Bölüm 14 – Kız Meselesi 😅
Mezuniyet partisi bitmişti ama eğlence hâlâ bizimleydi. Okulun hemen ertesi günü Burak, arkadaşlarıyla evde toplanmak istemişti. Tabi ben de davetliydim… Zeytin de. 😼
Burak’ın evine girdiğimde salonda tam bir kaos vardı.
Arda, koltuğa yayılmış, patlamış mısırla boğuşuyordu.
Mert, aynanın karşısında saçını düzeltiyor,
Umut ise Burak’a dert yanıyordu:
"Abi ya, ben bittim. Kız var, hoşlanıyorum, ama ne desem elim ayağım dolanıyor. En son 'kaleminizi alabilir miyim?' dedim... halbuki kız kalem tutmuyordu bile!"
Kahkahalar patladı. Mert yere yattı gülmekten.
"Oğlum," dedi Mert,
"Sen değil de kalem bile senden utanmıştır."
Ben gülmekten gözümden yaş gelirken Burak bana döndü:
"Görüyor musun, evde dram yok ama komedi festivali var."
Tam o sırada Arda ağzı dolu dolu konuştu:
"Ben aşıksam sadece pizzaya aşığım abi, yemin ederim."
Umut başını iki elinin arasına aldı:
"Bak Mina, Burak’la evlen, çocuk yapın, ama sakın bu ikisini vaftiz babası yapmayın."
Gülme krizindeydim.
Derken kapı çaldı. Gelen, Mert'in aşık olduğu ama konuşamadığı Melisti!
Odaya girince Mert dondu kaldı.
"Off abi! Ayakkabılarımı yanlış giymişim!" diye fısıldadı Burak’a.
Burak gözlerini devirdi:
"Sen kendini giymesen bile fark etmez artık."
Melis gülümsedi, sonra bana dönerek,
"Selam, Mina değil mi? Hakkında çok şey duydum," dedi.
Gözüm Mert'teydi. Yutkunuyordu. Renk değiştirdi. 😂
Herkes otururken Burak usulca yanıma yaklaşıp kulağıma fısıldadı:
"Sen geldin ya, bu ev sadece yuva olmadı… dizinin senaristine döndü."
Güldüm.
Gerçekten de böyle bir kalabalığın içinde olmak… dostlarla, kahkahalarla dolu bir anı biriktirmek…
Bu da bir tür mutluluktu.
Ve ben artık sadece Burak’a değil, hayata da güvenmeye başlamıştım.