İçeriğe geç

Ölçüler Arasında Aşk

Bölüm 18 · 3 dk okuma

Ölçüler Arasında Aşk

Bölüm 18

Şelalenin Sırrı

Sabahın serinliği yavaş yavaş yerini güneşe bırakırken kamp alanındaki etkinlikler devam ediyordu.

Kimsenin haberi yoktu.

Ama siyah montlu adam hâlâ ormandaydı.

Ve yalnız değildi.

---

"Lütfen bana artık hedefe yaklaştığımızı söyle."

Lara yaklaşık kırkıncı kez aynı cümleyi kuruyordu.

Kerem haritaya baktı.

"Yaklaştık."

"Bunu yarım saattir söylüyorsun."

"Bu sefer gerçekten."

"İnanmıyorum."

Kerem gülümseyerek yürümeye devam etti.

"Neden bu kadar söyleniyorsun?"

Lara durdu.

"Çünkü ayakkabılarım yürüyüş ayakkabısı değil."

Kerem aşağı baktı.

Lara gerçekten de ince topuklu botlarla yürüyordu.

"Sen... bunlarla mı kampa geldin?"

"Evet."

"Neden?"

"Çünkü güzel duruyor."

Kerem iki saniye hiçbir şey söyleyemedi.

"Bu mantık beni her gün şaşırtıyor."

Lara omuz silkti.

"Güzel görünmek fedakârlık ister."

Tam o sırada ayağı yine küçük bir taşa takıldı.

Kerem refleksle kolundan tuttu.

"Bu bugün ikinci oldu."

Lara homurdandı.

"Toprak bana takmış."

---

Öte yanda İpek ve Ege çoktan ilk kontrol noktasına ulaşmışlardı.

Görev oldukça basitti.

Eski bir sandığın üzerindeki mekanizmayı birlikte çözmeleri gerekiyordu.

İpek kilidi incelemeye başladı.

"Bu biraz zor."

Ege sessizce yanına çömeldi.

"Şuraya bakın."

İpek eğilince ikisinin başı hafifçe çarpıştı.

"Ah!"

İkisi de aynı anda geri çekildi.

"Özür dilerim." dediler aynı anda.

Birkaç saniye birbirlerine baktılar.

Sonra ikisi de istemsizce güldü.

İpek kilidi tekrar çevirdi.

"Tık!"

Sandık açılmıştı.

İçinde küçük ahşap bir kutu vardı.

Kutunun üzerinde şu yazıyordu:

**"Gerçek ekipler birbirlerini dinler."**

İpek kutuyu kaldırdı.

"Sanırım bu kampın amacı gerçekten de bu."

Ege ona baktı.

"Bence işe yarıyor."

İpek hafifçe gülümsedi.

"Bence de."

---

Bu sırada Meral Hanım ve Mert...

Tahmin edildiği gibi tartışıyordu.

"Haritayı ters tutuyorsunuz."

"Tutmuyorum."

"Tutuyorsunuz."

"Tutmuyorum."

Mert haritayı sessizce çevirdi.

Meral Hanım birkaç saniye baktı.

"... Ben gerçekten ters tutuyormuşum."

Mert gülmemek için dudağını ısırdı.

"Gülerseniz..."

"Hayır."

"... Bir daha sizinle çalışmam."

Mert başını salladı.

"Hayatımın en zor sınavı."

---

Yaklaşık yirmi dakika sonra...

Lara ve Kerem ikinci kontrol noktasına ulaştılar.

Burası küçük bir şelalenin hemen yanındaydı.

Manzara nefes kesiciydi.

Güneş ışıkları suyun üzerine vuruyor, etraf rengârenk çiçeklerle doluydu.

Lara istemsizce durdu.

"Vay..."

Kerem onu izliyordu.

"Beğendin mi?"

Lara başını salladı.

"Çok güzelmiş."

Kerem telefonunu çıkardı.

"Bir fotoğrafını çekeyim."

Lara şaşkınlıkla döndü.

"Ben fotoğraf çekilmeyi sevmem."

"İnanmıyorum."

"Gerçekten."

"Neden?"

Lara birkaç saniye sustu.

"Fotoğraf çekerken doğal davranamıyorum."

Kerem gülümsedi.

"Tamam."

Telefonu cebine koydu.

"Fotoğraf çekmiyoruz."

Lara rahatladı.

Tam o sırada...

"Çıt."

Bir deklanşör sesi duyuldu.

İkisi de aynı anda arkalarını döndüler.

Kimse yoktu.

Kerem'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Sen duydun mu?"

Lara yavaşça başını salladı.

"Evet."

Kerem birkaç adım ilerledi.

Çalıların arasına baktı.

Boştu.

Sadece ezilmiş otlar vardı.

Birisi az önce oradaydı.

---

Görevin olduğu masaya yaklaştılar.

Üzerinde küçük bir tahta kutu duruyordu.

Kutuyu açtıklarında içinden bir not çıktı.

**"Biriniz gözleri kapalı olacak. Diğeriniz onu sadece sesiyle şelalenin sonuna kadar yönlendirecek."**

Lara notu okudu.

"Olmaz."

Kerem sırıttı.

"Neden?"

"Sana güvenmiyorum."

"Kalbimi kırıyorsun."

"Dayanırsın."

Tam o sırada Sofia arkalarından geldi.

"Kurallar değişmez."

Lara iç çekti.

"Tamam..."

Kerem siyah bandanayı eline aldı.

"Ben gözümü kapatayım."

Lara şaşkınlıkla baktı.

"Gerçekten mi?"

"Sen yönlendir."

Birkaç saniye sonra Kerem'in gözleri tamamen kapalıydı.

Lara derin bir nefes aldı.

"Üç adım düz."

Kerem yürüdü.

"Biraz sola."

Kerem sola döndü.

"Dur!"

Kerem hemen durdu.

Lara gülümsedi.

"Fena değilmiş."

Kerem bandananın arkasından gülümsedi.

"Sana güveniyorum."

Lara'nın yüzündeki ifade yumuşadı.

İlk kez biri ona hiç tereddüt etmeden güvenmişti.

Tam o sırada...

Çalıların arasındaki aynı siyah montlu adam teleobjektif kamerasını yeniden kaldırdı.

Vizörden ikisini izledi.

Fısıldadı.

"Güzel..."

Sonra çantasından küçük bir

zarf çıkardı.

Zarfın üzerine tek bir cümle yazılmıştı.

**"Bunlar sadece başlangıç."**

Adam zarfı kamp alanına giden patikanın kenarına bıraktı.

Sonra sessizce ormanın derinliklerinde kayboldu.

Akşam olduğunda o zarf mutlaka birinin eline geçecekti.

Ve o andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.