Atölyede birkaç saniyelik sessizlik oluştu.
Lara, Meral Hanım'a baktı.
"Tamam, sanırım bir şeyi kaçırdım. Bu Maison Noir tam olarak ne?"
Meral Hanım elindeki dosyayı kapatıp sandalyeye oturdu.
Yüzündeki ifade, birkaç dakika öncesine göre çok daha ciddiydi.
"Maison Noir yaklaşık iki yıl önce açıldı."
İpek dikkatle dinliyordu.
"Epey kısa bir süre."
"Evet," dedi Meral Hanım. "Ama buna rağmen çok hızlı büyüdüler. Çok fazla yatırım aldılar, şehrin en zengin müşterilerini çektiler ve son aylarda birçok büyük anlaşmayı kazandılar."
Lara kaşlarını çattı.
"Bu kötü bir şey değil ki."
"Tek başına değil." Meral Hanım iç çekti. "Ama bazı müşterilerimin son anda vazgeçmesi, özel tasarımlarımızın kopyalanması ve tedarikçilerimizin bir anda bizimle çalışmayı bırakması tesadüf olamaz."
İpek'in yüzü düştü.
"Yani birilerinin bilerek yaptığını mı düşünüyorsunuz?"
Meral Hanım cevap vermedi.
Bu da aslında yeterli bir cevaptı.
Tam o sırada mağazanın kapısı açıldı.
İçeri uzun boylu, şık giyimli bir adam girdi.
Adamın yüzünde son derece düzgün ama bir o kadar da yapay görünen bir gülümseme vardı.
Meral Hanım'ın ifadesi anında sertleşti.
"Lafını etmişken..."
İpek ve Lara aynı anda kapıya döndüler.
Adam rahat adımlarla içeri girdi.
"Meral Hanım."
"Mert Bey."
Adam gülümsedi.
"Her zamanki gibi zarifsiniz."
Meral Hanım soğuk bir şekilde karşılık verdi.
"Ne istiyorsunuz?"
Lara sessizce İpek'e eğildi.
"Bu kim?"
İpek fısıldadı:
"Bilmiyorum."
Adam onları duymuş gibi başını çevirdi.
"Demek yeni çalışanlarınız bunlar."
Gözleri kısa bir an İpek ve Lara'nın üzerinde dolaştı.
"Genç ve yetenekli görünüyorlar."
Lara anında tetikteydi.
"Teşekkürler sanırım."
Adam hafifçe gülümsedi.
"Ben Mert Arslan."
Bir saniye durdu.
"Maison Noir'ın sahibiyim."
İpek ve Lara aynı anda birbirlerine baktılar.
Lara çok kısık bir sesle,
"Şeytanı çağırmışız."
dedi.
Mert bunu duymamış gibi davranmayı tercih etti.
"Yoldan geçiyordum. Uğrayıp selam vermek istedim."
Meral Hanım kollarını göğsünde birleştirdi.
"İnanmıyorum."
Mert gülümsedi.
"İnanmamanız beni üzüyor."
İpek, mağazadaki gerginliği hissedebiliyordu.
Adam son derece kibar görünüyordu ama ortamın havası bir anda değişmişti.
Mert mağazayı inceleyerek yürümeye başladı.
"Eski yerinizi hâlâ koruyorsunuz."
Meral Hanım'ın sesi sertti.
"Biz geleneklerimize bağlıyız."
"Elbette."
Mert hafifçe başını salladı.
"Yine de Bellanova değerlendirmesi için biraz... eski moda kalabilirsiniz."
Lara'nın gözleri büyüdü.
"Bu hakaretti."
İpek hemen arkadaşının kolunu tuttu.
Meral Hanım ise sakin görünmeye çalışıyordu.
"Ziyaretiniz bittiyse çalışıyoruz."
Mert gülümsemeye devam etti.
"Tabii."
Kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
"Bu arada."
Herkes ona baktı.
"Son değerlendirmede görüşürüz."
Kapı kapandığı anda Lara derin bir nefes verdi.
"Bu adamdan hiç hoşlanmadım."
İpek başını salladı.
"Nedense ben de."
Meral Hanım birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra kızlara döndü.
"Bugünden itibaren daha çok çalışacağız."
Lara hemen sordu:
"Ne kadar çok?"
Meral Hanım masanın üzerindeki kalın dosyayı kaldırdı.
"Çok."
---
Aynı akşam.
Mağaza kapanmak üzereydi.
Lara son askıyı yerine yerleştirirken iç çekti.
"Sanırım ayaklarımı hissetmiyorum."
İpek masadaki sipariş formlarını düzenliyordu.
"İlk haftamız için fena sayılmaz."
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri Kerem girdi.
Arkasından da Ege.
Lara gözlerini kapattı.
"Evren beni sevmiyor."
Kerem duyup gülümsedi.
"Ben de seni gördüğüme sevindim."
"Ben aynı şeyi söyleyemeyeceğim."
Ege ise doğrudan İpek'e baktı.
"Rahatsız etmiyoruzdur umarım."
İpek başını salladı.
"Hayır."
Kerem ceketini çıkarırken konuştu.
"Aslında küçük bir sorunumuz var."
Lara kaşlarını çattı.
"Birlikte aynı soruna sahip olmanız biraz korkutucu."
Ege kısa bir nefes verdi.
"Önümüzdeki ay büyük bir iş zirvesi düzenleniyor."
Kerem devam etti:
"Ve ikimizin de özel tasarım gala takımına ihtiyacı var."
Lara şüpheyle sordu:
"Bunu neden birlikte söylüyorsunuz?"
Kerem sırıttı.
"Çünkü bu yıl zirvenin en iyi giyinen konuğu seçilecek."
Sessizlik.
Lara yavaşça başını çevirdi.
"Anladım."
İpek de anlamıştı.
Bu sadece bir takım elbise siparişi değildi.
Bu bir savaştı.
Kerem büyük bir özgüvenle konuştu.
"Benim takımımın daha iyi görünmesi gerekiyor."
Ege anında cevap verdi.
"İmkânsız."
Lara başını iki yana salladı.
"Bunlar gerçekten otuz yaşında."
İpek gülmemek için dudaklarını ısırdı.
Meral Hanım ise çoktan sipariş dosyalarını çıkarmıştı.
Çünkü ne olursa olsun, Maison D'Elior'un Bellanova'yı etkilemek için kusursuz iş çıkarması gerekiyordu.
Ve bu iki CEO, istemeden de olsa, bu planın önemli bir parçası hâline geliyordu.