Nasılsııınız?? Umarım iyisinizdirr. Uzatmadan hemen bölüme geçelim. Yorum yapmayı ve düşüncelerinizi yazmayı unutmayın. Yeni yılınız, sağlıklı mutlu huzurlu geçsin. Güzel anılar biriktirip eğlendiğiniz günleriniz, aylarınız olsunnn. Okyanus ve denizler kurayana kadar mutluluklar canlarrr 🌊 Şarkı olarak Cevapsız Soruları dinleyerek okumanızı tavsiye ediyorum. İyi okumalaar ••• Nerissa: Dün yazdığın mesaja cevap veremedim. Kusura bakma. Nerissa: Bunu açıklamıştım. Amacın senin beni sevebileceğine inandırmaksa yapma. Sevmezsen kalmaz hiçbir şeyin anlamı. Ne siyah kalplerin ne de şimdi söylediğin sözlerin. 🖤: Günaydın. Şey… o kadar şey yazmıştım ama başına günaydın eklemeyi unutmuştum. Bence şimdi söylesem pek bir sorun olmazdı. Nerissa: Günaydın. 🖤: Katılmıyorum bu düşüncene. Zaten bana yazarken hem tereddütlü hemde istekli değil miydin? 🖤: Öyleydi ve şuanda da benim iki seçeneğim var. Ya bu iş olacak ya da olmayacak. Nerissa: Bende de aynı seçenekler var ama bilmiyorum. Seni zorluyor gibi oldu bütün bunlar. Kötü hissettiriyor. Doğru düzgün bir şeyleri birbirimizle paylaşamıyoruz. Beni tanırsan ve konuşmak istemezsin diye sana kim olduğumu da bu nedenle söylemek istemiyorum. 🖤: Bu çocuk oyuncağı değil bunun farkındasın. Ama evet dürüst olacağım sana hâlâ daha güvenmiyorum. Bir şeyleri paylaşmak için oldukça erken. Bunu şuan benden bekleyemezsin de zaten. Seni görüp yüz yüze konuşmam onun dışında da karakterini tanımam lazım. Nerissa: Bunun çocuk oyuncağı olmadığını seninde dediğin gibi farkındayım. Seni de anlıyorum. Bana güvenmemen konusunda asla kırılmıyorum, buna da hakkım yok. Kendimi saklayan da benim. Emin ol senin yerinde olsam bende aynı duyguları hissederdim. Sende benim yerimde olsan ne hissettiğimi çokça iyi anlardın. 🖤: Senin yerinde olmadan seni anlamamı istiyorsan bana kim olduğunu söyle. Nerissa: Kapatalım konuyu. 🖤: Bu yaptığın bencillik amk. 🖤: Bir anda yazıyorsun aklımı karıştırıyorsun. 🖤: Yüzünü bile görmediğim birene bağlanmak istemiyorum. 🖤: Ya kim olduğunu bana söyle ya da bana bir daha yazma. Yazdığı mesajlara bakarken ağlamalıydım. Yani ağlardım heralde. Kendimi tanıyordum sonuç olarak. Ama ağlayamadım. Ya da kırılıp üzülmedim. Düşüncesiz bir aptalın tekiydim. Tek suçum bağlanıp bu takıntımı sürdürmekti. Ne vardı biraz daha bekleyip özgüvenimi toplasaydım. Ya da sevilememek adındaki korkumu yenseydim. Cevap veremedim. Hiçbir şey yazamadım. Titreyen ellerle telefonu kapattım ve sıramın üzerine koydum. Okula gelir gelmez yazmıştım ona. Dün psikolojim pek iyi olmadığından telefonu elime alıp bakmamıştım bile. O psikoloji dün nasılsa bugün de öyleydi. Şu dakika, şu saniye… Bugün okula çıkışı Bora ile provamız olacaktı. Birbirimizin instagramını almıştık lakin daha yazışmamıştık. Birde onun stresindeydim. ••• 🖤: Bana diyordun değil mi görüldü atma diye? (15.50) 🖤: Sen niye bunu yapıyorsun? (15.50) 🖤: Cevap ver. (15.53) Okul çıkışı telefonu açtığımda ondan üç tane mesaj gelmişti. Açıp baktım mesajlara. Olmuyordu. Tıkanıp kaldım. Korkuyordum işte. Yüzümü gördüğünde bakmamasından, bana yazmamasından ya da aramıza mesafe girmesinden. Anlamıyordu. Anlasa ne olurdu? 🖤: Şuan bu mesajlara görüp hiçbir şey yazmamana deliriyorum. Müzik sınıfında oturuyor Bora ve müzik hocasının gelmesini bekliyordum. Ellerim her zamanki gibi buz tutmuş titriyordu. Yüzümde duyguya yer yoktu. Tektim. Kimseye ne hissettiğimi anlatamıyordum. Bir tek Liya ile Berke vardı. Onlar ise nereye kadardı? İnsanlara anlat, anlat bıkarlardı. Sıkılırlardı. Kimse beni anlamıyor gibi de gelirdi zaten. Şimdi ise kapana kısılmış gibi. Ne vardı cesur olsam? Ne vardı özgüvenli olup ben Okyanus’um desem? Ya ne vardı yüzüne bakıp seni seviyorum desem? Sağ bacağımı stresten sallıyor, dudaklarımı kemiriyordum. Yazdığı mesajlara hâlâ daha yazmıyordum. Ekran açıktı. Yazıyor gözüküyordu. Mesaj geldiği gibi sağ bacağımı sallamayı durdurdum. 🖤: Tamam kim olduğunu söyleme, deniz kızı. Gözlerimi ekrana bakarak kırpıştırdım. Yavaşça yutkunurken müzik sınıfının kapısı açıldı. Bir mesaj daha düştü ekrana. 🖤: Okyanusun en derinlerinde saklan. Ama unutma okyanustan çıktığında kaçamayacaksın. Mesajı okur okumaz içim titredi. Şu psikolojide bile sırıtmak istedim ama vazgeçtim. Telefonu hızla kapatıp cebime koydum. Müzik sınıfına kimin girdiğine baktım. Müzik hocamızdı. “Merhaba Okyanus.” Öğretmen masasına yürürken bana bakıp gülümsemişti. Çok güleç bir hocaydı. Pozitifti. Negatif olan hiçbir duyguyu barındırmıyordu resmen. “Merhaba hocam.” Tam o anda sınıfın kapısı tekrar açıldı. Bu sefer gelen Bora’ydı. “Hoş geldin Bora.” dedi hoca bu seferde. Ben ise derin bir nefes almakla yetindim. Bileğimde olan siyah tokayı elime alıp saçımı dağınık bir topuz yapmaya başladım. Titreyen ellerim bunu bir tık zorlaştırıyordu. “Hoş buldum hocam.” derken ben tarafa geliyordu ama hoca durdurdu. “Dur gitme. İkinizde bugün tahtanın önünde şarkı söyleyip çalacaksınız.” Kaşlarım çatılırken yerimde kıprandım. Saçımı halletsem kalkacaktım. En sonunda bir şeyler yapmayı becerdiğimde hızlı adımlarla tahtanın önüne gelip hocaya döndüm. Bora’ya bakmak istemiyordum. Bora ise elektro gitarını çantasından çıkarıp eline alıyordu. “Ben on, on beş dakikaya gideceğim. Geri kalan dakikalarda siz çalışmaya devam edeceksiniz. Her gün de olmayacağım zaten. Kendiliğinizden buraya gelip çalışacaksınız. Yarışma yaklaştığı zaman provaları arttıracağız.” başımı onaylarcasına sallarken önüme düşen perçemleri kulağımın arkasına sıkıştırmaya çalıştım. “Şunu da söyleyeyim yalnızca ikiniz olacaksınız. Elektro ve solist yeter de artar.” Sahnede yalnızca ikimizin olacağı gerçeği içimi kıpır kıpır yaptı. “Normalde Mey şarkısına çalışacaktık ama bugün Cevapsız Sorular şarkısını da bi dinlemek istiyorum. Ve unutmayın.” Hoca ikimizinde tam karşısına geçip bize baktı. “Bu şarkıya kendinizden bir şey katmanızı isteyeceğim.” İstemsizce bakışlarımı Bora’ya çevirdim. O da aynı anda bana dönmüştü. Bakışmamız bir kaç saniye sürdü. Ela gözlerine her bakışımda içim gidiyordu. Onunda ben misali dalgalı saçları vardı. Ardından bakışlarım Bora’nın kucağında tuttuğu elektro gitarına kaydı. “Bu şarkıda elektro çalacak kişi benim değil mi hocam?” “Evet. Haftaya seni elektroya çalıştırmaya başlayacağım.” Başımla onayladım. Burnuma bir anda Bora’nın tarif edilemez kokusu çarptı. Derin bir nefes çektim içime. Okyanus kokuyordu resmen. Okyanus kokusu… Bu hayatta benim için her şey bir Okyanustu. Bora okyanustu. Kokusu okyanustu. Saçları okyanustu. Sonucunda o okyanusta boğulacağımı bilsem bile hey şey Okyanustu işte! “Evet Bora sendeyiz.” derken birkaç büyük adımla öğretmenler masasından Cevapsız Sorular şarkısının sözlerinin olduğu kağıdı alıp Bora’ya verdi. “Ya gerçekten böyle bir şey gerekli mi?” diye soru soran Bora’ya sırıtarak baktım. Bir dakika ben mal mıyım? Yüz ifademi toparladım. Kendimi durduk yere ele veriyordum. Boğazımı temizledim. Dik bir duruşa geçtim. “Gerekli olmasa zaten sana böyle bir şeyde görev vermezdim değil mi?” sırıttı hoca. “Korkma sana eşlik edeceğim. Penanı bana ver.” Hocanın dediğine alay edercesine güldü Bora. Başı sağına düşerken üzerindeki bol, siyah deri ceketin cebine elini attı. Ve hızla çıkartıp penayı havadan atması bir oldu. Hoca da aynı şekil penayı havada yakaladı. Ne renk olduğunu kestiremediğim penayı incelemeye çalışırken hoca tekrar konuşmaya başladı. “Elektro gitarını da rica ediyorum. Amfiye de bağlayalım hemen.” Öylece onları izliyordum. Bora, hocaya elektro gitarı uzatmıştı. Hoca amfinin olduğu yere doğru elektro gitar ile giderken ben Bora’yı izlemeye karar verdim. Arkası bana dönük hocayı izliyordu. Hoca bir kaç kablo ile işini bitirdiği zaman bakışlarımı Bora’dan çekebildim. Hiç çekmesem o bakışları ve her dakika onu izlesem? Çok makul bir fikirdi. Hoca, “Hiç kendin çalıştın mı şarkıya?” diye sormasıyla Bora ve hoca arasında gidip geldi bakışlarım. “Çalıştım.” “O zaman yapabilirsin değil mi?” hocanın işi dalgaya vurduğunu anlamam kısa sürmedi. Bora hiçbir şey söylemeden yalnızca hocaya baktı. Hoca ise Bora’nın bu bakışına kahkaha atarak tepki verdi. İstemsizce tebessüm ettim. Daha sonra hoca şarkının hepsini ezbere biliyormuşçasına elektro gitardan fazla iddialı bir ritim çıkarttı. İçim ürpermişti çünkü hoş bir ritim çıkmıştı ortaya. Bora elinde şarkı sözlerinin olduğu kâğıda bakıyordu. Acaba sesi nasıl? Soruma cevap alacağım dakikalardaydım. Bora da hoca kadar iddialı duruyordu. Kendinden emin olduğuna göre ben ondan hayli hayli emindim. Sesi güzeldi. “Birden ay ışığını kesti Birde sen çok değiştin Yaşananlar hiç yaşanmamış gibi Söylenenler hiç söylenmemiş gibi” diye başlayan şarkıya o kadar durgun ve huzurlu bir sesle giriş yapmıştı ki pozitif anlamda fazlasıyla şaşırmıştım. Sesi ne kadar hoştu. Sesini duymadan sesinin güzel olduğunu söylemiştim. Ah… yine haklıydım. Duyduğum en iyi seslerdendi. Bunu bütün içtenliğim ile onun yüzüne karşı da söyleyebilirdim. Bora şarkıyı söylemeye devam ederken hoca da onunla aynı zamanda ritim değiştiriyordu. Şarkının yükselmesi gerektiği yerde elektro gitar üzerinde olan elleriyle tellere daha fazla baskı yapıp elini teller üzerinde kaydırıp hızlı hareketler yapıyordu. Ben elektroyu nasıl çalacaktım? Fazlasıyla zor görünüyordu. “Ne sen baktın ardına ne ben Hep ayrı yollarda yürüdük...” Bu kısımda sesini biraz daha fazla yükseltmişti. Elektro gitardan çıkan ses hızlanmış ve içimin çoşku duygusuna kapılmasına izin vermişti resmen. Bora’nın sesi elektro gitardan dolayı biraz olsun kısık duyulsada bu sesinin hoşluğunu ve güzelliğini değiştirmiyordu. Tarif edilemezdi heralde bu ses. Abartılması lazımdı. “Sustu bu gece karardı yine ay Kaldı geriye cevapsız sorular Uyandığımda onu ilk kim görecek Bıraktığım düşü kim büyütecek.” sesi detone olmuyor ve bu şarkıya özel olarak çalıştığını kanıtlıyordu. Ben de şarkı söylemekte mükemmel olduğumu iddia etmiyordum ama yıllardır her dakikasını şarkı söyleyerek geçiren bir kız bir şeylere alışkın olmalıydı değil mi? Ama Bora şarkı söylemekte mükemmel olduğunu iddia etmeliydi bence. Şarkı bitene kadar Bora söyledi hoca çaldı. Ben onları yalnızca izledim. Ama sadece Bora’ya baktım. Hatta bazı kısımlarda ona baktığımı hissetmiş gibi kapalı olan gözleri açılıyor ve bana bakıyordu. Gözleri kapalı şarkı söyleme özelliği benzediğimiz yönlerden sadece biriydi. Şarkı bittiğinde hoca ilk birkaç saniye bir şey demedi hatta bakışları yerdeydi. Bora ise hocanın yorumunu merak edercesine hocaya bakıyordu. Ben ise sessizliği bozmaya karar verdim. “Bence çok güzeldi. Bayıldım.” Hoca tam o saniye Bora’ya baktı. “Bora, böyle sesin vardı da bize niye söylemedin lan?” Mutlulukla kıkırdadım. Hoca da benim gibi düşünüyordu. “Hocam bana direkt elektro çal dediğiniz için olabilir mi acaba?” Hoca anında kınayıcı bir ifadeye bürünüp cıkladı. “Kes, çok konuşuyorsun.” Karşılıklı güldüler. Ardından bakışlar beni buldu. Bir anda ikisi de bana bakınca ne yapacağımı bilemedim. “Ama bu sefer sıra Okyanus’ta.” dedi Bora. Hoca ise başını salladı. Kucağındaki elektroyu Bora’ya uzatırken öğretmen masasına doğru ilerledi. “Ben çıkıyorum geri kalan sizde. Mey şarkısına çalışıyorsunuz. Ha bir de unutmadan şunu da söyleyeyim,” derken masadan bir anahtar eline alıp havaya kaldırarak salladı hoca. Bize göstermeye çalışıyor gibiydi. “Buranın anahtarı. Çıkarken kitleyin.” ••• Eee şimdi Bora ve Okyanus baş başa mı kalacak?! Biraz yarım bitsede heyecanlı bir yerde bitirmek istedim bölümü.
Bölüm 7
7. BÖLÜM
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.