İçeriğe geç

Okuldaki zorbam

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Okuldaki zorbam

Bölüm 6

9. Bölüm

Öğle saati olduğunda kızlarla kantine indik tostlarımızı alıp boşyer bulduk ve oturduk.

Eda tostundan ısırırken "yalnız şu müdürün oğlu varya az değil." Dedi.

Ağzımdaki tost parçasını yuttuğumda konuştum. "Çok sinir bir şeye benziyor."

Melisa da benle aynı fikirdeydi. "Ben de çok fena gıcık kaptım."

"Yani tabi yanına izin almadan oturması aynı zamanda dolu olmasına rağmen yanında oturması saçmaydı ama yakılıklı çocuk. Beğendim." Dedi eda.

"Ayarlayalım sana istiyorsan." Dedi gülerek melisa.

"Yok canım kalsın. Sağ ol."

Biz gülerken melisa gözleri bir yere takıldı. Eda ile ben de dönüp oraya baktığımızda özgürün bize baktığını gördüm.

"Bu niye bakıyor bize?" Dedi melisa. Gözlerini ondan çekip bize döndü.

Edanın "Bakın şurdaki gökmen de buraya bakıyor." Demesiyle aynı anda oraya döndük.

"Ne oluyor ya?" Dedim.

"Bilmiyorum ama burnuma değişik kokular geliyor." Dedi eda.

"Nasıl kokular mesela?" Dedi melisa dönerek.

Eda da döndüğün de "bilmiyorum ama değişik olduğu kesin." Dedi.

Kolumu kaldırıp tostumdan ısıracaktım ki moraran bileğim açıldı. Tostu masaya bırakıp hızla bileğimi kapatmaya çalıştım ama çok geçti.

İkiside bunu farkettiklerinde eda elimi tuttu ve bileğimi görünür hale gerirdi. "Kızım bu ne!?" Diye bağırdığında herkes bize dönüp baktı.

Elimi ondan kurtardığımda hızla kapatmaya çalıştım. "Bağırma, kapıya çarptım sadece."

"Egem, kim yaptı bunu." Dedi melisa. "Özgürün tayfası mı yaptı?"

"Dedim ya kapıya çarptım diye."

"Yalan söyleme. Kapıya bileğini nasıl çarpacaksın?" Dedi eda.

Melisa hızla ayağa kalktığında edayla ben de ayaklandık. "Durun bi!" Diye bağırdım ama beni duymadılar.

İkiside özgürlerin olduğu masaya giderken ben de peşlerinden gittim.

Melisa masayı ittirdi. "Sizin amacınız ne tam olarak? Söyleyin de biz de bilelim yani!"

Eda ise hiç beklemediğim bir şekilde egehanın saçını tutup arkaya doğru çekti.

Bunu onlarda beklemiyordu ki şaşırmışlardı. Hızla edanın yanına gidip "bırak şunun saçını! Bunlar için başınıza bela almanızı istemiyorum!" Diye bağırdım.

Beni tek duyan egehan oldu. "Doğru söylüyor adaşım." Dedi ve bana dönmeye çalıştı ama edanın eli ona engel oldu.

"Hanginiz kızın bileğini morarttı!" Diye bağırdı melisa.

Kaan "git ona sor bize niye soruyorsun?" Dedi.

"Dilini mi yuttu yoksa?" Dedi berkay.

"Ya da söylemeye cesaret edemiyor." Dedi özgür bana dik dik bakarken.

Hiç düşünmeden gözlerinin içine baka baka "özgür yaptı." Dedim.

İkiside hızla özgüre yönelecekken önlerine geçtim. "Yapmayın. Hocalar gelmeden gidelim. Hadi."

Gözlerini özgürden ayırmadılar. Özgürün "Burslu arkadaşınıza sahip çıkın, ayağımın altında fazla dolanıyor." Demesiyle hızla ona döndüm.

"Ne ayağından ne dolanmasından bahsediyorsun!?" Diye bağırdım. Hala geniş geniş oturuyordu pislik!

"Sen sürükledin beni oraya! Orda bayıldığımı bile bile!"

Sırıttı. "Öyle mi? Ne güzel de yapmışım."

"Sen delirdin mi!?" Diye bağırdığımda karşıdan gelen birkaç hocayı görmemle geriledim.

Özgür de bunu anlamış olacakki sırıtarak "bursun kesilmese bari." Dedi.

Melisa arkamdan "kes sesini!" Diye bağırdı.

Hocalar yanımıza geldiğinde nejla hoca "ne oluyor burda!?" Diye bağırdı.

Kadir hoca ise "siz üçünüz derhal müdürün odasına!" Dedi.

"Ben size demiştim." Dedim kısık sesle sadece kızların duyabileceği bir şekilde.

"Bizden önce sen hevesli çıktın sanki?" Dedi eda.

"Bize bir şey olmaz da senin umarım bursun kesilmez." Dedi melisa.

Bir şey diyemedim. Üzüntüyle müdürün odasına doğru yürüdük.

Yaklaşık yirmi dakikadır bileğimdeki morluğu anlatmadan olayı anlatmaya çalıştım. Çok zor oldu ama başarmıştım.

"Size ceza vereceğim ama henüz cezanız belli değil." Dedi müdür.

"Hocam onların bir suçu yon kavgayı ben başlattım." Dedi eda.

"Onlarda sana katılmışlar kavgayı sürdürmüşsünüz!" Dedi müdür.

Eda bana yaklaşarak sadece benim duyabileceğin tonda konuştu. "İzlediğim filmlerde böyle olmuyordu. Bu müdür de ters tepti." Dedi.

Gülmemek için iç yanağımı ısırırken müdür tekrar konuştu. "Şimdi sınıflara dağılın!"

"Aynı sınıftayız hocam." Dedi eda, müdürün sabrını sınamak ister gibi.

"Çıkın ve sınıfınıza gidin!" Sınıf kelimesini bastırarak söyledi.

"Yürü eda," diyerek edanın kolundan tutup dışarı çıktığımızda kapıyı kapattık ve aynı anda derin bir nefes verdik.

"Bir an hiç çıkamayacağız sandım." Dedi eda.

"Biraz daha konuşsaydın çıkamayacaktık zaten." Diye tersledi onu melisa.

"Harbi sen niye adamın üzerine gidiyorsun?" Dedim ben de.

Sınıfa doğru çıkmaya başladık.

"Boşuna mı görüyoruz türkçe dersi! Madem öğretiyorlar ben de hayata geçirdim işte. Çok fazla anlatım bozukluğu yapıyordu. Rahatsız oldum." Dedi.

"Allahım sabır istiyorum sadece başka hiçbir şey değil!" Dedim ellerimi açarken.

"Amin, hepimize." Dedi melisa da.

Sınıfımızın olduğu kata geldiğimizde kapıyı tıklatacakken eda durdurdu beni. "Daha yarım saat var dersin bitmesine, bahçeye mi çıksak." Dedi eda büyük bir umutla.

Melisayla gözgöze geldik başıyla onaylayınca kapıyı tıklattım ardından açtım.

İçeri girecekken melisanın sesini duydum. "Bundan bahsetmemiştim."

Neyden bahsettiğini anlamamıştım. Hoca "geçin oturun" dediğinde hızla yerlerimize geçtik. Melisa arkadan kulağıma yaklaşıp "dışarı çıkalım anlamında sallamıştım başımı" dediğinde ona döndüm.

"Niye demedin?" Diye sordum.

"Başımı salladım ya anlarsın diye düşündüm." Dedi.

"Ne bileyim sen öyle sessizce başını sallayınca kapı çal anlamında salladın sandım." Dedim ben de.

Hoca kızınca önüme dönmek zorunda kaldım. Gökmen bileğime bakınca elimi sıranın altına indirdim. Bakışlarını bana çevirdi. 'Ne var?' Anlamında başımı sallarken önüne döndü.

Teneffüs olduğunda hırkamın cebinden telefonumu çıkardım. Abim mesaj atmıştı.

Abim: Okul çıkışı beni bekle ben gelmeden eve gidersen fena bozuşuruz bilmiş ol.

Siz: cuma günü üşüdüğüm için vicdanın sızladı değil mi? O yüzden kıyamıyorsun bana.

Abimden cevap gecikmemişti.

Abim: işim var.

Siz: madem işin var niye yazıyorsun?

Dünyanın en salak adamı olabilirdi kendisi.

Abim: işim var kızım! Sal beni!

Siz: aman defol! Sanki ben tutturdum bana yaz diye!

Siz: gerizekalı!

Abim: merhaba egemciğim ben abinin meslektaşıyım. Abinin işi var biraz rahat bırak onu.

Sesli gülmüş olacağım ki melisayla eda bana dönmüştü.

Siz: aynen inandım.

Yazdım ve komik bir sticker atıp sohbetten çıktım. Kızlara döndüğümde kaşları çatık bir şekilde bana bakıyorlardı.

"Hayırdır manit yaptın da bizim mi haberimiz yok?" Dedi eda.

Güldüm. "Hayır ya... abimle yazışıyordum."

"Haa..." dedi melisa. "Öyle desene."

"Dedim ya." Dedim.

"Doğru dedin." Dedi melisa.

Eda ise "Bu nasıl bir diyalog lan!? Kendinize gelin!" Diyerek ikimizinde omzundan tutarak sarstı.

"Ay tamam dur! Başım döndü." Dedim.

Dersler başlayıp bittiğinde okul çıkışına gelmiştik. Duvara yaslanmış okulun bahçesinde abimi beklerken etrafta diğer öğrenciler vardı. Yanımda ise eda vardı. Melisa ise annesi evde olmadığı için kardeşine bakmak için eve gitmek zorunda kalmıştı.

Başımdan aşağı buz gibi bir su döküldü. Ben çığlık atarken eda da korkuyla bağırdı. "Ne oluyor lan!" Derken ona da su gelmişti.

Ben soğuktan titrerken kimin yaptığını bile düşünmek gelmedi aklıma sadece yere eğildim ve kollarımı birbirine sardım.

Bölüm sonu

2 yorum