Ofisin girişinden çok şiddetli bir şekilde gelen kapı kırılma sesi neredeyse kulağımın zarını patlatmıştı. Ne olduğunu kavrayamamışken kuzey bize doğru koşan zombileri gördüğünde panikle kolumdan tuttuğu gibi mutfağa koşmuştuk. Kuzey arkamızkan kapıyı kapatırken "Neler oluyor? Bu hayırsız varlıklar nerden çıktı şimdi? "Diye sordum zombiler balkon kapısının camına yapışırken.
"Büyük ihtimalle giriş kapısını kırdılar yürü diğerlerini bulalım burası güvenli değil" kafamı onaylar bir şekilde salladım. mutfaktan çıktığımızda direk olarak ateş, nisa, nehir, naz ve doruğu görmüştük.
"İKLİM KUZEY NERDESİNİZ! " diye gelen abimin sesinide duymamız çok uzun sürmemişti.
Naz hemen kuzeyin yanına geçmişti. Fakat tam konuşacakken birşey görmüş gibi çığlık atıp kuzeye yapıştı ve salondaki cam kırılma sesiyle kuzey ve abim hemen silahlarını çıkarttı.
"Ahh zombi ordan giriyor! "
Abimler zombileri etkisizleştirirken "Neler oluyor biri açıklayacakmı?" diye sordu naz. Doruk ise hızlıca salonun kapısını kapatıp kilitlemişti.
"Lanet olası zombiler bir şekilde kapıyı kırdılar, İklim nisa çabuk diğerlerini bulun ve önemli eşyaları 5 dakika içinde alın evin her yerinden zombiler girmek üzere elinizi çabuk tutun fazla zamanımız yok! Ve iklim odamda birsürü silah vb. var arabaların ve anahtarlarınıda almayı sakın unutma! " dediğinde abime kafa sallayıp ikimiz hızlıca yukarıya çıkmıştık.
"İyide ne alıcazki!? " dedi nisa panikle.
"Sen kıyafet, silah, bıçak vb bulduğun işe yarayacak herşeyi almaya çalış"dedikten sonra odama hızlıca dalıp elime rasgele bir tane çanta kapıp banyodaki yardım setine koştum. Ordaki ihtiyaçları aldıktan sonra telefonumuda aldıktan sonra elime gelen birkaç kıyafeti aldım ve abimin odasına yöneldim. Çekmeceleri karıştırıp abimin dediklerini aldıktan sonra koşup miayı aldım ve kafesini açıp içine koydum. Zavallı kedi daha ne olduğunu bile anlayamamıştı. Masanın üzerinde duran anahtarlarıda kaptım ve hızlıca odadan çıkıp diğer odaları kontrol etmeye başladım. Aşşağıdan peş peşe gelen silah sesleri yüzünden gerilmemek elde değildi.
"ELİF! SEVDE! BURDAMISINIZ? "Nisa yanıma gelirken kimseden ses çıkmayınca bir küfür savurup nisayla birlikte aşşağıya yöneldik. Elimde tıklım tıklım dolu olan çantalarımızı sırtımıza taktıktan sonra silahlarımızı çıkarttık.
"Aşşağıda olmalılar gel artık gidelim"
Merdivenlerden inerken silahımın mermilerini değiştiriyordum.
"Ekip dağılmayın tek çıkışımız garak gibi görünüyor" Diye bağıran abimi gördüğümde ortalık kan içerisindeydi. Naz kuzeyin koluna yapıştığı için kuzey zombilere sıkamıyordu ve naza kızıyordu. Naz ise her zombilerin öldüğünde çığlık atıyordu.
"Herkes buradamı!?"diye sordu abim.
"Evet elif ve sevdede geldiler! " diye yanıtladı doruk camdan ve kapıdan gelen zombilere sıkarken.
"Yiyecekler, yardım çantası, silah ve araba anahtarları?"
"Hepsi tamam"
"Çok fazla zombi giriyor burada mahsur kalıcaz!" dedi kuzey cam kırılma sesleri ve iğrenç zombilerin çıkarttığı garip sesler eşliğinde.
Abim gelen zombiye güçlü bir tekme atmasıyla "3 dediğimde koşun! 1! 2! 3! Koş! " hepimiz garaja yönelirken erkekler arkadan zombilere sıkıyordu. Bir araba anahtarını sevdeye verirken garajın kapısını açtım ve hızlıca arabaya bindik. Direkt olarak çantamı ve mianın kafesini arkaya koydum. Diğerleride koşarak geldiğinde hızlıca arabayı çalıştırdık ve gaza bastım. Garaj kapısı çoktan açıldığı için rahatlıkla çıkmıştık. Hepimiz nefes nefeseyken arkadan zombiler geliyormu diye baktım fakat görünürde yoklardı.
Abim yan tarafımdaydı ve sıkıntılı bir nefes verip geriye yaslandı.
"İyide haftalardır açamadıkları kapıyı şimdi nasıl açmayı becerdiler!" dedim.
"Bilmiyorum iklim bilmiyorum!"
"Nereye gideceğiz peki?"
"Tamam aklımda birşey var. Eğitimden bir arkadaşımın korunakli bir evi vardı oraya gidebiliriz dur koltuğa ben geçiyim"Abimle yerleri değiştirdiğimizde çalan telefonumun sesi duyuldu. Kuzey telefonu aldı. " Doruk arıyor"dedi.
"Aç ve hopörlöre ver" dedi abim.
"Alo?"
"Doruk hepiniz iyimisiniz?"
"İyiyiz berk merak etme. Fakat nereye gideceğiz? "
"Bakın bizim Aras vardıya onun evi baya korunaklıydı hatırlıyormusunuz? Biraz uzakta ama aklıma başka biryer gelmiyor başka fikri olan varmı? "
"Herkes ailelerinin yanına gitmek ve bu şehirden çıkmak istiyor berk"
"İyide hepinizin ailelerine gidemeyizki. Hadi var sayalım gidelim dedik vebilk benimkilerin yanına gidicez diye kavga çıkar"
"Umrumda bile değil ben ailemi özledim tamammı sadece onların telefondan konuşuyoruz ya başlarına birşey gelse? " dedi arkadan elif.
"Bunu yapamayız elif çok fazla kişi kaybedebiliriz"
"Of! "
Kimseden ses çıkmayınca abim ofladı. "Tamam o zaman arasın evine gidiyoruz"
"İyide orası uzak değilmiydi?"
"Yaklaşık 200 km ötede yani 2 saat gibi birşey uzaklıkta"
"Tamamdır sizi takip ediyoruz" dedi doruk ve telefonu kapattı. Arkaya baktığımda kuzey, naz ve nisa vardı.
"2 saat yolculukmu? " dedi naz şaşkınlıkla.
"Evet beğenemedinmi?" dedim.
"Yoo bence güzel geçecek ama tabi sen hiç olumlu düşünemediğin için kendi adına kötü geçmesi normal iklimcim" dediğinde sinirle gülümsedim. Neden güzel geçiceği açık açık belliydi.
"Senin kadar eğlenceli olan birisi aramızdayken olumlu düşünemiyorum maalesef naz"
"Çok depresif ilgi isteyen birisi olduğun içindir o"
"İlgi isteyen birimi? Beni kendinle karıştırdın heralde Kuzey bana baksın diye 40 takla atmıyorum en azından naz! "
"Ne saçmalıyorsun sen? Kuzey ne alaka ayrıca ya o benim sadece arkadaşım. Kuzeyi sevip benden kıskanmandan dolayı bana bu iftirayı atıyorsun değilmi! "
Abim yandan yandan bize bakarken arkamı dönüp naza baktım. "Sana iftira felan atmıyorum ve kuzeyi senden kıskandığım felanda yok. Ve ayrıca ben değilde kuzeyi seven senin olduğun çok belli oluyor! "
"Elinde bir kanıt bile yokken bana iftira atıyorsun inamıyorum iklim bu kadarda kıskanç olunmaz!"
"Bak naz seninle kuzey için kavgaya girecek kadar varoş değilim ve ben gerçekleri söylüyorum ister inanın ister inanmayın bu beni ilgilendirmez sen neyin ne olduğu daha iyi biliyorsun"deyip önüme döndüm.
"Hadi ama ikinizde kavga etmeyi bırakın şimdi sırası değil şuanda daha büyük sorunlarımız var" dedi nisa.
"Pff tamam" dedi naz.
Arkama yaslandım ve yolu izlemeye başladım. Şehrin ne kadarda ölü olduğunu fark ettim. Adeta korku filmlerindende beter bir hal almıştı. Etrafta sadece zombilerin olması insanı ürkütüyordu. Uzaktaki binalarda kan, kırılmış camlar, çizikler, ölü bedenler ve daha fazlası vardı. Terk edilmiş bir şehirdi adeta. Ve biz bu terk edilmiş ülkede mahsur kalmıştık.
"Şehir çok korkunç gözüküyor... " diye mırıldandı nisa.
"Herşey mahfolmuş" dedim gözlerim ölü şehrin üzerinde dolanırken.
"Kimse bizi kurtarmaya gelmiyecek değilmi.."diye sordu naz çaresizce
"Sanmıyorum nedense salgının başından beri bir helikopter bile geçmedi.. "Diye yanıtladı abim...
(1 saat sonra)
Herkes tepemizde duran güneş yüzünden bunalmıştık. Hava gerçekten çok sıcaktı. Abimin açtığı klima bile sıçaklığı önleyemiyordu.
"Çok sıcak!" diye mızmızlandım.
"Burasıda çok soğuk sanki iklim" dedi kuzey.
"Sen sus egoist sana konuşma hakkı vermedim! Ve ayrıca bu zombiler nası etkilenmiyor sıcaktan haksızlık! "
"O zaman sende git zombi ol ne dersin? "
"Tavsiye için sağol bi ara denerim" deyip güldüm.
"Yaparsın o potansiyel var sende"
"Yaparım tabi hatta gidip şuanda zombi olasım geldi"
"İklim gözünü seveyim nasıl görüyorsun sen? Zombilerde sıcaktan aptallaşmış gibi yavaşlamışlar baksana" dediğinde dikkatle zombilere baktım. Eskisine göre daha yavaş koşuyor gibi görünüyorlardı. Kaşlarımı kattım ve abime döndüm.
"Ne var yani sadece birazcık yavaşlamışlar abartma abi hem görmedim sıcak beynimi sulandırdı ondandır! "
"Evet kesin sıcaktan dolayı görmemişsindir" dedi sırıtarak.
"Abi şurda benle dalga geçeceğine arabayı dikkatli kullan. Araba sürüyorken bile maşallah benimle dalga geçiyorsun helal sana! "
Sonra camı açtım ve yüzüne soğuk rüzgar yerine sıcak rüzgar gelmesiyle sinirden güldüm.
"Hava kaç derece Allah'ın aşkına ne bu böyle rüzgar bile sıcak! "
"38 derece" dedi nisa.
"Ne... " dedim şaşkınlıkla. Herkes çok sıcaktan bunalmıştı. Etraf cayır cayır yanıyordu. Önde olduğum içinse güneş tamda kucağıma doğru vuruyor olması beni iyice yakıyordu.
"Keşke şuanda denize gidebilseydik ne güzel hep suya girer hemde serinlerdik" diye mırıldandım.
"Dimi zombilerde bize eşlik ederdi onlarıda çok özlemiştim zaten" nisanın demesiyle kıkırdandım.
"Ne güzel bizi hiç bırakmayan gerçek dostlarımız var nisa değilmi heryerdeler resmen! "
Abim "Birgün bizi hiç bırakmayan dostlarımızın olacağını hiç düşünmemiştim" dediğinde güldük.
"Bizi o kadar çok seviyorlarki ham yapmak istiyolarmış! "Seni yerim" diyen kişileri bizi gerçektende yemek istediklerini sanmıyordum, yanıldım! "Dediğimde herkes bir kahkaha attı.
"Ne güzel işte bizi yanlız bırakmıyorlar her ne kadar bizi şirinliğimizden yemek istelerde "
Birkaç dakika biz konuşurken "Şey.. "Dedi naz çekingenlikle.
"Biryerde mola verebilirmiyiz? "
"Çokmu acil? " dedi abim.
"Evet"
"İklim doruğu arasana"
Telefonu elime aldım ve rehberden doruğu arayıp hoperlöre verdim.
"Alo? Birşeymi oldu"
"10 dakika sağdaki benzinlikte mola verelim diyoruz"
"Tamam olur"
Araba benzinliğin yanındaki küçük marketin önünde durduğunda diğerleride arabalarını arkamıza park etmişti. Zombiler kapımıza dayanmadan hızlıca dışarıya çıkıp hepsini teker teker etkisizleştirmeye başlamıştık. Şu zombileri etkişizleştirme işinden artık korkmadığı yeni yeni fark ediyordum. Artık bu işe resmen alışmıştım. Zombi öldürmek çok normal birşeymiş gibi hepimiz sesimizi çıkartmadan etkisizleştiriyorduk. Anormal olan şeyler bize normal geliyordu. Bazen zombilerin varlıklarını bile sorguluyordum. Düşünsenize sadece birgün, birgün içinde herşey değişiyor. Hayatınız baştan aşşığı değişiyor. Hayat düzeniniz değişiyor. Her sabah kalkıp bela okuya okuya gittiğiniz okulda herşey bir gün içerisinde değişiyor. Ve işin garip kısmı bu olaydan haftalar geçmesine rağmen bu değişiklikler size normal geliyor. Hiç oturupta şu zombilerin varlıklarını sorgulamadığımız aklıma geldi. Ne garip değilmi.
"Siz içerideki zombileri halledin biz kapıdayız"
Küçük marketin içerisine girdiğimizde sevde ilerimizdeki koridoru gördüğünde "Tuvalet şu koridorda olmalı" dedi. Sağdan soldan gelen zombilerle uğraşıyorken nasıl koridore geldiğimizi anlamamıştım. Kapıyı açık olduğu için direk girip içeride mal mal aynaya bakınan zombileri etkisizleştirdikten sonra naz ve sevde tuvalet kabinlerine girdiğinde çömelerek yerdeki ölü bedenlere bakıyordum. Daha doğrusu inceliyordum.
"Ne kadarda iğrenç" dedi nisa benim baktığım zombiye bakarak.
"Hemde ilginç, baksana gözlerine ne kadarda kırmızı"
"Evet garip"
Ayağa kalktığım sırada yanlışlıkla elim zombinin teniyle temas etmişti. Elimdeki kana bakarak kaşlarımı çattım ve musluğu açarak elimi yıkadım.
"Bedenleri çok sıcak. İnsan sıcaklığının iki katı olmalı... "
Ellerimi yıkadıktan sonra sevdenin girdiği kabine doğru yürüdüm. Tam o anda naz dişarıya çıktı.
"Hadi sevde çık artık füzemi üretiyorsun! "Deyip bir tekme attığımda nisa ve elif gülmeye başladı.
"İklim vurmasana şu kapıya! Bari tuvaletteyken sal kızım beni! "
"Salmam seni kolay kolay anca rüyanda! O da bir ihtimal zaten"
"Rüyamda bile salmıyorsunki! "
Bir kahkaha attım. "Ya öylemi orda başına nasış bi bela açtım peki? "
Sevde kapıyı açıp bana baktı. "Bak şimdi bizim ekiple evde öylece oturuyorduk sonra bağırış sesleri duyduk ve dışarıya çıktık. Ne gariptirki sen peşine 20-30 tane zombi takmış bize doğru " SEVDE NE BELERİYONUZ YARDIM EDİN LAN"diye bağırarak koşuyordun"
Naz dışında hepimiz gülme krizine girmiş gibi gülüyorduk.
"Ne güzel işte herkes peşimden koşturuyor"
Nisa bana bakarak. "Asıl biz suçluyuz iklimin belererek beklemişiz kız ne yapsın"
"Haklı! " dedim eğlenceli bir şekilde.
"Ne garip bugünde ofisi zombiler bastı" dedi elif normal bir yüz ifadesiyle.
"Aaa! Çok ayıp elif sana hiç yakıştıramadım sen şimdi benimi suçluyorsun! Ne var yani zombiler benim hayranımsa? " dediğimde gülümsedi.
"Şaka şaka ben seni hiç suçlarmıyım? "
Sevde güldü. "Asıl komik olan bu değil, zombilerden birisi bizim matematik hocasıymış ve sende adamın kafasına koltuk atıyordun! Yetmezmiş gibi birde adama bir güzel sövdük! "
Kahkahalara boğulurken naz soğuk bir tavırla "Aman ne komiksiniz" dediğinde hepimizin gülüşü solmuştu.
"Komik olduğumuzu kabullenmene sevindim açıkcası en azından birşeyler anlaya bilmişsin şaşırttın beni" dedim alaylı bir tavırla. Nisa gülmemek için dudağını kıvırdı. Sevdenin ve elifinde farklı olduğunu söyleyemezdim.
"Ah canım sen zaten şaşırıp duruyorsun. Kuzeyin beni sevdiğini gördüğünde bir güzel şaşırtıcam ben seni"
"Allah'ım san bana sabır ver yoksa şu kızı şurda 80 parçaya bölüp 40'la çarpıp zombilere atıştırmalık olarak vericem! Kuzey ne alaka! "
"Çok alaka! Sende kuzeye karşı boş değilsin koridorda üstüne düştüğünde sanki dünden rağzıymış gibi öpücektin! "
Naza hiç bakmadığım dakar pis pis bakarken diğerleri bana fal taşı gibi açılmış gözlerle bakıyordu.
"Ne? " dedi nisa.
"Kuzey senin üzerine düştü ve siz öpüşücekmiydiniz? " dedi ardından.
"Hayır saçmalamayın sadece ani şokla hareketsiz kalmıştım."
"Aynı şey öpecektin işte! "
Elif eliyle anlını ovuştururken nisa etrafta 9. Turunu atmak üzereydi "Şakamı bu?"
"Senin kuzeyden hoşlandığın apaçık ortada kabullen bunu iklim" dedi naz bana gülerek bakarken.
"Kuzeyden hoşlandığım felan yok ama senin var gibi görünüyor! Bizi gizlice izleyiple yalan yanlış iftiralar atmak ne cesaret? Naz bak derdin kuzey ise kuzeyde sana bakacak gibi biri değil bunu o olmayan kafana soksan iyi edersin. Ve kuzeyin bana olan yakınlığı yüzünden benle kavga etmeyi kes! "
"Kuzey bana bakmaz öylemi? Bana hırkasını verirken gizlice bizi izlemen hiç hoş değildi iklim"
Allah belanı versin naz herkes yanlış anladı! Sırf beni rezil etme amacıyle söylediğinden bir o kadar emindim. Sinirden ellerimi yumruk yapmıştım.
"Bana bak sizi izlediğim felan yoktu sadece bahçede dolanırken gördüm o kadar "Tabi iklim sadece merakından birkaç saniye baktın o kadarcık.
Kavganın en çatışmalı noktasında abim bize seslenmesiyle kavgamız yarım kalmıştı. "Kızlar hadi artık zombiler bu tarafa geliyor işiniz bitmedimi hayla? "
"Geliyoruz"
"Şanslı günündesin" dedi naz ve kapıya doğru yöneldi.
Kapıdan çıktığında "ŞaNlı gÜnüNdEsİn(!) " deyip taklidini yaptığımda sevde ve elif kıkırdandı.
"Omen tonrem çok korktum" dedi sevde kulağıma fısıldayarak. Hepimiz sırıtırken aniden elif ve nisa beni sorgulamaya başladı.
"Bana bak iklim cidden öpüştünüzmü? "
"Gerçektende kuzey buna ceketinimi verdi? Ne konuşuyolardı? Gülüşüyolarmıydı? Ne zaman oldu bu olay? Üşüdüğüne göre akşammı? "
"Ceketini verdiğine göre akşam olmalı nisa"
"Haklısın sabah üşümesi zaten garip olurdu"
Soru yağmuruna tutulurken alttan alttan kaçmak için kapıya yönelmiştim. Yavaş ve küçük adımlarla kapıya ulaşırken kızlar hayla soru sormakla ve kendilerini cevaplamakla meşgüllerdi. Sevde bana bakarken elimle susması için işaret verdiğimde diğerlerine boş bir ifadeyle baktı. Sanki bunlar ne anlatıyo lan dermiş gibi bakıyor olması sırıtmamı sağlamıştı. Dişlerimi gülmemek için dudağıma bastırdım ve bir adım attığımda tuvaletin kapısının ordan tam çıkıyordumki gözümün önüne doğru iple duram örümceği görmemle buz kesilmiştim. Siyah ve korkutucu gözlerine bakarken yavaş yavaş kareket ediyordu. Aniden bir çığlık basarak kaçmaya yeltendiğim sırada bilin bakalım ne oldu!
Kapının varlığını unuttuğum için aniden koşmamla kafamı kapıya çarptım ve yere düştüğümde örümcek tam anlıma düşmüştü!
"AHH! "
Kızlar anında bana baktıklarında ben anlımdaki örümcek yüzünden kalp krizi geçirmek üzereydim.
"NE BAKIYORSUNUZ FİLMMİ ÇEKİYORUZ BURDA ALIN ŞUNU ANLIMDAN! "
"İklim sakin ol sakın kıpırdama! "Dedi sevde. Sevde bana doğru yürürken içeriye kuzey ve abim girdi ve bana doğru koştuklarını gördüm.
"İklim! Ne oldu? İyimisiniz? " dedi abim bize yaklaştıkları sırada yavaşladılar ve sonrada durdular. Sevde aşırı, hayır fazla, hayır aşşırı fazla normalce elini uzattı ve örümceği anlımdan alıp avcuna koydu. Hiçbir tepki vermeden sanki hergün örümceği eline alıyormuş gibi çok sakindi. Hepimizin ağzı açık sevdeye garip bakışlar atıyorduk.
"Sende sen tam anlamıyla delisin! "Dedim sevdeden gözlerimi alamayarak. Bir elimdeki örümceğe birde sevdeye bakıyordum hayla.
"Ne? Ne var? Niye deli oldum? "
"Kızım örümceği elinle, bak vurgu yapa yapa söylğyorum ELİNLE aşşırı sakince nasıl alabiliyorsun! Hemde hiçbir tepki vermeden! "
"Ee ne var ki bunda?" dedi ve kaşlarını çatarak örümceği lavoboya koydu.
"Pardon sevde suç bizde çok afedersin biz normalce örümcek tutmuyoruz kusura bakma" dediğimde kıkırdandılar.
"O değilde iklim sen nası düşmeyi becerdin" dedi nisa bana bakarak. İstemsizce sırıttığım sırada abim nisayı gülerek yanıtladı.
"Alışsanız iyi olur iklim her an biryerini birşeye çarpıp yada ayağına takılıp düşebilir çünkü o asla sakar değildir" dediğinde herkes gülerken kaşlarımı çatarka abime döndüm.
"Hey bi kere ben ayağıma takılmıyorum ayağıma birşey takılıyor! " dediğimde abim gülmeye başladı.
"Tabi canım ayağına birşey takılıyor öyle demek istemiştim bende, zaten ondan dolayı geçen düz yolda yere yapışmıştın" dedi zevkle gülerek. Sonra sevde ve kuzey bir kahlaha patlattığında ayağa kalktım. Abim önden yürümeye başladığında hepimizde yürümeye başladık.
"Öf ne gıcıksın ya sizin işiniz felan yokmu gidin zombilere bakın hadi gidin iyiyim ben birşeyim yok sadice ufak bi kalp krizi geçirdim! "
"Zombiler demişken sahi onları kim hallediyor? " dedi nisa
Kuzey sağa döndü ve dondurmaların olduğu buzluktan bir kutu buz aldı. "Ateş naz ve doruk, yanlarındada nehir. gerçi nazın saçım bozuldu yada makyajım bozulacak demekten başka bir katkısı olduğunu söyleyemem" hepimiz sırıttık.
"Deme öyle kuzey bence en çok işi naz yapıyor baksana kız ne kadarda çalışkan bize çok faydası dokunuyor" dedim. Kahkahalara boğulurken kuzeyin aldığı buzlara bakıyordum.
"Elindekini ne yapıcaksın? "
"Hepsini ağzıma dikeceğim"
Şaşkınlıkla bakarken kuzey güldü.
"Şaka yapıyorum öyle bir delilik yapmıyacağım. Evden aldığımız su ve içecekleri soğutmak için sarı kafa"
"Ben sana bana sarı kafa deme demedimmi? O buzları boğazına tıkarım tepemin tasını attırma! "
"Yalan söylüyoruz sanki sarı kafasın işte. Yoksa civciv felanmı diyeyim? "
"Bana bak kuzey sakın öyle birşey yapayım deme bu sever o buzlarla kalmam kafanda araba patlatırım!" çok saçma bir örnek vermiştim. Herkes kıkırdaşıyordu!
Kuzey güldü ve bana döndü. "Tamam tamam nasıl patlatıcağını sormuyacağım bile"
Sinirle kuzeyin omzuna vurduğumda hayla gülüyordu. Gözlerimi devirip abimlerin kapıya doğru ilerlediğini fark ettiğimde kuzeyle uğraşmayı bırakıp silahımı çıkarttım. Tam o sırada arabanın etrafını saran zombileri gördüm ve bizimkilerim bağırışları eşliğinde çok gürültülü bir patlama sesi duyuldu. Kuzeyle birlikte hemen yere yattığımızda camlar titredi. Abim bir küfür savurduğunda kaşlarımı çatmış yanan arabaya bakıyordum. Doruklarsa çoktan yanımıza gelmişlerdi.
"Siktiğimin arabası nasıl patladı!"dedi abim sinirle arabaya bakarken.
"Hay şom ağzına ediyim iklim! " diyerek bana döndü sevde.
"Ben nerden bilebilirdim arabanın patlıyacağını!"
"Aklım almıyor durduk yere nasıl patladı o araba?" dedi doruk.
Herkes bana döndüğünde aptal gibi onlara bakakaldım ve kaşlarımı çattım.
"Beni suçlamayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Hayır saçmalamayın sadece şaka yapmıştım ben patlatmadım o kadar manyak değilim!"dediğimde herkes önüne dönmesiyle aklıma mia geldi ve hemen yerimden fırlamamla arkamdan abim bağırdı.
"Mia! "Diye çaresizce koşarak bağırdım.
"İklim nereye! "Dedi arkamdan ateş.
"Dur çok tehlikeli o arabada patlaya bilir! Ben kime diyorum iklim! " diye bağırarak hızlıca arkamdan koştu kuzey.
arkamızdaki yanan arabayı umursamadan bizim arabaya daldım ve mianın kafesini hızlıca kaptığım gibi arkamı dönmüş abimlerin yanına koşuyordum. Kuzeyde benim arkamdan geldiği için onunla birlikte diğerlerinin yanlarına koştuk.
"İklim sen delimisin! " dedi abim.
"Ya araba patlasaydı! " dedi ardından bana bağırarak.
"Ama patlamadı-"
Ve bom. Araba patladı.
Kulaklarımızı kapattık ve ardından 5 saniye sonra tekrardan açtık. Herkes refleks olarak yere çömeldiği için ayaklanmıştık ve abim bana pis pis bakıyorken gülerek sevdeden önce davrandım ve "Hay şom ağzıma ediyim" dedim.
Bir yandan sese doğru gelen zombiler eşliğinde yanan arabalara bakıyorlardı birde bana.
Kuzeyin "Yok bu kız normal değil" demesiyle kaşlarımı çatarak ona baktım.
"Ablacığım iyimisin sen? " dedi elif doruğun yanındaki nehire doğru giderken.
"Korkma şimdi gidicez burdan elimi sımsıkı tut tamammı? "
"Tamam... " dedi nehir üzgün bir suratla. Zavallı çocuk ne kadar korkuyordur şimdi kim bilir...
"Yakınlarda bir araba felan var mıdır? "Dedi nisa konuyu dağıtmak için.
"Bilmiyorum yürüyün gidiyoruz bu yerde daha fazla kalırsak öleceğiz"
Zombilerle uğraşa uğraşa zar zor yolda ilerliyorduk. Patlama sesi ilk başlarda çok fazla zombinin dikkatini çektiği için zorlanıyorduk. Zombiler bir adım dibimize girdiklerinden dolayı silahları az kullanmaya başlamıştık. Ve çoğu mermilerde arabada kaldığından sınılı sayıda üstümüzde taşıdığımız mermilerle geçinmek zorundaydık. Buda gerekmediği sürece mermi israfı yapmamamız gerektiğine işaretti.
Yaklaşık 10 dakikadır koşuyorduk ve herkes nefes nefese kaldığı için durmuştuk. Ve kafamıza geçen güneş bizi ter içinde bırakmıştı. Sıcaklık yüzünden enerjimiz tükenmişti. Ayaklarım ağrıyordu. Elif yere yattı ve sesli nefesler aldı.
"Bakın şurada bir araba galerisi var! " dedi nisa sevinçle eliyle koskoca araba galerisini gösterirken. Hepimiz sonunda birşeye mutlulukla gülerken arkadan gelen zombiler hayla yerini koruyordu.
"Zombiler bize yetişmeden yürüyün girelim şuraya" dedi doruk zombilerden gözünü cekip bize bakarak.
"Öf! Şunlardan bi kurtulamadık! Çok yoruldum ve saçım bozuldu iğrenç bir gün! " dedi naz kaşlarını çatıp galeriye yürürken.
"Zombiler iki dakika durun nazın saçı bozuluyormuşta! "Herkes gülerken naz bana bir bakış atması umrumda bile olmamıştı. Yavaş yavaş yürüyerek galerinin kapısına varmıştık. İçeriye girmek için kapıyı açmayı denemiştik fakat kapı kilitliydi. Abim sinirle etrafa bakınırken yerdeki kalın odun parçasını eline aldı ve kapıya vurmaya başladı ve sonunda kapı kırıldı. İçeride bizi lüks arabalar karşılarken motor görmemle hızlıca koşarak yanına gittim.
"Oha şuna bakın bu son model olan motorlardan çok iyi!! " diye sevinçle motoru incelemeye başladım.
"Bu benim olabilirmi? Ne güzel gazlanır şimdi bu motorla... Hem gazlamayı baya özlemişim" dememle kuzey "Beni geçemezdin" dedi.
"Gayette seni geçerdim"
"O zaman yarışa varmısın kim daha hızlı görmüş oluruz"
"Varım ama kaybetmeye hazır ol çünkü motor konusunda beni asla geçemezsin"
"Görücez" deyip kısık gözlerle bana baktı.
Motora bakmayı kesip elife baktığımda arkasında bir zombinin koşarak yaklaştığını gördüm.
"Dikkat et zombi! "Diye bağırmamla elifin arkasından üzerine bir zombi atlamasıyla bir çığlık attı. Doruk direk elifi çekerken elif zombiye ayağıyla vuruyordu. Kuzey silahıyla zombiyi etkisizleştirdikten sonra kapıyı kapattı.
"Hayır... Hayır... HAYIR! " diye elif eline bakıp bağırdığında gözleri dolmuştu.
Elif şok içinde ağlarken gözüm eline kaydığında vicudum buz kesmişti. Aynı görüntüyü gören sevde, ateş ve kuzeyde buz kesmiş bir şekilde elifin eline bakıyorlardı. İçimi bir korku sardı. Sevdiğin birini kaybetme korkusu. Gözlerim o an sonuna kadar dolmuştu. Ellerim titriyor ve dudağımı ısırıyordum...


