İçeriğe geç

Okyanus

Bölüm 17 · 11 dk okuma

Okyanus

Bölüm 17

Ateş

Sesi havada uçup giderken öylece kalakaldım. Yine zaman kırılıyor gibi hissediyordum. Sanki dönme dolap yavaşlamıştı. Son kez tepe noktasını dönüp inişe geçene kadar sessiz kaldım. Bir anda gülmeye başlayıp, 'Şaka yaptım.' demesini bekliyordum ama o tüm ciddiyeti yüzüme bakmaya devam etti. Ne diyeceğimi bilemiyordum, aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Duyduğum şey o kadar imkansızdı ki bunun gerçekliğini algılayamıyordum.

''Ben...'' dedim ve durdum. Konuşamıyordum.

Çaresizliğimi görüp bana acıdı ve tekrar konuştu. ''Bir yanıt vermek için kendini zorlama. Bir yanıt beklemiyorum, bir karşılık da beklemiyorum. Sadece bir cevabın peşindeydin ben de o cevabı sana vermek istedim. Bir şeylerin peşinde değilim ya da bir melek olmaya çalışmıyorum, sadece sana aşığım bu kadar.''

Başımı öne eğdim ve ellerime baktım. Şaşkınlığım yerini heyecana bırakıyordu. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Hayatımda ilk kez duyuyordum, sana aşığım cümlesini. O kadar alışık olmadığım bir şeydi ki nasıl anlamlandıracağımı bilmiyordum. Soğuk bir nehre aniden atlamış gibiydim, titremeye başlamadan hemen önceki o şok safhasındaydım. Gökçe'nin de konuşmaması hiç yardımcı olmuyordu. Kafamı kaldırıp ona bakma cesaretini gösteremiyordum. Nedensiz bir utanç içindeydim. Sanki aşk itirafını yapan o değil de bendim.

Neyse ki çok vakit geçmeden bulunduğumuz kabin yere ulaştı ve dönme dolaptan indik. Yan yana yavaşça yürümeye başladık. Çantamın askını iki elimle tutup sıkıştırdım. Hala bakışlarım önümdeydi.

''Acıktın mı? Yemek yemeye gidelim mi?'' diye sordu Gökçe aniden durup. Konuyu değiştirmesi hoşuma gitmişti, sonunda yönümü ona dönebilmiştim.

''Ben yurda gideyim. Vakit geç oldu.'' Başını hafifçe aşağı yukarı salladı. Yüz ifadesini aynı tutmak için çaba veriyordu, ya da bana mı öyle geliyordu? ''Ben seni bırakırım.'' dedi. İtiraz etsem ısrar edeceğini bildiğim için karşı çıkmadım. Yurduma kadar sukut içinde arabada yan yana oturduk. Yurdun önüne geldiğimizde, ben tam teşekkür edip arabadan inecekken, ''Gülşah.'' dedi. Dönüp ona baktık. Sıkıntılı bir ifadesi vardı. Kesik bir nefes aldı. ''Rahatsız olman için söylemedim.''

Başımı iki yana sallayıp hemen itiraz ettim. ''Rahatsız olmadım. Sadece çok şaşırdım.''

''Henüz erkek arkadaşından yeni ayrılmışken, bu duygu seni yaralamışken belki de aşk itirafında bulunmak doğru değildi. Kafanın karışmasını, yanlış bir şey düşünmeni istemem. Dediğim gibi senden bir şey beklemiyorum.''

''Biliyorum. Sanırım hala şokun etkisinde olduğum için ne diyeceğimi bilmiyorum. Böyle bir şeye ihtimal dahi vermezdim, o yüzden... Belki de teşekkür etmen gerekiyor sadece.''

''Ne için?''

''Duygunu paylaştığın için ve diğer her şey için. Hala arkadaşız, değil mi?''

Hüzünlü bir şekilde hafifçe gülümsedi. ''Elbette.'' dedi. Başımı salladım, beni bıraktığı için ve bugün için teşekkür edip arabadan indim.

********************************

Yurda döndüğümde Yasemin odadaydı. ''Yürüyüşün ne kadar uzun sürdü.'' dedi.

''Gökçe ile lunaparka gittik.''

''Ne? Onunla mı bulacaktın? Niye söylemedin?''

''Okul çıkışı karşılaştık, böyle bir planımız yoktu.'' Gürkan'ın yarattığı tatsızlığı anlatmadım. Onu anlatasım hiç yoktu. Yorgun bir halde yatağın üzerine oturdum.

''O çocukla çok görüşür oldun. Her gün onunlasın.'' dedi imalı bir sesle.

''Söylediğim gibi beni neşelendirmeye çalışıyor.''

Kaşını kaldırdı. ''Sadece o kadar olduğuna emin misin? Aranızda bir şey yok değil mi?''

Derin bir nefes verdim. ''Hayır yok. Sadece arkadaşız.''

Başını hafifçe salladı ama çok inanmış gibi değildi. Ona bir şeyleri inandırmaya çalışacak kadar bile halim yoktu. ''Yemek yedin mi?'' diye sordum onun yerine.

''Daha yeni yemekten geldim.'' dedi.

''Ben ineyim o zaman, görüşürüz.''

Yemekhaneye indiğimde ruh gibiydim. Gökçe'nin sözlerini düşünüp durdum. 3 gün Gürkan yüzünden aç kalmıştım, dün ancak Gökçe ile balıkçıya gittiğimizde ağzımdan düzgün bir lokma geçmişti. Ama bugün yine iştahım kapalıydı. Çatalla taze fasulyeyi karıştırıp durdum. Seni seviyorum derkenki sesi arabadaki o hüzünlü ifadesi aklımdan çıkmıyordu. Hata yaptığımı biliyordum ama işin doğrusu neydi onu da bilmiyordum. Kafam allak bullaktı. Beynimde aynı ses yankılanıp durdu, 'Seni niye sevsin ki? Sen kimsin?'

Benzer sesler bütün akşam yakamı bırakmadı. Yatağa uzandığımda beni uyutmadı. Gökçe'nin yanıldığına aslında beni sevmediğine, gelip geçici bir duygu yaşadığına kanaat getirmiştim. Kendisinin de anlattığı gibi benim birkaç düşünceli tavrımı görmüştü, belki çevresinde hiç alışık olmadığı şeylerdi. Ve ona farklı geldim. Bu hissi de aşk sandı. Neticede beni bir aydır tanıyordu. Bana neden aşık olsun? Hadi onu geçtim hiçbir fiziksel çekiciliğim de yoktu. Kilo fazlam vardı, orta boyluydum. Modadan da anlamazdım, giydiklerim yakışmazdı. Bana bakan biri üç dakikanın sonunda sıkılırdı. Gürkan benden hoşlandığını söylediğinde bu yüzden inanamamıştım ki zaten inanmamam da gerekiyormuş.

Herhangi bir erkeğin bile beni sevmesi zor gelirken, Gökçe gibi birinin bana aşık olması olanaksızdı. Daha kötüsü kendimi onun yanına da yakıştırmazdım. Bu gecenin bir yarısı yatakta uykusuzlukla cebelleşirken kendime itiraf edebildiğim korkunç gerçek yüreğime bir kaya gibi oturdu. Ben kendimi hiç sevmiyordum.

*****************************

Gece çok az uyuyabildiğim için sabahki ilk dersi zar zor dinledim. Ders arasında lavaboya gidip açılmak için yüzüme birkaç kez su çarptım. Kapıdan çıkınca Gürkan'la karşılaşmıştım. İlk defa kasınlar tuvaleti ile erkekler tuvaletinin yan yana olmasına sinirlendim. Yanından geçmek için öne adımladım. Karşıma dikildi. Yan tarafa yöneldim yine geçmeme izin vermedi. Sinirli bir nefes verip kafamı kaldırıp yüzüne baktım.

''Ne istiyorsun?''

''Biz ha?'' dedi. Hala dünkü sözümü hazmedememiş olmasına inanamıyordum. Ne kadar egoist olduğunu nasıl daha önce fark edememiştim?

''Önümden çekil, senin boş yapmalarınla uğraşamayacağım.''

''Bana tek bir şey söyle. Madem o herif sevgilin değil o halde niye ikinizden biz diye bahsediyorsun?''

''Sen benim karşımdasın, Gökçe ise yanımda. Yasemin de olsa ikimiz için biz derdim. Ya da bir başkası olsa da... Hiçbir şeyim olmayan kişiye karşı yanımda kim varsa...''

''Aranızda bir şey yok yani, eminsin.''

''Var ya da yok bundan sana ne!''

Kaşlarını çattı. ''Bana ne mi? Benimle sevgiliyken de onunla görüşüyordun unuttun mu?''

Sinirlerim o kadar bozuldu ki gülmeye başladım. ''Bana bu konuda hesap soracak kadar yüzsüz olabilir misin gerçekten? Gerçi olabilirsin doğru.''

''Gülşah!'' dedi uyarır bir tonla.

''Ne Gülşah ne?! Ya sen beni aldattın farkında mısın? O kadar balık hafızalıysan ben sana hatırlatayım.''

''Biliyorum bir eşeklik yaptım, inkar da etmiyorum zaten.''

''E o zaman?''

''Bunu yaptıysan benden ne farkın kalacak? O zaman bana böyle bakmaya benimle böyle konuşmaya hakkın var mı?''

''Beni kendinle karıştırma ben kimseyi aldatmam.'' dedim keskin bir sesle. ''Aynısını Gülşah da yapmıştır ne olacak deyip de kendini aklamaya çalışma. Sen iğrenç bir adamsın, bunu kabul edemiyorsan düzelmeye çalış. Ediyorsan da bununla yaşa, başkalarına da çamur atma.'' dedim ve cevabını dahi beklemeden yanından geçip gittim. Ona gerektiği gibi davranmadığım için arsızlığı iyice ele almıştı. Belki de anladığı dilden konuşmak gerekiyordu.

Öğle arası Uğur'la baş başa konuştum. Ev arkadaşı arayıp aramadığını sordum. ''Evet düşünüyorum bazen.'' dedi. Benim de seneye eve çıkmak istediğimi anlattım. ''Bana taşın.'' o zaman dedi sevinçle. Gökçe'nin tahmin ettiği gibi gerçekten mutlu olmuştu. Geri kalan zamanda ev ve taşınma hakkındaki detayları konuştuk. Evde bir yatak odası daha varmış, o yüzden yatak almamıza gerek yok dedi Uğur. ''Eşyalı bir ev önceden bir aile kalıyormuş o yüzden hiçbir şeye ihtiyaç yok. Sadece belki kitaplarını koymak için senin odana mini bir kitaplık alabiliriz.''

''Ev sahibi ile de konuşmak gerek, neticede sizinle sözleşme yaptı belki başka birini kabul etmez.''

''Yok be, babamın bir tanıdığı zaten hiç sorun olmaz.''

Başımı salladım. ''Ay çok güzel olacak, çok mutlu oldum.'' dedi neşeyle ve kalkıp bana sarıldı. Sarılışına karşılık verirken yüzümde geniş bir gülümseme belirdi. İşler biraz olsun yoluna giriyor gibiydi.

*********************

Yurda döndüğümde Yasemin banyodayken annemi aradım. ''Anneciğim ne yapıyorsun?''

''Yeni abdest aldım namaz kılacaktım. Sen ne yapıyorsun kızım? Yemek yedin mi?'' Onun sesini duymak bile bana iyi geliyordu. Ailemi çok özlüyordum.

''Yok daha yemedim anne, yeni geldim okuldan.''

''Aman kızım aç kalma oralarda.''

''Kalmıyorum merak etme yurdun yemekleri fena değil, yiyorum hepsinden.'' Son zamanlarda malum sebeplerden dolayı fazla aç kalmıştım ama bunu anneme söylemezdim tabi ki. ''Ablam ne yapıyor?''

''İyi o da ne yapsın? Çalışmaktan canı çıkıyor yavrucağın. Son staj sınavından yine yüksek aldı ama, 90 almış. Hocası aferin demiş herkesin içinde.''

''Öyle mi? Çok güzel.'' Üzgün tarafımı belli etmeden konuştum. Elbette ablamla gurur duyuyordum. Sadece hiçbir zaman ailemi onun gibi gururlandıramayacak olmanın ezikliğini yaşıyordum.

''Son 2 stajı kaldı şimdi, onları da geçerse intörn olacak. Arada birkaç haftalık boşluğu olacakmış, Emine teyzenlerle konuştuk, o sırada sözlerini yapacağız.''

''Nişan da yapacak mı?''

''Yapmaya karar verdi. Onun için ayrıca uğraşmayalım dedi. Zaten tüm sene nöbet tutacak nişanla ne ara uğraşacağız? Şimdi aradan çıksın okul bitince de evlenirler hemen.''

''İki ayağın bir pabuca girecek şimdi senin.''

''Hem de nasıl hiç sorma kızım. Aman olsun siz mutlu olun da önemli olan o. Bunlar tatlı telaşlar. Allah inşallah sana da hayırlı bir kısmet nasip eder.''

Hayırlı kısmeti ben bulamıyorum kendi başıma zaten diye düşünüp güldüm. ''Ne kıkırdıyon kız, utandın mı?''

''Biraz.''

''Utanma artık evlilik yaşına geldin sen de.''

''Ay anne saçmalama 20 yaşındayım daha.''

''Ben 20 yaşında ablana hamileydim.''

''Ya anne o zamanlar öyleydi. Şimdi çok farklı gerek yok o kadar erken evlenmeye. Hem daha okulumu bitireceğim, iş bulacağım, para biriktireceğim. Ohoo! 25'ten önce evlenmem ben hayatta.''

''Bak yine büyük konuşuyorsun ha.'' deyip uyardı beni annem.

''Bu konuda konuşabilirim gerçekten, çünkü eminim kendimden.''

''Aman kızım ne zaman evlenirsen evlen de ailemize yakışacak bir damat getir önemli olan o. İt kopuk serseriyle... Aman diyeyim sakın ha!''

''Anne ne işim olur öylesiyle, tanımıyor musun beni?''

''Sen biraz safsın, kandırırlar seni.''

Gülmeye başladım. Son yaşadıklarımı düşününce kadın çok haklıydı. ''Doğru söylüyorsun anne ya dikkatli olurum.''

''Şöyle ailesi ailemize yakışacak, imanlı, temiz kalpli, içkisi kumarı olmayan...''

''Anne tamam tamam. '' deyip durdurdum onu, yoksa sabaha kadar milyon tane kriter sayacaktı. ''Olmayan hayali damatları bir kenara bırakalım da ben sana başka bir şey söyleyeceğim.''

''De bakalım ne söyleyeceksin.''

''Ben sana hani arada diyordum seneye eve mi çıksam acaba diye...Ben bir ev arkadaşı buldum. Adı Uğur...''

''Tövbe estağfurullah! Kız sen diyorsun? Sen beni delirtecek misin? Senin ne işin var erkeklerle aynı evde? Ay tansiyonum çıktı!''

''Ya anne bir sakin ol! Bir lafımı bitireyim önce. Uğur erkek değil, kız.''

''Ne?''

''Kız anne, eve çıkacağım kişi kız. Çok tatlı, çok çalışkan bir kız üstelik.''

''Kalbime inecekti Gülşah! Uğur diye kız ismi mi olur?''

''Olur anne olur, ben sana şimdi bunu kırk saat açıklamayayım senin de namaz vaktin geçmesin ama olur. Uğur tek kalıyormuş, bir ev arkadaşı arıyormuş, biz de bayağı yakınlaştık zaten. Çok iyi anlaştık. Aynı evde kalırsak geçinebiliriz bence.''

''Kimlerden bu kız?''

''Ailesi İzmirli. Çok iyi bir kız anne gerçekten tanısan çok seversin. Ev sahibi de babasının bir tanıdığıymış, herhalde o yüzden kirası uygun. İkiye de bölünce yurda verdiğimiz paradan daha azını vereceğiz.''

''Onun yerine memlekete gelsen nasıl olur? Puanın da fazla fazla yetiyor.''

Dirseğimi dizime koyup elimle alnımı ovdum. ''Ya anne başlama yine ne olur.'' dedim neredeyse yalvaran bir sesle.

''Başlama başlama. Konuşmayayım diyorum ama tutamıyorum kendimi. Sen demedin mi bölümden mezun olmak yetmiyor, eğitimler almak gerekiyor, kursa gideceğim sonra diye. E o kurslar bedava mı? Kiraya verdiğimiz parayı oraya verirdik.''

''Anne mezun olduğum üniversite de önemli. Buradaki hocalar çok iyi.''

''Buradakiler de iyidir kızım, en eski üniversitelerden biri bu.''

Can sıkıntısı yüklü bir nefes verdim. ''Ben kararımı verdim anne, geri dönmeyeceğim. Diplomamı buradan alacağım.''

''İyi sen böyle burnunun dikine git bakalım ne zaman sürtecek o burun. Anaya ataya saygı sıfır. Sen orada ülkenin bir ucunda biz burada el elde baş başta oturalım endişe içinde. Burada gözümüzün önünde olsan fena mıydı? Ya sana bir şey olsa Allah korusun kim sahip çıkacak? Babanın kalbi var kızım.''

''Bu yüzden bu meseleyi ona sen anlatır mısın? Benim sesimi duyunca bile sinirleniyor. Sen sakince anlat.''

''Ya Rabbim! Sen aklıma mukayyet ol, bu iş de bana kaldı.''

Gülümsedim. ''Sen çözersin annem benim. Sen onu ikna edersin. Zaten onun için ha yurt ha ev çok da fark etmez.''

''Sen şu kızla beni bir görüştür.''

''Tamam anne yarın okulda görüntülü ararım seni.''

''Vakit geçiyor akşam vakti gelecek neredeyse ben gidip namazımı kılayım.''

''Seni çok tuttum kusura bakma. Kendine iyi bak.''

''Sen de kendine iyi bak yavrum. Gece üşüme, üstünü ört. Nefesin iyi değil mi?

O kadar kızdıktan sonra bile hala beni düşünmesi kalbimi ısıttı. ''İyi anne merak etme.''

***********************

Ertesi gün Uğur yanımdayken annemi görüntülü aradım. Uğur'un sıcakkanlılığı annemi de hemen etkisi altına almıştı. Herkes gibi onu çabucak sevdi. Uğur telefonu kapatırken, ''Merak etme teyzeciğim kızınız bana emanet.'' dedi.

Uğur ile ilerleyen arkadaşlığımızın aksine Gökçe ile olan geriye gidiyor gibiydi. Tüm hafta sadece birkaç kelime o da diğer arkadaşlarının yanında konuşabilmiştik. Asla yanıma gelmedi. Yurda bırakmayı ya da gezmeyi teklif etmedi. Mesaj da atmadı. Ona sebebini sormaya çekiniyordum ama benden kaçtığını fark edemeyecek kadar da aptal değildim. Hafta sonuna kadar bu düşünceler beni yiyip bitirdi. Cuma günü nihayet yanına gitme cesaretini gösterebilmiştim.

Okul çıkışı onun yanına gittim. Konuşmak istediğimi söyledim. Yüzünde şaşkın bir ifade vardı ama beni reddetmedi. Daha önce oturduğumuz çardağa gittik. Oturur oturmaz hemen konuya girdim. Günlerdir içimde büyüttüğüm huzursuzluktan kurtulmam gerekiyordu.

''Neden benden uzak duruyorsun?'' diye sordum.

Hafifçe geriye doğru kaykıldı. Yüzünde anlayamadığım bir ifade vardı. ''Böyle olsun istediğini düşündüm.''

Şaşkın olma sırası bu kez bendeydi. ''Böyle olsun mu istedim?''

''Seni sevdiğimi söylediğim için rahatsız olduğunu düşündüm. Duygularımın seni huzursuz ettiğini... Çevrende dolanarak daha fazla kaygılandırmak istemedim.''

''Sana rahatsız olmadığımı söyledim ya.''

''Karşıdaki kişiyi üzmemek için kendi duygularını bazen bastırıyorsun.''

''Bu öyle durumlardan biri değildi.''

''Söylediğim andan itibaren çok gergin görünüyordun.'

''Çünkü gergindim!'' Sesimi yükselttiğime inanamıyordum. Neye kızgın olduğumu bile bilmezken kalp çarpıntım arttı ve nefesim hızlandı. Kısa bir mola verdikten sonra konuşmaya devam ettim. ''Kendini benim yerime koysana, 3 gün önce beni sevdiğini düşündüğüm adamın aslında beni hiç sevmediğini öğrendim. 3 gün sonra ise başka bir adam, üstelik muhteşem bir insan olduğunu düşündüğüm bir adam beni sevdiğini söylüyor. Şaşkın olmam ne yapacağımı bilememem ne hissedeceğimi, ne düşüneceğimi kestirememem çok normal değil mi?''

''Haklısın, zamanlamam yanlıştı. Özür dilerim.''

''Özür dileme, özür istemiyorum. Bir daha benden uzaklaşma yeter.''

Hafifçe gülümsedi ve kalkıp yanıma oturdu. Sol elimi avuçlarının içine aldı, gözlerimin içine baktı. ''Beni sadece sen kendinden uzak tutabilirsin demiştim. Madem uzak durmamı istemiyorsun o zaman durmayacağım. Hiçbir kuvvet beni senin yanından bir milim bile kıpırdatamayacak.'' Dudaklarını elime bastırdı. Öperken gözleri kapanmıştı. Dudaklarındaki tüm sıcaklık önce elimin üzerine, sonra koluma, ardından tüm bedenime yayıldı. Gürkan'ın bir volkan olduğunu, Gökçe'nin ise soğuk bir adam olduğunu düşünmüştüm. Yanılmıştım. Soğuk bir dağ olan, hayat vadetmeyen Gürkan'dı. Gökçe ise derin tutkusunu dünyanın en masum öpücüğünde bile hissedebildiğim, tüm ateşiyle yanan bir bedendi. Ve o ateşe hiç farkında olmadan çekiliyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.