Çıkış zili çaldığında bahçeye indik ve üçümüz de aynı anda annelerimizi aradık.
Annem telefonu açtığında "efendim kızım?" Dedi.
"Anne bugün arkadaşlarımla okula yakın olan bir kafeye gidebilir miyiz?" Diye sordum dan diye.
"Tabii gidebilirsin ama fazla geç kalmamak şartıyla ona göre." Dediğinde kızlara gülümseyerek başparmağımı kaldırdım.
"Tamamdır anneciğim sen hiç merak etme." Dedim sevinçle.
"Tamam kızım hadi görüşürüz."
"Görüşürüz anne." Deyip aramayı sonlandırdığımda diğerleri de telefonu kapatmıştı.
"İşlem tamam." Dedi melisa.
"İzin koparıldı." Dedi bu sefer eda da.
"E hadi o zaman!" Diyerek önümüze dönmüştük ki karşıdan gelen abimi görmemle duraksadım.
Ona haber vermeyi unutmuştum!
"Hayırdır nereye?" Dedi yanımıza vardığında.
"Kafeye gideceğiz de biz. Sana haber vermeyi unutmuşum. Boşuna gelmişsin yani." Dedim.
"Annemin haberi var mı?"
"Öyle ya abi! Evden kaçacak halim yok." Dedim kaşlarımı çatarak.
"Sana belli olmaz sen onu da yaparsın." Dediğinde eda ve melisa kıkırdadılar.
"Neyse gelin bari gelmişken gideceğiniz yere bırakayım sizi." Dedi canım abiciğim.
"Teşekkür ederiz ama gideceğimiz yer buraya yakın zaten." Dedi melisa.
"Aynen hemen şurdaki kafeye gideceğiz." Dedim elimle kafenin olduğu sokağı göstererek.
Abim gösterdiğim yere baktı ve bana döndü. "Boşuna geldim yani?"
"Yani biraz öyle oldu gibi sanki..." dedim gülerek.
"Buraya gelene kadar yaktığım LPG nin ücretini evde verirsin artık." Dedi ve arkasını döndü ve gitti.
Bir şey deme fırsatı bile bırakmamıştı bana!
Arkasından "Aptal!" Diye bağırınca kızlar gülmeye başladı.
"Çok tatlısınız." Dedi melisa.
"Ya ya ne demezsin, ölüyoruz tatlılıktan." Dediğimde yürümeye başladık.
Okuldan çıktığımızda soldaki sokağa döndük ve kısa bir müddet yürüdük. Kafeye vardığımızda boş bir yer bulup oturduk. Garson gelip siparişlerimizi aldığında siparişleri beklemeye başladık.
"Buyrun gençler" diyerek önümüze içeceklerimizi bıraktı ve gitti.
Melisa "abin gerçekten de doktor mu ya? Çok şaşırdım. Hiç öyle bir tipi yoktu yani..." dedi.
Kıkırdadım. "Duymasın bunu dediğini, gereğinden fazla alınabilir." İçeceğimden bir yudum aldım ve devam ettim. "Kendisi doktora benzemek için sabahları tipiyle baya bir uğraşıyor da."
Beraber güldüğümüzde bu sefer de eda bombayı patlattı. "Asıl şaşıracağınız şey geliyor! Ablam abinin hastanesinde stajyer olarak başlamış!"
Melisayla ben aynı anda "Ne?" Derken eda konuştu tekrardan. "Yani şuan son senesinde olduğu için zorunluymuş, ona da o hastane yani abinin çalıştığı hastane düşmüş. Hatta ve hatta!" Dedi heyecanla.
"Ne olabilir başka Allah aşkına!?" Dedim sitemle.
"Aynen ya daha ne yani?" Dedi melisa da.
"Yarından itibaren ablam abinin stajyeri olacakmış!" Dedi aynı heyecanla.
"Vay be!" Dedi melisa şaşırarak.
Şaşkınlığımın ardından gülünce ikisi birden bana döndüler. "O zaman desenize bir aşk doğar belki! Hem abimin de yaşı geldi artık."
"Ne belkisi kızım! Net doğar!" Dedi eda. "Ama ablamı hemen vermem haberiniz olsun. Biraz nazlanırsa hemen pes etmesin abin."
"Sen de yani eda... sanki şimdi başlıyorlar ilişkiye." Dedi melisa.
"Hemen sömürme heyecanımı ya! Ayrıca böyle şeyler belli mi olur. Bi bakmışsın hemen başlayıvermiş, olamaz mı yani?"
Melisa gülerek ellerini kaldırdı. "Tamam tamam bir şey demedim."
Birkaç dakika daha konuşup gülmüştük. Arkamda oturan masadaki kişilerden birinin elinin bana çarpmasıyla oraya döndüm.
Karşılaştığım yüzler karşısında bir şey diyemedim. Öylece kalakaldım. Beklemiyordum...
"Yanlışlıkla çarptım. Kusura bakma." Dedi özgür.
Ondan böyle bir cümle beklemezdim açıkçası. Şok üstüne şok yaşadım.
"Sizin ne işiniz var burada? Bizi mi takip ediyorsunuz." Dedi melisa.
"Biz niye takip edelim sizi? Ayrıca burası gördüğünüz üzere herkesin geldiği bir yer." Dedi berke.
Eda ciddi ciddi etrafa göz gezdirdi ve "evet haklı." Dedi.
"İyi misin sen?" Dedi egehan şaşkınlıkla.
Eda alayla egehana döndü. "Arkadaşının her söylediği genelde yalan çıkıyor da o yüzden tekrar bir doğrulama gereği hissettim."
"Sonuç ne çıktı?" Diye sordu kaan merakla.
Şuan burada ne yaşanıyordu!?
Melisayla gözgöze geldik. Belli ki o da hiçbir şey anlamamıştı.
"Sonuç; arkadaşınız hala salak." Dedi eda ciddiyetle.
Berkay sinirle elini kaldırıp "ne diyorsun ya sen!?" Diye çıkıştı.
Kaan, berkayın ensesine küçük bir şaplak atarak "hala aşamadın mı şu salaklıkla ahmaklık arasındaki ince çizgiyi? Hadi be koçum, level atla artık!" Dedi.
Özgür duruma el atarak "ne diyorsunuz ya!? Bi kendinize gelin!" Dedi. "Oturun şuraya!"
Hepsi tek tek otururken ayakta sadece egehan kalmıştı. "Saygılarla hanımefendiler." Diyerek o da oturmuştu.
Biz de birkaç dakika oturmuştuk ve ardından hesabı ödeyip çıkmıştık. Üçümüzünde evleri farklı yerlerde olduğu için ayrılmak zorunda kaldık.