İçeriğe geç

Okuldaki zorbam

Bölüm 13 · 4 dk okuma

Okuldaki zorbam

Bölüm 13

17. Bölüm

Abimle okula gitmek için arabaya bindiğim de birkaç saniye içinde o da gelip bindi.

"Artık okula her sabah ben bırakacağım seni, her çıkışta da ben alacağım seni." Dedi abim.

"Abi gerek yok buna. Çalışıyorsun sen, engel olmak istemiyorum sana." Dedim onu bakarken.

"Hayır gerek var. O adam tekrar geldiyse yine bir planı vardır egem. Bizi görmek için gelecek hali yok ya..." dedi.

Aramızdaki sessizlik devam ettiğinde okula varmıştık. Kapıyı açıp inecekken "dikkatli ol." Dedi.

"Sen de dikkatli ol. Hadi görüşürüz." Dedim ve kapayı kapattım. Ben içeri girene kadar gitmedi. Okula girip merdivenleri çıktığımda sınıfa giriş yaptım. Gözüm ilk olarak özgürün sırasına kaydı. Arkadaşları gelmişti ama özgür gelmemişti.

Melisa ve edanın gelmediğini görünce moralim bozulacaktı ki hızla içeri gelen eda ve melisayı görmemle gülümsedim.

"Yetiştik yetiştik!" Dedi eda nefes nefese.

"Yetiştiniz korkma." Dedim gülerek.

Melisa hızlı hızlı nefes alıp verirken "bu manyakla bahçede karşılaştık. Bir baktım elimi tuttu koşturuyor beni, geç kaldık diye! Hayatımda bu kadar hızlı koştuğumu hatırlamıyorum." Dedi.

"İlk ve özel olmayı çok severim." Dedi eda.

Ben onlara gülerken bu sefer melisa konuştu. "İlk olduğuna eminim ama özel konusu tartışılır." Dediğinde gülerek yerine geçip oturdu. Ardından eda ve ben de yerlerimize oturduk.

Ders başladıktan 2 dakika sonra ise özgür geldi. "Hocam yok yazdınız mı?" Dedi nefes nefese.

"Hayır oğlum, oturabilirsiniz yerinize." Dedi.

Özgür yerine geçerken tebessüm ederek göz kırptı bana. Eda ve melisa şaşkınlıkla omzuma vururlarken onlara döndüm.

"Ben demiştim." Dedi eda sırıtarak.

Melisa da imayla güldü. "Siz hayırdır? Bize anlatmadığın bir şey olabilir mi acaba?"

Dün onlara özgüre bir şans verdiğimi söylememiştim. Sadece gelip beni kurtardığını anlatmıştım.

Güldüm. "Teneffüste anlatırım." Dediğimde tamam diyerek derse döndüler.

Biyoloji dersi bittiğinde hoca kitaplarını alarak çıktı ve hızlıca arkama döndüm.

Eda "hadi anlat!" Dediğinde yanımda gökmenin hala oturduğunu gördüm. Eda ne demek istediğimi anladı ve gökmenin omzuna dokundu. "Gökmen başka bir yere geçer misin? Özel konular konuşacağız." Dedi.

"E tamam konuşun bana ne?" Dedi umursamayarak ve önüne döndü.

"Kız kıza..." dedi melisa baskın bir sesle.

Gökmen oflayarak kalktığında gözüm özgürlerin olduğu tarafa takıldı. Onlar da bir şey konuşuyorlardı. Bizi duyamazlardı yani.

"Benden bir şans istedi..." dememle eda atladı hemen.

Eda ve kaan aynı anda "ne!?" Diye bağırdıklarında ben de şaşırmıştım. Onların olduğu tarafa döndüğümüzde kaan özür diler gibi elini kaldırıp indirdi. Eda tekrar bana dönüp "Sevgili mi oldunuz!?" Dedi.

"Bağırmasana kızım!" Dediğimde elimi ağzından çektim.

"Sadece biz sap kaldık desene eda sen şuna." Dedi melisa da gülerek.

"Saçmalamayın yok öyle bir şey. Kendini affettirmek için istedi o şansı, ben de kabul ettim.

"Niye kabul ettin peki?" Dedi imayla.

"Sonuçta aynı sınıftayız. Aynı sınıfta olduğum biriyle küs kalmak istemem." Dedim.

Melisa gülerek "tabi tabi kesin öyledir." Dedi.

Eda da gülerek "aynen aynen." Dedi.

Dersler başlayıp bittiğinde bu kez de öğle saati gelmişti. Kızlarla birlikte kantine inip tost aldığımızda boş bir yer bulup oturduk.

Daha ilk ısırığımı almıştım ki sağ tarafımdaki sandalye çekildi ve gökmen oturdu. "Arkadaşım gelmedi de bugün, tek kalmak istemedim. Oturabilir miyim?"

"Oturdun zaten," dedi eda ters ters.

"Hedef şaşırtıyor." Diye mırıldandı Melisa.

Eda ve ben neyden bahsettiğini anlamıştık ama gökmen anlamamıştı. "Ne hedefi?" Dedi.

"Seninle ilgili olmayan konulara burnunu sokma bence." Dedi eda ve göz devirip tostunu yemeye devam etti.

Sol yanımdaki sandalye de çekilince bu sefer ayakta dikilen özgürü gördüm. "Arkadaşlarım yalnız bıraktı da beni, oturabilir miyim?" Dedi bana bakarak.

Eda ve melisa büyük bir beklentiyle bana bakarken ilerde bizi izleyen üçlüye takıldı gözlerim. Özgüre dönüp "sanki daha çok sen onları yalnız bıraktın gibi?" Dedim.

Özgürün gözleri arkadaşlarına değdiğinde "ya otur şuraya Allah aşkına! Bakma şunun ağzına" Dedi eda dayanamayarak.

Özgür önce edaya sonra bana baktığında bir şey demediğimi görünce soluma da o oturdu. Elindeki içeceği masaya koydu.

Biz tostlarımızı yerken özgür ve gökmende içeceklerini içiyorlardı.

Birkaç dakika sonra ise kaan geldi. "Canım sıkıldı şu andavalların yanında, ben de katılabilir miyim?" Dedi.

"Katılmayan kalmadı zaten, buyur sen de otur." Dedi gökmen alayla.

"Sana sormadım." Dedi kaan sert bir ifadeyle.

Gökmen ona dik dik bakarken kavga çıkmasını istemediğim için hemen araya girdim. "Otur tabi." Dedim.

Zilin çalmasına beş dakika kala kalkarken berkayında buraya doğru geldiğini görmüştüm. Kalktığımızı görünce geri döndü ve tekrar aynı yerine oturdu.

Kızlarla yürürken "siz gidin geleceğim ben." Diyerek arkamı döndüm.

İki adım ötemde olan özgüre yaklaştım. "Ben sana kendini affettirme şansı sundum sürekli yanımda dolaş demedim."

Güldü. "E tamam işte yanında durarak affedeceksin beni." Dedi.

Kaşlarımı kaldırdım. "Pardon da nasıl olacakmış o?"

"Sürekli beni görünce daha fazla bu masumluğuma bu yakışıklılığıma dayanamayacaksın ve beni affedeceksin." Dedi sırıtırken.

Yüzümü buruşturarak "çok egolusun." Dedim.

O gülerken ben de arkamı dönüp merdivenlere doğru ilerledim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.