İçeriğe geç

ÖLÜM PUSULASI

Bölüm 7 · 6 dk okuma

ÖLÜM PUSULASI

Bölüm 7

7.Bölüm

Herkese tekrardan selammmm

Bölümlerimizehız kesmeden devam ediyoruz. Tatilde olduğum için bir haftada nerdeyse 3 bölüm geldi. Okullar açılınca bu hızımız yine haftada bir bölüme düşecek, bu durum için üzgünüm. Her bölümde önceki bölümden yazdığım kelime sayısını en az 100 kelime artırarak yazıyorum. Yani bölümlerin eski bölümlere göre uzun olursa şaşırmatın. Bu bölümümüzde tetikleyici unsurlarımız daha yoğun var. Bunun bilincinde okuyalım. Bölümün sonunda puanınızı ve yorumunuz benim için çok değerli.

İyi okumalarrr

7.Bölüm

Uyumak, acılardan kaçmak için bir seçenek olabilirdi. Ölüm ise sonsuz acılardan kaçıştı. Sonsuz uykuyu herkes isterdi. Önemli olan uyumadan acılardan kaçmaktı.

Kulağıma fısıldayan kişi ellerini üstümden çekmişti ama sıcak nefesini boynumda hissediyordum. Korsemdeki çakıyı ve silahı sıkı sıkı tutuyordum. Çenemin titremesi zaman gittikçe artıyordu. Birden kolumdan çekilmesi ile çakı çıkardım ve kolumu tutan kişinin tam boğazımda denk getirdim. Karşımdaki kişinin ağzından ismim çıktığında tanıdık ses ile gözlerimi açtım. Kolumu çeken kişinin Çağlar olduğunu anlayınca derin bir nefes aldım. Boğazındaki bıçağı çekmedim ama gevşektir. Yüzü yüzümün çok yanıkınıydı ve bu yakınlık beni korkutuyordu. Bakışları yüzümün her karışını inceliyordu. Gözleri gözlerimde sabitlenince kolumu daha da sıktı ve üzerime eğilip dudaklarını kulağımın yanına getirdi. "Orda benim sevgilim gibi davranacaksın. Kolunu çekene çakı uzatma. En önemlisi Şelale de olsun gözün. " Dediğinde ondan ayrılmıştım. Az önceki ölüm korkusu olduğu için ne yaşandığımı anlamamıştım. Önümde koluna girmemi bekleyen Çağlar'ın omzuna sert bir tokat attım. "Aptal! Bana az önce ne kadar korkuttun, haberin var mı? " Bağırarak söylediklerime sadece güldü ve boştaki elimi tuttu. "Zorunluyuz." Dediğinde kusmamak için kendimi zor tuttum. Ona cevap vermedim ve girişe yürüdük.

Kapıdan girdiğimizde güzel bir alan bizi karşıladı.

Her yer sandalyesiz masallarla doluydu. Kaşlarımı çatıp etrafta oturacak yer aradığımda yanımdaki pislik büyük bir keyifle güldü. "Bu tür davetler de genellikle elit gözükmek için ve milleti daha kolay kesmek için bu tarz masalar kullanışır. "

Ben daha bu topuklularla yürüyemiyorum bide saatlerce ayakta mı dikiliceğim!

Masaya geçtiğimizde yaslanabileceğim bir yer yoktu ve topuklular ayağımı vurmaya başlamıştı.

Allah Asil'in belasını versin!

Gözlerimi yorgunlukla kapattım. Mekanda adam akıllı kimse yoktu ve beni tanıyanda. Bu törende Çağatay'ın parmağı varsa babam ve Zeren katılmaması imkansızdı. Babam sahneye çıktığında kaçacak delik aramak mantıklıydı.

Bakışlarımı bize doğru gelen Asil ve sevgilisi Letta'ya çevirdim. Asil, Çağlar gibi bir takım elbise giymişti. Saçları ve gözlerinin uyumu tüm kadınlara iç çektiriyordu. Ben değil. Letta çok şanslıydı.

Letta saçlarını tepeden sıkı bir at kuyruğu yapmış, önünden kzıl tutamlarını çıkarmıştı. Dolgun dudaklatını ve mavi gözlerini ortaya çıkaran makyajı ile çok çekiciydi. Buz mavisi mini elbisesi boyundan bağlamalıydı. Sırt dekoltesinde ip detayları ile törenin en şık kadını o olabilirdi. Sıkı elbisesi kapattığı yerlerini sıkı sıkıya ortaya çıkarıyordu. Korse mi taktı bilinmez, harika bir fiziğe sahipti.

Yanımıza geldiklerinde sırayla el sıkıştık. Asil' e baktığımda bana dediğime geldin dercesine göz kırmak istediğini anlamıştım. Asil kanıma kaynamıştı.

Asil ve Çağlar fısıldayarak ciddi bir konuşma yaptıklarında sinsi bakışlarımı Letta'ya çevirdim. O da bana tehditkar bakışlarını sundu. "Eee, Lettacım senle çok konuşamadık. Hayat nasıl? " Dediğimde kaşlarını kaldırdı. "Ne yapalım Duru. Yaşıyoruz hayatı. Ah sormayı unuttum. Siz Çağlar ile arkadaştınız hani? Yeni mısınız yoksa? " Ah sesinde ki imayı tek ben anlamış olayım. "Biz sevgili olalı çok oluyor. Sadece tanımadığımız insanlara sevgili olduğumuzu söylemiyoruz. " Dediğimde şaşkınlıkla dudaklarını büzdü. "Biz Çağlar Arda ile çocukluktan beri tanışıyoruz. Her şeyini bana anlatır oysaki? " Dedi ve karşımdaki olduğu için üzerime eğildi. "Bak kızım, benim gözümden hiç bir şey kaçmaz. Ben Letta Andromeda. Duygun şirketinin müdürünün kızyım. Ya bana doğruları söylersin yada- " Dediğinde ruj tabaka dolu dudaklarına işaret parmağımı bastırdım ve omzuna düşen şeytanı saçlarını koparırcasına sıktım. "Bak küçük galaksi, ben Duru Dora Duygun. Duygun şirketinin patronu ve kurucusunun ilk aşkının kızıyım. Babama kalmaz parçalarım seni burda. Uslu dur. " Dediğimde saçlarını bir kez daha kuvvetlice çektim ve dünyanın parasını verdiği saçları açıldı. Bana öldürücü bakışlatını sunarken ben zafer bakışlarımla ona açıkça mesajımı vermiştim. Saçını düzeltmeye çalışıtken Asil'in arkasına saklanıyordu. Eskisi gibi olmayınca açık bıraktı ama çok dağınıktı. Kurtulamayacak şekilde dağınıktı. Bütün davet boyunca öyle kalmak zorundaydı.

Asil'in bakışları bize döndüğünde "Hayırlı olsun. " Dedi gözlerimin içine sırıta sırıta. O sıra masalar şu gelmişti. Suyu içerken ona baktım ve gülmemi durduramayarak ağzımdaki su Letta'nın üstüne döküldü. Pardon püskürdü.

İstemeyerek oldu. Kesinlikle istemeyerek.

Letta bana sinirli bakışlarla bakarken çenesi seğiriyordu. O da beni öldürmeye çalışırsa Çağatay gibi acımazdım. Asil'e tuvalete gideceğini söyleyerek gitti. Ben zafer bakışlarım ile suyumdan keyifle bir yudum aldım. Arkamızdan romantik şarkıda çiftler dans ediyordu. Letta'nın bunu kaçırması kötü olmuştu.

Çağlar, elini bana uzattı ve bende tuttum. Beni dans pistine çekerken bir elini belime diğer eliyle elimi tuttu. Vücudumda olan elleri hem hissettirmiyor hemde arada yaptığı baskılar sahiplendiği mesajını veriyordu. Bana vermediği kesindi ama müstakbel katilimin görmesini isterdim.

Omzundaki elimle tırnaklarımı smokinine geçirdim. "Müstakbel katilimden ne durumda, arayanım soranımda yok? " Dedim üzgün sesimle. Çağlar, ben hariç herkese bakıyordu. O herkeste keyifle dans eden Şelale ve Çağatay ikilisiydi.

"Hayır, hem ona iltifat etme. " Dedi ve beni bıraktı. Ani bırakmasıyla gerildim. Yanında Asil'i görünce dahada gerildim. Çağlar "Şu ikiliye bir bakıp geliyorum. " Dediğinde kıkırdadım. Çağlar arkasına döndü. "Duru Dora sana emanet. "

Eşya mıyım ben, emanetmiş!

Asil belimden tuttuğu gibi yerimde sabitledi. Dans etmiyorduk sadece birbirimize bakıyorduk. "Kıskanç abi. " Dedim ve tekrar güldüm. Benim güldüğümü gören Asil de eşsiz güzellikle güldü. "Kıskanç abi. " Diyerek iç çekerek güldü. Abi derken vurgulamıştı ve yüzü düşmüştü. Abi kelimesi hakkında yarası olsa gerek.

Asil iç çekerek baktığı üçlüye katılmak için can attığı görünce aklıma Letta geldi.

Kızıl şeytan ne işler karıştırıyordu? Yarım saattir yok!

Asil'e tuvalete gideceğini söyledim ve beni çok şükür saldı. Hızlı adımlarla tuvaletin olduğu yere gittiğimde garip bir koku vardı. Elektrikler yoktu ve şarkı sesi burada bile rahat bırakmıyordu. Kadınlar tuvaletini ararken yanlışlıkla erkekler tuvaletini girdim. Beni gören erkekler kadınlar gibi tiz bir çığlık sesi atınca elbisemin eteklerini tutarak hızla diğer koridora girmiştim. Halime güldüğümde kaybolduğumu anladım. Bulunduğum yer kırık tahtalar ve toz doluydu. Tanıdık bir koku buram buram bana geldiğinde korkuyla elime çakımı ve el fenerimi aldım. Silahım hazırda bir şekilde korsemde bekliyordu. Silahı tutarken altına el fenerini takarak karanlık katta bir oda aradım. Kadınlar tuvaleti levhasını görünce derince bir nefes aldım ve elimde titreyen eşyalarımı bırakmadan önüne geldiğim kapının altından gelen sıvıya baktım. Sıvı çok yoğundu ve karanlıkta rengi seçimi yordu. Şeffaf ayakkabılarıma bulaşan vıcıklığından dolayı rahatsız hissettiriyordu. Kapıyı açtım ve gördüğüm manzara ile elimdeki el fenerim ve silahım yerdeki kana düştü. Yerdeki kendi kanına bulanmış bir ceset vardı. Elbisemin ucları yerdeki kana değiyordu ve eteğiminin uçları hep kan olmuştu. Yerdeki cesedin karşısına dikildim. Cesedin kafasını yavaşça kendime çevirdim ve yerlerin kan olmasını boşvererek dizlerimin üstüne oturdum. Gördüğüm yüz Letta'nın yüzüydü. Patlamış dudağı kaşımdan kanlar akıyordu. Uzun vücudunun her yerine bıçak yada kurşun girmesede bıçak izleri vardı. Kızıl saçlarını yarım saat önce bozuldu diye üzülürken şimdi kendi kanıyla kırmızıya boyandı diye üzülemiyordu. Elimi şahdamarına koydum ve bir ihtimal atar diye umutla bekledim.

Atmıyordu.

Etrafa ne olduğunu anlamak için baktığımda lavabonun üstünde Letta'nın kanı bulaşmış ve bıçağın keskin tarafında bir not takışmış şekilde buldum.

Gözlerimden akan tuzlu yaşlar titreyen dudaklarımı buluyordu. Isırmaktan Letta'nın dudağı gibi olan dudaklarımı dilimle ıslattım. Kan tadı almıştım ama umursamadım. Bıçağa geçirilmiş kağıdı sımsıkı tutarken akan musluğun altında ne kadar su aksada aksın kurumuş kanları temizlenmeyen silahı görünce kusmamak için Letta'nın kanı bulaşmış elimle ağzımı siper ettim. Tuzlu yaşlarım daha yoğun geliyordu ama dudaklarıma değil. Katil ellerime geliyordu.

Musluğu kapattım ve elime aldığım silah ile bende yere yığıldım. Kolumda bitmek bilmeyen acı neydi bilmiyordum ama vicdanım daha fazlasıyla sızlıyordu. Elimde ki silah benim yedek silahımdı. Kendi silahımla kendimi vurmuş gibiydim.

Gözlerim ağlamaktan buğulu görüyordum ve aldığım kan kokusu burnuma normal geliyordu. Kan lekesi değmedeği yeri kalmayan deri çantamdan telefonumu aldım ve Çağlar'ı aradım. Telefon açılır açılmaz " Çağlar, sanırım ben Letta'yı öldürdüm. Çabuk gel. " Dedim ve kapattım. Asil'i aradım ama ulaşamadım.

Eline aldığım bıçağa saplı kağıtta soğuk intikam savaşının başlıyacağının kanıtıdıydı.

"Biricik katilin seni öldürmek isteyen herkesi öldürecek kadar düşünceli Duru Dora. Katilinin kıymetini bil. "

Bölüm sonu

2 yorum