolucak canım en fazla kapının önüne koyar"dediğinde oda gülmüştü ve merdivenlere varmıştık.

"Çok romantik bir şekilde ölürdük böyle yanyana ne güzel" dediğinde kıkırdadım

"Oha daha ne isteye bilirdimki! güzel ölüm şekli hemde romantik! En güzelimden! "Dediğimde kuzeyde gülmeye başladı.

Aşşağıya indiğimizde elimize ikişer paspar aldık ve yerdeki su damlalarını hızlıca silmeye başladık. İşimiz 5 dakikada bitmişti. Hem üst katı hemde alt kattaki suları sildikten sonra kuzeye döndüm. Üst koridordaydık ve gözüm ilerideki pencereden dışarıya kaydığında güneşin batmak üzere olduğunu gördüm. Cebimdeki telefonumu elime aldığımda tamda düşündüğüm gibi ilerliyordu herşey. Aklıma birşey gelmişti ve gözlerim neşeyle parlamıştı. Gülerek kuzeye bakarken "Aklından gine neler geçiyor senin? " demesiyle elinden tuttum ve elimizdekileri bir kenara koyduktan sonra kuzeyi merdivenlerden sürüklemeye başladım.

"Dur iklim düşücez nereye! " demesini aldırış etmeden onu mutfağa kadar çekiştirdim ve mutfağa geldiğimizde kuzeye gülümseyerek döndüm.

"Ee napıcaz? " dedi kuzey bana bu çocuksu halime gülerek bakarken.

"Birlikte yemek yapıcaz! Akşam yemeği. Umarım güzel yemek yapıyorsundur" dediğinde kuzey bilerekten dudağını büzdü. "Napıcaz ya tüh! ben hiçte yemek yapamamki" dediğinde ona göz devirdim.

"Hadi hadi gevezeleşme ne yapalım? En hızlı ve kolay makarna ve yapabiliriz"

"Hmm bence... "

***

"Bitti! " dedim önümdeki pastanın süslerini koyduktan sonra. Yemek işini hallettikten sonra pasta yapmaya karar vermiştik. Hem fazladan zamanımız vardı çünkü bizimkiler bahçede kuzeyin söylediğine göre dc felan oynuyorlarmış.

"Çok güzel oldu" dedi kuzey bana bakarken. Daha sonra bana yaklaştı ve dudağımın kenarındaki kalan krem şantiyi yaladı ve geri çekilip hafif kızarmış yanaklarıma baktı. "Küçük hanımefendi utandımı yoksa banamı öyle geldi"

"Ne alaka ya sus ben diğerlerini çağırmaya gidiyorum"dediğimde bir adım atmamla kuzey önüme geçti. Afallayıp ona baktığımda " Ben çağırırım sen yorulma"dediğinde kuzeye güldüm ve "Niyeki? Saçmalama niye yoruliyim ki" deyip kuzeyi geçmeye çalıştığında izin vermedi.

"Hadi ama iklim bak daha pastayı buzdolabına koymamışsın? " dediğinde anlam veremeyerke güldüm ve daha fazla uzatmamak için "Tamam öyle olsun madem" dedim. Kuzey bahçeye yöneldiğinde tezgaha doğru yürüdüm ve pastaya baktım.

Çok güzel görünüyordu! Bunu yaptığımıza inanamıyordum hayatımda yaptığım en iyi pasta olabilirdi.Pastayı alıp buzdolabına koydum ve bizimkiler içeriye girdi.

"Ooo bunları sizmi yaptınız harika görünüyorlar" dedi abim sofraya bakarken. Ardından sevdede makarnaya bakarak güldü. "Çok zor bir yemek yapmışlar baksana çeşit çeşit ben yapamazdım açıkcası" dediğinde abim kıkırdamıştı.

"Bak bak bak bak yemeği buldunuzda birde beğendiremiyoruz! Bir günde sizde yapın madem çeşit çeşit görelim sizi" dediğimde masaya oturmuştuk.

***

Yemek bittiğinde hep beraber masayı toplamıştık. Gerçi naz böbürlenip hiçbir yardım etmeden kalkıp gitmişti.

"Ben bahçedeyim" dediğimde elif ve doruk bana bakarak "dur! " demişti aniden. Ardından elif konuştu"Yani sen odana çık biz birazdan parti yapalım diyorum bahçede hazırlana koy"

Onlara garipce bakarken "bugün sizde birşeyler var ama çözmüş değilim" dedim. "Tamam odama gidiyorum" dedim ve odama doğru yöneldim. Olanları sorguluyarak odama girdim ve kapımı kapattım. İçeriye bakındığım sırada bir gariplik sezmiştim. Nedenini bilmiyordum her zamanki gibi sessizdi ama garipti. Dolabıma doğru yöneldim. Elimi yavaşça kapağa doğru uzattığım sırada ışıkların kapanmasıyla arkamdaki kişi elimi kavrayıp beni sertçe boynuma birşeyle vurduğunda daha ne olduğunu kavrayamamıştım. Boynumda hissettiğim acı yüzünden ağzımdan tiz bir ses çıkmıştı. Hemen ardından ben daha karşılık veremeden karnıma gelen tekmeyle dengemi kaybedip yere düşmüştüm. Siktir...

Hızlıca eğilip ağzımı ve burnumu kapatan bezi görmemle nefesimi tutmuştum.

"Uyuma vakti..." demişti gülerek. Arkamdaki kişi ben kendisine çekip boğazımı eliyle tutmuştu. Boynumdaki acı yüzünden gözlerim kapanırken daha fazla dayanamyıp nefes almıştım.

Oda karanlık olduğu için yüzünü göremiyordum. Gözlerim hafiften kararmaya başlamıştı bile. "Neden..." diye fısıldamıştım gözlerim kapanmadan hemen önceki fısıltı halinde zarzor çıkan sesimle.

Cevap vermemişti. Ve artık gözlerim tamamen kararmıştı...

Selamm bu bölüm nasıldıı? Sizce bu gizli kişi kim olabilir? Yorumlarınızı bekliyorumm

Bölüm sonu

8 yorum

  • Ya İklimin doğum günüydü pastada o yüzdendi ama iklim kimseye söylemedi bilerek... Ve onlarda zaten biliyorlardı o yüzden iklimi sürekli bahçeden uzak tutuyorlardı... Ama şuda ola bilir, kuzeyin düşmanları. Peki eve nasıl girdiler?.. aaaaa bi dakika ya nisaysa?😳 Galiba kuzeyden hoşlanıyordu ve İklimlede görünce baya bozulmuştu ama abartırmıydıki o kadar

  • Gizli kişi bence kuzeyin düşmanlardan biriydi ama ben hâlâ kuzeyin o yaptığını aşamadım sanırım 1-2 gün etkisinde kalacağım ama kitap mükemmel❤️

  • Gizli kişi bence kuzeyin düşmanlardan biriydi ama ben hâlâ kuzeyin o yaptığını aşamadım sanırım 1-2 gün etkisinde kalacağım ama kitap mükemmel❤️

  • Gizli kişi bence kuzeyin düşmanlardan biriydi ama ben hâlâ kuzeyin o yaptığını aşamadım sanırım 1-2 gün etkisinde kalacağım ama kitap mükemmel❤️

    1Yanıt