İçeriğe geç

OKULUN LEBLEBİ AŞKI🫶🏻

Bölüm 6 · 9 dk okuma

OKULUN LEBLEBİ AŞKI🫶🏻

Bölüm 6

Ulasın evi🙄🌹

BU BOLUM BIRAZ KARISIK VE MAKARASINA ALINMAYIN KUFURLERE HA YADA SOZLERE IRONI HEPSI🥀

ulasın sigara börekleri gibi bir bolum🫪

Bölüm 6: Selin Hanım’ın Evi, Berk’in Kimyasal Silahları ve Büyük Kaos

​Kampın o bol çamurlu, aksiyonlu ve bol yakınlaşmalı macerası nihayet bitmiş, otobüs şehre kazasız belasız dönmüştü. Ama bizim kaos ekibinin durmaya niyeti yoktu. Haftanın yorgunluğunu atmak ve kampın zaferini kutlamak için Ulaş’ın devasa müstakil evinde toplanmaya karar verdik.

​İçeri adım attığımızda bizi Ulaş’ın annesi Selin Hanım karşıladı. Kadın o kadar güzel, şık ve genç duruyordu ki, Ulaş’ın bu kadından nasıl gen alabildiğine dair grupta derin bir şüphe oluştu. Üzerindeki ipek kimonosu ve elindeki şarap kadehiyle resmen bir Vogue kapağından fırlamış gibiydi.

​"Hoş geldiniz çocuklar!" dedi Selin Hanım, inanılmaz samimi ve sevecen bir sesle. "Ulaş kamp boyunca sadece börek yediğinizi söyledi, mutfağa bir sürü atıştırmalık bıraktım. Rahatınıza bakın, evi yakmadığınız sürece her şey serbest."

​"Selin Abla, sen Ulaş’ın annesi olamazsannn, ablası gibisin valla bu ne güzellik!" diye atıldı Lyra, her zamanki flörtöz halleriyle.

​Selin Hanım kıkırdadı. "Ah Lyra’cım, iltifatına bayıldım. Ben yukarıdayım, bir şey lazım olursa seslenin."

​Selin Hanım yukarı çıkarken Ulaş arkasından gururla baktı. "Anam diye demiyorum, tam bir kraliçedir."(divasal)

​O sırada salondan, kırıtarak yürüyen, kalçasını çalkalaya çalkalaya elindeki shaker’ı ritmik bir şekilde sallayan ve kafasında pembe bir korsan şapkası olan biri fırladı. Bu, Ulaş’ın şehir dışından gelen kuzeni Berk’ti. Tam bir cıvıl cıvıl, kıvrak ve flörtöz enerji küpüydü.

​"Hoş geldiniz güzellikler ve Ulaş!" diye şakıdı Berk, göz kırparak. "Ben Berk! Bu gecenin baş barmeni, neşesi, tek gözdesi ve bizzat eğlence gurusuyum. Sizler için özel 'Berk Sürprizi' kokteylleri hazırlıyorum."

​Nur kaşlarını kaldırdı. "İçinde ne var o sürprizin Berk?"

​Berk, Nur’a doğru süzülüp: "Biraz mavi enerji, biraz şalgam ve bolca benim o karşı konulamaz cazibem şekerim!"

​Ulaş gözlerini devirdi. "Kuzenimin kokteylleri Kimyasal Silahlar Kanunu’na aykırı amk, içen kör oluyor haberiniz olsun."

​"Yalan Söyleyen Zıkkımı İçer!" - Uzatılmış Çapraz Sorgu ve Telefon Baskını

​Salondaki devasa L koltuğa kurulduk. Ben köşeye oturdum, Tuğçe ise her zamanki gibi hemen yanıma kuruldu. Koltukta bacaklarımızı uzatmış otururken, Tuğçe’nin dizinin benim dizime teması yine o bildik elektriklenmeyi başlattı.

​Berk kıvırarak ortadaki sehpanın üzerine dev bir cam şişe koydu. İğrenç mor renkli, üstünde köpükler uçuşan iksir dolu bardağı masanın ortasına bıraktı.

​"Evet tatlışlar!" diye bağırdı Berk. "Oyunumuzun adı: 'YALAN SÖYLEYEN ZIKKIMI İÇER!' Şişe döner, durduğu kişiye sıradaki kişi en acımasız soruyu çakar! Yalan söyleyen, dökülen ya da kıvıran Masadaki Zıkkım'dan dev bir shot diker!"

​1. Tur: Nur vs. Ulaş

​Berk şişeyi çevirdi. Şişe dönüp gıcırdayarak Nur'u gösterdi. Soru hakkı Ulaş'taydı.

​Ulaş pis pis sırıttı: "Nur! Kampta coğrafya dersinde 'Hocam ben orojenik hareketleri anlayamadım, bana özel olarak karasal iklimi haritada elinizle gösterir misiniz?' diyip 50 yaşındaki coğrafyacıya yürüdüğün doğru mu, değil mi?!"

​Salonda kopuş yaşandı. Berk anında Nur’un yanına kıvrıldı: "Oha kızzz! Coğrafyacıya mı yükseldin?! 'Hocam fay hattımı tetiklediniz' deseydin bari!"

​Nur’un gözleri yuvalarından fırladı: "Ulan Ulaş amcık hoşafı! Adam haritayı ters tutuyordu, düzeltmesini söyledim amk! Ne yürümesi, babam yaşındaki adama mı yazacağım piç kurusu!"

​Berk kahkahalarla araya girdi: "Yalan söyleme şekerim! İÇ ULAN ZIKKIMI!"

​Nur "Düzelttim diyorum!" diye bağıra bağıra Zıkkım'dan bir shot dikti. Anında yüzü buruştu: "Oğlum bu şalgamlı zehir ne lan! Bağırsaklarım dışarı çıkacak amk!" deyip Ulaş'a yastık fırlattı.

​2. Tur: Ulaş vs. Berk

​Nur hırsla şişeyi öyle bir çevirdi ki şişe Ulaş'ı gösterdi, soran Berk'ti!

​Berk kalçasını kırıp Ulaş’a yaklaştı: "Kuzenim... Geçen hafta spor salonunda 'Kızlar bakıyor' diye tek seferde 100 kilo bench press basmaya çalışıp halterin altında ezilince 'Ben şu an göğüs kaslarımı toprakla bütünleştiriyorum' diye böğürdüğün doğru mu?"

​Ulaş elini göğsüne koydu: "Yalan amk! Ben orada profesyonel izometrik bekletme yapıyordum!"(hehe)

​Nur aradan bağırdı: "Ezik piç! Altında kaldın işte, ebeni görecektin! İç ulan Zıkkımı!"

​Ulaş ağlayarak shot'ı dikti ve anında öksürme krizine girdi: "Boğazım delindi amk !"

​3. Tur: Berk vs. Nur

​Ulaş öksürerek şişeyi çevirdi. Şişe döndü ve Berk'i gösterdi! Soran Nur'du.

​Nur intikam ateşiyle gözlerini kıstı: "Berk! 'Ben çok yetenekli barmenim' diyorsun ama geçen hafta bar arkasında kıkırdayarak millete flört atarken shaker’ın kapağını açık unutup bütün vişne suyunu kendi suratına püskürttüğün doğru mu?"

​Berk omuz silkip nazlı nazlı gülümsedi: "Aaa ama hayatım, o bir avangard konseptti! Kırmızı rengi kendime çok yakıştırıyorum bir kere mal mısın?"

​Lyra araya girdi: "Kıvırma lan topaç gibi döndün ortada! İç ulan Zıkkımı!"

​Berk kıkırdayarak zıkkımdan bir yudum aldı: "Ay bu içecek benim cildimin pH dengesini bozuyor ama neyse!"(clean girlss)

​4. Tur: Lyra vs. Ulaş

​Berk süslü bir hareketle şişeyi çevirdi.(slay berk) Şişe bu kez döndü ve Lyra'yı gösterdi! Soran Ulaş'tı.

​Ulaş intikam ateşiyle bağırdı: "Lyra! Kampta gece yarısı 'Ayy tuvalete gidemem çok karanlık' deyip yan çadırın garip tipine el feneri tutturdun, adam da seni yarım saat kapıda bekledi doğru mu?"

​Lyra mor saçlarını arkaya attı: "Aaa o benim koruma kalkanımdı şekerim! Adamın da sosyalleşmeye ihtiyacı vardı! Yalan yok, Zıkkım da yok!"

​Grup "Ooooo!" diye bağırırken Lyra gururla şişeyi tekrar çevirdi.

​5. Tur: Ve Aniden Çalan Telefon Karışıklığı!

​Şişe tam dönerken masanın üzerindeki Ulaş’ın telefonu 'DİMBİLLİ HÜSEYİN' TOZ PEMBE remix müziğiyle bas bas çalmaya başladı. Ekran dev gibi yanıyordu: "BABAM ARANIZDA".

​Ulaş panikle sıçradı: "Sessiz olun lan! Babam arıyor, yandık amk!"

​Ulaş boğazını temizleyip telefonu açtı: "Efendim baba? Evet baba, ders çalışıyoruz... Hangi sesler? Yok baba çağlanın fizik soru bankasının yaprakları dönüyor..."

​O sırada arkadan Berk cırtlak sesiyle bağırdı: "Ulaşşş! Şalgamlı kokteylin köpüğü söndü, çabuk gel döküyorum bak hele dansöz çağırcaz!"

​Ulaş telefonu panikle kapatıp koltuğa fırlattı: "Berk senin ananı... Babam haftalık harçlığımı kesti amk!"(67 kurus nanay)

​Grup kahkahadan boğulurken oyun tüm hızıyla devam etti.

​6. Tur: Tuğçe vs. Lyra (Büyük Bomba!)

​Lyra şişeyi son bir hırsla çevirdi. Şişe yavaşladı ve tam Tuğçe'yi gösterdi! Soran ise Lyra'ydı.

​Salonda bir anda ölüm sessizliği oldu. Lyra gözlerini haince kıstı.

​"Veeee gecenin asıl amına koyan bombası!" dedi Lyra el çırparak. "Tuğçe hanım... Kampta çadırın köşesinde, hırkanın altında Çağla ile dip dibe yatarken... Çağla uyuduğunda 'Sen benim en güzel baş belamsın' diye fısıldayıp saçlarını kokladığın doğru mu, değil mi? Ulaş o çadırın dışından sümüklü kulaklarıyla hepsini dinlemiş amk!"

​"Oha yuh!" diye bağırdı Berk, elini travesti gibi ağzına kapayıp. "Dedikodunun amına kondu, aşka bak bebeğimm!"

​Ben utançtan yerin dibine girerken kadehe uzandım, zıkkımı ben içeyim de bu azap bitsin dedim ama Tuğçe elimi tuttu. Hiç istifini bozmadan Lyra’ya baktı. O koyu gözleri alev alev yanıyordu ama duruşu dimdikti.

​"Doğru," dedi Tuğçe, sesi o kadar net ve kendinden emindi ki salondaki kahkahalar bıçak gibi kesildi. "Kokladım da, fısıldadım da. Yalan söylemiyorum, o yüzden zıkkımı içmiyorum. Bir diyeceğin mi var Lyra?"

​Tuğçe bunu dedikten sonra gözlerimin içine bakarak elimi sımsıkı kenetledi. Yanaklarım alev alev yanıyordu ama içimden inanılmaz bir sıcaklık geçti. Tuğçe kulağıma eğildi: "Seni herkesin önünde de söylerim, sahiplenirim de... Kimsenin gıkı çıkamaz güzelim," diye fısıldadı.

​Lyra "Oha kraliçe racon kesti amk!" diye bağırırken Berk şoktan "Ayyy bayılacağım üzerime su dökün!" deyip koltuğa yığıldı.

​7. Tur: Çağla vs. Tuğçe

​Şişeyi son kez Tuğçe çevirdi ve şişe doğrudan Çağla'yı yani beni gösterdi! Soran Tuğçe'ydi.

​Tuğçe yan dönüp doğrudan gözlerimin içine baktı. Sesi o kadar yumuşak ama muzipçe tehlikeliydi ki: "Çağla... Dürüst ol. Okula ilk geldiğim gün hakkımda arkamdan 'Bu kızın havalı yürüyüşünü sikeyim, tipine bak gıcığın teki' dedikten kaç gün sonra profilimi stalklarken yanlışlıkla fotomu beğendin?"(rezil olduk babaggg)

​Bütün salon "Oooo amk rezili!"(sorry askim ) diye bağırdı, ben mosmor oldum. Zıkkım bardağına uzandım: "Ben bu soruyu pas geçiyorum, zıkkımı dikiyorum!"

​Tuğçe bardağı elimden kapıp çekti, piç gibi gülümsedi: "Kaçamazsın Çağla, ekran görüntüsünü bile aldım."

​Tango Fiyaskosu ve Mutfak Katliamı

​"Yeter lan bu drama! Ortamı ateşe verelim!" diye bağırdı Berk. Elindeki shaker’ı fırlatıp son ses bir Roman havası ve tango karışımı garip bir müzik açtı. "İkili Tango ve Roman Karışık Ölümüne Dansı başlıyor! Kaybeden bu evin bütün tuvaletlerini fırçalayacak!"(sicis)

​Pistte ilk olarak Nur ve Berk manyaklar gibi fırladı. Berk, Nur’un belinden tuttuğu gibi havaya kaldırmaya çalıştı ama ikisinin de dengesi kaydı. Berk "Ananı!" diye bağırarak Nur’un üstüne düşerken, Nur "Kalk üstümden lan kokteyl mali!" diye çığlık attı. Berk ters dönüp Nur’un saçına dolandı ve ikisi mutfak tezgahının altındaki patates çuvalına kafası üstü yapıştılar! Nur’un suratı un içinde, Berk’in kafasında patates kabukları bitti!

​O sırada salonun ortasında Ulaş ile Lyra kapışıyordu. Ulaş, "Lan izleyin asıl dansöz babanız burada!" diyerek Lyra’yı döndürmeye çalıştı. Lyra yüksek topukla Ulaş’ın ayağına basınca Ulaş "Ayağım kırıldı amk!" diye bağırdı ve panikle geri çekilirken sehpanın üzerindeki dev mor zıkkım sürahisine çarptı. Sürahi doğrudan Ulaş’ın kafasından aşağı boşaldı!(oh oldu)

​"GÖZLERİM YANIYOR AMK! KÖR OLDUM! ZIKKIM BEYNİME KAÇTI PİÇLER!" (Geber bitch)diye halıda balık gibi çırpınmaya başladı Ulaş.

​Büyük Final: Evin Ortasında Halay Çöküşü

​"Kalkın ulan yerden!" diye bağırdı mutfaktan kafası patatesli çıkan Berk. "Bu iş böyle bitmez! Bütün ev halaya duracak, ailenin şerefine son nokta konulacak!"

​Berk telefonundan en son ses, en dipçi, doblocu dayıların dinleyeceği bir Hakkari halayı açtı: 'Tar la la li lalay lalay!'

​Ulaş gözleri mor akarak halıda doğruldu: "Amk başım dönüyor ama halaya varım!"

​Nur kafasındaki unları silkip fırlattı: "Gel lan buraya!"

​Hepimiz ayağa fırladık. Tuğçe elimi bir an bile bırakmadı. Salonda altı kişi el ele tutuşup dev bir daire oluşturduk. Berk en başa geçip mendil yerine pembe korsan şapkasını sallaya sallaya bağırıyordu: "Hadi zıplayın amk çocukları! Çatlasın Selin Abla!"

​Halay başı Berk’ti, arkasında Nur, onun arkasında Ulaş (gözleri kör ama ayaklar ritimde), sonra Lyra, en sonda da ben ve Tuğçe.

​Öyle bir çekiyorduk ki, Ulaş’ın devasa salonu sarsılıyordu. Berk "Çek karsın karsın! Çarp bacağı!" diye bağırarak zıplarken, Ulaş coşkunun etkisiyle bir zıpladı, ayağı sehpanın bacağına takıldı. Ulaş düşerken yanındakini çekti, o onu çekti ve zincirleme kaza olarak bütün halay ekibi olarak birbirimizin üstüne dev bir insan piramidi şeklinde devrildik!

​Ben Tuğçe’nin kucağına uçtum, Berk Nur’un üstüne kapaklandı, Ulaş da en üstte balıklama yere yapıştı.

​Tam o sırada salonun ışıkları pat diye açıldı.

​Merdivenlerin başında üzerindeki saten pijamaları ve elindeki kremiyle Selin Hanım dikiliyordu.

​Salondaki manzara şuydu: Altı kişi birbirine girmiş, üst üste yığılmış; Ulaş’ın yüzü mor zıkkım içinde, Berk’in kafasında patatesler, ben ve Tuğçe ise en altta birbirimize sarılmış halde yatıyorduk.

​Selin Hanım bir süre o manzaraya baktı, elindeki kremi yavaşça yere indirdi ve derin bir iç çekti:

​"Benim doğurduğum çocuk da, getirdiği arkadaş grubu da mental hastane kaçağı yemin ediyorum..." dedi başını sallayarak. Sonra bize dönüp hafifçe gülümsedi: "...Ama halayınız fena değildi çocuklar, özellikle son figürde Tuğçe Çağla’yı iyi kolladı. Toparlayın ortalığı, gürültüyü kesin artık, iyi geceler!"

​Selin Hanım yukarı çıkarken Lyra halının üzerinde kahkahadan altını ıslatacak gibi gülüyordu: "ANNESİ DE BİZDEN AMK! BU GECE TARİHE GEÇTİ!"

​Gecenin Sonu ve Verandadaki Huzur

​Herkes temizlenip koltuklara sızdıktan sonra salon derin bir sessizliğe büründü. Ulaş kafasında havluyla horluyordu, Berk ise elinde shaker’la koltuğun tepesinde kıvrılıp uyumuştu, Nur ve Lyra ise dev mindere serilmişti.

​Tuğçe ile bahçeye açılan verandaya çıktık. Gece havası buz gibiydi ama Tuğçe yine arkamdan gelip hırkasını omuzlarıma bıraktı. Kolları belimi sardı, çenesini omzuma dayadı.

​"Herkesin önünde rezil olduk biliyorsun değil mi?" dedim gülümsüyerek, arkama yaslanıp onun sıcaklığına sığınarak.

​"Rezil olmadık," dedi Tuğçe, sesi gecenin sessizliğinde bir ninni gibi pürüzsüz ve derindi. "Sadece herkes benim kime ait olduğumu ve benim kime aşık olduğumu öğrendi."

​Aşık kelimesi dudaklarından döküldüğünde kalbim yerinden çıkacak gibi çarptı. Elimi elinin üzerine koyup parmaklarımızı sımsıkı kenetledim.

​"Zorba kraliçemiz romantik oldu başımıza," diye takıldım yumuşacık bir tonla.

​Tuğçe beni kendine doğru çevirdi, elleri yanaklarımı buldu. Koyu gözleri gecenin karanlığında elmas gibi parlıyordu. Eğilip dudaklarıma küçük, sıcak ve içimi eriten bir öpücük kondurdu.

​"Sadece sana karşı Çağla..." diye fısıldadı dudaklarımın hemen üzerinde. "Sadece sana karşı."(romantik ucube)

Bölüm sonu

15 yorum