İçeriğe geç

Ölüm virüsü

Bölüm 32 · 6 dk okuma

Ölüm virüsü

Bölüm 32

~27. Bölüm~

"Doruk... "

"NE!?"

Olduğum yerde duraksamış şaşkın bir halde elife bakıyordum. Elifin utançtan gözleri yerde üzgün bir şekilde dolaşıyorken ondan bir açıklama bekliyordum. Ecrin öleli 1 hafta kadar olmuştu ve elif doruktan nasıl hoşlanabilirdiki? Bu düpedüz ihanet olurdu. Ama elifide suçlayamazdım çünkü aşık olmak onun elinde olan birşey değildi. Elif gözleri dolmuş bir şekilde bana baktı.

"Kızacağını biliyordum... " dedi titrek bir sesle.

İlk önce sakinleşmem lazımdı bunu sinirli bir kafayla halledemezdim. Gözlerimi kapattım ve elimle önüme gelen saçlarımı geriye çektim. Derin bir nefes alıp elimi belime koydum ve sakinleşmeye çalıştım.

"B-ben özür dilerim isteyerek olmadı..."

"Aşık olmandan dolayı seni suçlayamam elif. Elbette senin isteğinle olmadığını biliyorum ama doruğun ecrini unuttuğunu sanmam buda demek oluyorki doruk sana kolay kolay aşık olmaz. Üzülürsün... "Dediğimde elif yanağına düşen göz yaşını bir eliyle sildi ve çaresizce bana baktı.

"Biliyorum iklim doruk ecrini unutamadı... Ama benim yardımımla bir ümit belki unutur?"

"Elif dediğin şeyin farkındamısın sen? En yakın arkadaşın öldü ve sen onun sevgilisine onu unutturmayamı çalışacaksın?"

"Biliyorum yaptığım yanlış ama ölen öldü iklim ve doruk sonsuza kadar ecrine bağlı olarak yaşayamaz! Doruk ölmeye bile kalkıştı iklim onu ben durdurdum tamammı? Ecrini unutamazsa kendini elbette öldürecek... "

"Bir dakika ne? Sen demin ne dedin? Doruk kendinimi öldürmeye çalıştı! "

Elif yanlışlıkla birşeyi ağzından kaçırdığını fark ettiğinde ayağa kalktı ve "İklim bak bu ikimizin arasında tamammı? Başka birisine sakın söyliyeyim deme ve sessiz konuş birisi duyacak"

"Tamam dinliyorum anlat bana herşeyi"

"Doruğun odasına onu uyandırmak için gitmiştim ve içeriye girdiğimde doruk elindeki silahı anlına doğrultmuştu. Koşarak elindeki silahı kapmamla tetiği çekemedi. Hepsi bu kadar işte sonra ondan silahı aldım felan"

"Allah'ım çıldırmak üzereyim bu evde neden hiç normal şeyler olmuyorki hergün başka bir dert!"

Birkaç saniye elimle anlımı ovuşturduktan sonra "Bak elif dorukla sizin ilişkinize ben karışmıyorum tamammı zaten öyle bir hakkımda yok. Ve doruğun düzelmesine yardım edebileceksen benim için iyi birşey tamammı o yüzden ben daha fazla birşey demek istemiyorum. Kuzeyin seni eğitme vakti geldi çabucak hazırlan ben aşşağıya inip haber vereyim yada camdan söylerim neyse ne işte"dedim.

Elif kafasıyla beni onayladıktan sonra koltuktan kalktı ve kapıya doğru ilerlediği sırada durup bana döndü.

"Bu konulardan kimseye bahsetme lütfen iklim..

"Tamam tamam ispitçi birisi değilim zaten" dediğimde elif odadan çıktı. Oflayıp pencereye doğru gittiğimde camı açarak aşşağıda duran kuzeye seslendim.

"Pişt kuzey bak bi!"

Kuzey kafasını kaldırdığında beni gördüğünde konuşmaya devam ettim.

"Elif 5 dakikaya kadar gelicek biraz işi vardıda onu söyliyeyim dedim"

"Tamam bekliyorum teşekkürler" dediğinde cevap bile vermeden camı kapattım ve dolabıma doğru yürüdüm. Dolabı açtığımda içeriden mianın fırlamasıyla korkuyla geriledim. Odamdan hızlıca çıktığında mianın neden bu kadar korktuğunu anlayamamıştım. Onun kahvaltısını vermeyi unuttuğumu fark ettiğimde giyindikten sonra onu bulmaya karar verdim. Dolabımda göz gezdirdiğimde gine siyah bir cepli kot şort ve krem rengi bir tişört giydim. Yatağımın kenarında duran çekmeceyi aıp silahlarımı aldıktan sonra odamdan çıktım. Koridorda miayı gördüğümde bir adım atmıştımki beni fark ettiğinde kaçmaya başladı.

"Mia! "

Arkasından gittiğimde mia sağa dönüp hızlıca ateşin odasına girdi. Ardından bende hızlıca girdiğimde ateşin hemen önümde olduğunu gördüğümde artık çok geçti. Atele çok pis bir şekilde çarptıktan sonra yere düşmek üzereyken ateş beni bir çırpıda belimden yakalayıp düşmemi engellemişti. Yüzlerimiz birbirine fazlasıyla yakındı. Ateş öylece gözlerime bakarken bir açıklama yapmam gerektiğini hissetmiştim.

Ateş yüzünü biraz daha yaklaştırdığında panikle ondan kurtulup doğrulmuştum. "Pardon afedersin ben miayı yakalamaya çalışıyordum yanlışlıkla sana çarptım yani sen birden önüme çıkınca olan oldu kusura bakma...ve teşekkürler neredeyse düşüyordum" diye eveleyip gevelemiştim.

Afferim iklim birde bu eksikti değilmi kızım ateşe çarpmak nedir!

"Sorun değil ve teşekkür etmene gerek yoktu senin düşmene müsade edecek değildim" dediğinde gözüm miaya kaydı. Duvarın orda her an üzerimize atlayacakmışcasına durmuş bize tıslıyordu. Ateş soğukkanlıkla yavaşça miaya yaklaşıp eğildi ve garip bir şekilde onu kucağına aldı. İyide mia nasıl olurda ondan kaçmamıştı?

Miayı kafasından okşarken ağzım aralanmış bir şekilde onlara bakıyordum.

"İyide nasıl..."

"Bu küçük kaçak sen odanda yokken benim odama sürekli olarak geliyordu. Sanırım ondan dolayı benden kaçmıyor" deyip gülümseyerek miayı bana uzattı. Miayı aldığımda "Anladım ve tekrardan teşekkürler"deyip yavaştan kapıya yöneldim.

"Birşey değil"

Ateşin odasının kapısını kapattıktan sonra duraksayıp demin tam olarak ne yaşadığımı sorguladım. Mia sanki hiçbirşey olmamışcasına miyavlarken kaşlarımı çatıp odama yöneldim ve mamasını verirken söylenip durdum.

"Ne varda benden kaçıyorsunki hepsi senin suçun! "

"Ateşimi buldun bula bula lan mia başka birisimi kalmadı!"

Mia bana öylece baktıktan sonra one verdiğim mamayı afiyetle midesine indirirken gözlerimi kısıp odamdan çıktım. Aşşağıya indikten sonra

Mutfağa girdim ve cam olan balkon kapısından kuzeyle elifi izlemeye başladım. Elifin silah ve dövüş konusunda çokta iyi olduğu söylenemezdi. Ne iyi nede kötüydü tam ortasındaydı. Kuzey saate baktıktan sonra elifle birşeyler konuştuktan sonra benim sıramın geldiğini anladım. Elif içeriye girdiğinde kuzey onu çok fazla yormamış gibiydi. Balkon kapısını açtıktan sonra kuzeye doğru yürürken kafamda birsürü senaryolar geçiyordu. Yanına vardığımda "Sıra sende" deyip yanımdan geçti ve bahçenin ortasına doğru ilerledik.

"Hadi bakalım başlayalım ilk önce silah" dediğinde elini beline götürdüğünde yüzü asılmıştı keyifle gülerek elimde tuttuğum kuzeyin silahılı çevirmeye başladım.

"Yoksa silahınımı kaybettin bay egoist?"

"Haha çok komik. Neyse çocuklaşma iklim ver şu silahı"deyip elini uzattı.

Dudağımın tek kenarını sinsice havaya kaldırdım ve kuzeye eğlenceli bir bakış attım.

"Gelde al"

Gözleri kısılmış bir şekilde dikkatle beni süzerken anl bir hareketle silaha doğruldu fakat geri adım atarak elini yakalayıp kuzeyin arkasına geçerek yakaladığım elini sırtına doğru büzmemle kuzeyi çömeltmeyi başarmıştım. Diğer elimdeki silahı kuzeyin kafasına bastırdığımda "Demek oyun istiyorsun? Kendin kaşındın madem öyle gel oynayalım"dedi ve onun elini tutan elimin bileğinden kavrayıp bir kırpıda ayağa kalkmasıyla bu sefer benim elim bükülmüştü. Karnını hedefleyen bir tekme savurduğumda bu seferde bacağımı yakalamasıyla onu kendime çekip elimi kurtardığımda omzuna bir yumruk atıp ayağımı kurtarmıştım. Yüzüme gelen yumruktan son anda dirseğimle kurtulup geriledim. Kuzeyin bana bir darbe daha indirmesiyle tekrardan kaçarka kurtulmuştum. Onu birkaç saniye daha sağa sola hareket ederek yormayı başarmam hoşuna gitmişti. Ona beklenmedik bir anla saldırdığımda belini hedefleyen bir yumruk attım. Kuzey geriledi fakat pes etmedi. İkimizde yorulmuştuk çünkü kusursuz bir şekilde hareket ediyorduk. Yanlış bir hareketimi fırsat bilerek beni deminki yaptığım gibi elimi sırtıma doğru çevirerek beni kendine çekmeyi sağlamıştı. Elimdeki silahını kavradığında aynı benim yaptığım gibi kafama silahı bastırmıştı. Kulağımda sıcak nefesini hissettiğimde ürpermiştim.

"Gayet iyisin ama benim kadar değil" demesiyle hiç beklenmedik bir anda sinirle çenesine dirseğimi geçirmemle kurtulmuştum. Eliyle çenesini tutmasını fırsat bilerek hızlıca ayağına bir tekme atmamla silahı birkaç adım uzağına düşmüştü. Yerle ellerinden destek alarak oturmuş dikkatle vereceğim tepkiyi beklerken onar doğru yürüyüp kafasına kendi silahımı doğrulttum. Kuzey onca saldırıma rağmen aldırış etmeden bana bakıyordu.

"Tik tak oyun bitti bay egoist"

"Öylemi? " deyip sol eliyle silahımı kapıp diper sağ eliyle elimi kavrayıp uzaklaştırması çok ani olmuştu. Tuttuğu elimi yanına doğru savurmasıyla yere sırt üstü düşmüştüm. Kuzeyse tuttuğu elimden dolayı üzerimdeydi. Elleri ellerimi kafamın hizasında hareket etmemi önlüyorken ellerimi kurtarmak için zorluyordum.

Bu adamda bulduğu her fırsatta bana yavşıyor mübarek!

"Manyak mısın bırak beni! "

"Evet senin gibi birini sevdiğim için manyağım"

"Ne dedin sen? Kısa yoldan beni küçümsedinmi! Asıl kurban ol sen bana nerden bulacaksın benim gibi yetenekli, güzel, zeki-"

Kuzey güldü ve lafımı böldü. "Gevezeyide unutma"

Kaşlarımı çatıp onu üzerimden ittim. Ayağa kalktı ve bana elini uzattığı sırada bir gümbürtü koptu. Kapı kırılma sesi eşliğinde bizim kızların çığlığı havada uçuşuyordu...

Bölüm sonu

4 yorum