İçeriğe geç

ÖLMEK İÇİN ÇOK GEÇ

Bölüm 10 · 3 dk okuma

ÖLMEK İÇİN ÇOK GEÇ

Bölüm 10

IX. ARANIYOR

Kalabalığın arasından zar zor sıyrıldığımda içime derin bir nefes çekiyorum.

"Sonunda." Diye mırıldanıyorum.

Etrafı inceliyorum. Gündüz olmasına rağmen hava o kadar da aydınlık görünmüyor.

Hava esiyor esmesine ama ada kadar soğuk değil.

Sokaklarda hala at arabalarının olduğunu görünce şaşırıyorum. İlk defa gördüğüm, fazlasıyla lüks görünen arabalarda var.

Yan yana dizilmiş bir sürü mağaza görüyorum.

"O ne?" diye soruyorum elimle devasa bir yemek fotoğrafının olduğu tablomsu şeyi işaret ederek.

"Reklam panosu." Diyor işaret ettiğim yere bir kere bile bakmadan.

"İşte." Diyor Nokan eli ile bir mağazayı işaret ederek. İçeride çok fazla magnetin, şehirlerin isimlerinin yazılı olduğu tişörtlerin ve bardakların olduğu bir mağaza.

Altın takıların olduğu bir mağazayı gördüğümde ağzım açık kalıyor ama Nokan beni beklemediğinden kaybolmamak için peşinden koşuyorum.

İnsanların arasından geçip dükkanları incelerken bir anlığına Nokanın görüş alanımdan çıktığını fakr ediyorum.

Etrafımda dönerek onu arıyorum ama hiçbir yerde yok. Yanından geçtiğim insanların bana garip garip baktığını fark etsem de aldırmıyorum.

"Nokan?" diye ona sesleniyorum panikle. "Nokan!"

Çıkmaz bir sokak görüdüğümde Nokan olsaydım oraya gireceğimi düşünüyorum.

Oraya doğru yürüyorum. "Noka-"

Aniden iki el beni omuzlarımdan sıkıca kavradığında kalakalıyorum.

"Reflekslerin yeteri kadar hızlı değil." Diyor arkamdan bir ses.

İçime bir nefes çekiyorum ve bacağın saplanmış hançeri işaret ediyorum.

"Fark etmedin bile." Diyorum hançeri ikinci kez düşünmeden bacağından çekerek.

Gıkını çıkarmıyor.

"Gidelim." Diyor bir mağazayı işaret ederek.

"Nereye kayboldun?" diye soruyorum peşinden giderken. Kanlı hançeri geri belime takıyorum.

"İnsan kalabalığından sıkılıp aradığımız mağazayı bulmak için kendi formumda ufak bir gezintiye çıktım. Ve buldum."

"Kendi formunda?"

Eli ile mağazayı işaret ediyor.

"Burası."

Mağazanın diğerlerine oranla bir tık daha küçük olduğunu fark ediyorum.

Dış kısmına asılmış bir sürü poster var. İçinde magnetler, I ❤ KAHIRE yazan tişörtler, Mısır Tanrılarının heykelleri ve bardaklar var.

"Kahire?"

"Mısıra hoş geldin." Diyor Nokan tişörtlere doğru ilerlerken.

I ❤ KAHIRE yazılı tişörtleri geçiyor ve daha sade olanlara geliyor.

"Hawaii gömleğine benziyor." Diyorum renkli olanı işaret ederek.

"Tam senlik." Kıkırdıyorum.

Tek kaşını kaldırıyor. "Beğendin mi?"

Dudaklarımı büküyorum. "Üzerinde güzel dururdu."

Bir anlığına ciddi olup olmadığımı anlamak ister gibi bana bakıyor.

"O halde alıyorum."

Kalakalıyorum. "Ne? Cidden mi?"

Kahkahamı tutamıyorum. "Karanlık Lord Hawaii gömleği mi giyecek cidden?"

"İsityorsan evet."

Gözlerimi kırpıştırdım. Ciddi olduğuna inanamıyorum.

Ben öylece kalakalırken kasadaki adamın üzerimize endişe ile bakmasını izliyorum. Ama Nokan fiyatı sormadan fiyatın üç katını adama verince derhal bakışlarını düzeltiyor.

Zengin züppe.

"B-Buyrun." Diyor kasiyer Nokanın aldığı kıyafet yığınını ona uzatırken.

Kasiyerin gözleri bir anlığına Nokan'ın yırtılmış pantolonundaki kurumuş kana, sonra da kanlı hançerime bakıyor.

Nokan mağazan çıkarken ben adama dönüp ufak bir gülümseme ile "Tiyatro oyuncularıyız." Diyorum.

Adamın yüzü bir anlığına rahatlıyor ve başı ile onaylıyor.

Mağazadan çıkınca Nokanın dev adımlarına yetişmek için depar atsam da sonunda ona yetişiyorum. Çok fazla kıyafet olduğu için poşetlerin birazını elinden almaya çalışıyorum ama vermiyor.

Bir yemek standı görüyorum.

"Şı-var-ma." Diye heceliyorum ilk defa duyduğum bu yemek adını.

Ağzımın sulandığını hissediyorum. Nokan'ın kolunu tutup standı işaret ediyorum.

"İnsan yemeği yemeyeli uzun zaman oldu."

Midesi guruldayan tek kişinin ben olmadığımı duymak güzel.

O çokta uzun olmayan sıraya girerken dikkatimi bir şey çekiyor.

Duvardaki bir poster.

"KIRMIZI BÜLTENLE ARANIYOR"

Bunun Gümüş Birliğinin üssünde gördüğümle aynı poster olduğunu fark ediyorum.

Almira Kitara.

Ama bu sefer fotoğrafının üstü karalanmamış.

Ve fotoğrafta ben varım.

Her şey karanlığa gömülmeden önce kasiyerin panikle mağazasını kapatışını görüyorum.

Nokanın bana seslendiğini duyuyorum ama polis sirenleri sesini bastırıyor.

"Tüm birlikler onuncu caddeye. Derhal."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.