İçeriğe geç

ÖLÜM PUSULASI

Bölüm 6 · 7 dk okuma

ÖLÜM PUSULASI

Bölüm 6

6.Bölüm

Herkese tekrardan selamlarrr,

Son bölümde olanları beklemiyordunuz, değil mi? Duru Dora hayatımda (9.kurgum) yazdığım en iyi karakterlerden biri olabilir. Asil duruşu, giyim tarzı, özgüveni... Güçlü kadın karakter kısacası. Güçlü kadın karakter okumayıda yazmayıda çok severim. Severek ve alt yapısına güvenerek yazdığım kurgum. Sizinde severek okumanız dileklerimle.

İyi okumalarrr

6.Bölüm

Hayat, durmak bilmeyen bir kum saatiydi. Her kumunda ayrı acılar barındıran bir saatti. İnsan kum saatini alıp durdurmak isterdi. Kenara yatırıp her şeyi düzeltip hiç bir şey olmamış gibi yaşamak isterdi. Evet, bende o durumdaydım. Çektiğim tetik Çağatay'ı değil. Elinde silah olan Dora, minik Duru'yu vurmuştu.

Elimde silah ile çıkan sesle yaslandığım duvarın dibine kayarak oturdum. Kurşun, Çağatay'ın şakağından sıyırarak duvara çarpmıştı. Kurşun, sıyırmasına rağmen yarası derindi. Ben çeyrek katildim. Beni öldürmek isteyen kişinin istediğini yapıyordum. İnsanları yaralıyordum. Katilim de cezamı beni öldürerek cezamı kesiyordu. Çağatay çığlık atarak odamı terk etmişti. Çağlar ortamı sakinleştirmek için Çağatay'ın peşinden gitmişti. Şelale de naif ruhlu olduğu için sakinleştirici almaya gitmişti. Bende onların gidişiyle hala yerde oturuyor. Ne halt yediğimi düşünüyordum. Yarın annemin yüzüne nasıl bakacaktım?

Elimde yer bulmuş silahı kaldırdım ve göz hizamda tuttum. Katilim belki duymayacaktı ama bu yakınışım onaydı. "Bak katilim, seni çok özledim. Senin için etrafımdaki insanların etrafımda yuvarlak olmasını istiyorum. Ben ölürken izlesinler diye. Katilleri öldüren bir katil olman, ilgi çekici. " dedim ve silahın ucunu sol göğsüme bastırdım. Dudaklarım titriyordu. Gözlerimden Dora'nın değil, Duru'nun yaşları akıyordu. İnsanlara bana Duru demesini isterdim. Dora'nın kim olduğunu bilmesin diye.

Elimi tetiğe koydum. Son kez odamı görmek istemiyordum ama kendini görmek istiyordum. Elim hala silahla tetiğe basılı iken ayağı kalktım ve boy aynamın karşısımda durdum. Yüzüme Çağatay'ın kanı bulaşmıştı. Yeşil gözlerim ve kırmızo kanlar beyaz tenimin üstünde bütünleşmişti. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Gözlerimi sımsıkı kapttım ve tetiğe yüklendim. Son kez klişesini yaşamamak için tetiğe bastuğım anda arkamdan gelen sesle arkama döndüm ve arkama dönerken bastığım tetikten çıkan kurşun duvarı buldu. Duru'yu veya Dora'yı değil.

Kapıdan gelen seslerin Asil olduğunu anladığımda kaşlarımı çattım. Gözlerinde kızgınlık ve öfke hakimdi. Beyaz gömleğini daralmış olsa gerek bir kaç düğmesimi açmıştı. Saçları ilk gördüğüm gibi dağınık değildi, özenle taranmıştı.

Bana dığru geldi ve hışımla elimdeki silahı aldı. Silahı aldığı gibi yere fırlattı. Silah kalitesiz ve Asil'in öfkesine dayanamadığı için yerde parçalara ayrıldı. On Abu sefer ben nefretle bakarken ne diyeceğini merak ediyordum. Bana abilik taslamayı bırakmalıydı. "Duru, hadi Çağlar'ı korumak için onu uyuşturdun. Buna tamam. Sonra seni yaranma tehdit eden birini yarasıyla tehdit etmen n e kadar doğru? " Çağatay'ın sonsuz uykuyla yarası mı vardı? "Kendini korumak için elinden düşmeyen çakını boğazına yaslayabilirdin yada ellerini çizenilirdin! Ölümle tehdit etmek ve öldürmeye çalışmak ne kızım! " Diye kükreyen adama sertçe tokat attım. Attığım tokat ile başı sağına düşmüştü. "Bana bağırma! Boğazıma sarılan eller benim ecelimdi, anlamıyormusun? Bana ve anneme pislik dedi! Ben toprakla tanışmadan rahat yüzü görmeyeceğini söyledi. " Ona dolu gözlerle baktığımda çenesi seğiyordu. "O katilim olabilirdi. Sana kurbanım diyen bir kabilinden mesaj alındıktan sonra ölümün ellerine bırakılmak, çok normal. Değil mi? " Dediğimde bu sefer ben ona bağırıyordum. Az önce ağzından köpükler saça saça konuşan benmişim gibi sakinlikle konuştu. "Katilin sana nasıl ulaştı? " Dediğinde ağzım şaşkınlıkla açıldı. "Bu işi ben çözeceğim. Sizde benimle irtibatınızı kesin. Okuldan nakil desteği olucağım. Gerekirse başak bir ülkeye taşınacağım ama sizin yüzünüzü görmeye-" Dediğinde dudaklarıma kapanan eli ile sustum. Bana tehditkar bakışlarını sundu. "Aklından bile geçirme. Bu işi biz çözeceğiz ve katilinin katili olacağız. Ya o kağıdı getirirsin yada -" Dediğinde onu susturan ben öldüm. "Yada ne? Sende mi beni öldürmek istiyorsun? " dediğimde dudakları delice iki yana kıvrıldı. "Deli deli konuşma. Deli olduğun söylenmişti ama bu kadar fazla değil. Neyse yadası " Dedi ve yüzünü yüzüme aynı mesafede tutarak üzerime eğildi. "Gitmek istiyordun ya , işte benim yanımda yaşarsın. " Dediğinde gözlerimi devirdim.

Salak ciddi manada salağın teki!

"Vermiyorum ya gidiyorsun odamdan yada polisi arayım. " Dediğinde cıklayarak ve gülerek kafasını iki yana salladı. "Aradığında üvey kardeşinide ruhsatsız silahla vurduğunu, küçük bir yara bıraktığını ama psikolojisinin darmadağın olduğunu söylersin. " Tuvalete doğru gittiğinde aklına bir şey gelmiş gibi durdu ve bana doğru döndü. "Belki aynı koğuşu paylaşırız, ne dersin? " Dediğinde çığırından çıkmıştım.

Tuvalete gittiğini anladığımda betonlar bende yavaş yavaş düştü. Tuvalet, katil, kağıt. Kağıt ve pusula ordaydı.

Kilitlediği kapıya sertçe tekme attım. Tekmem hiçbir şeye yaramamıştı. Aksine tekmeyle ayağımdaki botlarım ayağımı kırmış gibi acıtmıştı. Kargo heyecanıyla pijamalarımı giymiştim ama botlarımı çıkarmayı unutmuştum.

Tuvaletten çıktığında elinde hiç bir şey yoktu. "Asil, senle tanışalı daha bir gün bile olmadı. Ama sen sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi davranıyordun. Bir abilik taslamalar, korumalar, nasihatlar falan. " Gözlerine baktım. "Biz katilimi emin ellere verdikten sonra ayrılacağız, biliyorsun değil mi? Ben kendi yoluma sen kendi yoluna. " dediğinde yüzünü yi cümle aynı mesafeye getirdi. Yeşil ve siyahın karışımı gözleri muzip çeşitli güldü. "Ah Duru Dora, ölüm pusulan kanlı kuzeyi göstermiyor. Belki senin için kuzey doğru yön olabilir. Ama hayat oradan arkana bakmadan kaçacağın tuzaklar hazırladı. " Dudaklarında eşsiz bir gülümseme oluştu. "Güney yoluna kendini alıştır. " Dedi ve kafasını kaldırdı. "Üzerine şık bir elbise giy. Çağatay, Şelale'yi ikna etti. " Dedi ve elbiselerim olan dolabı açtı. "Çağlar da onlarla gitmek istiyor. Seni tek bırakamayacağımız için sen Çağlar'ın sevgilisi olarak gidiyorsun. " Dedi ve kucağıma beyaz elbisemi fırlattı. "Letta da orda görevli olduğu için ben kendi öz sevgilimle gidiceğim." Dedi ve çapkınca göz kırptı.

Gözlerimi devirdim ve elbiseye bakmayı tenezzül etmeden banyoya girdim. Sadece bir kaç saatlik ajancılık ve sevgilicilik oyunuydu.

Elbiseyi giydim ve kör sesini bağladığımda aynadaki güzelliğin ben olduğuna bin şahit gerektirirdi. Beyaz elbise kalp şeklinde dekoltesi vardı. Kelime kadar kalın bir şekilde belimi sarıyordu. Belimden aşağısı farklı bir kumaştandı ve üst kısmına göre yumuşaktı. Ayak ucuma gelen elbisenin kat detayları hafif kabarık eteği ile ayrı bir zarafet veriyordu. Kolları ise apayrıdı. Elbise ile ayrıydı. Omzunun biraz altında başlayan elbisenin kolu bileğimde bitiyordu. Kabarık ve matdı. Ellerimi göğsümde prenses gibi birleştirince ayrı bir havası vardı. Saçlarımı saldım ve fön yaptım. Ellerimle saçlarıma dağınık bir hava vermeye çalıştım ve hafif bir makyaj yaptım. Yeşil gözlerimi daha çekici yapan göz makyajıma resmen aşık olmuştum. Ceket almak için çıktığımda yatağımda oturur vaziyette beni bekleyen Asil'i görünce somurtmuyorum.

Her anımdada olma sende!

Bana büyülenmiş gibi bakarken gözlerimi devirdim. Dolaptan şeffaf ayakkabılarımı ve deri çantamı aldım. Ceket olarak beyaz deri ceketimi aldım. Aklıma gelen şeyle hemen beyaz konseyi aldım. Çantamdan aldığım silahları ve kesici aletlerimi taktım. Ceketi üstüme giydim ve korse artık gözükmüyordu. Ayakkabılar ile harika bir kombini m olmuştu. Asıl boğazını temizledi. "Kapıda ki araba seni bekliyor. " Dedi ve kafamı salladım. Ona bakmadan tam kapıdan çıkmıştım ki yanlış şekilde bastığım gibi yere kapaklandım. Arkadan Asil'in kahkahasını duyunca küçük kız çocuğu gibi ağlamak istiyordum.

Dora, Duru olmak istiyor.

Ayağı kalkmaya çalışırken bileğime ters hareket yaptıö ve bileğimden gelen acıyla tekrar yere kapaklandım. Derin bir nefes aldım ve ayakkabılarımı sertçe çıkardım. Yere fırlattım ve çıplak ayak şekilde ayağı kalkabilmiştim.

Soru şu: Ayakkabılarım nerde?

Ayakkabılarıma bakarken merdivenin en alt basamağında olduğunu görünce öfkemin derecesini anlayabilmiştim. Merdivende ayakkabılarımı giydim. Topuklu sorunsalı dedikleri bende psikolojimi etkiledi.

Arabaya bindiğimde kafamı koltuğa yasladım ve gözlerimi kapatarak derin bir nefes verdim. Kendimi uykunun kollarına bırakacakken gelen sesle gözlerimi açtım. Çağlar halime kıkır kıkır gülüyordu. Gözlerimi devirdim ve cama bakarak homurdandım. "Katılım oynamak isterse oynarız. " Dedi birden ciddileşerek. "Ben oynamam, oynatırım. O beni mi istiyor, istediğini almak için oyunun içindeki oyunu çözmeli. " Dediğimde bende ciddiydim. "Oyun? " Dedi tek kaşını kaldırarak. "Beni istese hemen öldürebilir. Ama kurbanın endişe ve korkusuyla güç kazanmak için oyun oynuyor. Ben ona istediğini vermeyeceğim, tersine oyununa oyunumla ayak uyduracağım. " Dediğimde bir deli gibi tebessüm ediyordum. Tam lafa girecekken "Beni öldürmesine izin vereceğim ama istediklerimi aldıktan sonra ve yaşadıktan sonra. " Dediğimde cevabı gecikmemişti. "Nasıl? " Dediğinde cam yeğeni ona baktım. "Bugün intihar etmeye çalıltım. Hayır, katile bu zevki vermemek gibi aptal duyguya kapılmadım. Katilime bir şeyler söylerken ve elim tetiğe bastığımda Asil'in odama girip o kurşunun kalbime değil duvara girmesi, normal değil mi? " Dediğimde araba durmuştu. Arabadan indim ve kıyametim olacak davete ilerledi m. Ayağımın topuğu çukura sıkıştı. Topuğu kurtarmaya çalışırken kulağıma yaşlanan eller sıcaktı ve nefesim boğazımdan ret bayrağı çekmişti.

"Attığın adıma dikkat et, Dora. Bana oynayacağın her ters köşede ölümle tanışma. Katil nasihati. "

Ben Dora'ydım. Ben Duru'ydum. Herkese gösterdiğim Duru kimliğim ile katil Dora'yı saklıyordum. Normal bir insanı kim bir katile tercih etmezdi ki? Normal olmak için anormelleşen biri normal değildi.

Bölüm sonu

1 yorum