İçeriğe geç

Ollyg - my oc

Bölüm 4 · 23 dk okuma

Ollyg - my oc

Bölüm 4

"...Eskiden....mutluydum.."

("Okuduğum en boktan hikaye" diyebilirsiniz biliyorum ama en azından denedim)

(Ollyg'nin ağzından 7yaşında)

Ailem uyuduğumu düşünüyordu ama ben bu güzel pencereden ormanın harikalığına her zaman büyülenmiş bir şekilde bütün gece izlerdim ormana çok az ışık gitmesine rağmen her zamanki kokusu hiç değişmedi... Ferah ama biraz da rutubetli...

Yine bir cumartesi akşamı...babam aşağıdaki odunları her zamanki gibi kesiyor annem ise yine akşam yemeğine kendi yetiştirdiği sebzelerden yemek yapıyordu... Sanırsam bir çorba.. dışarıda hafiten yağmur başlamıştı bile ...ama babam bir süre durduktan sonra yine odunları kırmaya başlamıştı odamdan çıkış aşağı kata inmiştim annem her zamanki o uzun çiçek desenli eteğini giymişti ve o neredeyse hiç çıkarmadığı önlüğü. Hızlıca yanına doğru koşup eteğine sarıldım.

Bethany: ANNE!... Babam ne zaman eve girecek? Yağmur başladı

....: Ah güzel kızım işi bittiğinde gelir...biliyorsun ki babanda aynı senin gibi yağmura bayılır

Annem bunları söylerken benim boy hizzanda çömelmiş ve saçlarımı okşarken konuşuyordu.

Bethany: O zaman bende dışarıya çıkayım! Hem babama yardım ederim?

....: Hayır Bethany... Biliyorsun pazartesi okuluna başlayacaksın ilk okul gününü hasta olarak mı geçirmek istersin?

Bethany: Ama anne...Kalın giyinirim sözz lütfen babamın yanına gideyim.

....: Ahh... Peki ama ormanda dolaşmak yok biliyorsun baban izin verebilir ama ben asla!

Bethany: TAMAM ANNECİM!

annemin yanığandan öpüp resmen üst kata odama koşarak gitmiştim. Hızlıca bir mont ve eldiven giymeye başlamıştım bile elime yağmurluk botlarımı alıp hızlıca evin arka kapısına doğru gittim boylarımı giydikten sonra babamın yanına koşup daha kesilmemiş olan bir kütük parçasına oturmuştum bile ... Babam yine kendi kendine sayıklıyordu beni daha fark etmemişti bile.

Annem her zaman babam bu hale gelse babamın kızdıran kötü şeytanlar olduğunu söylerdi bu yüzden babamın bu kötü şeytanlardan kurtulması için her zaman dua ederdim...

Bethany: BABA! BAK...

Babam birden kendine gelmişti ve gösterdiğim yere baktı yabani bir tavşan... Babam gülümseyip baba döndü

....: O melek annen nasıl izin verdi çıkmana?

Bethany: Ormana girmeyeceğime söz verdirdi baba bu sayede yanına geldim.

Babam gülmeye ve elimdeki büyük baltayı yere bırakıp yanıma geldi ve hafif ıslak olan saçlarımı okşadı.

....: O zaman benimle gezmek ister misin? Bu ormanda keşfedilecek çok şey var tatlım.

Bethany: Bilmiyorum baba anneme söz verdim ama yarın beni dışarı çıkarır mısın?

....: Bak sen şu küçüğe numaralarımı da yemiyor artık

Bethany: Tabiki sözümü unutmam ben baba

İkimzide gülmüştük babam yine odunları kırmak için gitmişti ki oma deneyip deneyemeyeceğimi sordum.(bu nasıl cümle la...)

....: Hahah gel bakalım ama dikkat et balta hem çok tehlikelidir ve ağır.

Hızlıca babamın yanına koşup önünde durdum baltayı tuttuğumda babaöda arkamdan sıkıca tutup kaldırmama yardım etmişti bir eliyle baltayı tutarken diğer eliyle ufak bir kütük koymuştu ve yavaşça baltayı bıraktı neredeyse geriye doğru düşecektim ama dengemi toparladım.

....: Kır bakalım onu tatlım eğer zorlanırsan yardım edicem.

Bethany: o kadar güçsüz değilim baba...

Baltayı zar zor tutuyordum sabit bir şekilde baltayı tam yukarımda tutup hızlıca kütüğe indirmiştim ufak olduğu için çok çabuk kırılmıştı ama ben o anki başarım ile büyük bir şey yaptığımı düşünmeye başladım. Babam bunu yaptığımı gördüğünde büyük bir tezahürat yapıp beni kucağına hızlıca aldığı gibi döndürmeye başlıyordu bunu hep yapardık... O günün akşamına kadar sürmüştü bu...

-Akşama doğru -

Bethany: Baba yarın yine benle odun kırar mısın?

....: Tabiki de hayatım bu sanırım ikinci sözüm oldu sana değil mi?

Bethany: Hayır üç...*bir an emin olamam ve parmaklarım ile tekrardan sayarım* evet üç oldu baba okulumun ilk gününe de sen gelicektin unuttuğunu söyleme bana...

....: Ah üzgünüm tatlım bu geceki hikayeni düşünürken sürekli bir şeyler unutuyorumm

Bethany: KIL KUYRUK MU BABA YİNE KIL KUYRUK MUUU??

gözlerim resmen parıldıyordu bu benim en sevdiğim çizgi filmli hikayeydi babam sürekli bir gün boyunca düşünüp bana kıl kuyruğun maceralarından bir bölüm anlatırdır...

....: Elbette tatlım en sevdiğinden

Bir kaç odunu ben taşırken babam neredeyse bir çuval yaşıyordu hemde bir elinde baltasını taşırken. Babam benim ilk aşkımdı resmen ... Ona hep hayrandım her zaman... Onu hep sevmiştim... Yaptığı şeyler olsa bile ---//

Nicki: Sonra ne oldu?...

Bethany: Anlatıyorum işte Nicki sabırlı ol ... Bu kolay bir hikaye değil anlatmamı istedin maden sabırlı olmalısın!

Nicki: tamam ya sadece çok merak ediyorum

Nicki benim yetimhanedeki arkadaşım şu an 17 yaşındayım bu benim 4. Yetimhanem burdan da kovulursam hiçbir yer beni kabul etmeyecekti... Oda arkadaşlarım çok gıcıktı ama Nicki pek samimi gelmese de dostum du....---//

Akşam eve geldiğimizde annem o mis kokular yayılan mutfağından bize sesleniyordu.

....: Hadi gelin sofraya soğutucaksınız sıcakken için.

Babam odunları bir kenara bırakır benim ve kendisinin montunu çıkarıp astıktan tonda beni hızlıca omzuna alıp koşmaya başlar kahkahalar ile gülerken mutfağa girişimizi gören annem ise kendini tutamaz ve gülmeye başlar.

....: Biliyor musun 𒌧 kızımız bu gün büyük bir kütüğü kesti.

....: Bu harika bir şey bizim meleğimiz gittikçe güçleniyor.

Annem ellerini birbirine neşeyle vurmaya başlamıştı bile.

....: Geçin hadi bu gün soğuk olduğu için sıcacık bir çorba yaptım.

Bethany: Yine mi?? Anne bunu yapmaktan bıkmıyorsun değil mi?

....: Annene kibar ol tatlım daha küçücüksün da sakın hiçbir zaman kaba olma zorlanmadıkça tabi.

Bethany: ya zorlarlarsa baba?

....: O zaman yapılması gerekeni yap ne olursa-

.....: 𒌧!!! Kızımın aklına güzel şeyler getir öyle şeyler deme... Kızımız hiçbir zaman şiddet canlısı olmayacak

....: Ama şimdi kızıma zorluk çıkarılsa hiçbir şey demeden yapmadan durmamalı.

....: Bu konuyu sonra konuşuruz hadi geçin.

Annem çoğu zaman evin hakimiyetini eline alırdı genelde çok naif bir kadın olmasına rağmen bazı durumlarda ağırlığını koymayı iyi bilirdi. Hepimiz sofraya geçtiğimizde asla bıkmadığımız o çorbasını yapmıştı benim için içine fazladan bezelye ve patates bile koymuş... Bu lezzeti asla unutamam. Hepimiz yemeğimizi yediğimizde kalkıcakken annem bizi durdurur ve eski fırınında büyük bir tepsi et çıkarır babamla biz birbirimize bakarak şaşırdığımızı belli etmiştik annem ise kahkahalar ile eti sofraya koydu.

....: Bu günlük bu süpriz olsun istedim hadi ama öyle bakmayın yesenize.

Bethany: bu etler harika ama anne ben yiyemiyorum ki biliyorsun

....: Ah benim tatlı şekerim sen her zaman özel bir çocuktun ellerinden tut et yiyememene kadar bana benzemişsin ama tabi fizik ve yüz olarak babansın ikimizin birleşimini o kadar güzel yansıtıyorsun ki...

Bethany: anne ellerimin soğuk olması sence bir sorun mu? Neredeyse kendi kollarıma bile dokununca üşüyorum...

Bir anda babam olaya dalmıştı.

....: Yani? Bu senin özel olduğunu gösteriyor.

Annem kıkırdamaya başladığında bende gülmüştüm annem bana sebzeli kısımları verirken onlar yiyordu bu durumdan gayet memnundum. Yemek bittiğinde babam salona geçmiş yatıyordu üst kattaki banyodan hızlıca çıkıp aşağıya inmiştim babamın koltukta yattığını gördüğüm an üzerine atlayıp bana çizgifilm anlatması için resmen tepindim genelde şımarık değildim ama çizgifilm anlatması gerçekten başkaydı...

Yarım saat anlattıktan sonra uykuya dalmıştım...

Saatler sonra gece yarısından sonra

Koltukta uyumuştum saatler sonra bağırşmalara uyandım uykulu gözlerle kolyuktan başımı kaldırıp salonun öteki ucuna baktım annemle babam kavga ediyordu alışılmadıktı çünkü babam annemi hiçbir zaman üzmezdi ya da bağırmazdı... Şiddetli bir kavgayı konusunu bilemiyordum ama yerimden doğrulup uykulu bir şekilde ayakta durdum bitirmelerini bekliyordum böylelikle daha sakin olup daha düzgün konuşabileceğimizi düşündüm.

Babam gerçekten çıldırmış gibiydi annem bile onun bağırmalarına yetişemiyordu babam artık tanınmayacak haldeydi birden odanın öteki ucundaki odunların ordan o büyük odun baltasını kaptığı gibi annemin yanına gitti o kendisini korumak için kollarını siper etmişti ma babam önce arka kısmıyla sertçe vurup onu yere düşürmüştü annem önümde babam ise ona yuksrodan bakıp baltayı kaldırmıştı birden bir kopma sesi geldi ve sıcak bir sıvının ayaklarımı ısıtması ve bir şeyim ayaklarıma doğru yuvarlandığını gördüm resmen trans halindeydim.

Ayaklarımın dibine baktığında annemi gördüm ama sadece kafası duruyordu gözlerim yaşlanmıştı buğlanmıştı babam birden baltayı bıraktı ve mutfağa gitti. Annemin kafasını ellerimin arasına almıştım ve hala olduğum yere akan kanı umursamadan direk oturdum ve bağdaş kurdum annemin kafasına sarılırken saçlarını okşadım bunun sadece korkunç bir kabus olmasını diledim... Birden baltaya bakmıştım annemin bir kaç tel kopmuş saçları ve kanı üzerindeydi... Ya onu benden temelli alırlar diye düşündüm ve direk baltayı kaptığım gibi zorla yukarı odama götürdüm.

Dolabımın arkasındaki ufak yere yerleştirip zorla dolap ile önünü kapatmıştım. Hızlıca aşağıya indiğimde babamı salonda gördüm koltukta oturuyordu iki elide yanlarına doğru resmen sarmıştı ağlayarak bana baktı ve tek istediği şey... Bir bardak suydu... Sonra dayıklamaya ve ağlamaya devam ederken sarkmış olan ellerine baktım kesilmişti avuç içlerinden dirseğine kadar derin kesikler vardır... Kullanamıyordu ellerini.. Babamın istediğini yapmıştım ağlayarak mutfağa gidip bir bardağa yarım bir şekilde su doldurdum ve diğer elimle su tutan ve titreyen elimin bileğinden tutup suyu dökmemeye çalıştım.

Salona gidip babama uzattım o benden içirmemi istedi yavaşça çenesinden tutup suyu zorla içirmiştim birazını dökmüş olmama rağmen babam teşekkür edip koltuğa başını yaslamıştı ve ambulans ve polislerin birazdan geleceğini söylemişti babamın dizlerinin önüne çöktüm ve bacaklarına sarılsrak daha şiddetli ağlamaya başladım onun yapabildiği tek şey ağlayarak özür dilemekti sadece durmadan özür diliyor ve affetmemi istiyordu bir taraftan anneme dönüpte özür diliyordu o kadar çokki artık o sözden başka bir şey duymaz olmuştum.

Bir süre sonra kaldığımız yere doğru bir sürü ışık ve koşma sesleri duydumbirden evin kapısını kırarcasına bir sürü adam girmişti heryer kan içindeydi önce anneme baktılar ve yanında onu taşımak için hiçbir şey getirmedikleri için onlara lanet okumuştum zavallı annemin bedenini eski halımıza sarıp çıakrmışlardı bir kaç polis babamı direk kaldırarak götürmek istedi ama babamın bacağını bırakmayarak bağırmaya çırpınmaya ve beni tutan kadının yüzünü çizmeye başlamıştım tek varlığımı elimden alıyorlardı ve bunu zorla yapıyorlardı bense pes etmeden kadını çizmeye ve kulağının dibinde bağırmaya başladım böylelikle beni izledikleri için kadın mecburen bıraktı ve babama koşum sarıldım onu bırakmaları için polisleri tehtid edip küfretmeye başladım... Babam yarı baygın bir şekilde yere diz çöktü ve bana son bir söz verdirdi... Onlar için her zaman anlayışlı ve kibar birisi olmamı istedi zorluk çıkartan değil zorluğu sakinlikle çözmeye çalışmam gerektiği ile ilgili söz verdirdi... Bunu istemedim ama babam bunun benim için son isteği olduğunu söyledi... Söz vermiştim sorun çıkartmayacaktım polisler bir süre durmuştu babama son kez sarılmıştım gözlerim kızarmıştı babam uzanıp yanağıma resmen sevgi dolu bir öpücük bırakıp bayıldı... Polisler onu kaldırıp gitmişti az önce beni tutan kadın beni almaya geldiğinde suratına tekrar elimi geçirmiştim. Bana dokunmamasını yoksa çizikler dışında bir gözünü de çıkaracağımı söyledim... Kadın beni sıkıca tutup götürmüştü cinnet geçirdiğim ve ona saldırdığım için sorun yaşadığımı düşünmüştü... ve kendi iğrenç Hastanesi'nde beni tutmak için izin almıştı bile... Ülkenin en iğrenç hastalarının olduğu bir akıl hastanesiydi bu ... Bana her ilaç vermeye geldiklerinde bağırıyor odayı dağıtıyor ve elime ne geçerse gelenlere fırlatıp uzak durmalarını ve bana dokunmamalarını söylüyordum ... Odamın karşısında bakım odası vardı... Ordaki küçük televizyona bakmıştım. Deli bir adamdan bahsediliyordu ... Ormanlık bir evde karısını öldürdükten sonra götürülmüştü kızını ise ***** Hastanesi'ne kaldırıldığını söylüyordu... Çırpınmayı bırakıp televizyonu izledim..

Adam hapishaneye gönderildiğinden bir süre sonra... Kendi tek hücresinde intihar ettiği söyleniyordu.. Kendimi bırakmış durumdaydım bunu fırsat bilen hemşireler hızlıca iğneyi yapmıştı ben ise babamın bedenini hastaneden çıkartılan görüntüleri izliyordum gitmişti... Babam da gitmişti bir anda etrafımda ışık patlamaları olmaya başlamıştı bu o kadar fazlaydı ki gözümü yakıyordu gözlerimi kapattım ama hala farklı yerlerde ışıklar patlıyor ve gözlerimi yakıyordu...///

Şimdi-

O günden sonra 4 yıldır bu hastanedeydim ne bir ilerleme ne de bir düzelme vardı... Elimden geldiğince doktorlara zarar veriyordum beni buraya getiren kadın müdürdü... Bunu da biliyordum bu hastanenin her açığını ve boşluğunu biliyordum ama henüz kaçmamıştım ne o kadar büyüktüm ne de gücüm vardı... Ama her gece yemin ediyordum beni ailemden babamdan annemden ve evimden ayıran herkesi geberticektim ama bunu sadece basit ama yutulması kolay bir planla yapıcaktım oda arkadaşım Nicki.... Ona bunu anlayamadım yoksa gidip söylerlerdi... Ona güvenip hikayemi anlatmıştım ama iğrenç piç ne yaptı... En iğrenç kişilere anlattı... Bu hikayemi bilenler ben her zaman yemeğe çıktığımda dalga geçmeye ve babam gibi davranıp teselli vermeye çalışıyorlardı.

Yemeğimi koyulan yere tekrar koydum ve demir tepsilerden birisni alıp rastgele dalga geçenlerin kafasına geçirdim çocuğun tam gözüne girmişti ve kanamaya başlamıştı.

Bethany: size bunu kim anlattı...

Gayet ruhsuz bir şekilde konuştum çocuklar ise odanın diğer ucundaki korku dolu gözlerle bakan Nicki gösterdiler Nicki'ye doğru baktım sadece baktım sonra her zamanki iyi yapılı görevliler gelip bana sakinleştirici verip tekli odaya aldılar...

2 gün sonra. (Bir kaç tedavi uygulandı ve çoğunda ilerleme kaydettiğim yazıldı)

Uyandığımda geyet normaldim ve bu bu hastaneye uygun bir şey değildi gayet neşeli bir şekilde konuşuyor ve hareket ediyordum hatta gidip vurduğum çocuktan bile özür dilememe şaşırdılar... Beni bir doktor alıp bir odaya götürdüler fiziksel olarak bir hasar varmı diye bakmışlardı sonra ise bir tane başka birisi geldi bu müdürdü.... Sinirimi her tutmaya çalıştığımda ya kollarımla ellerim ya da bafam seğiriyordu... Ama bunu normal karşıladılar...

M....: Kendini nasıl hissediyorsun Bethany??

B.....: Gayet sağlıklı hissediyorum kendimi... Hatta gidip özür bile diledim

Nazikçe gülümsemeye çalışıp suratına baktım o bu durumu fazlasıyla garipsemişti...

Bir kaç psikolojik tedavi uyguladı testlerde düşündüğüm şeyleri değil de daha normal olanları cevaplamıştım buna şaşıran müdür büyük bir sevinçle onun en büyük başarısını olduğumu söyleyip övünmeye başlamıştı bile... Muşmula... Sonradan ciddileşip üzgünce konuşmaya başlamıştı hiçbir akrabamın beni istemediğini anlatmaya bu yüzden "güzel" bir yurda yerleştirileceğimi söyledi... Bunu gaayet olgunlukla karşıladım ve gitmek istediğimi söyledim...

Böylelikle bir kaç işlem yapmıştı bile odama gittiği Nicki'nin uyuduğunu gördüm... En azından şimdilik birinci intikamımı almak istedim... Kendi yatağımdaki yastığın bir tanesini aldım ve bir kenara fırlattım ve Nicki'nin yatağının altındaki büyük bavulları çektim ve bomboş yaptım alt kısmı Nicki zayıf bir kızdı... Ona karşı fazla güçlü kalıyordum... Yatağından onun üzerine hafif bir şekilde çıktım ve elimdeki yastığı sertçe tutarak yüzüne bastırmıştım bunu neden yaptığımı bilmiyordum ama bir kaç ses yapmamı istedi.. ben nedense hiçbir itirazda bulunmadan boğuyordum ve her hareketi zayıfladığında rahatlafığımı hissediyordum.hemen uyanmadı nefes alamadığını fark edip uyanmaya başladı ve çırpınmaya devam etti bana vuruyor ve kollarıma çizikler bırakıyordu daha sert bastırarak onu hsreketsiz bırakınca ya kadar bastırmıştım... O artık hareket etmeyince hafiflediğimi hissettim... bana karşı böyle bir şey yapması çok kötüydü. Yatağın çarşafı ile onu tutup yatağın altına sürükelrim en köşe kısma ittirip onu orda bırakmadan önce çıkardığım eşyalarla onu örterek gizledim ve kullandığım yastığa ve çarşafa giydiğim ayakkabının kirini bulaştırıp dışarı ellerimde onlar varken çıktım giderken eşyalarımı aldığım çantamı da takmayı unutmadım çıktığım anda saat geldiği için kapı kirlenmişti... Kolidorları elimde çarşaf ve yastıkla dolaşıp kirlileri toplayan birisini aradım...

...: Burda ne işin var Ollyg?... Kapılar kapandı bile.

Arkama döndüğümde resmen benim tek dostum olan Benjamin amcayı gördüm orta yaşlardaydı ama beni severdi bazen gizlice bana şeker bile getirdiği olduğu için onu çok severdim elindeki sürdüğü kirli sepesine bakıp elimdekileri gösterdim...

Bethany: Ah.... Benjamin amca.. müdürün yanına gidiyorum bu gece bir yetimhaneye gönderilicem... Akrabalarım beni istememiş.. hem bu kirli eşyalarımı atıcaktım.

Benjamin amca elimdekileri alıp sepete atyıktan sonra önümde diz çökmüştü.

Ben amca: gidiyorsun ha?... Seni çok özleyeceğim Ollyg... Sen olmadan doktorlara fazla saldıran yoktu en azından eğlenceliydin ve çok kibardın bana karşı seni çok özleyeceğim kızım..

Bana her zaman Ollyg derdi bu takma ismi çok sevmiştim komik bir isimdi ama Benjamin amca söylerken çok samimi söylüyordu ...

Bethany: Biliyorum Ben amca bende snei çok özleyeceğim hatta özleyeceğim tek kişi sensin bana getirdiğin o garip şekerleri de özleyeceğim.

Biraz kıkırdamaya başladım Ben amca kollarını açarak sarılmak istediğini belli etti onun boynuna sıkıca sarıldım o da bana sarılmıştı ayrıldığımızda bel çantasından ortalama bir poşette ağzına kadar doldurulmuş bir sürü şeker gördüm

Ben amca: o zaman al bakalım sana getiriyordum bunları da ... Hem(ben çantasını çıkarıp bana uzatır) benden bir hatıra olsun...

Mutlu bir şekilde çantayı alıp sarıldım bende bileğimdeki tek boncuklu bilekliği çıkarıp Ben amcanın bileğine taktım

Bethany: Bu da benim hatıram olsun ben amca....

İkimizde gülmeye başlamıştık ama saat geldiğini görüp koşarken el sallamıştım o da yavaşça ayağa kalktı ve aynı şekilde tatlı bir gülümseme ile elini sallamıştı. Hızlıca müdürün odasına gitmiştim ve kalan işlemlerş yapıp beni göndermek için arabanın aşağıda olduğunu söylemişti... Ben amcanın verdiği bel çantasını açıp şekerleri koymadan önce bir şey fark ettim

Ben amcanın her işte kullandığı asla paslanmayan küçük bıçağı... Ve bir not .. bana okumayı ve yazmayı öğrettiği için ona minnettardım

Notta yazan

"Küçük Ollyg'im gideceğini önceden biliyordum ama bunu gideceğin son güne sakladım... He zaman tekli odada kalırken seslice düşündüğüm planları duymadığımı mu sanıyordun? .... Sana hak veriyorum bunu yaparak gerçekten haklı bir şey yapmış olacaksın bu yüzden durma sana kendi eldivenlerimi ve bıçağımı veriyorum araba geldiğini sana söylediğinde eldivenleri giymiş ol ve... Gerekeni yap küçüğüm ve bıçağı orada bırak zaten fazla zamanım kalmadı senin kurtulman için kendimi feda edebilirim.. sevgilerle Ben amcan"

Kağıdın sonunda ise küçük bir fotoğraf vardı buraya geldiğim anda Ben amcayla çekildiğimiz neşeyle güldüğümüz bir fotoğraftı bu müdür hala konuşmaya devam ederken eldivenleri hızlıca giydim odasında kamera olmaması çok komikti... Arabanın geldiğini söylediği an bakmak istediğimi söyledim ve buna izin verdi onun oturduğu masanın arkasındaki pencereye gidip dışarı baktım araba ordaydı... Arkamı döndüm o hala bir kaç dosya hazırlıyordu... Birden bıçağı çıkardım ve boynuna saplamıştım... Bu sefer daha fazla mutlu ve hafiflemiş hissediyordum. Fazla ses çıkarmasına fırsat vermeden saplamaya devam ettim üzerime kan gelmediği için memnundum ... Kendi dosyalarımı kaptığım gibi bıcağı atmak istemediğim için eldivenlerle birlikte çantaya geri koymuştum kapıyı ardımdan kapatıp koşmaya başladım Ben amcayı görüp ona sarıldım.... Ve özür dileyip yaptığı herşey için teşekkür ettim o da tekrar bir yerde karşılaşacağımızı söz verdi ve hızlıca arbaya doğru gittim... Kalbim küt küttü.. hemde fazlasıyla ellerindeki eldivenleri çıkarıp çantaya geri koydum... Ben amca benim kahramanım olabilirdi sanırım onu özleyecektim... Fotoğrafa bakıp arabayla gitmeye başladık...///

Şu an 16 yaşındayım seneye çıkıcaktım ama bu benim son yetimhanem... 3 kere yetimhane değiştirmek zorunda kalmıştım.... Son gittiğimde bana fazlasıyla kötülük yapmışlardı ... Sol kaşımdan boynuma kadar bir yara açıp vücuduma dokundular... Hemde yaralar açarak beni sevmemelerinin sebebini anlamıyordum ... Dikiş attırmadım yaralarımı seviyordum en azından böylesi daha iyiydi görenler biraz korkuyordu... Bu yüzden çoğunlukla boğazlı kazak giymeye başlamıştım. Son geldiğim yer burası... Son yerde bana zorbalık yapanların süpriz bir şekilde öldürüldüğünü duyduğumda korkudan neredeyse altıma yapacaktım... Öldürülen yerde yazan tek şey "Ollyg'nin sevgileriyle Bethany" yazıyordu... Odamdayken bunları düşünüyordum sesli bir şekilde gülmeye ve yatağımda debelenmeye başladım.

Bethany: aptallar... En azından kendinizi savusayaydınız... Ben amca sayesinde herşeyimi kusursuz yapıyorum... Bana öğrettiğin gizli işler için minnettarım Ben amca.

Sonra gülümseyerek yatağa uzanmıştım... Birden kulağım çınlamaya ve cızırtılar duymaya başladım... Anlam veremeden bir süre sonra kesilmişti bile ... Umursamayıp tekrar uykuya daldım ....

Rüyamda annemle babamı görmüştüm... Bu sıklıkla olur... Bu yüzden artık korkmuyordum. Ama rüyamda olmaması gereken bir şey vardı... Evin penceresinin orda bir şey duruyordu... Hiçbir anlamı olmadan sadece duruyordu birden yok olduğunda korkuyla uyandım.

Bethany: ne zaman..? En son ne zaman korkuyla uyandım hatırlamıyorum. Hem... Ben küçükken öyle birisi var mıydı orada?...

Hiçbir şey anlamamıştım... Ama bu saatten sonra uyumayı da istemiyordum... Yarın gerçek bir okula gidecektim... Bu yüzden en azından masamda biraz kitaplara göz gezdirmek istedim... Masama geçip küçük lambayı yaktım ve bir kaç kitaba bakıp anlamaya çalışmıştım... Her şey zor geliyordu bu yüzden bunu bırakıp bir kaç şey çizmek istedim... Önce rüyamdaki penceredeki kişiyi çizdim sonra ise bir kaç şey daha çizmiştim... Evim...annem ve babam... Ben amcayla ben... Bu çok güzel hissettiriyordu Ben amcanın değidiğine göre gizli bir yetenekmişim... Biraz kıkırdadım ama odanın kapısı çalınmıştı... Kapıya doğru gidip açtığımda bir tane çocukla karşılaştım sanırım aynı yaştaydık... Yüzümü gizleme gereği duymadım bu yüzden direk olarak ona doğru baktım

Bethany: evet?.

Çocuk: eee ah selam ... Şey sen o yeni gelen misin?

Bethany: evet ben "o" yeni gelenim

(Çocuk elini uzatır)

Cliff: Ben Cliff sen?

Bethany: Bethany... Cliff .. bu ismi ilk defa duyuyorum anlamı nedir?

Bende çocuğun elini sıktıktan sonra konuşmaya devam ederiz

Cliff: ah... Uçurum demek. Senin isminde çok güzelmiş Bethany..

Bethany: Uzun kullanmana gerek yok Beth desen yeterli.

Cliff: hmmm pekâlâ Beth... Bu saatte uyanık olacağını düşünmemiştim bu yüzden kapının önünde çalıp çalmamak arasında çok düşündüm...

Bethany: geceleri fazla uyuyamam... Yani bir daha gelicek olursan rahatlıkla çalabilirsin kapımı ... Hem yarın okul var kitaplara göz atıyordum.

Cliff: Ne bu heyecan ilk defa mı okula gideceksin sanki?

Bethany: aslında evet...ilk okul deneyimim olucakta..

Cliff: Hadi be? Şaka yapmıştım aslında ama bu garip evde mi eğitim aldın yoksa?

Bethany: Öyle de denilebilir...

Cliff: Hey burda böyle kazık gibi dikilmeyelim... Ne dersin bahçeye çıkalım mı?

Bethany: bilemiyorum ilk gün falan azar işitmek istemem...de ne diyorum hadi gidelim tabiki! Odada sıkılmıştım zaten

Cliff gülmeye başladı ve Bethany'nin elinden tutup bir kaç arka ve karanlık koridordan yürütür.

Cliff: seni sürüklüyorum ama ön taraflarda kamera var bu yüzden burdan gidelim.

Bethany: Ah pekâlâ.

Cliff beni tuttuğu andan bırakmamıştı...yaralarımı görmesine rağmen bir şey bile demeden tavrını da değiştirmeden benle konuşutu .. bu alışılmadık bir tuzak mıydı bilemiyorum.

Bahçeye çıktığımızda kameralardan uzak bir ağacın altına oturduk.

Cliff:...Buraya nerden geldin Beth?

Bethany: ****** hastanesinden...

Cliff: a... Orası..

Bethany: evet akıl hastanesi...

Cliff: Hadi be! Neden ordaydın?

Bethany: bunun için fazla heyecanlısın?

Cliff: Öyle yerleri sadece filmlerde ya da dizilerde gördüm.... Bana anlatsana nasıl bir yer?

Bethany:...Filmlerden daha korkutucu diyebilirim sana...

Böylelikle neredeyse bütün gece bana sorular sordu bundan tabiki rahatsız değildim birisinin bana ve yaşadığım şeylere ilgi duyup soru sorması ...Beni mutlu etmişti. Oraya gitme sebebimi ya da yaptığım şeyleri atlayarak anlatmaya başladım... Her anlattığım şeyde daha fazla dikkatle ve heyecanla dinlemişti beni bend ebiraz daha rahat ve neşeli bir şekilde anlatıyordum komik anılarımı anlatırken fazlaca gülüyorduk.

Cliff: AHHAH...Karnım ağrıyor ... Bu kadar eğlenceli olduğunu hiç düşünmemiştim...

Bethany: hahahh... Dimi ama sonra da Ben amca ile bir kenarda onları izliyorduk çok eğlenceliydi.

Cliff: Bunları duyunca bende gitmek istedim ama gerçekten doktorları korkunçmuş.... En büyük korkun ne?

Bethany: ...doktorlar...onlarden hep korkmuşumdur.

Cliff: peki sevdiğin şeylerden bir tanesini söylesene?

Bethany:..hmm...kuklalar.. ve kukla gösterileri.

Cliff: gerçekten mi? Bunu seven birisini hiç görmemiştim...hmmm bende genelde çiçekleri seviyorum diye dalga geçerler

Bethany: çiçekler çok güzeldir ben dalga geçmem... Sen hangi okula gideceksin?

Cliff: ıııhh adını unuttum ama buraya biraz uzakta... Demirliklerin arkasında orman başlayan bir okul.. neden o kadar uzağa yaparlar ki anlamıyorum...

Bethany: Bende öyle bir yere gidecektim... Okul konusunda yardım eder misin Cliff?

Cliff: Bunu sorman hata aptal tabikide ... sonuçta ilk okul deneyimin olucak... Ama sakın böyle gelme seni götürürler.(Cliff gülmeye başladığında üzerime bakmıştım uzun pişamam ve askılı kıyafetimi görünce hemen önümü kapattım)

Bethany: Onu diyeceğine incelemesene!

Cliff: tamam tamam ... Benim elimde olsan bir şey değil ama.. fazla..

Bethany: Kes be deme öyle şeyler.

O geceden sonra Cliff ile iyi arkadaş olmuştum okulda yetimhanede hatta her yerde ayrılmaz olduk. Okulda genellikle benim yaralarımdan iğrenenler ve tiksinenler oluyordu ama Cliff benim için resmen herkese kafa tutmaya hazırdı.Artık geceleri benim odama gizlice gelirdi ve telefonundan bir sürü filmler izlerdik bazen birlikte uyuduğumuz olurdu ama bir duygusallık yoktu aramızda sadece dost olarak fazla bağlıydık...Bir gece Cliff yine odama geldi. Fazla sinirli gözüküyordu bu gün okula gitmemiştim ama bir sorun mu oldu?

Bethany: Cliff ... Ne oldu?!

Bir şey demeden odaya girdi ve ayakkabılarını çıkararak yatağa oturdu dizlerini kendine çekmişti bile... Dizlerine sarıldığında ellerindeki kızarıklığı gördüm hızlıca yanına gitmiştim.

Bethany: Cliff... Ne oldu? Ne bu ellerin hali yine ne diye kavga etti-...?!

Cliff beni kendisine çekip sıkıca sarılmıştı bana hiç böyle bir temasta bulunmamıştı bu yüzden şaşırmıştım ve biraz kendimi ayarlayıp sırtımı yatak başlığına dayanıştım Cliff ise hala elleri belimde sıkıca sarılıyor ve kafasını boynuma gömmüş bir şekilde ağır ağır nefes alıyordu. Bir şey demedim ne olursa yakında anlatacağı belliydi. Kötü bir gün olduğu belliydi.

Cliff: Bu gece sende kalabilir miyim Beth?

Bethany: Bunu sorduğuna inanamıyorum Cliff... Elbette. Ama sorun nedir?

Cliff:...Senin üzerinden bir kaç şey konuşuyorlardı....sinir oldum.

Bethany: Ah... Yine aynı konu mu?

Cliff: Hmhmm... Bu gece tam da böyle kalmak istiyorsunuz Beth... Beni sakinleştiriyorsun..

Bethany: Ah nasıl istersen ama önce krem sürmemi ister misin?

Cliff: olur...sızlıyor zaten.

Cliff beni bıraktığında çekmecemden bir tane krem ve soyulmalar için bir kaç yara bandı aldım yanına oturdum. O elini uzattığında bende yavaşça kremi sürüyordum ara sıra sızlıyor olucakki gözlerini sıkıyordu yara bantlarını yerleştirip üzerlerine ufak öpücükler kondurdum

Cliff: Bunu yapmaktan vazgeçmeyeceksin değil mi? Neden hep öpüyorsun?

Bethany:...Annem hep böyle yapardı yaptığında ise yaraların daha çabuk iyileşeceğini söylerdi bende onun için yaptım ...

Cliff biraz güldü ve kafasını olumlu bir şekilde salladı sonra yine aynı şekilde bana sarıldı bense onun hafiften uzun siyah saçlarını okşuyordum.

Bethany: bu sefer bana ne dediler...?

Cliff:...şey..yine aynı konular işte yaralarından bahsettiler .... Ama ben senin yaralarını seviyorum sana farklı bir şey katıyorlar.

Cliff bunları söylerken çoğu zaman yaptığı gibi elini öne aldı ve boynumdaki ve göğüs kısımlarıma yakın olan yaraları parmağıyla hafif bir şekilde üzerinden geçerek çizmeye başladı. Bunu bir başkası yapsa sanırım çok utanırdım. Kafamı yatağın başlığına yasladım ve birlikte yaptığımız çıkartmalarla neredeyse bütün tavanı kaplayan parlayan yıldızlara baktım.

Bethany: Sence Cliff ben hangi renk bir yıldız olurdum?

Cliff:....Mor

Bethany: Neden ki?

Cliff: Çoğu zaman odan lavanta gibi kokuyor sen ise meyve... Bilmiyorum ama mor renk sana çok yakışırdı... Hatta yakışıyorda bu yüzden mor bir yıldız olursun.

Bethany: ah ... Sende mavi bir yıldız olurdun bence...

Cliff: o neden?

Bethany: Bilmem mavi bence sana yakışan bir renk o yüzden...

Bu cümlemden sonra Cliff gülümsedi ve kafasını göğsüme yan bir şekilde koydu hala parmakları yaralarımda gezinirken izliyordu. Biraz uzandım ve kafamı yastığa koyarak yıldızları izlemeye devam ettim.

Cliff:....Seninle benim yattığımı söylüyorlardı .. bu yüzden kavga ettim.

Bethany: NE?!....

Cliff:... sürekli senle beraberim ya... Öyle sanmışlar ama ben hallettim merak etme lütfen...

Bethany:...bu çok iğrenç...Hem onlarane ki? Onlara biz bunu yapsak 10 kere şikayet etmişlerdi bizi.

Cliff: sakinleş ben hallettim düzelttim olayı....

Birden yine kulağım çınlamaya başlamıştı artık acımaya hatta neredeyse hiçbir şey duyamamaya başlamıştım ki odanın bütün ışıkları bir anda kapandı. Odayı aydınlatan tek şey tavandaki yıldızlardı. Fazlasıyla gerilip korkmaya başlamıştım. Böyle bir şey hiç yaşamamıştım Cliff gerginliği fark edip yanıma yattı ve benim kafamı kendi göğsüne bastırarak saçlarımı okşamaya başladı.

Cliff: Bu eski binada hep sorunlar oluyor merak etme senin yanında olacağım...

Kafamı sallayarak uyumaya çalışmıştım...

Kafamı birden çimlerin üzerinde bulmuştum. O yoğun toprak kokusu benim uyanmama yetmişti bile birden kendimi kaldırarak etrafa bakındım.... Rüyada olmalıydım değil mi?... Evet.. çünkü kendimi görüyordum oradaydım babam bana odun kırmamda yardım ediyordu. Ayağa zar zor kalktım ve koşmaya başladım olabildiğince hızlı koşuyor ve evime gitmeye çalışıyordum ama tam yaklaşmışken bir şeye çarptım...beni engelleyen şey neydi? Gitmeye çalışıyordum ama gidemiyorum bir duvar vardı sanki babamın gülme sesleri kulağımı doldururken ağlamaya başlamıştım. Bağırmaya önümdeki şeyi yok etmek için tekme ve yumruk atıyordum. Ellerim kanamaya başlamıştı bu yüzden omuzlarını kullanarak önümdeki her neyse onu yok etmeye çalıyordum.... Evimi istiyordum babamı istiyorum annemi istiyorum ESKİ HAYATIMI İSTİYORUM... Ağlayarak bağırıp sayıklıyordum en son gücüm bitmiş ve yere çökmüştüm. Sadece olan biteni izliyebililiyordum babamın sesleri kulağımda çınlıyordu resmen... Evime baktım ama bir şey dikkatimi çekmişti babamın arkasındaki 2-3 ağacın arkasında bir şey vardı... Bir şey gizleniyordu resmen.

Bu rüyamda gördüğüm şeydi gözlerimi kısıp net bir şekilde görmeye çalıştım ama gözlerimin yanları bozuk bir televizyon gibi statikleniyordu orda duran şey bana dönmüştü gözlerim fazlasıyla bozulmuştu neye benzediğini bile anlayamamıştım. Başım dönmeye ve nefes alamamaya başladım nefes almak için resmen çırpınıyordum kafamda geçen tek bir ses vardı "daha fazlasını istiyorum" bu ne demekti şimdi ne yaptım da daha fazlasını istiyordu? En sonunda gözlerim karardı ve yere yığıldığımı hissettim....

Sıçrayarak uyandım... Yerdeydim? Yan tarafıma baktığımda Cliff hala uyuyordu telefondan saate bakmak istedim ama telefonumun ekranı bir türlü açılmadı. Oda fazla havasız gelmeye başlamıştı bana pencereye doğru yürüdüm ve canı açtım ve çalışma masamdaki sandalyeyi alıp pencerenin önüne koymuştum ve oturup kollarımı pencerenin kenarına yerleştirip kafamı üzerine koyarak düşünmeye ve havayı içime çekmeye başlamıştım... Daha fazlasını istiyorum?....Ne yaptım ki? Ya da ne verdim ona? Neyin fazlasını istiyordu?... O kimdi ya da neydi?... Daha önce hiç böyle bir Rüya görmemiştim ...//

O geceden sonra ters giden şeyler olmuştu her zaman aynı rüyayı görüyordum.. ama olaylar farklıydı ama her zaman o şey orda oluyordu. Her seferinde bağırıp çağırıyordum benden ne istediğini soruyordum her ona baktığımda görüşüm statikleniyordu ama bakmadığım zaman gidiyordu... Ona her zaman amacını sorsam hep aynı şeylerdi. Daha fazlasını istediğini daha fazla yapmamı onun için yapmamı söylüyordu... Sanırım tekrardan deliriyordum... Okulda bile normal düşünemiyorum artık her zaman her zaman cızırtı sesleri beni boğuyordu... Her seferinde sinir olduğum kişilere baktığımda onları da Nicki'ye yaptığım şeylerden yapmak istiyordum ben hala nasıl o yaşta öyle şeyler yaptığıma şaşırırken bir yandan tekrar yapmalıyım diye düşünüyordum... Cliff bile artık benim için endişeleniyordu artık her gece yanımdan ayrılıyordu her zaman beni her şeyden koruyacağını söylüyordu.

Artık rüyalarımda çabalamıyordum sadece o şeye bakmayıp ailemle olan anılarıma bakıp asla unutmamayı diliyordum. Ara sıra sesler yine gelse de ne istediğini söylerse yapacağımı söylüyordum ama ben bunu söylediğimde susuyordu...

Yine bir okul günü dün gece uyuyamamıştım bu günkü sınav stresi beni yormuştu... Bütün gece uyanıktım Cliff ile bu sınava çalışmıştık eğer bu sınavdan da kalırsak sınıf tekrarı olacaktı ve biz bunu istemiyorduk...

Okula girer girmez yolumdan çekilenler oldu bundan şikayetçi değilim ama sanki bir canavarmışım gibi hisse

ttirmeleri iyi değil...

Cliff: Aynen öyle ezikler! Çekilin yolumuzdan yoksa ısırır sizi!

Dayanamayıp kahkaha atmıştım Cliff ise hemen benim arkamdan gülerek yürümeye başlamıştı. Bu biraz olsun beni rahatlatmıştı...

Bu da 2 bölüm olucak fazla yazdım en kısa zamanda devamı en azından kısa olacak umarım beğenmişsinizdir olayları kısa tutmaya çalıştım snrm...

4696 kelime olduş ya

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.