İçeriğe geç

Ölçüler Arasında Aşk

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Ölçüler Arasında Aşk

Bölüm 14

İlk Sunum

Kahvaltıdan sonraki ilk on dakika oldukça verimli geçmişti.

Sonraki iki saat ise tam bir felaketti.

Maison D'Elior'un atölyesi savaş alanına dönmüştü.

Masaların üzerinde kumaşlar, eskizler, kahve bardakları ve Lara'nın "kesinlikle önemli" olduğunu iddia ettiği ama kimsenin ne işe yaradığını anlamadığı renkli post-itler vardı.

"Kim benim notlarıma dokundu?"

Lara'nın sesi bütün atölyede yankılandı.

İpek başını kaldırdı.

"Hangi notlara?"

"Şu pembi olanlara."

İpek etrafına baktı.

"Burada elli tane pembe not var."

"Sağ üst köşesinde küçük bir yıldız çizili olanlar."

Kerem masum bir ifadeyle elini kaldırdı.

"Onları ben kullanmış olabilirim."

Lara yavaşça ona döndü.

"Ne yaptın?"

"Telefon numarası yazdım."

Sessizlik.

"Ne?"

"Kalem bulamadım."

Lara birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonra eline geçen ilk kumaş örneğini Kerem'e fırlattı.

Kerem refleksle eğildi.

"Bu şiddet!"

"Bu adalet!"

---

Öte yanda İpek ve Ege çoktan işe koyulmuşlardı.

İpek çizim yapıyor, Ege ise Bellanova'nın geçmiş koleksiyonlarını inceliyordu.

Ege dosyayı kapattı.

"Bence hata yapıyoruz."

Meral Hanım başını kaldırdı.

"Nasıl?"

"Bellanova'yı etkilemeye çalışıyoruz."

Mert kaşını kaldırdı.

"Çünkü amaç bu."

"Evet ama onlar bizi kopyalamamızı istemiyor."

Atölye sessizleşti.

Ege devam etti:

"Maison D'Elior geleneksel işçiliği temsil ediyor. Maison Noir ise modern çizgileri."

Mert yavaşça başını salladı.

"Devam et."

"İkisini birleştirmeliyiz. Ama kendimiz olmaktan vazgeçmeden."

Meral Hanım birkaç saniye düşündü.

Sonra ilk kez Mert'e döndü.

"Sanırım haklı."

Mert şaşkın görünüyordu.

"Az önce bana mı katıldınız?"

"Şımarmayın."

Lara hemen İpek'e döndü.

"İkinci aşamaya geçtiler."

"Ne aşaması?"

"Birbirlerinin fikirlerini kabul etme aşaması."

---

Öğleden sonra.

Atölyede hummalı bir çalışma sürüyordu.

İpek ve Ege bir erkek ceketi üzerinde çalışıyordu.

İpek iğneleri kumaşa yerleştirirken farkında olmadan kaşlarını çatmıştı.

Ege onu birkaç saniye izledi.

"Neden her düşündüğünüzde kaşlarınızı çatıyorsunuz?"

İpek şaşkınlıkla başını kaldırdı.

"Ne?"

"Bunu sürekli yapıyorsunuz."

İpek hemen kaşlarını düzeltti.

"Yapmıyorum."

"Yapıyorsunuz."

"Yapmıyorum."

Ege hafifçe gülümsedi.

"Yapıyorsunuz."

İpek birkaç saniye ona baktı.

Sonra ikisi de gülmeye başladı.

Tam o sırada Lara dramatik bir şekilde masaya kapandı.

"Ben öldüm."

Kerem hemen yanına geldi.

"Neden?"

"Lacivert ile gece mavisi arasındaki farkı yirmi dakikadır tartışıyoruz."

Kerem kumaşa baktı.

"Bence aynı renk."

Atölyede ölüm sessizliği oluştu.

Lara yavaşça başını kaldırdı.

"Meral Hanım."

"Efendim?"

"Onu kovabilir miyiz?"

---

Saat altıya doğru ilk taslaklar nihayet hazırdı.

Büyük masa düzenlenmiş, tasarımlar dikkatlice yerleştirilmişti.

Herkes yorgun ama heyecanlı görünüyordu.

Tam o sırada kapı çaldı.

Alessandro gelmişti.

Meral Hanım derin bir nefes aldı.

"Herkes hazır mı?"

"Hayır." dedi Lara.

"Evet." dedi Mert aynı anda.

Kapı açıldı.

Alessandro içeri girdi.

Yanında şık giyimli bir kadın daha vardı.

Alessandro gülümsedi.

"Herkese merhaba."

Sonra yanındaki kadını işaret etti.

"Bu da Bellanova'nın kreatif direktörü, Sofia Moretti."

Sofia tek tek tasarımları incelemeye başladı.

Atölyede çıt çıkmıyordu.

Dakikalar geçiyordu.

Sofia sonunda son çizimi de masaya bıraktı.

Herkes nefesini tutmuştu.

Kadın Alessandro'ya döndü.

İtalyanca kısa bir şey söyledi.

Alessandro başını salladı.

Sonra gruba döndü.

"İyi haberlerim ve kötü haberlerim var."

Lara hemen sandalyeye oturdu.

"Önce kötü haber."

Alessandro hafifçe gülümsedi.

"Tasarımlar güzel."

"Bu kötü haber değil."

"Henüz bitirmedim."

Salondaki herkes sustu.

"Ancak bu koleksiyon hâlâ iki ayrı markanın işi gibi görünüyor."

Meral Hanım'ın yüzü düştü.

Mert de memnun görünmüyordu.

Alessandro devam etti:

"Sizden bir koleksiyon değil..."

Bir an durdu.

"...bir hikâye istiyoruz."

Sessizlik.

"Hikâye mi?" diye sordu İpek.

Sofia ilk kez konuştu.

"Moda duygudur."

Kadının aksanlı Türkçesi oldukça yumuşaktı.

"Bu koleksiyonda duygu yok."

Lara kaşlarını çattı.

"Yani yeniden başlamamız gerekiyor."

"Hayır." dedi Sofia.

"Birbirinizi tanımanız gerekiyor."

Mert ve Meral Hanım aynı anda konuştu.

"Ne?"

Sofia gülümsedi.

"Yarın hepiniz için küçük bir ekip etkinliği ayarladık."

Kerem sırıttı.

"Bu kulağa eğlenceli geliyor."

Ege şüpheyle sordu:

"Nasıl bir etkinlik?"

Alessandro'nun gülümsemesi genişledi.

"Üç günlük bir doğa kampı."

Salonda ölüm sessizliği oluştu.

Lara ayağa fırladı.

"Ben gelmiyorum."

Kerem keyifle arkasına yaslandı.

"Ben kesin geliyorum."

Ve böylece herkes için yeni bir felaket başlamış oldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.