İçeriğe geç

OKYANUS ESİNTİSİ

Bölüm 5 · 3 dk okuma

OKYANUS ESİNTİSİ

Bölüm 5

BİLİNMEYEN SIRLAR

John uzaklaşırken gözlerim istemsizce onu takip etti.

Sabah güneşi siyah saçlarının üzerine vuruyordu. Elleri cebinde, ağır adımlarla kumsalda yürüyordu. Birkaç saniye sonra gözden kayboldu.

"Boş ver onu."

Daniel'in sesiyle düşüncelerim dağıldı.

"John'u fazla kafana takma."

Başımı çevirip Daniel'e baktım.

"Zaten umrumda bile değil kaba biri"

Daniel birkaç saniye sustu.

Elindeki kahveden bir yudum aldı.

"Herzaman öyleydi o zaten"

Merakla sordum

"Herzaman öyleydi derken neyi kastettin"

Hafifçe güldü.

"Boşver önemsiz bişey zaten, hadi kahveni iç"

Bu cevap beni hiç tatmin etmemişti.

İçimdeki merak giderek büyüyordu.

John gerçekten nasıl biriydi?

Bir dakika önce özür dileyen çocukla, dün gece üzerime içeceğini döküp umursamayan çocuk aynı kişi olamazdı.

Bir şeyler eksikti.

Hem de büyük bir şey.

Bir süre daha iskelede oturduk.

Sabahın serinliği yavaş yavaş yerini sıcak güneşe bırakıyordu.

Denizin üzerinde martılar uçuyor, hafif rüzgâr saçlarımı savuruyordu.

Kahvemden bir yudum aldım

"California'nın en sevdiğim yanı bu."

Dedim denizi izlerken.

Daniel gülümsedi.

"Nesi?"

Diye sordu denize bakarak

"Buraya geldiğim an bütün dertlerimi unutuyorum."

"Burada zaman daha yavaş akıyormuş gibi geliyor."

"İnsan nefes aldığını hissediyor."

Daniel başını salladı.

"Ben de aynı şeyi hissediyorum."

"Küçüklüğümden beri her sabah buraya gelirim."

"Canım sıkkın olduğunda..."

"...mutlu olduğumda..."

"...hatta ne hissedeceğimi bilmediğim zamanlarda bile."

Gülümsedim.

"Demek burası seninde kaçış yerin."

Gülümseyerek bana baktı ve hafifçe kıkırdadı

"Galiba öyle."

Tam o sırada uzaktan Emma'nın sesi duyuldu.

"Daniel!"

Başımızı çevirdiğimizde Emma ile William'ın bize doğru koştuğunu gördük.

William elindeki voleybol topunu havaya atıp tuttu.

"Hadi artık!"

"Sizi yarım saattir arıyoruz."

Daniel kahkaha attı.

"Tamam tamam geldik."

Emma bana döndü.

"Olivia sen de geliyorsun değil mi?"

Tereddüt ettim.

"Aslında..."

"Ben voleybol oynamayı pek bilmiyorum."

Emma koluma girip beni ayağa kaldırdı.

"Öğrenmek için mükemmel fırsat."

William da gülerek,

"Biz de profesyonel değiliz zaten."

Dedi.

İstemsizce gülümsedim.

"Tamam..."

Kumsalda file çoktan kurulmuştu.

Yaklaşık sekiz kişi vardı.

Daniel beni tek tek herkesle tanıştırdı.

İlk başta biraz çekiniyordum.

Ama kimse bana garip davranmıyordu.

Hatta Emma sürekli benimle konuşuyor, William durmadan şaka yapıyordu.

İçimdeki gerginlik yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştı.

Tam takımlar ayrılacakken uzaktan tanıdık bir ses geldi.

"Bensiz mi oynuyorsunuz cidden çok ayıp ama alındım bak"

Hepimiz aynı anda sesin geldiği tarafa baktık.

John...

Omzunda siyah bir havlu, elinde voleybol topuyla bize doğru yürüyordu.

Daniel'in yüzündeki gülümseme anında kayboldu.

"Senin burada ne işin var?"

John omuz silkti.

"William çağırdı."

William utangaç bir şekilde elini kaldırdı.

"Evet..."

"Bir kişi eksiktik."

Daniel derin bir nefes verdi ama hiçbir şey söylemedi.

Takımlar belli oldu.

Ben, Daniel, Emma ve bir çocuk aynı takıma geçtik.

Karşı tarafta ise William...

Ve John vardı.

William topu havaya attı.

"Başlasın!"

İlk servis John'daydı.

Topu öyle sert vurdu ki neredeyse korkudan geri çekilecektim.

Daniel topu karşıladı.

"Hazır ol Olivia!"

Top bana doğru geliyordu.

Panikle kollarımı uzattım.

Top bir şekilde havalandı.

Emma sevinçle bağırdı.

"İşte bu!"

İlk sayıyı biz aldık.

İstemsizce gülmeye başladım.

Belki de voleybol düşündüğüm kadar zor değildi.

Maç ilerledikçe herkes iyice eğlenmeye başlamıştı.

William kumlara düşüyor...

Emma kahkahalar atıyor...

Daniel sürekli bana taktik veriyordu.

Tam topa vurmak için zıpladığım anda ayağım kuma saplandı.

Dengemi kaybettim.

Yere düşeceğimi sanmıştım.

Ama düşmedim.

Bir el kolumu sıkıca yakalamıştı.

Şaşkınlıkla başımı kaldırdım.

John...

Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

"Dikkat etsene."

Sesi her zamanki gibi sakindi.

Birkaç saniye birbirimize baktık.

Sonra yavaşça kolumu bıraktı.

"İyiyim..."

Diyebildim sadece.

Daniel hemen yanıma koştu.

"Olivia iyi misin?"

Saçlarımı düzelttim ve Daniele cevap verdim

"Evet."

"Bir şey olmadı."

Daniel bu kez John'a baktı.

"Hayret bu sefer zor durumda bırakmak yerine kıza bir yararın dokundu şaşırdım açıkçası"

John hafifçe omuz silkti.

"İnsanlık görevi diyelim abartılacak birşey yok değil mi Olivia?"

Bunu söyledikten sonra topu eline alıp yerine geçti.

Ama nedense...

Bunu söylerken bile gözleri bir an olsun benim üzerimden ayrılmamıştı.

Ve ilk kez...

John'un bakışlarında ukalalık yerine başka bir şey gördüm.

Sanki...

Anlatmadığı bir hikâye vardı.

Bölüm Sonu...
Bölüm sonu

17 yorum