İçeriğe geç

Ölüm virüsü

Bölüm 23 · 8 dk okuma

Ölüm virüsü

Bölüm 23

~18. Bölüm~

Çok garip hissediyordum daha önce hiç böyle olmamıştı. Aşık falanda değildim kuzeyden nefret ediyordum. Tamam iklim sakin ol sadice sana oyun oynuyordur belki? Seni etkilemek için, Naz'dan kurtulmak için yada benden hoşlandığı için... Hayır benden hoşlandığını sanmıyordum. Abim ve kahverengi saçlı çocuk birşeyler konuşuyordu fakat hiçbirini doğru düzgün anlayamıyordum. Bu adam benim dikkatimi dağıtmıştı! Ben düşüncelere dalmışken eğildi ve kulağıma yaklaştı. Ilık nefesi kulağıma vurduğunda tüylerim diken diken olmuştu. Yoğun vanilya karışımı tarçın kokusunu aşırı net alabiliyordum. "Sanırım bundan hoşlandın çünkü tam 1 dakika 48 saniyedir hiçbir tepki vermiyorsun. " dediğinde sadice susmakla yetindim. Bu sapık birde dakikamı tutuyordu? Konuşmak için ağzımı aralasamda kafam çok karışık olduğu için düzgün bir cümle kuramıyordum. Beynim allak bullak olmuş bir şekilde sevdeye baktığımda pis pis sırıtarak kaş kol yapıyordu.

Ani bir sarsıntıyla gözlerimi açtım. Sevdenin çığlıkları eşliğinde kafamı koltuğa çarptım.

Sadice rüyaymış...

Abim:"ONLARI BİR ELİME GEÇİREYİM VARYA! "

Araba çok hızlı gidiyordu. Gözlerimi ovuşturup olanları anlamak için etrafımıza baktığımda peşimizde ve önümüzde zombiler vardı. Sevde elimi sımsıkı tutuyordu abim zombileri ezip geçerken araba sallanıyordu. Melisalar etrafta görünmüyordu sanırım kötü birşey yaptılar ve herkes bu yüzden sinirliydi. Araba çok fazla sallanıyordu ve biryerlere çarpmamak için kendimi zorluyordum.

"Neler oluyor?"

Sevde:"Melisa AVM'nin önünde fişek patlatıp kaçtılar zombiler çıkan yüksek sese karşı bize doğru saldırdılar! "

Şimdi herşey yerine oturmuştu.

"Onları aramıza almakla büyük hata ettiniz" dedim.

Sürekli sağa sola doğru dönüyorduk abim oldukça zombileri ezmemeye çalışıyordu çünkü araba çok fazla hasar alırdı. Sayıları azda olsa azaldığında beklemekten başka birşey yapamıyordum. Araba hele şükür düz gitmeye başladığında fark etmeden tuttuğum nefesimi verdim. Gözlerimi kapatıp kafamı koltuğa yasladım.

"Ne zamandır uyuyorum ben"

Sevde:"kuzey seni taşırken uyuya kalmışsın"

Sinsice sırıtıp ön koltukta oturan kuzeye baktım. "Abicim bu egois zengin bebesi varya-"

Sevde eliyle ağzımı kapattığı anda nolduğunu anlayamadım. Sevde susmamı işaret edip ağzımdan elini çekti.

Sevde:"iklim Allah'ın aşkına sus artık herkes zaten çok gergin iyice karıştırma ortalığı"diye fısıldadı kulağıma.

Abim:"Ee sonra? "

Kuzeye döndüğümde bana bakıyordu ona ters bir bakış attım ve sinirle konuştum "Zombilere yem olucakken beni kurtardı kırmızı pelerinli kahraman bence ona ödül olarak zombilere verebiliriz arkadaşlarını özlemiştir"

Kuzey:"beni boşver, bence sen akrabalarını özlemişsindir burada yaptığın gevezelikten kurtulmuş oluruz hem, ne dersin berk"dedi bana alaylıca bakarak.

"Bak bak bak gevezemi olduk şimdide egoist bey "

"Kırmızı pelerin kısmı doğruydu ona birşey diyemem "dedi dalga geçerek ellerini havaya kaldırdı ve teslim oluyormuş gibi yaptı.

Abim:"en iyisi ikinizide zombilere verelim"

Sevde:"Sonuçta hepimiz ölmiyecekmiyiz verseniz nolur"

"Nerden çıktı bu? "Dedim sevdeye bakarak.

"Öyle ama, bu zombilere nasıl dayanabilirizki nereye kadar kaçabilirizki panzehir olmadan sadece öldürerek onlarla başa çıkamayız"

Hiç kimse konuşmadı. Uzun süre çok rahatsız edici bir sessizlik oluştu. Bu ölüm sezsizliğiydi hiç kimse karşı çıkamıyordu. Hepimiz fazla dayanamazdık daha fazla kaçamazdık bunu hepimiz biliyorduk ve gerçeklerle yüzleşmek cidden çok kötüydü. Sevdiklerimizi kaybetme düşüncesi aklıma geldikce umudum tükeniyordu.

Üzgünce önüme döndüm ve kollarımı birleştirip yolu izlemeye başladım. 1 tane bile zombi görürsem delirecek gibiydim artık. İlk başlarda şaka gibi geliyordu ama şuanda cidden çok sıkılmıştım. 1-2 dakika geçtikten sonra araba durdu. Hastanenin girişindeydik ve bizimkilerin arabası etrafta gözükmüyordu.

"Geldik ama dorukların arabaları yok? "

"Belki içeridelerdir? "Diye ekledim.

Kuzey:" hayır sanmıyorum hepimiz arabada bekliyecektik. Ve yürüyerek gelmedilerya arabaları olması lazımdı"

Yurkundum ve kuzeye baktım oda herkes gibi endişeliydi.

Abim:"Tamam içeride ne olduğunu bilmiyoruz ayrılmamız lazım"

"Tamam abimle birlikte bizimkilere bakmaya gideriz sizde arabada beklersiniz"

Sevde:"ben berkle dursam olmazmı "

"Nedenki? " diye sordum. Sevde kulağıma eğildi ve benim duyabileceğim kadar fısıldadı. "Salak kuzeyi tanımıyorum neredeyse, abinle çocukluktan beri arkadaşız kuzeye güvenmemem normal"

"İyide ben sanki kuzeyi 40 yıldır tanıyorum"

"Olsun siz daha yakınsınız bişey olmaz"

Kuzey:"Kendi aranızda fısır fısır konuşmasanızmı diyorum"

"Ayy tamam be sus, yürü şu beceriksizlere bakmaya gidelim"

"Gidelim" dedi ve kapıyı açacakken "Dur!" dedim. Kuzey bana döndü ve gine ne oldu der gibi baktı.

"Zombilere topuklu ayakkabıyla falanmı vurmamı bekliyorsun? Silahımı düşürmüştümya hani!"

Kuzey son derece soğukkanlıkla önündeki çekmeceyi açıp onlarca silahın içinden ikitane alıp bana uzattığında sadece bakmakla yetindim. Abimin bu kadar silahımı vardı?

"Davetiye falanmı yollayayim alsana" dediğinde uzanıp elindeki silahı aldım. Kapıyı açarken "Abicim senle sonra görüşcez! "Deyip hızlıca kapıyı kapattığımda içerideki kahlaha seslerini duyabiliyordum. Kuzeyle birlikte yoldaki zombileri etkisizleştirirken bu işi dahada iyi yaptığımı fark ettim. Artık eskisi gibi 3 kurşunumdan 1'i değilde hepsi isabet ediyordu.

"Kuzey siz mafya falansınızda benimmi haberim yok? Ne bu kadar silah mermi maşşallah elini uzattığın yerden silah çıkıyor"

Kuzey zombiyle dövüşürken küçük bir kahkaha attı. "Çok merak iyi olmaz cici kız" dedi çekici bir ses tonuyla.

"İyice şüphelendim bak zaten sende mafya tipi falanda var böyle siyah giyinmeler sanki silahı anne karnından beri profesyönel kullanıyormuş gibi atışlar"

Dudağının kenarı kıvrıldı. "Bunu ilfifat olarak var sayıyorum"

Gözlerimi devirip önüme döndüm. Yara bere içinde kalan dizlerim yüzünden sürekli tökezliyordum. Ne kadar belli etmemeye çalışsamda çok acıyorlardı. Birkaç dakika daha koşuşturup zombilerle dövüştük. Daha sonra kuzey bir bakkala doğru yöneldi. Nefes nefese "Nereye!" dedim. "Off beni bekle egoist! "Fakat cevap vermediği için mecburen onunla birlikte küçük bir bakkala girdim. İçerideki zombileri vurarken kuzey kapıyı kapatıp kapının önüne raflardan birini koymuştu. "Neden buraya geldik? " kuzey etrafa hızlıca göz gezdirip ilk yardım setine uzandı. Yanıma geldi ve gözlerimin içine birkaç saniye baktı. Kahverenginin en güzel tonuna sahip gözlerinden gözlerimi alamıyordum. Başka bir yere bakamıyordum sanki mıknatıs gibi çekiyordu gözleri... Dağılmış saç tutamları alnına dökülmüştü. Açıkcası ona dağınık saç çok yakışıyordu.

Kuzey çömelip elindeki çantayı açtı ve bacağıma pansuman yapmak için tuttuğunda tüylerim diken diken oldu. Pansuman yaptıktan sonra dizlerimi sararken acı hissettim.

"Ah!"

"Acıttımmı? "

"Biraz... " bacağımı sararken onu pğr dikkat izliyordum.

"Bu sakarlığın hiçte iyi olmadı ani bir durumda düşersen hiç iyi şeyler olmaz... " sesinde ilk defa şevkat ve merhamet vardı. Benim için gerçektende endişeleniyordu. Kuzeye gıcık oluyordum ama iyi taraflarıda var aslında.

"Gerek yoktu aslında alışkınım, zombilerin ortasında sırf dizlerim yüzünden bu bakkala sıkıştık"

Ayağa kalktı. "Sıkıştığımızıda nereden çıkarttın "

"Kapıda yüzlerce zombi var kuzey hepsini öldüremeyiz"

Dudağının kenarı kıvrıldığında bir planı olduğunu anladım. Eliyle bakkalın arka tarafını işaret ettiğinde kafamı çevirip baktım. Evet orada bir kapı vardı...

"Artık enfeksiyon kapmazsın kendini iyi hissediyorsan gidelim" gözlerimiz birbirine kilitlenmiş gibi birkaç saniye bakıştıktan sonra kafamı hafifçe salladım. Son derece soğuk ve bir o kadarda iç ısıtıcıydı bu adam. O arka kapıya doğru yöneldiğinde elimle omzuna dokunup onu durdurdum.

"Kuzey... "

"Efendim"

Derin bir iç çektim "Teşekkür ederim"

Gülümsedi. "Rica ederim" dediğinde gözlerimi kaçırarak arka kapıya doğru ilerledim. Bu histe neyin nesiydi böyle? Sanırım utanmak...

Arka kapıyı açmak bebek oyuncağı oldu kilitli falan değildi dışarıya çıktığımızda görüş alanıma dar sokaklar girmişti.Ve böylelikle ara sokaklardan geçiyor ve oldukça kestirmeleri kullanıyorduk.

"Buradan"

Zombiler karşımıza çıktıkca kaçmak dahada zorlaşıyordu. Sürekli zombiler önümüze çıkıtıkları için yavalşamak zorunda kalıyorduk. Kuzey önümden koşarken aniden bir zombi üstüme atlamasıyla küçük çığlık attım. Ellerimle beni ısırmasını engellerken bedenimi korku ele geçirmişti. Zombinin kanları üstüme ve ellerime bulaşması nedeniyle neredeyse kusucaktım. Zombinin kapfasıyla elim arasında çok az bir mesafe kalmıştı. Korkudan elim titriyordu. Buraya kadarmıydı ölücek miydim... İçimden bir ses gözlerini kapat diyordu sanki o sese uyup gözlerimi kapattım. Sanki zaman durmuş gibiydi hayla çok korkuyordum. Yaz güneşi beni iyice ısıtırken hafiften gelen rüzgarla serinliyordum. Fark ettimki hazır bir halde ölümü bekliyordum resmen gözlerimi sımsıkı kapatmış bir biçimdeydim. Evet o kadar bedenim klitlenmiştiki stres olduğumu iliklerime kadar hissetmiştim.

Tam umudumu yitirmişken duyduğum peş peşe silah sesi irkilmeme neden oldu. Kuzeyin koşma seslerini duyduğumda gözlerimi açtım zombiye güçlü bir tekme attığında hızlıca ayağa kalkmıştımki bu seferde bize yaklaşan onlarca zombiden bir tanesi ayağımı yakaladı. Zombiler her bir tarafdan gelirken stresten şuracıkta gebermek üzereydim. Kuzey bir eliyle beni tutarken ayağımı tutan zombiye sıktı ve yanındaki zombiye tekme atıp onunda yanındakine silahının ucuyla kafasına sertçe vurdu. Bense nefesimi düzene sokmakla meşguldüm. Kuzey birkaç zombiyi etkisizleştirdikten sonra bileğimden tuttuğu gibi koşmaya başladık. Bugün ucuz atlatmıştım kuzey 1 saniye daha geç kalsaydı zombi elime ulaşabilirdi. Bugunki korku dozumu yeterince almıştım. Ama bir sorunumuz vardı ben hayla nefes alamıyordum.

"İklim? İklim nefes al kıpkırmızı olmuşsun"

Bir boğazımdaydı diğer elimle yere düşmemek için duvara destek alırken, kuzey üstüme eğildi ve endişeli gözlerle bana baktı.

"İklim bana bak sakin ol nefes almaya çalış yanındayım birşey yok"

Kuzeyin sözleri az da olsa beni sakineştirirken öksürmeye başladım ve sonunda nefes alabildim. Sesli nefes alışlarıma kuzey gülümsedi ve derin bir iç çekti.

"İyi misin şimdi? "Dediğinde zar zor cevap verdim.

"ölüceğim sandım, zombi elimi ısırmak üzereydi... "Nefes alış verişlerim duzeldiğinde ellerimi duvardan çekerek ayağa kalktım.

"Bu zombiler kadar tipsiz bi varlık varmı ya! " diyerek sinirlice isyan ettim.

Kahkaha atarak "Deme öyle zombiler çok alıngandırlar demin zor kurtuldun ellerinden birdahakine yiyiverirler seni" dedi.

Kaşlarımı çatıp kuzeye baktım "Ha ha çok komik "

"Komiğimdir tabi"

"Sen kaç kızı kandırdın hiç saydınmı"

Kuzey şaşkınlıkla yüzünü bana çevirdi. "Ne demek bu" dedi.

"Bana davranışlarını diyorum kaç kızı daha böyle kandırdın"

Kuzey dediğimi anladığındı ve gülerek bana baktığında sinirden ellerimi yumruk yaptım.

"Hiçbir kızı kandırdığım falan yok iklim kendi kafanda kurmasanmı diyorum? "

"Bu yaptıklarının hiçbirini Naz'a veya herhangi birine yapmıyorsun beni sinir ediyorsunda başka birisini etmiyorsun yada ben görmüyorum, şüpheleniyorum bak egoist yoksa sen bana-"

"Sen hep böyle konuşurmusun iki dakika sus artık ölümden döndün hayla gevezelikten eksik kalmıyorsun"diyerek sözümü kesti.

Zombilere sinirden ard arda kurşun yağdırırken ikimizde sustuk. Koşmaktan çok yorulmuştum.

"Çok merak ediyorsan düşündüğün gibi birşey yok kimseyi kandırdığım falanda yok"

"Tamam öyle şimdilik olsun bakalım ama sen sus dedin diye susmuyorum yorulduğum için daha fazla enerji harcamayayım diye..."

Bölüm sonu

5 yorum