Abim çocuğa pis pis bakarken oflayıp anlımı ovuşturdum. Yanında kumral bir kız vardı ve ateşin ayağına pansuman yapıyordu.
Kuzey bir bana birde cocuğa bakarken gözlerinde sinir vardı "Tanıyor musun bu adamı"diye sordu.
"Evet tanıyor sana noluyo" dedi Ateş atarlanarak.
"Asıl sana noluyo neyi oluyorsunda bu kadar özgüvenlisin"
"Lan ben sana birdaha bu kızla konuşmayacaksın demedimmi" abim ateşin üstüne yürüdüğünde abimi engelledim.
"Tamam abi bi dur"
Naz "Ayy anladım ben iklim bu senin sevgilinmi "deyip güldü.
"Sana fikrini söyle diyen olmadı yılan"deyip naza ölümcül bakışlar attıktan sonra abime döndüm ve ardından Ateşe baktım.
Ateş bana bakarak "Evet iklim bu artislenen kim"dedi.
"Sanane oğlum sanane seni ilgilendirmiyor"dedim sinirlice ona bakarak
"Sen hayla akıllanmadınmı"dedi abim.
"Sakin ol abilik birşey yapmadım"
"Yapsaydın bide şerefsiz ne işin var burda! "
"Görmüyormusun ayağımı burktum o şerefsizlerde beni buraya bıraktı"
"Ayağın kırılsın "diye mırıldandım.
Abim burnundan soluyorken naz gülüp duruyordu. Kuzey ise pis pis Ateş'e bakıyordu.
"Ee biriniz yardım edicekmi? "
"Kalsin biz böyle iyiyiz" dedim dalga geçercesine.
"Kavga etmeyi bırakın biz buradan nasıl çıkacağız? " dedi ateşin yanındaki kız. Kapıya döndüğümde zombilerin çıkarttığı iğrenç sesler eşliğinde kapıya vurma sesleri duyuyordum. Kuzey odaya göz gezdirirken gözleri pencerede durdu.
"Tek çıkış yolumuz burası gibi gözüküyor" dedi
"Ben nasıl ineceğim oradan"
Kuzey ateşin ayağına bir göz gezdirdi.
"Bence seni camdan aşşağıya direk bırakalım ne dersin 9 canından 8'i kalır" diyerek dalga geçtim
"Bu kızın herşeyle böyle dalga geçmesi beni deli ediyor! " dedi naz
"En azından senin gibi erkeklere yanaşmıyorum"
"Senin gibi boş konuşmaktan iyidir"
"Şaka yapıyor olmalısın galiba kusucam"
Biz nazla tartışırken kuzey yavaş adımlarla yangın hortumuna doğru yürüdü. Abim ise odadaki dolaplara bakmaya yöneldiğinde ayakta duracak halim olmadığından yere çömeldim ve bacaklarımı kendime çekip kafamı koydum.
Kuzey elindeki hortumla"İlk kim inmek ister" diye sordu.
"Ben inerim" dedi naz ve kuzeye doğru yürümeye başladı. Kuzey hortumu nazın beline bağlarken naz gözlerini kuzeyden alamıyordu bile. Kuzey nazı bağladıktan sonra aşşağıyı kontrol etti.
"Ses çıkarmadan ininki zombileri aşşağıya toplamayın"
"Tamam"
Ben yerde oturmuş uyuklanırken naz çoktan inmiş sıra ateşin yanındaki kıza gelmişti. Oda sağ sağlim indikten sonra kuzey yanıma geldi. Abim ve ateş hayla ufaktan atışıyorlardı. Kafamı kaldırıp kuzeye baktığımda tepemde dikilmiş bana bakıyordu.
"Pişt uyudunmu"
"Hayır sadice gözlerimi dinlendiriyordum"
"Tamam sıra sende"
Ayağa kalktım ve pencereye doğru yürüdük. Kuzey hortumu aşşağıdan çekti ve bana baktı. Ve dudağının kenarı kıvrıldı. Anlam verememiş gözlerle öylece ona bakıyordum.
"Ne? Neden bakıyorsun? "
"Beline bağlamam için kollarını kaldırmanı bekliyorum"
"Ah pardon" deyip kollarımı hafiften havaya kaldırdım. Kuzey üstüme eğilip belimden hortumu bağlarken onun bayıltıcı derecede güzel parfümü resmen aklımı başımdan alıyordu. Kuzey geri çekildiğinde aşşağıya baktım. Şuanda 2. Katta olduğumuz için çok yüksek bi mesafe yoktu. Abim ve kuzey hartumdan tutmuş beni bekliyorlardı.
"Tamam tamam iniyorum"
Pencereye tutunarak kendimi yavaşça aşşağıya bıraktım. Hortumu ellerimle sımsıkı tutuyorken yavaşça indim.
"İndimm tamam durun"
Belimdeki hortumu çıkarttım ve etrafa bakındım. Birkaç dakika sonra abim, ateş ve kuzey inmişti. Koşmamız ve silah sesleri bir olmuştu. Ön tarafa vardığımızda cidden çok yorulmuştum. Arada zombilere sıkıyor arkamı kontrol ediyordum. Arabaya vardığımızda hızlıca kapıyı açıp içeriye oturdum. Kafamı arkaya yaslayıp tam uyuyacakken ateş yanıma oturdu. Sinirle ona bakarken "Napıyosun be"
"Oturuyorum" dediğinde sinirden güldüm. "Onu bende görüyorum aptal, bana yaklaşma" abim sinirle arabanın kapısına yöneldiğimde kuzey omzuna dokunup durdurdu. O iş bende dermiş gibi baktı ve kapısını açıp sert bir şekilde kapattı. Benim kapımı açıp ateşle tam aramıza oturup ateşe pis pis baktı. Ateşin ise suratı beş karıştı.
Arabalar çalıştığında eliflerin bindiği araba arkamızdan bizi takip etti. Bende yolu izlemeye başladım
***
Ofise geldiğimizde herkes üzgün görünüyordu. Garajın kapısı arkamızdan kapanırken abim arabayı park ediyordu. Araba durduğunda hepimiz indik. Kuzey çoktan yukar kata çıkmıştı. Ateş ve abim market poşetlerini mutfağa taşırken birşeyler konuşuyorlardı. bense elifle birlikte yukar kata odamıza çıkıyorduk.
"İklim... "
"Efendim"
"Ecrinin odası ne olucak"
Merdivenleri çıkarken elife baktım.
"Sanırım o odaya ateş yada o kız yerleşicek"
"Tamam... "
"Bak elif biliyorum hiç kolay değil bende çok üzülüyorum fakat doruk,abim ve kuzeyin yaptıklarını yanına bırakıcaklarını sanmıyorum"
"Dorukta darma dağın oldu"
"En çok o etkilendi bu olaydan"
Elifle merdivenleri çıkmayı bitirdiğimizde benim odamın önünde durduk. "Evet nasıl toplayacağız onu? " diye sordu. Ellerimi göğsümde birleştirip çaresizce Elif'e baktım.
"Bilmiyorum elif inanki bilmiyorum çok kötü bir durumun içerisindeyiz şuan, tek çare zaman gibi görünüyor"
Elifin gözleri yerde dolaşırken elimi omzuna koydum.
"Geçicek... Herzamanki gibi birbirimize destek olucaz... "
Elif bana dolu dolu gözlerlerle baktığında onu kendime çekip ona sıkı sıkı sarıldım. Yaklaşık 1 dakika sonra elif kafasını geri çekip burnunu çekti. Elimle yanağındaki yaşları sildim.
"Çok fazla ağlama tamammı ateşin çıkıyor sonra... "
"Tamam... " dedi. Yüzüme buruk bir gülümseme koyup son birkez elife baktım ve odama yöneldim. Kapıyı açıp içeriye girdiğimde banyodan su sesleir geldiğini duydum. Emin olamayıp banyoyun kapısına biraz daha yaklaştığımda sesler duştan geliyordu. Kim diye düşünürken aklıma sevde geldi. Kapıyı tıklattım ve içeriden ses gelmesini bekledim. Su sesi durduğunda kapıya kulağımı dayadım ve ne yaptığını anlamaya çalışırken kapının aniden açılmasıyla kuzeyin çıplak ve nemli göğsünde buldum kendimi. Altında bir havluyla duruyordu. Kafamı kaldırdığımda ıslak ve dağılmış saçlarından düşen damlalara bakarken gözlerim fal taşı gibi açıldı. Hızlıca bir adım geriledim.
"Sen" dedim yutkunarak.
"Benim odamda... "
"Duşamı giridin!"
"Aynen öyle zeki kız"
"Neden benim banyomda duşa giriyorsun kendi duşuna ne oldu! "
Kuzeyin dudağının kenarı kıvrıldığında iyice sinirlendim. "Birde gülüyor ya rahatlığa bak! Sapık felanmısın kardeşim sen! "
"Sakin ol sakar benim odamın duşu bozulmuş ondan seninkine girdim."
Gözlerimi kapattığımda kuzey "Neden gözlerini kapattın"Dedi.
"Sence! Altındaki şey düşerse hiç hoş olmaz lütfen odamdan çık"
Kuzey küçük bir kahkaha attı ve daha sonra bana yaklaşan adım seslerini duyduğumda yavaş yavaş geriledim.
"Kuzey napıyorsun? Ben sana odamdan çık dedim üstüme yürü demedim! "
Sırtım buz gibi duvarla temas ettiğinde irkildim. Kuzey duvara elini koyup kulağıma eğildi.
"Utandın" dedi çekici bir sesle.
"Ne? Benmi "
"Evet yanakların kıpkırmızı"
"Kuzey çıksana odamdan! "
"O ateş denen adamı nerden tanıyorsun"
"Nerden çıktı şimdi bu? "
"Sadice merak ediyorum"
Oflayıp cevap verdim"madem çok merak ediyorsan söyliyeyim ateş benin eski sevgilim dalgınlığıma kabul etmiştim aramızda hiçbirşey olmadı olamazda"
Daha sonra geri çekildi. Birkaç saniye sonra kapının kapanma sesini duyduğumda gözlerimi açtım.
"Sapık adam! " diye bağırdım.
"Seninle sonra görüşücem görürsün sen! "
Sinirle ayağımı yere vurdum ve odada dönmeye başladım.
"Salağa bak ya! "
Derin bir iç çekip sakinleştim ve üstüme rahat birşeyler giydikten sonra pencereden dışarıya baktım. Ofise girerken hava baya kararmıştı. Masamda duran telefonumdan saate baktığımda 12.04'ü gösteriyordu. Yatağa oturdum ve boy aynamdan kendimi izlemeye başladım. Kızarmış yanaklarıma bakarken gözüm boynuma kaydı. Elimle boynuma baktığımda kolyem yoktu. Hayır olmaz kolyem nerede! Daha elifle konuşurken boynumdaydı! Hızla ayağa fırlayıp gözlerimle yerlere bakmaya başladım. Tüm odamı hatta koridoru baştan aşşağıya kontrol ettim fakat kolyemi hayla bulamıyordum!
"Kuzey... "
"Kesin kuzey aldı! "
Kuzeyin odasına doğru yürüdüm ve hızlıca kapıyı açıp içeriye girdim. Üstünü giyinmesi beni rahatlatmıştı.
"Kuzey! "
"Noldu sakar ne bu telaş? "
"Başlatma sakarına kolyemi senmi aldın? "
"Senin hep taktığın şu kolyeyimi "
"Evet şu ucunda yıldız olan"
Kuzey elini cebine uzattı ve kolyemi çıkarttı.
"Evet bu! Nasıl buldun? "
"Odama giderken kordidorda buldum şansa bakki seninmiş"
"Hıhı aynen aynen şimdi onu alayım ben" Elimi tam uzattığımda kolyeyi yukarıya kaldırdı.
"Madem bu kolye senin için çok önemli onu almak için herşeyi yaparsın değilmi...Kolyeyi almak istiyorsan dediğimi yapıcaksın"
Kaşlarımı çatıp sinirlice kuzeye baktım.
"Uzatma ne istiyorsun kuzey? "
Kuzey ani bir hareketle beni duvara yasladı ve üstüme eğildi. Gözlerim odada dolaşırken kapının kapalı olduğunu fark ettim. Kuzeyin gözlerine korkakça bakarken vereceği cevabı korkarak bekledim.
"Seni."
Bir elini duvara koydu ve gözlerimin içine baktı. Bense şaşkınlıktan hiçbirşey diyemiyordum. Elinde tuttuğu yıldızlı kolyem bana annemin hediyesiydi. Yani onu almam gerekiyordu fakat bana sunulan seçenek karşısında ne tepki vereceğimi bilmiyordum.
"Kuzey saçmalama birisi görücek..."
Kafamı başka bir yere çevirdiğim esnada kuzey bir diğer eliyle çenemden tuttuğu gibi yüzüne doğru geri çevirdi.
"Herkes uyudu için rahat olsun iklim"
"Cevabın? "
Yutkundum. Gözlerine bakarken "Senden nefret ediyorum kuzey"dememle kuzeyin dudağının kenarı kıvrıldı ve gözleri yavaşça dudağıma kaydı.
"Sadece küçük bir öpücük... " dedi elleri saçlarımda gezinirken. Elindeki kolyeye ardından gözlerine baktıktan sonra kuzey yüzünü bana dahada yakınlaştırdığında kalbim deli gibi çarpıyordu.
Sadece bir öpücük en fazla ne olabilirki...
Dudağını dudağıma bastırdığında gözlerimi sıkıca kapattım. Yavaş yavaş beni korkutmak istemiyorcasına davranıyordu. Sanki hafiften alıştırıyordu. Duvara koyduğu eli belimi sımsıkı sardı ve beni kendine çekti. Ellerim onun göğsündeyken dahada sert bastırdı dudağını. Diğer eliyle çenemden tuttu. Vanilya karışımı karamel kokusu çiğerlerime dolarken bende ona karşılık verdim. Dudaklarımdan ayrılıp kafasını anlıma yasladı. Elleri çenemden sırtıma doğru kaydı ve burnunu tenime temas ettirerek kafasını boynuma götürdü. Tüy kadar hafif öpüşleri boynumda küçük bir gezintiye çıktı ve dudaklarımda son buldu. Elleriyle beni göğsüne bastırdığında kendimi tamamen ona bıraktım. Şimdiyse intikam almak istercesine öpüyordu. Deminkilerden daha sertti. Kendimi ondan ayırmak için kafamı biraz geri çekmiştimki kuzeyin beni bırakmaya hiç niyeti yoktu. Tam aksine dahada acımasız davrandı. Birkaç saniye benim bile sayamadığım kadar öptükten sonra sonunda durduğunda nefes aldım. Gözlerine bakarken yutkundum ve fısıldayarak konuştum.
"Hani sadice küçük bir taneydi..."
Kuzeyin dudağının kenarı tekrardan kıvrıldı.
"Anın tadını çıkartıyorum" dedi son derece yakışıklı bir şekilde.
Gözlerimiz birbirine bakarken "birşeyi merak ediyorum"dedim.
"Nedir o" dedi.
"Sadice eğlenmek içinmi yapıyorsun yoksa bana aşık olduğun içinmi... " diye sordum.
Kuzey cevap vermek yerine nefes almam bittiğinde dudaklarını tekrardan bastırdı. O beni öperken anladımki bana aşık olduğu düşüncesi doğru olabilirdi. Kuzey beni seviyordu şakası yoktu. Yanağıma çarpan ılık nefesini hissediyordum. Beni deliceside öperken adeta nefesim kesilmişti. Kuzeyin kollarında küçük bir kuş gibi titrediğimi hissettim. Sımsıkı saran elleri bir süre sonra hafiflediğinde yavaşça yüzünü geri çekti. İkimizde nefes nefeseyken titreyen ayaklarım yüzünden düşmemek için ona tutundum. Elini cebine götürdü ve kolyemi bana uzattı. Kolyemi aldıktan sonra son bir defa gözlerinin içine baktım.
"Titriyorsun odana kadar gidebilecekmisin"
Kafamı hayır anlamında salladım. Kuzey beni yavaş adımlarla yatağına doğru götürmeye yöneldiğinde tedirgin gözlerle kuzeye baktım.
"Sadece öpüceğim demiştin daha fazla ileriye gitmezsin diye umuyorum"
"Aklımda düşündüğün gibi birşey yok" Beni yatağa oturttuktan sonra "bu gece benim misafirimsin" dedi ve kapıya doğru yürüyüp kapıyı açtıktan sonra dışarıya çıktı. Yatağa uzandığımda birkaç dakika sonra kuzey içeriye tekrardan girdi ve kapıyı kilitledi. Yanıma yatıp üzerimi örttü. Gözlerim hafiften kapanırken son gördüğüm şey kuzeyin yakışıklı yüzüydü...



