İçeriğe geç

Ölüm virüsü

Bölüm 31 · 8 dk okuma

Ölüm virüsü

Bölüm 31

~26. Bölüm~

Duyuru:Sevgili okurlarım, 26. Bölümü atmakta çok acele ettiğimi fark ettim o yüzden ilk attığım 26 bölümü şuanlık görmediniz tamamı? 4 gün sonrasından değilde öncesinden devam ediyor şimdiki bölüm. Yani kısaca anlıyacağınız malum bölümü şimdilik yok saymak. İyi okumalar dilerim >

***

Her zamanki gibi lanet olası bir güne daha uyanmıştım. Ayağa kalktım ve lavoboya gidip elimi yüzümü yıkadım ve aynaya baktım. Kendimi öylesine izlerken ne kadar tükendiğimi fark etmiyordum bile. Herşeye karşı olan istemsizliğim zombiler geldi geleli dahada fazlalaşmıştı. Gözlerimi aynadan ayırıp odamdan çıktım ve ne zamandır Elif, Sevde, abim ve Doruğ'u uyandırmadığım geldi. Eskiden hayatımızda zombiler yokken bu evde ilk önce ben uyandığım için can sıkıntısından rastgele bir şarkı açıp höperlorün sesini fulledikten sonra herkesin uyandığı aklıma geldi. Bir delilik edip elime telsfonumu aldım ve şarkı seçip koridora gittim. Sonrasını tahmin etmek kolay. Sesi sonuna kadar açtım. Herkesin kapısı açıldı ve bana uykulu gözlerle baktıklarında gülmemek için zor duruyordum.

"Sabah sabah noluyor burda? " dedi ateş.

"Anlaşılan iklimin uyandırma seansları tekrardan başlamış gibi görünüyor" dedi gülerek abim.

"Saat kaç olmuş sizin haberiniz varmı lan? Hadi kalkın artık sabahtır uyuyorsunuz zaten. Gidin elinizi yüzünüzü yıkayıp uyanın bakiyim" dediğimde Naz saate baktı.

"Saat daha 10! "

"Ne var yani gayette normal bence. Hadi hadi boş boş dikilmeyin karşımda uyanın bakiyim"

"Kız dur bende geliyim halay çekeriz" dedi nisa yanıma gelerek. Telefonumdan başka bir şarkı açtı ve manyak gibi halay çekmeye başladık.

"Tamda halay çekilmelik şarkı" dedim gülerek.

"Tabi canım hem bende sıkılıyorum kötümü oldu ne güzel morelim yerine geldi resmen" dedi.

"Oha bensiz halaymı çekiyorsunuz lan siz çok ayıp" dedi Sevde yanımıza gelip bize eşlik ederek.

"Gel gel sensiz halayın tadı çıkmaz zaten" dedim.

"Benide bekleyin" dedi Elif yanımıza gelerek.

Abim"Bunlar böyle delidir zamanla alışırsınız" dedi gülerek Kuzey Ateş Nehir ve Naz'a bakarak. Kuzey kafasını salladığında Naz'ın garipser bakışlarını aldırış etmiyorduk. Kuzey'in gözleri benim üzerimdeyken özellikle Kuzey'e bakmıyordum.

"Ben alışabilirim bence baya komik!" dedi nehir.

"Semde gel fıstığım" dediğimde yanımıza geldi.

Şarkı bittiğinde "bu kadar yetmezmi ben çok acıktım bi sandiviç fena olmazdı" dedi Nisa.

"Tamam tamam hadi aşşağıya" dedi sevde.

"Ha bide bana bakın. Unutmadan söyliyeyim kahvaltıdan 15 dakika sonra hepiniz bahçeye hazırlanıp gelin" dedi Kuzey.

"Neden? " diye sordu Nisa.

Abim "Bahçede öğrenirsiniz nedenini" diye yanıtladığında ne iş çevirdiklerini anlamamıştım.

Nisayla ben merdivenlere yöneldiğimizde Sevde'nin ve Elif'in gelmediğini gördüğümde arkama dönüp baktım.

Elif bu aralarki soğuk sesiyle benim bakışlarıma cevap verdi "Elimizi yüzümüzü yıkayıp geliriz siz inin" deyip hızlıca odasına girdi. Bu aralar Elif'te garip birşeyler vardı fakat nedenini hayla çözememiştim. Aldırış etmeden Nisa'yla beraber mutfağa gittik.

"Kesin karar sandiviçmi yapıyoruz?" dedi.

"Kesin karar sandiviç yapıyoruz" dediğimde güldük ve dolabı açıp domates, marul, krem peynir ve turşu çıkartıp tezgaha koydum. Nisa ekmekleri ayarlarken ben domatesleri kesiyordum.

"Ee Nisa senden naber seninle geldiğinden beri çok fazla konuşamadık" diyerekten sohbet açmayı diledim.

"İyi olmaya çalışıyorum işte zombiler felan filan derken yoruldum, sen nasılsın? "

"Bende genellikle ne iyiyim nede kötüyüm ama bu sabahki aktivite iyi geldi " dedim.

Nisa "Hiç böyle birşey beklemiyordum açıkcası ama sabah sporu gibi iyi oldu" dediğinde ikimizde güldük.

"Şaka bir yana bizim grubun psikolojisi iyice çökmemesi için böyle delilikler yapıyorum arada. Onları güldürmeyi başardığımda sanki dünyalar benim oluyor. Gerçi ne kadar etki ediyor bilmiyorum ama birşeyler deniyorum işte..." dediğimde gülümsememiz solmuştu. Nisa'ya bakmayı kesip önümdeki domateslere dönmüştüm.

"Benim gördüğüm kadarıyla bence eğleniyorlar. Üzme kendini. Ve bu insanlar sana sahip oldukları için şanslılar. Onların kötü gününde yüzlerini güldüren bir İklim'e sahipler çünkü" dediğinde elimi omzuma koydu ve bana masumca gülümsedi. Ona karşılık olarak bende gülümsedim.

"Teşekkür ederim"

"Rica ederim ne yaptımki? İstediğin zaman seni dinlerim sana yardımcı falan olurum"

Kafamı evet anlamında salladığımda sandiviç yapmaya devam ettik. Mutfağa Elif girdiğinde göz ucuyla ne yaptığımıza baktı. Yüzünü buruşturduğunda neden öyle yaptığını anlamıştım.

"Merak etme sana turşu koymadım"

"Hayla turşudan nefret ediyorum ya!" diye böbürlenip masaya oturdu. Nisa ekmeklere krem peynirleri yerleştirdikten sonra domatesleri koydum ve içeriye abim, Doruk ve kuzey girdi. Abim omzumdan kafasını çıkartarak ne yaptığımıza baktı.

"Leziz görünüyor ellerinize sağlık" dediğinde güldüm.

"E tabi biz yaparızde çirkinmi olur abicik? Ha birde ne içersiniz? Kahve? Meyve suyu? Sallama çay? Soğuk çay? Soda falan filan? "

"Sen yorulma biz alırız içiceğimiz şeyleri"

"Pekii" deiğimde abim kafasını çekip buz dolabına yöneldi.

"Beyler ne içersiniz?"

"Bana valla meyve suyu iyi olur" dedi Doruk.

"Banada aynısından" dedi ardından Kuzey. Derken içeriye nehir girdi. Nehir hemen bana sarıldığında gülümseyip bende ona sarıldım.

"Günaydın iklim abla" dedi neşeyle.

"Sanada günaydın fıstığım nasılsın?"

"Sabahki şarkılı uyandırmadan sonra iyiyim" dedi gülerek. Nehir benden ayrıldığında onun boyuna gelmek için çömeldim ve ellerini tuttum

"Hep böyle uyandırıyim madem sizi" dediğimde elif direk mızmızlandı.

"Hayır hayır hayır kesinlikle olmaz. Bu son olsun benim uykum daha önemli" dediğinde Nehir'in ve benim gülmemiz son bulmuştu.

Sessizce gülerek Nehire baktım ve fısıldadım"Elif ablan bu aralar böyle takma kafana gel bak sandiviç yapalım biz"dediğimde tekrar masumca gülümsedi ve "Olur!" diyerek sevinçle bizi izledi.

Nisayla Nehir marul ve turşuları koyarken "Sandiviçin yanında ne içersin? " diye sordum Nehir'e.

"Meyve suyu olsun"dedi.

"Tamamdır benim fıstığıma hemen meyve suyu koyuyorum" deyip dolaba yöneldiğimde abimde olduğu aklıma geldi. Abime döndüğümde bana göz kırptı.

"Tamam bir meyve suyu daha koyarım" dediğinde Nisa'ların yanına tekrardan döndüm. Tabakları masaya koyarken Nehir'de bize yardım amaçlı sandiviç tabaklarını masaya götürüyordu. Abimler içecekleri masaya koyarken Kuzey'e birkere bile bakmamıştım. Ardından mutfağa herkes geldiğinde çoktan masayı hazırlamıştık.

"Ooo sandiviç bayılırım!"dedi Sevde içeriye girdiğinde.

"Teşekkürler harika görünüyorlar" dedi ardından.

"Bişey değil zaten birkaç gündür değişik birşeyler yapmayı deniyorduk" dedim. Doruk dışında herkes oturduğunda Kuzey soğuk kanlılığını koruyordu. Sanırım bu bi çeşit duygularını belli etmemek için kullandığı yüz ifadesiydi. Ona bakmak bile istemiyordum. Aynı ortamda bulunmak bile. Kuzeyden iğreniyordum. Düşüncelerim Naz'ın gine Kuzey'in yanında yerini almasıyla bozulmuştu.

"Günaydın" dedi Kuzey'e.

"Sanada" dedi Kuzey Naz'a bakma gereği bile duymadan. Gözlerim doruğun yerine kaydığında boş sandalyesi ve önünde duran sandiviçiyle meyve suyu hayla el deymemiş şekilde duruyordu. Aldırış etmeden iştahsızca önümdeki meyve suyundan bir yudum aldım.

"Bize kahvaltıdan sonra yapıcağınız süpriz ne çok merak ediyorum" dedi sevde abime bakarak. Abim hafifçe gülümseyip cevap vermedi.

"Hadi ama gerçektende söylemiyecekmisiniz?"

Aklıma gelen şeyle gülmeye başladığımda bakışlar bana döndü. Gülerek sevdeye baktım ve "Cacığımızı çıkartıcaklar" dememle sevde beklediğim gibi bir tepki vermedi. Daha fazla gülümsedi. Hayır bu tepkiyi vermemesi lazımdı.

"Neden gülüyorsun sana burda cacığımız çıkacak diyorum sevde!" dediğimde herkes gülüşmüştü. Neden gülüyorki şimdi bunlar!

"Ben savaşmayı seviyorum yani öğrenmek hoşuma gidiyor" dediğinde somurttum.

"Tabi sen şanslısın abim eğitiyor seni beni kuzeye salıyorlar gün boyu eğitim değilde işkence çekiyorum mübarek!" diyerek kaşlarımı çatıp ellerimi göğsümde birleştirdiğimde kuzeyin dudağının tel kenarı yukarıya kıvrıldı ve yüzüne eğlenceli bir hal aldı.

"Bu sözünden dolayı bir ceza daha" dediğinde pis pis kuzeye baktım. Bu adam beni çıldırtacak.

Gülüşmeler son bulduğunda "takımları ayarladınızmı?" diye sordu naz kuzeye dikkatle bakarak.

"Berk ayarlıyacak" dediğinde abimin bakışları kuzeyi buldu. Kuzey göz abime kırptığında abim onaylarmışcasına bir bakış attı. Kuzey Nazı başından atmaya çalışıyordu. Yani ben böyle bir sonuç çıkartmıştım.

Naz heyecanla abime döndü "benim eğitmenim kim? "Dedi.

Abim "Ben" dediğinde nazın dudağı bükülmüştü. Suratı asılmıştı. Gülmemek elde değildi.

"Noldu biraz üzülmüş gibisin" dedim keyifle. Naz bana sinirle baktığında ona tek dudağım havaya kalkmış ve dikkatle bakıyordum.

"Ben gelmiyeceğim sizden eğitim alacak değilim" dedi ateş nazla atışmamızı bölerek.

"Zaten gelmeni isteyen de yok" dedi kuzey ateşe bakarak.

"O kadar eminsin yani kimsenin benim gelmemi istemediğinden" deyip güldü.

"Bak şimdi bende merak ettim gelmemi isteyen varmı? " diye sordu ateş önündeki tabağa bakarken.

Herkez birbirine bakışırken elifin el kaldırmasıyla ateşin dudağının kenarı kıvrıldı. Elife bakakalmıştım açıkcası onun el kaldırmasını beklemiyordum. Kuzey elife bir bakış attıktan sonra abimin onları uyarmasıyla sustu.

"Yeter bu kadar gevezelik kuzey kahvaltını bitirmiş gibisin o halde yürü bahçeye"

Abim ayağa kalkmadan önce cebinden bir kağıt çıkartıp masaya koydu. "iki eğitmen olduğu için herkes aralıklarla gelicek bu kağıtta kimin hangi saatte geliceği yazıyor incelersimiz artık. Afiyet olsun"

Abim ve kuzey masadan kalkıp dışarıya çıktıklarında abimin koyduğu kağıdı elime aldım. Kuzeyin eğiteceği kişiler ben ve elif, abiminse sevde, nisa ve nazdı. Doruk ise gelmiyordu. Her ne kadar zaman geçsede kendini tam olarak toparlayamamıştı.

Kuzey ilk elifi eğitiyordu. Ondan sonra sıra bana geliyordu. Elif kağıda bakma gereği bile duymadan masadan kalktığında arkasından bende kalktım. Mutfaktan çıktığımızda elif hayla suratıma bile bakmamıştı. Merdivenlerde onu kolundan tuttuğumda arkasını döndü.

"Napıyorsun?" dedi.

"Elif benimle gel konuşmamız lazım"

"Ne konuşacağız iklim?"dediğine cevap vermeyerek yukarıya çıktığım sırada elif kolunu çekti.

"Kendimde yürüye bilirim" dedi. Ona soğuk bir ifadeyle bakıp merdivenleri çıkmaya devam ettim. Odama girdiğimizde etrafı kontrol edip kapıyı kapattım. Elif tekli koltuğa oturduğunda karşısında durup ellerimi göğsümdr birleştirdim.

"Ne var iklim beni buraya kadar getirdin"

"Bana böyle yapma"

"Ne yapmiyim?"

"Beni tersleyip durma elif senin sorunun ne Allah'ın aşkına?"

"Benim bi sorunum yok"

"Hayır var! Sen böyle değildin sana birşeyler olmuş elif sürekli bana yada herkese böyle davranıyorsun. Sen bizden birşeyler saklıyorsun elif"

Elif birkaç saniye yüzüme bakıp ofladı.

"Ben sadece.. "

"Evet sen sadece?"

"Üzgünüm bu aralar kafam çok dağınık tamammı? Ben birisine aşık oldum ve size söylemekten çekindim çünkü bunu hiçte hoş karşılayacağınızı düşünmedim bu yüzden sizi sürekli tersleyip durdum. Biliyorum hatalıyım özür dilerim."

Şaşkın gözlerle elife bakarken"Hayır elif seni terslemezdik anlayışla karşılardık-"

"Hayır hiç hoş karşılamazdınız! "Diye lafımı böldü.

"İyide neden ve kim bu çocuk?"

"Olmaz iklim söyleyemem"

"Ne? Niye? Elif saçmalama ben senin en yakın arkadaşınım benden neden saklıyorsunki?"

Elif bir süre yere bakarka düşündükten sonra "O... Onun adı..."diye geveledi.

Elifin dikkatle cümlesini bitirmesini bekliyorken stres olmuştum. Neden bir türlü söyleyemiyorduki? Kimdi bu çocuk ve nden bizden saklıyordu?

"?"

"NE!?"

Bölüm sonu

4 yorum