O gece neredeyse hiç uyuyamadım.
Aklımda sürekli partide yaşananlar dönüp duruyordu.
Daniel'in John'a yumruk atması...
John'un sanki hiçbir şey umurunda değilmiş gibi davranması...
Ve bana uzattığı o tişört...
"Ne saçma bir geceydi..." diye mırıldandım.
Telefonuma uzandım. Saat daha sabahın sekiziydi.
Camı açtığım an yüzüme çarpan serin okyanus rüzgârı bütün düşüncelerimi kısa süreliğine dağıttı.
California'nın en sevdiğim yanı buydu.
Sanki her sabah insana yeniden başlaması için bir şans veriyordu.
Üzerimi giyip sahile yürümeye karar verdim.
Sabahın erken saatlerinde sahil bomboştu.
Dalgaların sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu.
Ayakkabılarımı çıkarıp ıslak kuma bastım.
Tam o sırada uzaktan tanıdık birini gördüm.
John...
Tek başına iskelede oturuyordu.
Kulaklıkları kulağındaydı.
Elinde küçük bir taş vardı ve dalgın dalgın denize fırlatıyordu.
Dün geceki ukala çocuk gitmiş, yerine sessiz biri gelmiş gibiydi.
Onu görmezden gelip yürümeye devam edecektim ki sesi duyuldu.
"Bu sabah üzerime bir şey fırlatmayacak mısın?"
Durup arkamı döndüm.
Kaşını kaldırmış bana bakıyordu.
"Korkma."
"Yanımda içecek yok."
Diyerek sırıttı
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Komik olduğunu mu sanıyorsun?"
Diyerek çemkirdim
"Biraz."
Gözlerimi devirdim.
"Dün gece yüzünden elbisem mahvoldu."
Dedim sinirli bir şekilde
"Yeni alırsın."
Dedi umursamaz bir tavırla
"Ne kadar rahat konuşuyorsun."
John omuz silkti.
"Kaza olduğunu söylemiştim."
İç çektim ve cevap verdim
"Ama özür dilemedin."
Bu kez birkaç saniye sustu.
Sonra beklemediğim bir şekilde başını eğdi.
"Haklısın."
"Özür dilerim."
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
Dün geceki o umursamaz çocuktan bunu hiç beklemiyordum.
Tam cevap verecektim ki arkamdan tanıdık bir ses geldi.
"Günaydın Olivia!"
Daniel...
Elinde iki kahveyle bize doğru yürüyordu.
John onu görünce hafifçe sırıttı.
"Demek sabah vardiyası sende."
Daniel ise gülümsemeyi bıraktı.
"Burada ne yapıyorsun John?"
John duymazdan gelerek cevap verdi
"Sahil halka açık."
"İzin almam gerekmiyor."
İkisi yine birbirlerine sert bakışlar atıyordu.
İçimden derin bir nefes verdim.
"Lütfen yine kavga etmeyin..."
Daniel bana kahvelerden birini uzattı.
"Senin için aldım."
Daniele gülümseyerek cevap verdim
"Teşekkür ederim."
Kahveyi alırken John hafifçe güldü.
"Ne kadar düşünceli."
Daniel ona ters ters baktı.
"Bir problemin mi var?"
John sırıtarak
"Yok."
"Ben sadece izliyorum."
İkisinin arasında görünmez bir savaş vardı sanki.
Ve nedense...
Kendimi tam ortasında bulmuştum.
Dalgalara baktım.
İçimde tuhaf bir his vardı.
Bu yaz...
Hiç de sakin geçmeyecek gibiydi.
Bölüm Sonu...











