Slms okuyun🌹
Bölüm 7: "Escape Room" Katliamı, Şifre Savaşları ve Kilitli Kapı Aşkı
Selin Hanım’ın "Mental hastane kaçakları" uyarısının ve ertesi günün yorgunluğunun ardından sakin bir gün geçireceğimizi sanıyorduk. Ama Berk’in kaotik zekasını hesaba katmamıştık. Akşamüstü bizi "Korkunç Akıl Hastanesi" temalı dev bir Evden Kaçış Oyununun (Escape Room) kapısına sürükledi.
Berk, kafasında bu sefer siyah bir dedektif şapkası, elinde büyüteçle kapıda belirdi:
"Güzelliklerim! İçeride IQ testinden geçeceğiz. Bu oyunu 60 dakikada çözüp çıkamayan eziktir, vizyonsuzdur ve pH dengesi bozuktur!"
Ulaş kapıdaki kilitli demirlere ve kasvetli havaya bakıp geriye doğru adımladı: "Oğlum ben klostrofobim var diyorum, beni tımarhaneye sokuyorsunuz amk! Kapıyı üzerimize kilitlerlerse ben burada fıttırırım!"
Nur Ulaş’ı ensesinden tuttuğu gibi içeri itti: "Yürü lan korkak! Altı üstü şifre çözeceğiz, ebeni göreceksin sanki!"
Zifiri Karanlık ve İlk Şifre Felaketi
Oyun alanına girdik ve çat! Kapı üzerimize kilitlendi. Zifiri karanlık bir ameliyathane dekorunun ortasındaydık. Duvarda kırmızı dijital bir saat 60 dakikadan geriye saymaya başladı: 59:59...
"ANAAAAMMMM! KAPANDI KAPILARRR!" diye böğürdü Ulaş karanlıkta.
"Ulaş bir sus amk, beynimi siktin!" diye bağırdı Nur.
O sırada zifiri karanlıkta bir el belimi sıkıca sardı ve beni kendine çekti. O tanıdık, mis gibi kokuyu anında tanıdım. Tuğçe!
"Korkuyor musun sakar?" diye fısıldadı kulağımın dibinde. Sesi o kadar yakın ve flörtözdü ki karanlıkta yanaklarım alev aldı.
"Korkmuyorum da... Ulaş’ın çığlıkları kulak zarımı patlatacak amk," dedim.
Tuğçe karanlıkta kıkırdadı. Eli belimden yavaşça kayıp elimi sımsıkı kenetledi. "Yanımdan ayrılma. Burada şifre çözmek bahane, seni kuytuda yakalamak şahane."
"Zorba kraliçemiz iş başında yani?" diye takıldım.
Tuğçe eğilip karanlıkta yanağıma yumuşacık bir öpücük kondurdu: "Her zaman."
Kurukafa Tiyatrosu ve Katil Swaglys - Nur Flörtü
O sırada Berk elindeki zayıf fenerle duvardaki ipuçlarını arıyordu: "Ayyy kızlar burada bir iskelet var ama kemikleri çok kalitesiz plastik, hiç estetik değil şekerim!"
Nur bir köşedeki çekmeceyi zorluyordu: "Ulaş gel lan buraya! Şu dolabın altında '4 haneli şifre' yazıyor, tarih falan mı acaba?"
Ulaş panikle atıldı: "Ankaragücü’nün kuruluş tarihi! 1910! Bas bas!"
Kilit açılmadı.
"Mal mısın amk, Fransız İhtilali temalı hastanede Ankaragücü’nün ne işi var !" diye bağırdı Nur, Ulaş’ın kafasına yastıkla vurarak.
Tam o sırada duvardaki gizli bir bölme çat diye açıldı ve içinden maket bir kurukafa Berk’in kucağına düştü!
"AYYYY! BANA DOKUNDU! CİLDİM BACTERİ OLDU AMK!" diye çığlık atan Berk, kurukafayı panikle arkaya fırlattı. Kurukafa doğrudan Ulaş’ın suratına çarptı!
"BOYNUM KOPTU AMK! KATİL ARANIZDA!" diye yere kapaklandı Ulaş.
Tam Ulaş "Katil aranızda!" diye bağırırken, karanlığın içinden elinde plastik testeresi ve kanlı kasap önlüğüyle aktör katil Swaglys fırladı! Adam korkunç bir sesle "HEPSİNİZİ KESECEĞİM!" diye kükredi.
Grup çığlık çığlığa dağılırken Nur hiç istifini bozmadan Swaglys’in dibine kadar girdi. Adama baştan aşağı bakıp gözlerini süzdü:
"Ooo kasap maskesi falan hani... Spor yapıyor musun sen Swaglys? O kollar ne öyle testereyi tutarken bacak kası gibi duruyor?"
Swaglys bir an rolünden çıkıp duraksadı: "Efendim? Yani... Şey... Haftada üç gün fitness’a gidiyorum abla..."
Nur, Swaglys'in önlüğünü parmağıyla süzdü: "Abla deme lazım olur yakışıklı. Nöbetin kaçta bitiyor, oyundan sonra bir çay içelim mi seninle Swaglys? Testereni de al gel, karpuz keseriz."
Swaglys maskenin altından fena kızardı, testereyi arkasına saklayıp kekelemeye başladı: "Şey... 11'de bitiyor... Olur aslında..."
Ulaş arkadan gözleri yuvalarından fırlamış halde bağırdı: "Nur abla adama yürüme amk, adam bizi doğramaya geldi!"
Nur kafasını çevirip Ulaş’a bağırdı: "Kes lan sesini ezik, kısmetimi kapatma amk!"
Lyra kenarda durmuş telefonuyla bunların videosunu çekiyordu: "Harika içerik çıkıyor amk, hikayeye atacağım bunu!"
İkinci Oda: Dolapta Sıkışan Aşk
İpuçlarını (Tuğçe’nin soğukkanlılıkla bulduğu anahtarla) çözüp ikinci odaya geçtik. Burası eski bir muayene odasıydı ve odanın ortasında devasa bir ahşap gardırop duruyordu.
"İçinde kesin canlanacak bir adam var amk, ben girmem o dolaba!" dedi Ulaş.
"Kes lan!" dedi Tuğçe. Beni elimden tuttuğu gibi gardırobun içine çekti. "Gelin lan siz de, ipucu dolabın içinde olabilir!"
Altı kişi devasa gardırobun içine tıkıştık. İçerisi o kadar dardı ki resmen balık konservesi gibiydik!
Ulaş, Berk’in ayağına basıyordu: "Çek lan topuğunu amk!"
Berk: "Ayyy üstüme iyilik sağlık, burada oksijen bitti!"
Nur, Lyra’ya dirsek atıyordu: "Geri bas lan biraz!"
Ve ben... Ben tamamen Tuğçe’nin kucağına yapışmış durumdaydım! Tuğçe sırtımı kendi göğsüne yaslamış, iki kolunu belime dolamıştı. Gardırobun o dar ve karanlık atmosferinde nefesi doğrudan boynuma vuruyordu.
"Çok mu daraldın sakar?" diye fısıldadı Tuğçe.
"Biraz... Ama burası dışarıdan daha güvenli sanki," dedim gülümsayarak.
Tuğçe dudaklarını boyun girintime bastırdı. İçimden dev bir elektrik dalgası geçti amk! "İstersen hiç çıkmayalım bu dolaptan," diye mırıldandı.
O sırada Ulaş aradan cırtlak sesiyle bağırdı: "Oğlum arkada ne sürtünüyorsunuz amk, birinizin dirseği böbreğime batıyor!"
Tuğçe dolabın içinde Ulaş’ın bacağına tekmeyi bastı: "Ulaş sesini kes yoksa seni bu dolaba kilitler, kapağını da vidalarım amk!"
Son 5 Dakika: Büyük Kaos ve Kilit Patlaması
Duvardaki süre 04:59’u gösterdiğinde gruptaki panik zirveye çıktı. Son kapının üzerinde devasa bir asma kilit ve alfabe şifresi vardı.
"Şifre ne amk?!" diye bağırdı Nur. "Duvarda 'EN BÜYÜK AŞKLAR NE OLMADAN BAŞLAMAZ?' yazıyor!"
Berk panikle fırladı: "pH dengesi! Şifre 'PHDENGE'!"
Ulaş: "BÖREK! Şifre kesin 'BÖREK' amk!"
Lyra: "Dedikodu lan dedikodu!"
Tuğçe ile göz göze geldik. Tuğçe piç bir gülüşle öne çıktı. Şifre mekanizmasını tuttu ve harfleri sırayla çevirdi: Z-O-R-B-A-L-I-K.
ÇAAAT! Kilit pat diye açıldı ve dışarıya açılan kapı ardına kadar fırladı!
Salonda bir saniye ölüm sessizliği oldu.
Ulaş gözleri yuvalarından fırlamış halde Tuğçe’ye baktı: "Harf sayısı tutmuyor amk, nasıl açtın lan o kilidi?!"
Tuğçe kapının koluna dayanıp cool bir şekilde sırttı: "Benim adım Tuğçe amk. Şifre benim bildiğim yerden çıkar."
"Oynayacağınız oyunun da, şifrenizin de amına koyayım!" diye dışarı fırladı Nur kahkahalarla.
Oyun Çıkışı ve Gece Sonu
Dışarı çıktığımızda görevli çocuk şok içinde bize bakıyordu: "Siz son odadaki dolabın kapısını nasıl söptünüz acaba?"
"Ulaş üstüne düştü kardeşim, masrafı Ulaş'ın babasına yazın," dedi Berk, şapkasını düzelterek.
O sırada kapıda Nur’la flörtleşen Swaglys göründü, maskesini çıkarmıştı. Bayağı da tatlı çocuktu amk! Nur’a el sallayıp kağıda yazdığı numarasını uzattı: "11'de bekliyorum çay için, ben Swaglys bu arada!"
Nur numarayı cebine atıp piç bir gülüş attı: "Görüyorsunuz değil mi ezikler, hem kaçış oyununu bitirdim hem de Swaglys'i düşürdüm amk!"
AVM’nin teras katındaki banklara oturduk. Herkesin saçı başı dağılmıştı. Ulaş elinde buzla boynuna kompres yapıyordu, Berk korsan şapkasını düzeltmeye çalışıyordu, Nur ve Lyra ise fotoğraflara bakıp anırarak gülüyordu.
Tuğçe elinde iki kutu soğuk kolayla yanıma geldi. Birini bana uzatıp yanıma kuruldu. Kolunu omzuma atıp beni kendine çekti.
"Aksiyon dolu bir akıl hastanesi macerasının daha sonuna geldik güzelim" dedi, saçlarımdan öperek.
Sırada ne var zorba?" diye sordum, başımı göğsüne yaslayarak.
Tuğçe gülümsedi. Koyu gözleri gecenin ışıklarında parlıyordu. "Sırada sen ve ben varız. Bütün bu salaklar evlerine dağıldıktan sonra... Sadece ikimiz."
O sırada Ulaş banktan bağırdı: "Ooo yine başladı romantizm koması! Ulan paranoyak oldum içeride, bana bir bardak su verin amk!"
Tuğçe elindeki boş kola kutusunu Ulaş’ın kafasına fırlattı. Hep birlikte geceye doğru kahkahalar atarken, kilitli kapıların da, zorba şifrelerin de en güzel cevabı zaten belliydi.
6. BOLUM HARIKASAL SEYLER OLABILIR TUGCENIN EVİNDE (TUGCE BENI YOLCAK) 🌹

