"Benim takımım daha iyi olacak."
"Hayır, benimki olacak."
"Benim."
"Benim."
Lara, elindeki not defterini yavaşça kapattı.
"Tamam."
İpek hemen arkadaşına baktı.
Lara son derece sakin görünüyordu.
Bu tehlikeli bir işaretti.
Kerem ve Ege de aynı anda sustular.
Lara ikisine de baktı.
"Siz ikiniz dünyanın en büyük şirketlerini yönetiyorsunuz, değil mi?"
"Doğru." dedi Kerem.
"Evet." dedi Ege.
"Harika."
Lara masanın üzerine eğildi.
"O zaman size çok önemli bir bilgi vereceğim."
İkisi de ona baktı.
"Burada takım elbiselerinizi biz tasarlıyoruz."
Sessizlik.
"Yani hangi takımın daha iyi olacağına siz değil, biz karar veriyoruz."
Kerem birkaç saniye sustu.
Sonra gülmeye başladı.
"Tamam, bu hoşuma gitti."
Ege'nin dudaklarının kenarı da hafifçe kıvrıldı.
İpek gülümseyerek notlarını açtı.
"Önce kumaş seçimine başlayalım."
---
Yaklaşık kırk dakika sonra mağaza tekrar sessizleşmişti.
Kerem telefonuyla ilgilenirken Ege kumaş örneklerini inceliyordu.
Lara ise kahve almak için arka bölüme geçmişti.
Tam o sırada mağazanın kapısı açıldı.
İçeri Mert Arslan girdi.
Meral Hanım onu görür görmez kaşlarını çattı.
"Yine mi siz?"
Mert sakin bir şekilde gülümsedi.
"Bu sefer gerçekten müşteri olarak geldim."
Meral Hanım hiç etkilenmemiş görünüyordu.
"Buna da inanmıyorum."
Mert etrafına bakındı.
"Şehirdeki en iyi terzi evi burası. Rakip olmamız müşteri olmama engel değil."
Meral Hanım kollarını göğsünde kavuşturdu.
"O zaman Maison Noir'da diktirin."
"Oradaki terziler kadın takım elbiselerinde sizin kadar iyi değil."
Meral Hanım istemsizce duraksadı.
Mert bunu fark etti.
"Ne oldu? İlifat alamıyor musunuz?"
"Bu bir iltifat değildi."
"Öyle miydi?"
"Hayır."
"Öyleydi."
Tam o sırada Lara elinde kahvelerle geri döndü.
Mert'i görünce durdu.
"Yine mi bu adam?"
Mert gülümseyerek başını salladı.
"Merhaba Lara."
"Ben sana merhaba demedim."
İpek de yanlarına geldi.
Mert bu kez ona döndü.
"İpek."
İpek kibarca başını salladı.
Meral Hanım ise sabırsız görünüyordu.
"Ne istiyorsunuz?"
Mert sonunda ciddi bir ifadeye büründü.
"Aslında Bellanova hakkında konuşmak istiyordum."
Mağazadaki hava bir anda değişti.
"Ne hakkında?" diye sordu Meral Hanım.
"Bellanova temsilcisi önümüzdeki ay beklenenden daha erken gelebilir."
İpek şaşırdı.
"Daha erken mi?"
"Evet."
Mert başını salladı.
"Kesin değil. Ama sektörde böyle konuşuluyor."
Meral Hanım şüpheli gözlerle ona baktı.
"Bunu neden bize söylüyorsunuz?"
Mert birkaç saniye sustu.
"Çünkü hazırlıksız yakalanmanızı istemiyorum."
Sessizlik.
Lara yavaşça İpek'e döndü.
"Bu tuzak gibi."
İpek de aynı şeyi düşünüyordu.
Meral Hanım ise Mert'e bakmaya devam etti.
"Rakibinize yardım mı ediyorsunuz?"
Mert omuz silkti.
"Belki."
"İnanmıyorum."
"Ben de sizin bana inanacağınızı düşünmüyordum."
Meral Hanım cevap vermedi.
Mert kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
"Bu arada."
Meral Hanım istemsizce ona baktı.
"Yeni saç modeliniz size yakışmış."
Mağazada sessizlik oluştu.
Lara'nın ağzı açık kalmıştı.
İpek şaşkınlıkla Meral Hanım'a baktı.
Meral Hanım ise birkaç saniye donup kaldı.
Mert sanki hiçbir şey olmamış gibi mağazadan çıktı.
Kapı kapanır kapanmaz Lara sessizliği bozdu.
"... Ne oldu az önce?"
Meral Hanım kendine gelir gibi oldu.
"Hiçbir şey."
"Hayır hayır, bir şey oldu."
"Hiçbir şey olmadı Lara."
İpek gülümsemesini gizlemeye çalışıyordu.
Çünkü ilk kez Meral Hanım'ın yanaklarının hafifçe kızardığını görmüştü.
Ve bunun sadece bir başlangıç olduğunu hissediyordu.