Balo salonundaki sohbetler yeniden başlamıştı.
Canlı müzik hafifçe yükseliyor, garsonlar konukların arasında dolaşıyordu.
Ancak Maison D'Elior ekibinin dikkati tek bir kişideydi.
Adrian Vesper.
Adrian, salondaki herkesle tek tek tokalaşıyor, isimlerini hatırlıyor, sanki yıllardır dostmuş gibi sıcak davranıyordu.
Lara, elindeki meyve suyundan bir yudum alırken fısıldadı.
"Bu adam fazla mükemmel."
İpek başını çevirdi.
"Ne?"
"İnsan bu kadar kusursuz olamaz."
Kerem omzunu silkti.
"Belki gerçekten kibardır."
Lara gözlerini Adrian'dan ayırmadan cevap verdi.
"Belki de sadece iyi oyuncudur."
Kerem, Lara'nın ses tonundaki ciddiyeti fark etti ama bir şey söylemedi.
---
Birkaç dakika sonra Alessandro yanlarına geldi.
"Hadi."
"Nereye?"
"Tanıştıracağım."
Lara neredeyse boğulacaktı.
"Kiminle?"
Alessandro gülümseyerek Adrian'ı işaret etti.
"Bay Vesper ile."
Lara içinden "Harika..." diye geçirdi.
---
Adrian onları görünce gülümseyerek birkaç adım attı.
"Alessandro."
İkisi tokalaştılar.
"Uzun zaman oldu."
"Gerçekten."
Alessandro tek tek herkesi tanıtmaya başladı.
"Mert."
"Meral Hanım."
"Ege."
"Kerem."
"İpek."
Ve son olarak...
"Lara."
Adrian'ın bakışları bir an Lara'nın üzerinde durdu.
Memnuniyetle gülümsedi.
"Tanıştığımıza memnun oldum."
Lara da kibarca elini uzattı.
"Ben de."
Adrian'ın tokalaşması ne çok sıkıydı ne de gevşek.
Tam kararındaydı.
"Maison D'Elior hakkında güzel şeyler duydum."
Meral Hanım teşekkür etti.
Adrian konuşurken herkes dikkatle onu dinliyordu.
"Kumaş seçimleriniz gerçekten etkileyici."
Mert hafifçe gülümsedi.
"Teşekkür ederiz."
"Özellikle son çalışmanız."
Adrian bunu söylerken bakışları kısa bir anlığına Lara'ya kaydı.
Sonra tekrar Mert'e döndü.
Lara bu bakışı fark etti ama üzerinde durmadı.
---
Tanışma bittikten sonra ekip büfe tarafına geçti.
İpek küçük tatlılardan birini aldı.
"Ben adamı sevdim."
Kerem de başını salladı.
"Bana da oldukça düzgün biri gibi geldi."
Lara omuz silkti.
"Ben karar vermek için erken olduğunu düşünüyorum."
İpek gülümsedi.
"Sen herkesten şüpheleniyorsun."
"Meslek hastalığı."
"Sen terzisin."
"İnsanların ölçüsünü alıyorum."
Lara göz kırptı.
"Karakterlerinin de."
Kerem kahkaha attı.
"Bu iyiydi."
---
Tam o sırada sunucunun sesi yeniden duyuldu.
"Sayın misafirler..."
"Birkaç dakika içinde Bellanova'nın özel defilesi başlayacaktır."
Salonun ışıkları hafifçe karardı.
Pistin iki tarafındaki koltuklar dolmaya başladı.
Maison D'Elior ekibi ikinci sıraya oturdu.
Lara ile Kerem yan yana kalmıştı.
Lara fısıldadı.
"Bunun kesin senin suçun."
Kerem masum bir ifadeyle baktı.
"Ben hiçbir şey yapmadım."
"Kesin yaptın."
"İnan bana."
"İnanmıyorum."
Kerem gülümsedi.
"Alıştım."
---
Defile başladı.
İlk birkaç tasarım salondan büyük alkış aldı.
Ancak beşinci model podyuma çıktığında...
Meral Hanım'ın yüzü değişti.
Elindeki program kitapçığını yavaşça indirdi.
Mert de aynı anda doğruldu.
"Bu..."
Lara podyuma baktı.
Modelin üzerindeki ceket...
Tanıdık geliyordu.
İpek şaşkınlıkla fısıldadı.
"Bizim geçen ay çizdiğimiz modele benzemiyor mu?"
Kerem dikkatlice baktı.
"Benziyor..."
Ege kaşlarını çattı.
"Hayır."
"Benzemiyor."
"Birebir aynı."
Salondaki alkışlar devam ederken Maison D'Elior ekibi birbirine bakıyordu.
Mert ayağa kalkacak gibi oldu.
Meral Hanım kolundan tuttu.
"Hayır."
"Bu..."
"Şimdi değil."
Mert dişlerini sıktı ama yerine oturdu.
Lara ise gözlerini podyumdan ayırmıyordu.
İçindeki o garip huzursuzluk yeniden ortaya çıkmıştı.
Ama henüz hiçbir şey söylemedi.
Defile bittiğinde Adrian Vesper ayakta alkışlanıyordu.
Sa
londaki herkes onu kutlarken...
Maison D'Elior ekibinin yüzünde tek bir ifade vardı.
Şaşkınlık.
Çünkü gördükleri şey tesadüf olamayacak kadar benziyordu.
Ve bu benzerlik...
İleride yaşanacak büyük savaşın ilk gerçek işaretiydi.