İçeriğe geç

Ölüm virüsü

Bölüm 30 · 9 dk okuma

Ölüm virüsü

Bölüm 30

~25. Bölüm~

Ellerimle göğsünden hafifçe ittirip onu azda olsa kendimden uzaklaştırmayı başardığımda "Hopp dur bakiyim sosyal mesafeyi aşmasana hayla salgın bir hastalık var canım unuttun heralde çok ayıp" deyip konuyu dalgaya vurmaya çalıştığım sırada sinirle güldü.

"Çok özür dilerim iklim hanım bende zombiye dönüşüceğimi bilseydim ilk seni ısırmazdım afedersin"

"Belli olmaz ikidir dibime girip duruyorsun zaten"

Yüzündeki gülümseme aniden solmuştu. Soğuk bir sesle "Ateş pisliğide dibine giriyor hiçbirşey demiyorsun" dediğinde afallamıştım.

"Ne?"dedim anlam veremeyerek.

"Aşşağıda fark etmedinmi sana nasıl davranıpta sırnaştığını"

Beynime jeton düştüğünde herşeyi anlamıştım. "Sana yanaşmak için adam 40 takla atıyor resmen ağzına sıçtığımın orospusu sözde ateşine bakmak için elini anlına koyduğunda gözlerine öyle bir bakıyorduki şafağım kaçtı yemin ederim. Sırf sen hastasın diye çok bişey yapmadım yoksa ağzından burnundan kan gelene kadar döverdim o şerefsizi" dedi sinirle kükreyerek. Resmen her an gözlerinden alev çıkacakmış gibiydi.

"Abimin arkadaşı olarak neden bu kadar sinirlisinki..."

Bir adımıyla resmen dibime girmişti. Tekrardan bir elini duvara koyup gözlerimin içine bakarak konuştu.

"Ondan da ötesiyim kes sesini yoksa nefesini keseceğim"

(Yazarken benim nefesim kesildi lan kuzey)

Ağzımı açıp tek kelime bile edememiştim. Fark etmeden gine nefesimi tutmuştum. Deminki alaycı halinin aksine şimdi çok ciciddiydi. Gözleri hayla bir dudağıma birde gözlerime bakarken yüzünü inceliyordum. Saçları dağılmıştı ve ona dağınık saç daha çok yakışıyordu. Yüzünde sinirli ama karizmatik bir ifadeyle bakıyordu. Tüm yakışıklılığını bir kenara çek şuanda kuzeyden gerçektende korkuyordum. Resmen avıyla oynayan bir avcı gibiydi.

Benim gerçektende sustuğumu anladığında dudağının kenarı yukarıya kıvrıldı.

"Uslu kız... "

Daha sonra beni ürküttüğünü anlamış olmalıydıki geriye çekildi. Aniden karnıma bir ağrı girdiğinde gözlerimi kapatıp ellerimle karnımı tuttum. Ağzımdan acı dolu tiz bir ses çıkmıştı. O kadar çok ağrıyorduki resmen oturup ağlayasım gelmişti.

Kuzey endişeyle "Hass bekle ilacını getireyim" deyip masaya doğru yürüdü. İlacı hızlıca kapıp bardağıma su doldurup hızlıca geri geldi ve ilaçtan bir tane çıkartıp bana verdi. İlacı ağzıma atıp ardından su içtikten sonra yatağıma yavaş adımlarla doğru yürüyüp oturdum. Karnımın ağrısını en kötü şekilde çekerken kuzeyin karşısında güçsüz göründüğümü düşünüp duruyordum. Kuzeye karşı her zaman güçlü bir kadın olarak görünüyordum ve beni böyle görmesi ya beni güçsüzmüş gibi gösteriyorduysa? Düşündüğüm şeyin saçmada olsa nedense kafama takmıştım.

Kuzey beni kontrol ettikten sonra balkon kapısına doğru gitti ve kapıyı açıp dışarıya çıktığında tekrardan kapattı. Sanırım gün batımını falan izleyecekti. Ayağa kalkıp lavoboya girdikten sonra azda olsa kendimi iyi hissetmiştim. Birkaç saniye odaya boş bir bakış attıktan sonra bende balkona çıkma kararı aldım. Kuzeyin yanına geldiğimde sigara dumanını havaya üflediğini gördüm. Gelenin kim olduğuna bakma gereği bile duymamıştı. Gerçi benim odamdan benden başka kim çıkacaktıda neyse. Yanına yorgun bakan gözlerle gittim ve demire kollarımı koyup yaslandım. Bana baktığında bir yandanda sigarasını söndürmüştü.

"Sigara içiyorsun demek"

"Evet"

"Pff boşa hava ve para istafı"

Kuzey yorgun gözlerime baktığında oda yorulmuştu. Avmye gittiğimiz günün etkisi hayla üzerimizde kalmıştı o gün çok fazla koştuğumuz için bacaklarım hayla hafiften ağrıyordu. Ama bilmiyorum kuzey belki başka birşeydende yorulmuş olabilirdi sonuçta ordan oraya koşuşturduğumuz gün hiç yorgun görünmüyordu alışık olmalıydı. Burnuma gelen sigara kokusuyla yüzüm ekşidi.

"Sen neden buraya geldin"

"Hiç öylesine hava aliyim dedim"

"Sigara kokusu alarakmı"deyip güldü.

"Nerden bileyim sigara içtiğini"

"İçeriye gir belliki sigarayı sevmiyorsun" dedi düşünceli bir tavırla.

"Sende geliyorsun"

"Neden"

"Aşşağıya inicez işte çok soru sorma kuzey!"dediğimde kuzey yekrardan güldü ve içeriye giderken peşime takıldı. Odamdan çıkarken sağda solda birileri varmı diye kontrol ettim ve emin olduktan sonra dışarıya çıktık.

"Hayla ağrın olmadığından eminmisin istersen inmeyelim"

"O kadarda değil fazla birşeyim yok hem bayadır ortalıklarda görünmüyoruz"

"Tamam o zaman sen bilirsin"

Merdivenleri indikten sonra kuzeyle aynanda mutfağa girmemiz çok fazla şüpheli olucağını düşündüğüm için duraksadım.

"Neden durdun"

"İkimiz aynanda girersek abim şüphelenmezmi? Ayrıca daha sevdeyede açıklama yapmadım... "

"Tamam o zaman sen gir 5 dakika sonrada ben girerim olurmu? "

Kafa sallayarak "Olur" deyip mutfağa yöneldim. İçeriye girdiğimde ilk mis gibi kokan domates çorbası ilgimi çekmişti. Büyük ihtimalle abim yapmış olmalıydı çünkü en sevdiğim çorbanın bu olduğunu biliyordu ve abimin çorbasını o kadar özlemiştimki açıkcası yemek için can atıyordum. İçeride sevde, elif, naz, doruk, ateş, nehir, nisa ve abim vardı. Doruk ve nehir oturmuş konuşuyorlardı ve uzun süre sonra doruğu azda olsa mutluyken görmek benide mutlu etmişti. Abim ve sevde konuşurken diğer yanda naz ve ateşi konuşurken gördüğümde garipsemiştim. Bu ikisi ne konuşuyo olabilirdiki? Ve son olarak elif ile nisa birlikteydi. Benim geldiğimi gören abim "Hoş geldin bücürüğüm daha iyimisin bakiyim? "

Abimin baktığı tarafa sevdede baktığında benim olduğumu görünce ne tepki vereceğini bilmeden yüzünü başka yere çevirdi. "Sağol abi daha iyiyim" dedim gülümsemeye çalışarak.

Abim yanıma geldi ve "Tamam bak en sevdiğin çorbayı yaptım gördünmü" dediğinde kafa sallayıp ocağa baktım.

"Teşekkür ederim gördüm mis gibi kokuyor ellerine sağlık" dediğimde güldük.

"Kuzey nerelerde bu aralar hiç etrafta görünmüyor" dedi naz bana bakarak.

"Ne? Ben nerden bileyim"

"Bilmem sen hasta olduktan sonra hiç göremedim"

O sırada içeriye kuzey girmişti ilk beni çaktırmadan gözleriyle kontrol ettikten sonra doruğun yanına yöneldi.

"Ah kuzey bizde tam seni konuşuyorduk nerelerdeydin birkaç gündür seni çok merak ettim" dedi naz kuzeye doğru ilerleyerek.

"Hiç odamdaydım işte pek tadım yoktu" derken sandalyeye oturdu ve nazda yanındaki sandalyeye geçti. Gözlerim sevdeye kaydığında dudaklarını birbirine bastırmış, gülmemek için kendini zor tutuyordu ve kuzeyin cümlesinden sonra elini ağzına koyup gülümsemesini kapattığında iç çektim. Kuzeyin benim yanımda olduğunu çok iyi bildiğinden emindim.

"Noldu sendemi hastasın yoksa?"dedi kuzeyin gözlerine bakarak.

"Hayır gayet iyiyim sağol beni bu kadar düşünmene gerek yok"dediğinde gözlerimi dikmiş bu ikiliyi izliyordum.

"Ben sadece seni merak etmiştim yani özür dilerim yanlış birşey yaptıysam... " dedi üzgün bir ses tonuyla. Kuzey önündeki masaya bakmayı bırakıp sonunda naza baktığında üzüldüğünü anlamıştı ve herkes onları izlediğini fark etiğinde son derece soğuk bir sesle "Yanlış birşey yapmadın sadece biraz yorgunum tamammı"

"Tamam o zaman" deyip gülümsediğinde kuzey önüne dönmüştü. Naz bana kıskandırmak istercesine bir bakış attıktan sonra kuzeye baktığında ona pis pis bakıyordum. Abim hemen yanımda olduğundan dolayı surat asmayı kestim.

Elif yemekleri koymak için tezgaha yani yanımıza geldiğinde "bende yardım edeyim sana" dedim. Herkes sofrada oturmuş konuşuyorken bir yandanda çaktırmadan kuzeyle nazı kontrol ediyordum. Elif bana bakma gereği duymadan "Gerek yok sen hastasındır ben kandimde hallederim"dedi solgun bir ses tonuyla.

"Şuanlık iyiyim"dedim ona bakarak fakat o bana bakmadı.

"Eminim iyisindir zaten" dediğinde elife cidden anlam veremiyordum.

Kimsenin duymuyacağı şekilde fısıldadım. "Elif senin sorunun ne? Nerden çıktı şimdi bu atarlı tavırlar"dediğimde hele şükür bana baktı.

"Herşeyi bizden gizlemeye devam et sen, ama anlamıştım zaten sizin bu kadar yakınlığınızdan" dediğinde sevdenin ona herşeyi söylediğini anladım. Elifin kolundan tuttuğum gibi kulağına fısıldayarak başka odaya çektim. "Burada konuşulacak şey değil"

Salona geçtiğimizde elife baktım "Sizden sakladığım birşey yok o olayı tamamıyla yanlış anladınız-" derken elif cümlemi kesti.

"Kuzeyin üstünde olmanın neresi yanlış anlaşılma çok merak ediyorum iklim" dedi kısık bir sesle.

"Anlatmama izin versen" dediğimde ellerini kolunda birleştirdi ve beni bekledi.

"Dinliyorum"dediğinde içeriye sevdede girdi ve kapıyı kapattı.

"Hey kavgamu ediyorsunuz"

"Elife nedne böyle birşeydi söyledim" dedim sevdeye sorgulayıcı bakışlar atarak.

"Ağzımdan kaçtı sadece özür dilerim"dediğinde iç çektim.

"tamam ikinizde olayı çok yanlış anladınız ama öyle birşey yoktu dinleyin beni"

"Abim kuzeyden çok hoşlanmıyor kuzeyde benim için kahvaltı falan getirmişti abimin sesini duyduğumda kuzey birşey söylüyordu ve onun ağzını kapatmak için yanlışlıkla üstüne atladım daha sonrada kavga ediyorduk sevde girdi işte yanlış birşey yapmıyorduk yani"

Elif bir süre sessiz kaldıktan sonra "tamam" dedi. Elifte bu sıralar gariplik vardı fakat bir türlü sorunun ne olduğunu çözememiştim.

"Kuzey sendemi hoşlanıyor" dedi aniden elif.

"Ne alaka? Sürekli kavga içerisindeyiz farkındamısınız bilmem bizden arkadaştan başka birşey olamaz"

Elif "Aynen kesin öyledir" dedi göz devirerek.

"Elif kız birşey yok diyor"dedi sevde

"Aman neyse ne işte yürüyün artık biri gelicek şimdi" dedim daha fazla uzatmamak için. Mutfağa hızlıca girdim ve çorbaları vb çoktan masada olduğunu gördüm. Naz herkesin gözüne girmek için bizim yokluğumuzu fırsat bilmişti. Abimin yanına oturduğumda diğerleride mutfağa girdi ve böylece herkes oturmuş oldu. Çorbamı yavaşça kaşıklarken nazdan gözümü alamıyordum. Sürekli birileriyle konuşuyordu. Herkesle ben yokken ne kadarda samimi oluvermişti hayret ettim.

Yanımdaki sandalyede oturan nisa bana "geçmiş olsun hasta olduğunu duydum iyimisin? " dedi samimice. Ona gülümseyip "Teşekkür ederim şimdilik iyiyim" dediğimde oda bana gülümsedi.

Nisadan bana gelen hiçbir zarar yoktu kız gerçektende iyi biriydi ve ayrıca çokta samimiydi. Onunla iyi arkadaş olurduk bence.

Naz kuzeye birşeyler anlatıyordu fakat çok fazla anlayamıyordum. Sinirle yemeğimi yiyor ve burayı terk etmek istiyordum. Yemeğimi bitirdikten sonra aynanla ateş ile ayağa kalktık. Tabağımızı tezgaha birakıp çıkarken kuzey bize bakıyordu. İkimiz mutfaktan çıkmıştık ve ateş bana birşeyler anlatıyordu fakat benim aklım kuzey ve nazdaydı. Evet evet deyip geçiştiriyordum işte. Koltuğa oturduğumuzda ateşle eskileri konuşmaya başlamıştık fakat konu buraya nasıl gelmişti hiçbir fikrim yoktu.

Biz boş boş konuşurken içeriye abim girdiğinde ateş ayağa kalktı ve "ben mutfağa yardım edeyim" deyip oturma odasını terk etti. Abim yanıma oturduğunda onun dizlerine yattım.

"Abi... "

"Efendim bücürüğüm"

"Bana hayla kızgınmısın? "

Abim bönüne bakarak birşeyler düşünüyorken cevap verdi. "Hayır iklim kızgın değilim senin bir suçun yok" dedi.

Birkaç dakika sessizlikten sonra "bu aralar çok mutlu görüyorum seni" dedim.

"Seni bu kadar mutlu eden şeyde nedir? "

Abim gözlerini kaçırarark "hiç" dediğinde gülümsedim.

"Yoksa sevdeyle bir alakasımı var bu bu aralar sizi hep beraber görüyorum" dediğimde abim kaşlarını çatarak bana baktı.

"Ne alakası var? Saçmalama iklim git başımdan! " dediğinde kahkahalara boğulmuştum

"Hiç yalan söyleyemiyorsun abiciğim şimdi bana neler olduğunu anlat" dediğimde abim iç çekti.

"Senin bu huyundan nefret ediyorum"

Meraklı gözlerle ona bakıyorken devam etti"ben... Eh... Şey... "

"Hadi söylesene geveleyip durma! "

"Lanet olsun tamam ben sevdeden hoşlanıyorum oldumu! "

"Aha biliyordum! Benim abicim aşık olmuş demek" deyip güldüğüm sırada abim bana ters baktığında sustum.

"Tamam tamam kızma demedim birşey"

Abime meraklı gözlerle baktıyorken abim ofladığında kazanmanın sevinciyle hemen soru sordum.

"Peki ona açıldınmı? Yada oda seni seviyormu? Ne zaman ondan hoşlanmaya başladın? "

"İklim yavaş gel. Ona 1 hafta falan sonra açılmayı planlıyorum ve beni sevdiğinden emin değilim... Sen onun kankasısın sen sorsan ama belli etmeden? "

"Tabi tabii sorarım abiciğimde ödülüm ne? "

"İklim! "

"Aman ya tamam şaka yaptım"

"Neyse ben dışarıya hava almaya çıkayım" deyip doğruldum.

"Tamam"

Salondaki bahçeye çıkan bir kapı daha vardı. Orayı açıp dışarıya çıktığımda öylesine evin etrafında tur atmaya karar verdim. Biraz yürüdükten sonra köşeyi dönerken kuzey ve nazı farke etmemle geriledim. Duvarın arkasından gizlice onlara bakarken konuştuklarını duyamıyordum. Biraz konuştuktan sonra naz kuzeye birşey söyleyip ellerini kollarına götürdüğünde kuzey naza hırkasını verdi. Kafamı hızlıca geri çekip gerilerken ayağım birşeye takıldığında yere yapıştım. Sessizce "siktir! " deyip ayağa kalktım ve hızlıca koşarak mutfaktan içeriye girdim.

"Oda neydi? "Demişti arkamdan naz.

Herkes bana soran gözlerle bakarken daraldığımı hissedip yukarıya gitme kararı aldım. Merdivenleri hızlıca çıktıktan sonra tekrardan dizlerimin üstüne düştüğümde dudağımı ısırdım. Ayağa kalktım ve odama hızlıca girerek kapıyı kapattım. Yere oturup ayaklarımı kendime çektim ve kafamı dizlerime gömdüm...

(Not;size birşey sorucaktım smut kısmı yapıp yapmama hakkında çok kararsızım sizce olsunmu olmasınmı?)

Bölüm sonu

3 yorum