İçeriğe geç

Ollyg - my oc

Bölüm 3 · 16 dk okuma

Ollyg - my oc

Bölüm 3

-Ollyg'nin sevgileriyle-

(fotoğraftaki eve götürecek çocukları onun için daha açıklayıcı olur diye düşündüm ikimci kattan bahsedicem orası da karışıklık olmasın diye çatı katına düzenlenmiş odalar diye açıklamak istedim)

Onları akşam yemeğine davet eden Bethany okuldan ayrıldı ormana doğru ilerlerken çocuklara ne gibi bir şey yapacağını düşündü ölü ormana tekrar girdiğinde arkasından sesler gelmeye başlar bir anlığına arkasını dönmesi ile burnunun dibinden bi sopa geçti

Bethany: Ne oluyor lan?

Birden karşısına bakınca gördüğü şeyle kaşlarını çattı karşısında Joseph ve 2 arkadaşı duruyordu çocuk sopayı tekrar Kadının üzerine savurdu ama Bethany birden bileğinden tutarak onun elindeki sopayı yere düşürdü

Bethany: Ne yaptığını sanıyorsun ufaklık?

Joseph: Kes sesini Kaltak senin yüzünden parmağım hala acıyor!

Bethany: Terbiyeli konuşmayı öğrenmelisin parazit! Ne hakla bana böyle hitaplarda bulunursun eğer bir an önce kesmezsen kırdığım parmağını tekrar kırmak zorunda kalacağım...

Bunları söylerken fazla sakin ve ciddiydi Joseph korkmuş bir şekilde bakarken birden kadının sağ yüzüne bir şey çarptı...

Bu diğer bir çocuktu elindeki koca kayayı kadının suratına çarpmıştı ve kaşının kanamasına sebep olmuştu. Bu darbe ile sarsılan Beyhan bir anlığına Joseph'i bırakmıştı o boşlukla burnuna bir yumruk yedi. Betty sınırına ulaşmıştı yerden kafasına atılan taşı aldı ve atan çocuğun kafasına sert bir şekilde fırlattı çocuğun gözüne gelen taş ile birlikte arkaya doğru düştü bu sıradan ani bir hareketle çocuğa atılan Bethany yerdeki taşı aldı ve çocuğun kafasını ezdi çocuk çok kısa ama acı dolu bir çığlık atmıştı onu yerde bırakıp diğer çocuğa yöneldi çocuk korkudan elindeki bıçağı bile tutamıyordu elinden dolay bi hareketle bıçağı kapan Bethany hızlı bir şekilde boğazına saplamıştı çocuk fazla ses çıkartmadan yere kanlar içinde yığıldı o an gözleri direk Joseph'in üstündeydi zavallı çocuk arkasındaki ağaca sığınmıştı sanki ağaç ile bütünleşip yok olmayı diliyordu.

Joseph: S-SEN NEYİN NESİSİN LAN ! SENİ PSİKOPAT ARKADAŞLARIMA NE YAPTIN?

Kadın yerdeki iki çocuğa da baktı ve Joseph'e doğru yaklaştı.

Joseph: Kimsin sen !? Öldürme beni!

Bethany: Ben... Ollyg, Joseph bulaşman gereken son kişiyim bir başkası olsa seni bırakırdı ama ben şu an hiç o kadar merhametli değilim-...

Çocuk önündeki kadını itti ve koşmaya başladı kadın ise küçük bir sırıtışla koşuşunu izledi çocuk ölü ormana girmişti bile. Joseph koştukça koşuyor ağaçların arasından geçtikçe geçiyordu ama sanki burası upuzun bir labirentti çıkamıyordu her ağaç birbirine benziyor başını döndürmeye başlıyordu artık nefesi tükenmişti koşmayı bile beceremiyordu olduğu yere çöktü ve ağlamaya başladı o sırada arkasından bi ses geldi korkuyla arkasına dönmüştü...

Ollyg: hmhmmm bakalım burda neyimiz varmış.. Ah Joseph yoksa hala çıkışı bulamadın mı?

Joseph: S-sen nasıl? Ama b-benim arkamdan koşmamıştın ...

Ollyg: Evet koşmadım ama bu seni bulamayacağım anlamına gelmez orman baya sessiz ve sen çok gürültülü koşuyordun seni bulmam uzun sürmedi...

Bunu dedikten sonra Ollyg çocuğun üzerine atladı ve onu boğmaya çalışıcaktı ama çocuk bir türlü yerinde duramıyordu kıprandıkça kıpranıyor kollarını ve bacaklarını anlamsız bir şekilde etrafa savunuyordu. Ollyg artık sabrının taştığını hissediyordu bu çocuk çok fazla hareket ediyordu bu yorucu... Bir eliyle çocuğun boynunu tutarken diğer eliyle önceki çocuktan aldığı küçük bıçağı çıkardı Joseph bunu görünce daha fazla hareket etmeye ve kıvranmaya başlamıştı Ollyg ağırlığını çocuğun üzerine verdi ve hareketlerini kısıtlamaya çalıştı.

Ollyg: HARAKET ETMEYİ KES BUNUN SANA BİR FAYDASI YOK!

Joseph: HAYIR BIRAK BENİ SENİ PUŞT!

Ollyg: Gücün bana yetmez ufaklık.

Çocuk bir şey diyecekken birden bire Gözleri kayar...

Ollyg: hızlı bittiği için sevinmelisin zamanım kısıtlı olmsaydı seni daha fazla yaşatabilirdim.Ama takip etmem gereken kişiler ve akşama hazırlanacak bir yemeğim var...

Ollyg sinirle solurken birden gülümsemeye başladı belki de çocukların zamanlamalarını taktir etmişti 3 ceseti de toplayıp sırtladıktan sonra ormanın içinde gözden kayboluyordu...

-

-

-

-

Mike: Hey Gwen iyi misin?...

Gwen: ah... Evet elbette iyiyim sadece bu akşam neler olucağını düşünüyordum.

Sam: düşünmemek elde mi? Mike sen nasıl söylemeyi planlıyorsun annen buna asla izin vermez...

Mike: bilemiyorum belki de izin almaya gerek yoktur ablamız bizi korur ailemize karşı değil mi?

Sam: saçma sapan konuşma Mike onunla daha yeni tanıştık ve şimdiden ailene karşı seni koruyacağını mı düşünüyorsun? Bilmiyorum ama o kadın bizimle tanıştığı andan beri içimde huzursuz olan bir şeyler var sanki kötü bir şey olacakmış gibi...

Gwen: katılıyorum Sam ama başka seçeneğimiz var mı bizi koruyabilecek tek kişi o güvememiz zor biliyorum ama belki de Betty'e bir şans vermemiz gerekmez mi? Görmediniz mi Joseph bize laf atar atmaz bizi korudu hatta çocuğun parmağını bile kırdı. Bunu sanki başkası yapar mıydı sizce?

Mike: O pisliğin adını bir kez daha söylersen bu sefer gerçekten güvenemicem.

Sam: pekâlâ pekâlâ bir şans verebiliriz sanırım.

Gwen: ah bu çok güzel o zaman Mike istersen sen izin alma illaki seni koruyacak bende sanırım izin almaya çalışıcam olmazsa almadan gelicem üçümüz saat akşam 7:30 da ölü ormanın başlangıç noktasında buluşalım.

Sam: Anlaştık öyleyse. Sizce bizim için ne yapıcak?

Mike: eminim harika bir planı vardır bizi davet ettiğine göre kendisine güveniyordur.

Bu konuşmadan sonra çocuklar muhabbet edip gülüştüler okul bittiğinde harkes evine dağılırken Mike hala tedirgindi sanki birisi onu izliyormuş gibi hissediyordu.Mike eve girdiğinde etrafa bakmadan seslendi.

Mike:Ben geldim ...

Anne:Neden bu kadar geç geldin Mike?

Baba:Arkadaşları ile çıkıyor okuldan anca bulmuştur evin yolunu!

Mike:Hayır tek geldim ve bence tam vaktinde geldim.

Baba:Bir de geri laf mı söylüyorsun lan bize?!

Mike Bu cümleden sonra kavga çıkacağını anlamıştı çantasını yere bırakarak evden çıkmaya çalıştı ama o sırada birisi kokundan yakaladı.

Anne: BÜYÜDÜN MÜ DE BİR ŞEY DEMEDEN ÇIKIYORSUN HA! SENİ KÜÇÜK PİÇ SENİ ŞİMD-...

O sırada bir cam kırılma sesi geldi arkaya baktıklarında salonun bir penceresi kırılmıştı babası şaşkındı bunu fırsat bilen Mike evden hızlıca çıktı babası arkadan bağırmasına rağmen koştu ve okulun karşısındaki parka gitti kaydırağın üzerine çıkıp oturdu bileğindeki morluğu incelerken akşam saatini bekledi...O sırada anne babası bağırmayı kesip kırılan arka cama doğru baktılar camın yanında birisi duruyordu ama pek fazla görünmüyordu tam o sırada evin kapısı sertçe kapandı...

Gwen'in sahnesi:

Anne: Nerdesin sen ? Gelme saatinden geç geldin!

Gwen: sadece yarım saat...

Anne: kes sesini senin yüzünden bütün işleri ben yapmak zorunda kaldım!

Gwen: Yapman iyi olmuş hem ev işi yapıp hem geceleri çalışmaktan çok yoruluyordum.

Bunu derken Gwen suratına bir darbe yedi.

Anne: sen sen ne hakla bunu söyleyebilirsin seni kenar mahalle o- ha?...

Arka bahçe kapısı birden açılır açılmanın etkisiyle duvara çarpmıştı annesi sinirle ona dönmüş ve üzerine doğru yürümeye başlamıştı.

Anne: Senin o pislik arkadaşlarından mı ha?

Gwen hızlıca annesini ittirirerek evden çıkar yolun başındaki Sam'i görür ve koşmaya başlarlar ormanın girişine doğru ilerlemeye başladılar saat geç olmaya başlamıştı ormanın girişinde Mike ile karşılaşırlar

Sam: Sen nasıl izin aldın? Senide kurtarmam gerek diye düşündüm

Mike: Zaten öyle yapmadın mı? Babamla tam kavga edicekken pencelerdeki camlardan bir tanesi kırıldı...

Gwen: İyi yırtmışsın...

O sırada ormandan Ollyg birden çıkagelir üzerinde daha normal kıyafetler vardır. Çocuklar birden çıkmasından biraz şaşırırlar ama yüzündeki gülümseme ile rahatlarlar...

Sam: Amma da gizli geldin be abla

Bethany: Biliyorum ama sizin korkmuş suratlarınız eğlenceli oluyor

Gwen: Umarım bu daha fazla olmaz.

Betty bir süre Gwen'e rahatsız olmuşçasına bakar bu gerginliği bozan Mike olmuştu

Mike: Hey Beth...akşam yemeğine ne yaptın? Bizi o kadar davet ettin eminim ki harika şeyler yapmışsındır

Birden yüzü daha samimi ve kibar bir hale büründü Gwen'nin ise gerginliği yavaşça gitmeye başlamıştı neşeli bir ses tonuyla konuşmaya başlamıştı bile.

Bethany: Ah harika bir Sebze çorbası ve güzel bir et yemeği yaptım sizin için ve eminim elimin lezzetini seviceksiniz çocuklar

Gwen yürüyerek konuşmaya başlar gerçekçi olmak gerekirse bu sefer Betty'nin sinirlerini bozmaya başlamıştı.

Gwen: Bize öyle deme hakkını kim veriyor? Sanki çocuğunmuşuz gibi ve alınma ama eleştiriye açık olmalısın yemeğini beğenmezsen bunu saklamam.

Bethany: Bende senin hareklerini beğenmezsem o kafanı kopartabilirim...

Kendi kendine mırıldanırken çocukların önüne geçip yolu göstermeye başladı çocuklar bu sefer fısıldayarak konuşuyorlardı ama dinlendiklerinin farkında değillerdi.

Sam: Ne halt yiyorsun sen? Bize iyi davranmaya çalışıyor görmüyor musun?

Gwen: ya ya tabi nerden biliyorsun bizi evine götürüp öldürmeyeceğinden?

Mike: Abartmanın bu kadarı...

Bir süre sonra konuştuktan sonra dışarıdan biraz eski görünen bir eve gelirler Sam ve Mike meraklı bir şekilde bakarken Gwen ise iğrenerek bakıyordu

Sam: Vay be burda mı yaşıyorsun? Gerçek biraz daha küçük bir yer bekliyordum

Mike: Ben daha fazla harabe bir yer bekliyordum bilmiyorum ama burası gerçekten ilginç

Bethany: dışardan biraz bakımsız görünebilir ama içerisi gayet temizdir... Buyrun geçin.

Çocuklar içeri girer girmez kapısı kapalı bir yerden Fazlasıyla iştah açıcı kokular geliyordu çocuklar bir şey demeden hızlıca kapıyı açıp içeriye doğru bakarlar küçük, eski bir Amerikan mutfağı ve el yapımı bir sofra masasında 4 tane bol sebzeli bir çorba ver ortada büyük bir tabakta ise güzelce hazırlanmış büyük bir et vardı

Sam: Yuh!...

Bethany: önce üst kattaki banyodan ellerinizi yıkayıp gelin pis ellerle yemek istemezsiniz çıktıktan sonra soldan ikinci Kapı...

Çocuklar kafasını sallayarak üst kata koşarlar.

Sam: Neresi demişti?

Mike: İkinci kapı demişti ama hangi taraftan?

Gwen: ben dinlemedim siz dinlediniz...

Sam: sağ ve sol taraftan bakalım o halde.

Sağ taraftaki ikinci kapıya gidip bakarlar eski bir yatak dolap ve bir çalışma masası vardı yatağın üzerinde iki tane orak vardı çocuklar bunu görür görmez kapattılar ve soldaki tarafa gittiler banyoyu bulup girdiler.

Mike: o bıçaklar da neyin nesiydi?

Gwen: Size dedim bizi öldürücek

Sam:hey kesin...belki mantıklı bir açıklaması vardır gittiğimiz zaman ben sorarım

Hiçbirisi bu cümleden sonra bir şey demez ve ellerini yıkayıp alt kata giderler mutfağa geçtikten sonra masalarında fazladan olarak içicekte bulurlar Betty çoktan oturmuş mutlu bir şekilde onları bekliyordu.

Bethany: Geldiniz sonunda hadi geçin...

Betty'nin yanına oturmak için gergindiler cesur davranan kişi Mike olmuştu diğerleri mutlulukla karşılarına oturmuşlardı. Yemeye başlamadan önce Sam direk soruyu sormuştu.

Sam: Ah Beth...biz üzgünüz ama banyoyu ararken galiba senin odana girdik...yatağın üzerinde aya benzer bıçaklar vardı onlar ne için?

Betty tam çorbayı içicekken durur ve Sam'e doğru bakar ve gayet sakin bir şekilde konuşur.

Bethany: Onlara Orak deniyor ve evin etrafında fazla yabani bitki yetişiyor.. onları kesmek için kullanıyorum. Dedem de de vardı onlardan tarlada kullanırdı

Gwen: Hiç inandırıcı değilsin bizide öldürecek misin?

Bethany: .....

Mike: Gwen! Beth gayetde doğruyu söylüyor ne bu katil sevdası seni öldürmesini mi isterdin?...Ben sana inanıyorum Beth

Mike birden nazikçe ve güven duyar bir şekilde gülümser Bethany bir süre suratına bakar ve o da gülümsemeye başlar.

Bethany: Hadi soğutmadan yiyin...

Bir süre hiçbir şey demeden yemek yerler bir süre sonra Mike yemeyi çok beğendiğini dile getirir Sam de aynı şekilde övmeye başlar Gwen ise sadece kafa sallayarak onaylar bir süre daha sohbet ederek ve gülerek yemeye devam ederler. Bethany övgüler karşısında utanır ve çocuklara her zamankinden daha kibar davranmaya başlar.

Bethany: Bi ara tekrar gelmenizi isterim çocuklar...

Mike: Tekrar bu harika yemeyi yapıcaksan koşa koşa gelebilirim!

Sam: Senden önce gelirsem sana ayırmayı unutmamalıyım.

Bethany: Ah o kadar beğendiyseniz elbette yapabilirim.

Gwen: Benide sayın güzel bir yemek...hala nasıl midemin rahatsızlanmadığına şaşırıyorum demekki iyi bir aşçıymışsın.

Bethany: Sağol Gwen...

Yemekler bittiğinde Bethany tabakları toplar ve bulaşık eldivenlerini giyer ve köpüklü bir sünger yapıp yıkamaya başlar. Bu sırada çocuklar masada beklerken Mike kalkar ve eline kuru bir bez alır.

Bethany: Ne yapıcaksın o bezle?

Mike: Duruladığın tabakları falan kurulayıp yerleştirmene yardım edicem.

Bethany yandan biraz sırıtır ve ilk duruladığı tabağı ona uzatır Mike kurulamaya başlar bile bu sırada Gwen ve Sam gülmeye başlar.

Sam: Kardeşim nerden geliyor bu yardımseverlik?

Gwen: Bize bile yardım etmezdin sen hayırdır Betty'e karşı?

Bethany gülmesini tutmak için biraz kıkırdar Mike ise kızarak utandığını gizlemeye çalışır.

Mike: Kesin be! Sanki size de yardım etmiyordum bize akşam yemeği hazırladı yardım etmezsek saygısızlık olucaktı...

Sam: Tabi tabi güzel bir kadın görünce bende saygıyı hatırlarım.

Gwen ve Sam gülmeye başlarlar Mike ise onlara arkasını döner ve kızgınca bakarak kurulayıp yerleştirmeye devam eder Bethany ise biraz yana eğilerek kulağına doğru fısıldar.

Bethany: Yardımın için teşekkür ederim Mike çok incesin.

Nazikçe gülümserken Mike ise yarım ve ne diyeceğini bilemez bir şekilde gülümser

Mike: A-aynen... Hep öyleyimde bunlar kıymetimi bilmiyor.

Bethany biraz daha gülümser ve küçük bir kahkaha atar Mike ise hayran bir şekilde ona bakar. Bulaşıklar bittikten sonra salona gidip otururlar Gwen fazla kabaca ve konuşmaya başlamıştı.

Gwen: Yüzünde ve boynunda bu kadar büyük yara varken nasıl rahat hareket edebiliyorsun?

Mike ve Sam uyarır gibi bakar ama bir şey diyemezler.

Bethany: Tek yüzümde değil vücudumun çoğu yerinde büyük ve küçük yaralar var bunlar küçükken yapıldığı için alıştım.

Gwen: Kötü duruyorlar...tedavi görüp onlardan kurtulmayı denesene.

Bethany: İstemem bunu tavsiye eden tek kişi sen değilsin ama bunlar benim için her biri farklı bir hatıra bu yüzden tedavi görmüyorum...

Mike: Ah...Tamam Gwen bu kadar kişisel soru yeter.

Sam: Evet Gwen fazla abartma.

Bethany rahatsız bir şekilde Gwen'e bakmaya devam eder.

Gwen: Bana öyle bakmaya devam edersen seni gırtlaklamak zorunda kalırım...

Sam: Bunu yapmana engel oluruz bizde...

Bethany ayağa kalkar ve küçük kızın yanına yaklaşıp eğilerek gözlerinin içine doğru bakar.

Bethany: Bunu yapmak istemezsin ufaklık yoksa hoş sonuçları olma- ah...

Mike ve Sam şaşkınca bakakalırlar Gwen Bethany'nin suratına sert bir tokat atmıştı.

Gwen: benden uzak dursan iyi olur kaltak!

Bethany: Evimden çık seni saygısız!

Bethany o kadar ciddi ve soğuk konuşur ki Gwen bir süre bakakalır. Bethany kızın saçlarından tutup kapının dışına atar ve kapıyı arkasından kapatır.

Bethany: Saygısız!...

Mike: Onun adına üzgünüz Beth...

Sam: Evet neden böyle yaptı bilmiyoruz.

Bethany bir şey demez ve karşılarındaki koltuğa oturup başını arkaya yaslar ve gülümser çocuklar anlam veremez ve yukarı bakarlar bir sürü yıldız vardı çocuklarda gülümsemeye başlar.

Bethany: Güzeller ha?

Mike-Sam: evet...

Bethany: Sizin aileniz var mı?

Mike: Aile denirse...

Sam: Aynısından.

Bethany kafasını sallar ve geri yaslar çocuklar bir süre birbirine bakınırlar ve sonra gülümseyerek ayağa kalkarlar ve Bethany'nin oturduğu büyük koltuğa giderler ve kafalarını bacaklarına koyacak şekilde yatarlar Bethany şaşırarak bakar çocuklar ona karşı gülümsemeye başlar Beth ise nazikçe gülümser ve ikisinin saçlarını okşamaya başlar Mike ve Sam başlarını eline daha fazla yaklaştırır ve gözlerini kapatırlar Beth ise onları daha fazla sevmeye ve izlemeye başlar. Çocukların vücutları ağırlaşmaya başlar ve mırıldanırlar.

"Keşke sen bizim annemiz olsaydın..."

Bir süre sonra Beth bir ninni mırıldanmaya başlar ve çocukların uykularını daha fazla arttırıp uykuya dalmalarını sağlar Duvardaki saate bakar ve ninni söylerken sesini arttırır. Bir süre sonra ormandan bir kızın çığlıkları yükselir çığlıklar kesilene kadar ninniyi sürdürür çığlık kesilince ninniyi yavaşça bitirir ve kendi kendine konuşur.

Bethany: bu saatte kendini attırmamalıydın...

Çocuklara bakar ve uyuduklarını görünce ışıkları söndürüp tek tek üst kattaki çift kişilik olan yatağına yatırır ve yanlarına nazikçe uzanır.

Bethany: Size gerçekten iyi bir anne olucam...Size ailenizden daha iyi bir aile olabilirim.

Sonra tekrar ninni söylemeye başlar ve bir süre sonra kendisi de uyuya kalır...

-SABAH-

Sam ve Mike hızlıca uyanırlar ve etrafa bakınırlar sonra ise yanlarında hala uyuyan Beth'e bakarlar sonra birbirine bakıp gülmeye başlarlar.

Mike: Beth.. Beth.Uyan

Sam: Sus ulan zaten dün yoruldu...Hadi biz okula geç kalıcaz.

Mike: Yürü lan o zaman...Gwen ne yaptı acaba?

Sam: Uyandırıcaksın sus.

İkiside uyuyan Beth'e bakarlar ve üzerini örtüp evden çıkarlar. Ormandan çıkış yolunu biraz zor ararlar ama geldikleri yolu hatırladıkları için hemen giderler.

Mike: Önce evlere uğruyalım birbirimizin evinde kaldığımızı söyleriz.

Sam: Tamam ama hızlı gelelim...

Bu konuşmadan sonra çocuklar ayrılırlar.

Mike'ın sahnesi

Mike eve doğru giderken hala yanıp sönmekte olan polis araçlarını görür ve adımlarını hızlandırmaya başlar evin önünde 2 tane ambulans ve bir sürü polis aracı görür hızlıca evin önüne gelir ama polisler engeller çocuk ağlamaya başlamıştı çünkü kapısı açık olan evden anne ve babasının neredeyse parçalara ayrılmış bedenleri çöp torbalarına konuluyordu evin içi az görünmesine rağmen çoğu yerin kan olduğu belliydi çocuk hıçkırarak ağlarken evin dış ve iç kısmına sprey boya ile yazılan yazıları gördü.

"OLLYG'NİN SEVGİLERİYLE MİKE'A"

çocuk bunları okuduğu anda sendeleyerek geriye doğru çıktı etrafına bakındı sanki herkes onu izliyor gibiydi sürekli takılarak koşmaya başladı koşabildiği kadar koştu hemde...

Sam'in Sahnesi

Sam de aynı sahneyle karşılaşmıştı ama o annesinin kafasını evin çatısına asılmış olarak bulur...ağlmaya başlar her zaman ölmesini istediği annesi ölmüştü ama o mutlu olmak yerine acı çekiyordu o da sprey boya ile evin duvarlarına yazılan yazıyı görür...

"OLLYG'NİN SEVGİLERİYLE SAM'E"

koşabildiği kadar hızlı koşmaya başlar bir yandan etrafına bakıyor bir yandan ise kovanırcasına koşuyordu okulun arka kısmına kadar koşmuştu...

...

Sam arka kısmına geldiğinde Mike'ı görmüştü o da hıçkırarak ağlıyor ve titriyordu birbirini görüp sağladıklarınıda görünce daha şiddetli ağlamaya başlamışlardı.

Mike: S-Sen neden ağlıyorsun?

Sam: A-Ailemi...

Mike: Benimde ...öldürmüş birisi.

İkiside hıçkırarak konuşup alıyorlardı ve birbirlerine yaşadıkları olayı anlatıyorlardı. Kimseleri yoktu bu yüzden kime ya da nereye gidebileceklerini konuşuyorlardı.

Mike: biliyorsun benim ailem akrabaları ile iletişimi kestiler...beni asla kabul etmezler

Sam: Sanki benimkiler beni ister..küfrettirme bana.

Mike: Kime gidebiliriz ki?

Sam: Bence kimi düşündüğümü biliyorsun ama onu zora sokar mıyız?

Mike: Sormaktan başka çaremiz yok...Ama sence Beth...

Sam: Aptal! Saçmalama bütün gece bizimleydi bir bok yapıcak zamanı olmamıştır bile ki onun bir katil olduğunu düşünmüyorum...hadi gidelim sormaktan zarar gelmez...

Böylece çocuklar Ormana girerler ve Bethany'nin tarifi ile evini bulup içeri girerler kız koltukta oturmuş tavanı izlerken kapı sesine ani bir şekilde döner Çocukların ağladığını görünce hızlıca olduğu yerden kalkıp yanlarına koşar.

Bethany: SİZE NE OLDU?

Mike: Beth....biz..bizim a-ailemiz...

Sam: BİRİSİ AİLELERİMİZİ ÖLDÜRMÜŞ BETH!

Bethany:...Ne...çabuk geçin içeri bakim düzgünce anlatın.

İçeri girip kapıyı arkalarından kapatır ve koltuğa çocukların ortasına oturup ikisininde neredeyse benzer olan hikayesini dinler çocuklar daha fazla ağlamaya başlayınca Beth kollarını açar ve çocuklar aynı anda yan taraflardan sarılır.

Bethany: peki...size bakıcak kimseniz yok mu?

Mike: ikimizi de yok...biz aslında şey...bir şey sormak için gelmiştik...

Sam: Evet... Beth izin verirsen...seninle yaşayabilir miyiz?

Bethany: ah.... Ama çocuklar birden bire yaşamaya kalkarsanız yani suç sayılır bu hiçbir resmi bir şey olmadan ...

Mike: O zaman resmi bir şey yapalım gerekirse evlatlık bile al ama nolur ...gidicek hiçbir yerimiz yok ..

Bethany: Tatlım ama ben iyi bir anne olama---

Sam: OLURSUN NOLUR KABUL ET... lütfen...

Bethany: ah.... pekâlâ bu gün gidip işlemleri yapmaya gideyim bari... büyük ihtimalle kabul görecek ama bunun için söz vere-...

Lafını bitirmeden çocuklar daha sıkı sarılıp ağlarken bir yandan neşeyle gülmeye başlamışlardı bir süre sonra Bethany çocukları sakinleştirir ve evden çıkmamalarını uyararak evden ayrılmıştı...

Mike: Hey...İkimizin annesi olucak bu bizi kardeş yapmaz mı?

Sam: Sanırım yapıcak ama bilmiyorum o kadar sıcak geliyor ki bana bence bize harika bir annelik yapıcak...

Saatler sonra

Kapı açılır ve içeri elinde bir evrak bulunduran Bethany gülümseyerek gelir çocuklar merakla bakarken karşılarına oturur ve gülümsemeye başlar...

Bethany: bu iş biraz uzun sürdü ama bir kaç ayarlama yapmam gerekti...siz 13 yaşındayken ben 18 oluyordum bu nedenle sizi 18 yaşında evlat edinmişim gibi ayarladık...elimdeki evrak ise kabul görmüş evlatlık belgeleriniz...resmiyetde iki yıldır çocuğummuş gibi görünüyorsunuz... Peki resmiyette annenizim ama siz bunu onaylıyor musunuz?...

Mike ve Sam bir süre onu dinler ve birbirine bakıp gülümsemeye başlarlar birden ayağa kalkıp Beth'e doğu hızlıca ilerleyip sarılırlar

Sam: SENİNLE TANIŞTIĞIMDAN BERİ ANNEM OLURSAN NASIL OLACAĞINI DÜŞÜNDÜM!

Mike: Bende Anne... Sana bunu söylemekten asla vazgeçmeyeceğim sen bu kalıba uyan tek kişisin benim gözümde...

Sam: Evet... Ne yaparsan yap bundan sonra seni annemiz olarak göreceğiz hatta öyle görmeye ve hissetmeye başladık bile...

Bethany evrakları bir kenara koyar ve o da çocuklara sarılır... Artık Sam ve Mike gerçek bir anneye Bethany ise bir aileye sahip olmuştu... Onun küçük sırları hariç tabiki de...

Öldüm bittim bunu yazacağım diye bu biraz saçma bul

unabilir ama biraz farklılık yapmak istedim ve böyle bir anı ortaya çıkarttım ben şahsen çok beğendim... Bundan sonraki bölümde ise Ollyg'nin hayat hikayesi ve nasıl katil olduğu ile ilgili yazacağım o da baya uzun bir bölüm olucak... Ondan sonraki bölümde Ollyg hakkında bilgiler yazacağım biraz detaya girebilirim o bölümde bilginize lütfen...

Bunu gördüm ve koymak istedim saygılar...

3158 kelime olmuş....

Bölüm sonu

1 yorum