İçeriğe geç

Ölüm virüsü

Bölüm 34 · 12 dk okuma

Ölüm virüsü

Bölüm 34

~29. Bölüm~

Ve böylelikle ara bölümler bittii hayırlı uğurlu olsun dğwkaşdkdldll)

Doruk bir küfür savururken öylece bakakalmıştık. Elif gerçektende ısırılmıştı ve hepsi bizim şuçumuzdu. Üstelik elimizde panzehir bile yoktu.

"HASSİKTİR! "

"Ölmek istemiyorum... Ölmek istemiyorum... Ölmek istemiyorum... " diye hıçkırıklar içinde ağlarken elindeki zombi ısırığı kanıyordu. Nisa hemen elifin yanına atıldı ve yarayı inceledikten sonra at kuyruğu yaptığı saçındaki tokayı hızlıca alıp elifin koluna bağladı.

"Kan akışını yavaşlattım, zombiye dönüşmemesi için kolunu kesmekten başka çağremiz yok gibi görünüyor. Keskin birşey lazım ve yardım seti! " dediğinde sevde elifi sakinleştirmeye çalışıyordu. Ama elif çıldırmış gibi ağlıyor ve bağırıyordu. Abim ise nisanın dediği şeyleri bulmaya gitmişti.

"Ölücekmiyim! "

"Hareket etmemen lazım haraket edersen kan akışın hızlanır! " dedi nisa elifin gözlerinin içine bakarak ama şuanda elif hiç nisayı duyuyor gibi görünmüyordu. Doruk elifin ellerini tuttuğunda elif hıçkırıklar içinde sesli nefes alıyordu. Sevdeyi tutup kendime doğru çektim. Elif bir sevde birde bana baktığında kalbimde bir sızı hissetmiştim.

"İklim... Sevde... " dedi nefes nefese sakinleşirken. Biz ise onun konuşmasını sessizce bekliyorduk...

"Eğer ölürsem..." demiştiki sevde ona doğru atıldı ve itiraz etti.

"Hayır elif sus sen ölmiyeceksin tamammı çıkart o düşünceyi aklından yemin ederim kurtulduğunda seni çok pis pataklarım! "Demesiyle elif halsizce gülümsedi.

"Siz bana bu dünyadaki verilen en iyi arkadaşlarımsınız ve hepinize hayatımda olduğunuz için teşekkür ederim iyiki hayatıma girmişsiniz... "

Abim elinde yardım çantası ve testereyle geldiğinde sevde gözyaşlarına boğulmuştu.

"O... One için! " dedi elif korkuyla kekeleyerek.

Abim "Nisa ve doruk dışında herkes uzaklaşsın! " diye bağırdı ve nisa elifin ensesine sertçe vurarak onu bayılttı...

Nehir'i kuzey uzaklaştırdığını gördüğümde sevdeyi elifin ordan çekmeye çalıştım ama elifi bırakmıyordu.

"Hadi sevde gitmemiz lazım"

"Hayır! ben elifi bırakamam! "

"Sevde hadi gidelim abimlerin işini zorlaştırırsan elifi kurtaramazlar"

Sevde isteksiz isteksiz kafasını sallayıp ayağa kalktığında elini ve mianın kafesini tuttuğum gibi zar zor bizimkileri takip ettim. Sevde sürekli elifi sayıkladıkça dudağımı ısırıyordum. Önden diğerleri bir odada durduklarında daha fazla dayanamayıp duvara yaslanarak yere oturdum. Sevde yanıma oturup kafasını omzuma gömdü. Gözlerimin içi dolmuştu ama ağlamamalıydım.

Sakın ağlama iklim o iyi olucak...

Sakın ağlama iklim o iyi olucak...

Sakın ağlama iklim o iyi olucak...

İçimden sayıklayıp dururken başımı tavana çevirdim ve gözlerimi kırpıştırıp gözlerimin dolmasını bi süre gidermiştim. Elimi sevdenin saçlarına koydum ve okşamaya başladım. Aklıma sürekli kötü senaryolar gelip duruyordu ve bunların bir sonu yok gibiydi. Elifide kaybetmekten çok korkuyordum. Diğer kişilerin sonu gibi onunda ölmesi düşüncesi gözleri her saniye dolduruyordu. Elifte ölemezdi. Hayır bizi bırakıp gidemezdi. Dayanması lazımdı...

"Geçecek... " diye fısıldadım sevdeye azda olsa onu sakinleştirmek için. Ama hayır, hiçbirşey geçmiycek.

Sevde bir süre sonra kafasını kaldırarak kırmızı gözlerle bana baktı "Elifide kaybedemeyiz hayır buna izin veremem o da ecrin gibi gitmemeli! burda çaresizce oturmaktan başka birşey yapamıyoruz lanet olsun neden ya neden! " diyerek sertçe eliyle yere vuracakken ani reflexsle onun elini kavrayıp engelledim ve direk gözlerim sevdeye çevrildi.

"Aptallaşma sevde napıyosun!"

Sevdenin gözlerinden bir damla daha yaş düştüğünde "Elif orda acı çekiyor... " dedi tiz bir sesle.

"Ama zombiye dönüşmemesi için... "

"Nerden biliyorlar ya işe yaramazsa! "

"Nisa doktordu sevde unuttunmu? Ve başka çaremiz yokki! "

Sevde donuk bir yüz ifadesiyle öylece bana yaklaşık 10 saniye baktıktan sonra dizlerini kendine çekti ve öylece dalıp gitti.

Önüme çaresizce döndüğümde karşımda oturan ateşin bana baktığını fark ettim fakat ona bakmadım bile. Herkes oturmuş öylece bekliyordu. Çünkü yapacak başka birşey yoktu ve gerçektende çok yorulmuştuk ve yıpranmıştık.

Kafamı ayaklarıma yaslayıp gözümün önüne gelen bir ton anımızı düşünmeye başladım. Mutlu anılarımızı... Üzgün anılarımızı... Korktuğumuz veya eğlendiğimiz anılarımızı düşünürken gözlerimi kapatmıştım ve sanki şimdi o anılarımızı yaşıyor gibiydim...

***

Gözlerim odadan gelen ayak seslerinden yavaşça açıldığında belli etmeden hafif kafamı kaldırdım. Kuzeyin odadan çıktığını gördüğümde biraz göz gezdirip tekrar geri yattım. Herkes uyuya kalmıştı. Mia bile uyuyor gibiydi. Sevdenin omzumda uyuduğunu fark ettim. Sanırım uyurken omzuma doğru düşmüştü. Ve ortalıkta ne abim ne nisa ne doruk nede elif vardı.

Tam gözlerimi tekrardan kapattığımda gine bir tıkırtı duydum. Birkaç saniye hiç umursamadan yerimden kıpırdamamıştım. Hayla uyku sersemi gibiydim. Daha sonra hafiften mianın kafesine doğru baktığımda kafesin açık olduğunu fark ettim. İyide demin baktığımda kapalıydı? Saçlarımı önümden çektin ve tekrardan baktığımda içeride miada yoktu. Benmi demin yanlış görmüştüm yoksa? Derken dışarıdanda birşey düşmüş gibi ses geldiğinde panikledim. Gözlerim kapıya kaydığında kapıda açıktı! Mia ya zombilere doğru gitmiştiyse! Bir günde iki şeyi kaybedemezdim!

Sevdenin kafasını elimle omsumdan kaldırdım ve diğer tarafa doğru uyukladığında hızlıca ayağa kaldım. Ses çıkartmamaya çalışarak açık olan kapıdan çıktım. Koridorun bir kısmı camdan gelen ay ışığıyla azıcıkta olsa aydınlanıyordu. Diğer tarafı ise karanlık olduğu için oraya gideceğini pek sanmadığım için sol tarafa yöneldim. Ardından sağa döndüm ve aydınlanan koridordan yürüdüm. Burada birsürü odalar vardı. Camdan dışarıya baktığımda dişarıdaki zombilerin hayla öylece gezindiklerini gördüm. Ah bir dakika ben neden mal gibi yürüyorum ya karşıma zombi çıkarsa! Ah iklim gerçekten aptalsın ya..

Belimdeki yerini koruyan silahımı elimle aldım ve mermisini kontrol ettim. Şuanda 2. Kattaydım ve burası gerçektende çok büyüktü. Kendime gelerek daha dikkatli bir şekilde koridorda yürürken bir taraftan odaları kontrol ediyordum. İlerideki merdivenlerden bir tıkırtı sesi duymamla hızlıca kafamı o tarafa çevirdim ve silahımı doğrulttum. Görünürde hiçbirşey yoktu ama ginede yavaş adımlarla her an karşıma birşey çıkacakmış gibi tedbirli yürüyordum. Merdivenlerden çıkmadan sağ tarafı kontrol ettim ama koridor bomboştu.

Merdivenlerden çıktıktan sonra sağ taraftaki çatıya çıkan biraz aralıkla açık olan kapıdan geçen bir kuyruk gördüğümde mia olduğunu anlamıştım. Yürüyerek göz ucuyla gizliden etrafa bakındım. Mia yavaşça yürüyerek biraz solda durak kişiye doğru gidiyordu. O kişinin yüzünü göremediğim için kapıya biraz daha yanaştım fakat gine görememiştim. Mia neden birilerine gidip duruyordu!

Elindeki sigarasından bir duman alırken adam miayı fark etti ve kafasını okşadı. O kişi arkasını döndüğünde panikleyip geri çekiliyim derken kendi ayağıma takılıp dengemi kaybettim ve kapıya doğru düştüm. Sakarlığın sırasımıydı şimdi ya!

Kolumun üzerine düştüğüm için acıyla koluma bakarken bana yaklaşan adım sesleri durmuştu. Elimle yerden destek alıp oturduğum sırada önümde duran kuzeyi gördüm.

"İklim"

Yüzüne dökülmüş saçları çok hoşuma gidiyordu. Gözleri bana sorar gibi bakıyorken altındaki hafif morluklardan yorulduğu belli oluyordu. Kuzeyi incelemeye dalmışken kuzey bana tekrar seslenmişti.

"İklim"

"Kuzey"

"Neden burdasın, yerde"

Gözlerimi kaçırarak hızlıca bir yalan uydurdum. "Ah ben yerdeyim değilmi, yani şey mia yoktu ve öylesine geziniyordum yani onu arıyordum ve... Yere düştüm"

Kuzey gülümseyip bana elini uzattı. Onun eline bakarken "Beni izlediğin içinmi yere düştün? "Dediğinde elini tutup ayağa kalkmıştım.

Kaşlarımı çattım "Hayır tabikide neden seni izleyeyimki saçmalama sadece ayağım birşeye takıldı çıkarken! "

"Hmm yani ondanmı ben baktığımda geri çekilirken takıldın? " dedi keyifle.

"Kuzey benimle uğraşmayı kesermisin, neyse işte sadece miayı alıp gidiceğim bu kadar"

Sonkez bana bakıp arkasını döndü ve bir sigara daha yakıp gökyüzünü izlemeye başladı. Mia bana baktıktan sonra yanıma doğru geldi. Bacağıma sürtündüğünde eğilip kafasını okşadım.

"Doruklar bizim yanımıza gelmişti fakat sen uyuya kalmıştın. elifin iyi olduğunu söyledi, onun için merak edersin diye söyliyeyim dedim"

"Peki şuan nerdeler?"

"Elif daha uyanmadığı için hayla aşşağıdalarmış"

Kafamı hafifçe salladığımda kuzey tam önüne dönmüştüki birşey görmüş gibi hızlıca beni kendisine çektiği gibi şiddetli bir silah sesi duyuldu. Yere eğildiğimiz sırada olanlara anlam verememiştim. Kuzey kafasını kaldırıp silahıyla sıkıp geri eğildi ve aniden terasın tam orsanına birşey fırladı.

"İKLİM KOŞ! "Miayı kucağıma aldım ve kuzey elimden tuttuğu gibi kapıya kadar hızlıca koşturduk. O şey büyük ihtimalle bombaydı. Tam kapıdan girdiğimizde bomba patladı ve kuzeyle birlikte yere çömelip kafamı tuttum. Ve kuzey hiç zaman kaybetmeden beni merdivenlerden çekiştirirken soru sorup duruyordum.

"Neler oluyor? O ateş edende kimdi? Neden beni vurmaya çalıştılar? Niye bizi öldürmeye çalışıyorlar? Kuzey cevap versene! "Deyip merdivenlerin sonunda kuzeyi durdurdum.

"Şimdi sırası değil burdan bir an önce çıkmamız lazım tamammı? " dediğinde sağımız camla kaplı korikordan koşarken arkamızda kalan camlar kurşunla taranarak kırılmaya başladığında kuzey bir küfür savurdu bense çığlık attım. Dahada hızlı koşarak koridorun sonundan sola döndük ve kurşunları atlattık. Bizimkilerin olduğu odaya girdiğimizde kimsenin olmadığını gördüğümüzde lanet okuyordum.

"Neredeler! "Dediğim sırada aşşağıdan çatışmalı silah sesleri duyuldu.

"Artık öğrenmiş oldun" dedi ve tekrar korifordan koşmaya başladık. Sağımızdaki merdivenlere yöneldik ve aşşağıya hızlıca indik. Kuzey silahını eline aldığında aşşağıdaki çatışma sonlanmış gibiydi. İleriden gelen abimi gördüğümüzde ona doğru yürüdük.

"Berk! " dedi kuzey.

"Bende sizi aramaya geliyordum nerdeydiniz aklım çıktı! Saldırıya uğradık karşıdaki takım eskiden avmde karşılaştığımız cocuklar gibi gözüküyor, yanlarında birkaç kişi daha var. Yarısını hallettik. Şimdi bizimkiler arabaların oradalar hadi! "

"İyide ne istiyorlarki? "Dedim.

"İnanki bilmiyorum abim ama bunların deli olduğu kesin"

"Onlar deliyse bizde zır deliyiz" dedi kuzey abime bakarak.

Arabaların oraya girdiğimizde elifi görmemle hızlıca arabaya gittim. Kapıyı açtığım gibi miayı elifin yanına koydum ve ona saniyelerce sımsıkı sarıldım. Fakat o hayla uyanmamıştı. Saçlarına elimi koyup "Elif.. " dediğimda yanına oturan nisa bana döndü. "O hayla narkozun etkisinde uyuyor iklim"dediği sırada abim "Hadi gidiyoruz arabaya bin iklim" dedi.

Gözüm motorlara kaydı. Abimler arabaya bindiği sırada "Ben motorla daha hızlı gidebilirim siz gidin"dedim ve motora binip üstündeki kaskı aldım.

"İklim saçmalama çok tehlikeli" dedi abim arkamdan.

Kaskı takmadan önce abime göz kırptım. "Ben hallederim" kaskı taktığımda abim kafasıyla onayladığında kuzeyde arabaya binmeden kapısını kapattı ve yanımdaki motora bindi.

"Onu ben korurum" dediğinde abim arabaya bindi bense kuzeye bakıyordum.

"Napıyorsun? Beni korumana ihtiyacım yok kendimi koruya bilirim" dediğimde kaskını takarken dudağını kenarı kıvrıldı.

"Güçlü kızsın ve yeteneklisin. Kendini elbette korursun. Ama sana bir yarış sözüm vardı unuttunmu? " dediğinde güldüm.

"Peki o zaman yolu biliyorsan sıkıntı yok" dedim ve önden çıkan abimlerle birlikte garajdan çıktık.

Hepimiz anayola doğru döndüğümüzde kuzey etrafı kontrol etti fakat bize ateş eden kişiler görünürde yoktular. Kuzeyle biz gazlamaya başladığımızda abimlerde arkamızdan geliyordu. İsteksiz isteksiz gidiyorken kuzey aniden önüme geçtiğinde kaşlarımı çatmıştım.

Hızımı arttırıp kuzeyin yanına ulaştığımda "Demek gerçektende kaybetmek isyiyorsun tamam o zaman" deyip dahada hızlanarak onu geçtim.

Arkadan abim bize bağırdığını duyduğumda gülümsemiştim. "Yavaş gidin len gelmiyim yanınıza eşşekler! "

Abime güldüğümüz sırada hızlandım. Şuanda kuzeyin önündeydim. Kuzey aramızdaki az bir mesafeyi birkaç saniye sonra kapattığında hızımı dahada arttırdım. Dakikalarca yarıştıktan sonra kuzey yavaşladığında kaskın altından sırıttım ve onun hizasına gelmek için bende yavaşladım.

"Kaybetmeyi kabullenmiş gibisiniz"

"Seninle yarışmak zor motorda çok iyisin herşeyde olduğun gibi" dedi.

"İltifat için teşekkürler sende fena sayılmazsın ihtiyar"

Küçük bir kahkaha attığında arabanın camı açıldı. Abim bana gururla bakıyordu.

"İşte benim iklimim ya gördünmü seni nasıda geçti" dedi kuzeye gülerek.

"Sizde arkadan arkadan geldiniz bana hiç gülme aga"

"Hızlanıcaktım ama valla sevde kızdı miğdesi bulanıyormuş"dediğinde ikimizde güldük.

"Tamam abiş senle bidahakine katılırsın bize artık napalım" dedim.

Abim aniden kaşlarını çattığında şaşkınca bir ona bide yola bakıyordum. "Ben size yavaş gidin demedimmi! Ya önünüze zombi felan çıksaydı! "

"Ama çıkmadı" deyip güldüm.

"Çıkada bilirdi"

"Evet ama çıkmadı"

"Çıkma ihtimalide vardı"

"Çıkmadı işte abi! " dediğimde herkes kıkırdaşmıştı.

"Tamam yeter çocuk gibi kavga ediyorsunuz ya şaka gibi! " dedi arkadan nisa.

"Abim başlattı banane" dedim yola bakarak.

"İklimm! " dediğinde gülerek hızlandım.

Arkamdan abimde gazlayınca kuzey "Hey haksızlık hani sen gazlamıyacaktın! " diye bağırdı ve oda hızlandı.

***

"İşte geldik"

Hepimiz araçlarımızı bizim eski ev gibi gizli bir yerden giren ve ilerisi garaj olan yere koyduktan sonra ardımızdaki çelik kapı kapanmıştı. Merdivenlerdeki ayak sesi yaklaştığında merdivenlerden yaklaşık abimle yaşıt olduğunu tahmin ettiğim birisi gülerek bize geliyordu.

"Oo yaşıyorsunuz harika! görüşmeyeli baya oldu nasıl gidiyor bakalım? "

Adam abime ve dorukla selamlaştı.

"İyi olmaya çalışıyoruz ve senin hayatta olman harika dostum seni aradım ama uzun süre sesin çıkmadığında zombiye dönüştüğümü felan sanmıştık son anda bizi aradın yoksa evini ciddi ciddi basıcaktık"dedi abim eğlenceli bir sesle ve gülüştüler.

"Sizi hangi rüzgar attı buraya? "

"Zombiler evimizi bastı ve soluğu burda aldık"

"Kötü olmuş ya sizin ev baya güzeldi aslında, her neyse gelin içeriye geçin yorgun gözüküyorsunuz"

Daha sonra adam bana döndü ve "Hoşgeldiniz, bu senin kardeşin iklimdi değilmi? " dedi abime.

"Evet ta kendisi"

"Abin bana senden çok bahsetmişti, ben Aras tanıştığıma memnun oldum"

"Bende memnun oldum"dedim ve arkaya döndüm.

Erkekler eve girerken nisa ve sevde arabadan elifi tutarak çıktığında onlara şaşkınlıkla bakıyordum.

"Elif hayla uyuyormu? " dedim.

Nisa sahteden güldü "Ona narkoz verirken dozuna bakmayı unutmuşum yaklaşık 1 gün boyunca uyuyacak maalesef"

Elifi baştan aşşağıya incelediğimde kolunun yarısının olmadığını fark ettim. Şuanda ona sarılmak istiyordum fakat hayla baygındı. İç çekip onlarla birlikte evin içine girdik. Doruk hemen gelip sevdenin gitmesini ve elifi yukarıya götüreceğini söyledikten sonra sevde yanıma geldi villaya göz gezdirdi.

"Ben yukarıya çıkıyorum neresi benim odam? " dedi.

"İstediğiniz odayı alabilirsiniz"

"Teşekkürler"

Burası denizin hemen önünde korunaklı ve aşırı lüks bir yerdi ve kelimenın tam anlamıyla harika bir yerdi. Abim ve aras konuşuyorlarken fırsat bilip kenardan sıyrıldım ve evi gezmeye başladım. Bahçedeki havuz ve şejlonglar, ağaçlar ardındanda ilerideki puflar, bu bahçe gerçektende çok güzeldi.

Bahçeye kuzeyin çıktığını gördüğümda ilerideki puflara oturuyordum. Yere doğru bakıyordu ve dalgın görünüyordu. Arkasından ona nazın seslenmesiyle arkasına döndü ve naz ona koşarak yanına geldi. Sinirle yerimden kalktım ve içeriye yöneldim. Naz beni gördüğünde gülerek el salladığında ona ters ters baktım ve umursamadan içeriye girdim. Bugün bu salağı hiç çekemezdim gerçekten!

"Hey abisinin gülü yemek yiyoruz gelsene"

"Aç değilim abi"

Deyip yukarıya yöneldim. Elifin odasını bulup yanına girdim ve hayla uyanmamış olmasına üzülerek yanındkai koltuğa oturdum. Onun yanında yaklaşık bir saate yakın kaldıktan sonra odama geri döndüm ve yorgun olduğum için biraz uyumaya karar verdim...

***

Kapımın tıklamasıyla yerimden fırlayıp uyanmıştım. Kapıya doğru baktığımda hayla tıklatılıyordu. Ayağa kalktım ve kapıya yavaş adımlarla yürüdüm. "Geldim! "

Kapıyı açtığımda kuzey yan duvara olunu atmış bana bakıyordu. "Tünaydın uyandırdım sanırım"

"Evet öyle yaptın her neyse ne var? "

Kuzey bozulmuş gibi bana baktı. Böyle bir tepki vermemi beklemiyordu. "Akşam yemeği vakti geldi snei çağırmaya gelmiştim hadi sarı kafa"

Ona ciddi bir yüz ifadesiylr baktım ve bıkkın bir sesle "Aç değilim siz yiyin" dememle kuzey tekrar bana döndü. Birkaç saniye beni baştan aşşağıya süzdü ve yüzüme baktı.

"Ne oldu sana? Morelin bozuk "

"Kuzey defol git başımdan nazla felan uğraş"

"Sorun ne?"deyip bana yaklaştığı sırada onu ittirdim ve "Sana defol git dedim kuzey uzatma" deyip kapıyı suratına çarptım. Yatağıma yattım ve boş boş duvarı izlemeye başladım. Sürekli elifi düşünüp duruyordum. Uyanınca nasıl tepki vereceğini mesela. Yıkılacaktı.

5-10 dakika sonra kapım tekrar çaldı. Ayağa kalkarak kapıyı açarken "Kuzey gelmiyeceğim dedi-"

Karşımda ateşi elinde tepsiyle görünce afallamıştım. "Pardon kuzey sanmıştım"

"Sorun değil, nasılsın? Yemeğe gelmediğinden sana ben hazırladım. Zor bir gündü acıkmış olmalısın"

"İçeriye gel.."dediğimde ateş odama girdi ve tepsiyi masaya bıraktı.

"Gerek yoktu o kadarda aç değilim"

"Sabahtan beri tek lokma yemedin aç olmaman imkansız" dediğinde gülümsedim.

"İyi yalancı değilim desene"

"Sanırım bu konuda iyi değilsin"

Ateş birkaç saniye gözlerime baktıktan sonra "Neden yemeğe gelmedin?"

"Uyuyordum ve canım pek birşey istemiyordu"

Ateş bana bir adım atarak aramızda çok az bir mesafe bıraktı ve ellerini saçlarımda gezdirmeye başladı.

"İklim seni yıllardır tanıyorum senin canını birşey sıkmış "

"Elif... "Diyerek sessizce mırıldandım.

"Anladım peki ama ne olursa olsun onu kurtardık daha kötüsüde olabilirdi..." dediğinde gözlerim ateş dışında herşeye bakıyordum.

"Her neyse ben artık yemeğimi yiyeyim" deyip kendimi geri çektim. Ateş elini cebine attı ve bana gülerek baktı.

"Acıktığını biliyordum afiyet olsun ben gideyim artık"

"Sağol"dediğimde ateşin odamdan çıkışını izledim. Bana getirdiği tepsiye doğru yürüdüm ve oturup birkaç parça birşey yedikten sonra kendimi yatağa fırlattım ve kafamı rahatlatmka için uyumaya çalıştım...

(Ara bölümler bu bölümle sonlandı ve diğer bölümde 4 gün şeyini felan değiştirdim)

Bölüm sonu

3 yorum