Ertesi gün okul için tekrardan sabahın köründe kalktım. Klasik rutinlerimi halledip kahvaltı yaptık ve evden çıktık.
Abim beni okula bırakınca ben okulun içine girdim o da hastaneye doğru sürdü arabayı.
Sınıfa girdiğim kızlarla günaydınlaştık ve yerlerimize geçtik. Zil çaldığında ise ders de başlamıştı.
Dersin son beş dakikası hocadan izin alıp lavaboya gelmiştim çünkü teneffüslerde çok kalabalık oluyordu ve sırada beklerken zil çalıyordu.
Ellerimi yıkayıp duvarda asılan peçetelikten peçete çekil aldım ve ellerimi kurulayıp çöpe attım. Tekrar aynaya döndüğümde saçlarımın ortasının karıştığını gördüm. İki elimide kaldırıp saçlarımı ortadan ikiye ayırdım ve lavabodan çıktım.
Sınıf kapısına yaklaştığımda zil çaldı ve kapının aniden açılmasıyla alnıma çarptı. Anında yere düştüm. Alnıma tuttum. Çok acıyordu.
"Egem!" Diye bağırarak yanıma koştu melisayla eda.
Melisa yanıma vardığında kolumda tuttu ve kaldırdı. Eda da geldiğinde "iyi misin?" Dedi.
Gözlerimi açıp onlara baktım ve arkalarında duran egehanla gözgöze geldim.
"İyi misin?" Dediğinde bakışmamı hala kesmeyip üstüne bir de cevap verince endişelendi. "Özür dilerim, bilerek olmadı."
Eda sinirle ona döndü. "Ha bir de olsaydı!" Tekrar bana döndü. "Çek elini de bakalım alnına."
"Bence revire gidelim." Dedi melisa.
"Gerek yok." Dedim bakışlarımı egehandan çekerken.
"O zaman gel bir otur da alnına bakalım." Dedi melisa ve sınıftan içeriye girdik.
"İyi misin egem?" Dedi hoca.
Zor da olsa gülümsedim ve "iyiyim hocam." Dedim. O da gülümseyip sınıftan çıktı. Egehan ise tepemde dikiliyordu.
Elimi alnımdan çekip elime baktım. Kanamamıştı. Demek ki yaram da yoktu.
Melisa "alnın delinmemiş ama fena vurmuşsun kapıya. Kızarmış, birkaç saat sonra morarır bile." Dedi. "Sen bekle ben revirden krem ve buz alıp geliyorum."
Melisa hızla yanımdan kalktı ve sınıftan çıktı. Onun kalktığı yere ise eda oturdu. Alnımı daha yakından görünce daha çok sinirlendi. Alnıma bakarak konuştu. "Bunu yapanın elleri kırılsın! Şuna bak!"
Sıranın yanında duran egehan ise "deme öyle ya..." dedi.
Grubun diğer şahısları da gelince hepsi geçmiş olsun diledi. En son ise özgür "geçmiş olsun egem." Dedi.
Sanki bileğimi morartan o değilmiş gibi alnımın morarmasına üzülmüştü.
Hiçbirine hiçbir şey demedim. Eda ise onalara dönüp "çekilin şurdan! Gereksiz kalabalık yapıyorsunuz!" Dedi bağırarak.
Koluna dokundum. "Tamam eda sakin ol." Dedim.
Egehan ise üzüntüyle bana bakıyordu. "Egem, abine söylemezsin değil mi?"
"Neyi? Suratıma kapıyı çarptığını daha sonra ise arsız gibi geçmiş olsun dilediğinizi mi? Asla!" Dedim.
Sinirlerimi bozuyorlardı.
"Ne istersen yaparım valla. Yeter ki ne istediğini söyle ama abine söyleme." Dedi egehan korkuyla.
Abimi nerden tanıyordu? Hadi onu geçtim niye abimden korkuyordu?
Berkay atladı hemen olaya "evet evet söyle yeterki, hemen yapalım."
Korkuyor değil korkuyorlarmış...
Kaşlarımı çattım. "Abimden neden korkuyorsunuz?"
Egehan atladı hemen "abi sonuçta, abiden korkulmaz mı? Hem de doktormuş abin, neşterle deşer bizi valla." Dedi.
"Doktor olduğunu nerden biliyorsunuz?" Diye bir soru yönelttim.
O esnada ise melisa geldi oturduğumuz sıraya yaklaşamadı bile. "Çekilin şurdan!" Diye bağırınca hepsi kenara çekildi ve yerlerine geçtiler. Sorumun da cevabını alamamıştım.
Öğle teneffüsü olduğunda ayağa kalkıp "hadi kantine gidelim çok acıktım ben." Dedim.
Melisa hızla yanıma gelip tekrar sırama oturtturdu beni "biz yemek alıp geliriz otur sen şuraya."
"Bana sakatmışım gibi davranmayın! Alnımı vurdum sadece, bir şeyim yok." Dedim ben de.
"Başında kocaman bir morlukla seni ciddiye almamızı beklemiyorsun herhalde değil mi?" Dedi eda.
"Bir şeyim yok benim, neden anlamıyorsunuz?" Diyerek ayağa kalktım. Tam bir adım atacaktım ki melisa önğme geçti.
"Otur işte şuraya biz alır geliriz birlikte yeriz burda. İki saniye şurda otursan ölmezsin ya!" Dedi eda sitemle.
"İyi tamam gidin." Diyerek yerime oturmamla egehanın sınıftan içeriye girişi bir oldu. Ellerinde kantinde satılan yemeklerden vardı. İçimden Arkadaşlarına getirdi herhalde diyerek oldukları yere dönmüştüm ki yoklardı.
Egehan yanımıza geldiğinde "hangisinden yersiniz bilemedim. Kantinde de zaten üç çeşit şey satılıyordu, ben de hepsinden birer tane kaptım geldim size." Dedi.
Elindekileri sıraya bıraktı ve derin nefes alıp konuştu. "Sizin için koşa koşa geldim ona göre."
"Sen hayırdır ya? Önce zorbalık yapıyorsunuz sonra fiziksel şiddet uyguluyorsunuz ardından da yemek mi getiriyorsun? Senin amacın ne?" Sinirle sordum.
Bütün dediklerimi duymazdan gelerek sadece "abine söylemeyeceksin değil mi?" Dedi.
Sinirle güldüm. "Sen kafayı mı yedin!?"
"Hayır ama abine söylersen kafamı koparıp yedirtir bana!" Dedi korkuyla.
"Benim abim öyle biri değil!"
Bir şey geveledi ağzının içinde ama anlamadım. "Ne diyorsun? Düzgün söyle!"
"Diyorum ki, afiyet bal şeker olsun. Benimkiler aşağıda beni bekliyorlar yemek yemek için hadi görüşürüz." Dedi ve bir şey dememize fırsat bile bırakmadan hızlı bir şekilde sınıftan çıktı.
Eda gülerek "delirmiş bu." Dedi ve yanıma oturdu. Melisada onun yanına oturdu. İki kişilik sıraya üç kişi oturmayı becermiştik aferin bize.
Tostu ben alacakken melisa dürümü uzattı bana "onu değil bunu al. İçinde yeşillik var hemen iyileşirsin." Dedi annem misali.
"Eve gidince yeterince bu tarz şeylere maruz kalacağım zaten bari burda istediğimi yiyeyim lütfen." Dedim.
"İyi tamam tamam ye istediği." Dedi gülerek.
Okul çıkışı abim almamıştı beni hastanede işleri uzamışmış. Yersen tabi.
Zile bastığımda birkaç saniye sonra annem kapıyı açtı ve "egem! Kızım! Bu ne hal!" Diye bağırdı.
"Anne bağırma hemen. Anlatıcam bekle." Dedim ve botlarımı çıkarıp içeriye girdim.
Anneme kapıya çarptığımı anlattım ve annem banyoya krem bulmaya gitti. Elime de buz tutuşturdu.
Zil çaldığında kalkıp kapıyı açtım. Abim beni görünce gülmeye başladı. "Hayırdır yine hangi aynaya kafa attın?"
"Komik mi?" Dedim kaşlarımı çatarak. Kapıyı açık bırakıp tekrar aynı yerime gidip oturdum.
Abimde kapıyı kapatıp karşımda dikildi. Tam elimdeki buzu alacaktı ki kenara çekildim "git şu ellerini yıka öyle gel. Doktor oldun ama hala hijyen yok sende." Dedim.
Abim dönüp tam gidiyordu ki aklıma soru gelince durdum. "Abi," dediğimde bana döndü.
"Egehan ve arkadaşları seni nerden tanıyorlar." Diye sordum.
"Zırtapoza bak sen! Hemen gelip söyledi mi sana?" Dedi abim.
"Neyi? Abi senden niye korkuyorlar? Seni nerde görüp tanıdılar da senden korkmaya başladılar?"
"Bekle ellerimi yıkayıp geleyim anlatacağım hepsini." Diyerek gidecekti ki tekrar bana döndü. "O kafandakini de onlar mı yaptı yoksa!?" dedi sinirle.
"Ellerini yıkayıp gel anlatacağım her şeyi." Dedim ben de onun gibi.
Gülerek önüne döndü ve banyoya gitti.