Helloooooo. Ben geldim. Nasılsınız canlar? Ben de iyi olmaya çalışıyorum. Evet buraya kadar gelebildik şükür. Yavaş yavaş büyüyoruz. Kitap olarak yani. Güzel artışlar oluyor. İnşallah böyle devam eder. Amin. Lütfen oy ve yorum yapmayı unutmayın. İyi okumalar dilerim...
Bu bölümü sevgili okurum Ayşenur Pınarbaşı arkadaşıma ithaf ediyorum. İthaf ettiğimden baberi yok ehehee.
Seviliyorsunuz...
Bölüm şarkısı: Streets
♡♡♡♡♡♡♡♡
"Hocam yavaş oldun lütfen lütfen", dedim. Karan Hoca beni duymamış gibi devam ediyordu. "Hocam lütfen yavaş olun", dedim. İleride ışıklar vardı ama Karan Hoca bi hayli hızlıydı. Işıkların oraya vardığımızda anı bir fren yaptı. Ben tabi yarım yamalak tutunduğum için biraz Karan Hocaya çarpmış bulundum.
Biraz mı? Adamın vücuduyla bütünleştin.
Hala biraz diyo.
Karan Hoca ya çarpınca pardon vücuduyla bütünleşince Karan Hoca bana "Eslem iyimisin? Hani tutunuyordun sen?", dedi. Bende "İyiyim. Tutunuyordum ama ani fren olunca biraz şey oldu. Kusura bakmayın", dedim. Karan Hoca da "Demek ki düzgün tutamamışsın", dedi ve ellerimi aldı ve karnının önünde birleştirdi.
Ben kısa bir şok geçirdim. Sıcak elleri, uzun ince parmakları benim ellerime temas edince kalp atışlarım azıcık hızlanmış bulundu. İyi ki makineye bağlı değilim yoksa duble fuck arkadaşlar. Bu arada bu adamın kokusu neden böyle. Son kalan beyin hücremi de hem kokusuna hem de bu soruya harcadım.
Beni kendi sırtıyla birleştiğinde mecburen kendi ellerimi, Karan Hocanın karnının ondan birleştirdim. Kafam omzunun oralardaydı. Gerçekten bu adam farklıydı. Kokusu, sesi, teması, GÖZLERİ, saçları çok farklıydı. Orman yeşili gözleri sanki yeni bir hayat vaad ediyordu. Kaybolmak isterdim gözlerinde.
Hocam gözleri...
Hani gözleri var ya-
Her şeyiyle herkesi etkileyebilecek mükemmelikteydi. Düştüm. Ama kabul edemiyordum. Kendime bile güvenemeyen ben. Evet kendime bile itiraf edemiyordum. Etkilendim. Ama sonu kötü bitecekti. Benden nefret etmesini istemezdim. Bu düşüncelerimi bilseydi benden hayal bile edemeyeceğim şekilde nefret ederdi. Bu da benim kendime olan özgüvenimi sarsardı.
Bu özgüven çok fazla sana sanki.
Kendimle olan konuşmam bitene kadar Karan Hocanın kaskını izliyordum. Daha bitmedi ama neyse. İnşallah fark etmemiştir. Yoksa sorgulamaktan hiç çekilmezdi. Bende cevap olarak 'Sizle olan ama olmayacak hayallerim ve bana nasıl nefret kusacağınızı merak ettim de onu şey ettim Hocam', derdim galiba. Galiba mı? Bence bisi diyemezdin. Peki ne derdim? Hiç bir fikrim yok.
Ah be Hocam.
Ne yaptığının farkında değil. Ah bi bilse ne vardı?
Ne yok ki.
Beni bi sıcak bastı. (Yazar üşüyor aw). Bu ışıkta bi yeşil yanamadı gitti. Çok mu zor kırmızı yeşile çevirmek? Ha sen zor diyorsan gel ben seni nasıl da çeviriyorum. Hahhhhh tam da yeşil yandı. Allah'ın sevgili kuluyum. Ehehe. Abi sözü dinle. Böyle ol aslanım.
Tam yeşil yandı diye sevinirken Karan Hoca buna lanet etmemi sağlayacak hızda motoru sürmeye başladı. Keşke yanmasaydı. Nasıl Allah'ıma kavuşuyorum oynat bakalım.
Karan Hoca oldukça hızlı sürüyordu. Sabah derste dedikleri aklıma geldi. Babamla geçirdiği motor kazası. Korkmadım değil ama bilemedim de her şey olabilir. Karan Hocaya bi hayli sıkı tutunmaya başladım. Korkum arttıkça motorun hızı da artıyordu. Tam tersini denesem? Korkuyormuş gibi yapmaya çalıştım. Olmadı ya bu taktik olmadı. Başka sefere.
Devamı da mı olacak?
Bilemedim devamı olur mu. Sonuçta Hoca evimizin karşısındaki evde oturuyordu. İllaki çıkışta ya da sabahları beni görürse bir ihtimal de olsa sorardı. Ama benim için küçük bir ihtimal.
"Hocam yavaşlayın lütfen?", dedim. Ama beni duyduğundan emin değildim. Karan Hoca beni duyduysa bile yavaşlardı diye düşündüm de. De si şu ki ben kısık bir sesle konuştum. Nasıl duysun ki?
KARAN YILMAZ'DAN DEVAM
Eslem'in beni dinlemediğini fark ettim. Beni dinlemeyen başka öğrenciler de vardı ama Eslem farklıydı. Beni bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Hele ki öğrencimin. Spor odasında duvar ile arama aldığım gün kokusu beni deli etmişti. Biraz kendime çeki düzen verdim.
"Evet Eslem bu soruyu tahtaya gelip sen çöz", dedim. Bana şaşkın şaşkın baktı ve "Şey Hocam ben soruyu okumadım da başkası çözse?", dedi. Bende otoriter öğretmen sesimle "Hayır gel çöz", dedim.
Yavaş ve tırsak adımlarla tahtaya geldi ve soruya odaklanmaya başladı. Bir süre öylece soruya baktı. Eslem bana döndü ve "Anlamadım Hocam", dedi. "Neyini anlamadın?", dedim. Eslem de "Nasıl bir denklem kuracağımı", dedi. "O zaman bu soru sana ödev olsun. Bir daha ki dersime getir. Oldu da yapmadın kendine bir eksi koy. Şimdi yerine otur ve soruyu not al", dedim soğuk sesimle.
Ona böyle davranmak istemesemde. Bunu fazlasıyla hak etmişti. Bu kızın nesi vardı? Neden böyle dalıp gidiyordu? Bu soruyu ona ödev olarak verdiğimi duyunca bana baktı ama ben ona bakmak istemedim. İstemiştim ama yapamamıştım. Eger baksaydım ona kıyamayacağımı biliyordum ve diğer öğrencilere haksızlık yapmak da istemiyordum. Ne kadar da Eslem den hoşlanmaya başlamışsam da haksızlık olmasını istemezdim.
Bir süre bana şaşkın şaşkın baktı ve "Tamam Hocam", demişti ve sırasına doğru ilerledi ve oturdu. İnadı inattı. Hala daha dinlemiyordu. Bende ona bakmayı keserek dersi işlemiş ve sınıftan çıkmıştım. Ne ders boyu ne de teneffuslerde birbirimize bakmamıştık.
Zor haki dersleri işlemiş ve Eslemle konuşmak için okul çıkışı sınıfına gitmiştim. Ama sınıf boştu bir iki adım daha atınca Eslemin eşyalarının olduğu gördüm. Gitmemişti. Peki neredeydi? Beklemek için Öğretmenler masasına oturdum ve bacak bacak üzerine attım ve arkama yaslandım ve Eslem'i beklemeye başladım.
Bir süre sonra kendi kendine konuşa konuşa sınıfa girdi ve sırasına ilerledi. Beni fark etmemişti. Kendi kendine konuşmaya devam ediyordu. Dalmıştı. Ses çıkarmadan onu dinledim.
'Özür mü dilemeliyim Ya da özür dilemelik bir şey varmıydı? Ama vardı dün söz verdim ve bu gün sözümde durmadım. Acaba kırıldı mı ki? Kırılmıştır tabi ki. Sonuçta dinlemedim ki. Bazen kendimi düşünmekten karşı tarafı unutuyordum. Adam o kadar ailesinden bahsetti benim yaptığıma bak. Yemin ederim benden bi bok olmaz var ya. Hocaya çok küstahça davrandım. Bana da şu aralar bisiler oluyor da neyse. Adamın kalbini kırdım ya. Karan Hocanın biran evvel gönlünü almam lazım', dedi ve ellerimi masaya dayadı başını yere eğdi. 'Vicdan azabı çekmeye başladım', dedi.
Bunu duyunca içime bir ürperti girse de bisi demedim ve en sonunda konuşma kararı aldım.
Öğretmenler masasında otururken konuştum. Beni fark etmediği için bir çığlık kopardı. "Evet Eslem özür dilemen gerekiyor tabi ki dersi dinlemedin. Ben yokmuşum gibi davrandın" , dedim. Arkasını döndüğünde öğretmenler masasında oturan bana baktı. Biraz şaşırmıştı ama neden olduğunu anlamamıştım.
Bir süre bana öylece baktı. Beni baştan aşağı süzmüştü. Etkilenmişmiydi? Sanmam.
"Özür dilerim Hocam. Kusura bakmayın benim hatamdı her şey. Biraz abarttım galiba", dedi. Aklına bir şey gelmiş gibi sustu ve ses etmedi biraz düşündü.
Masadan kalktım ve yanına gittim ve karşısına dikildim "Hocam çok özür dilerim. Kusura bakmayın. Böyle yapmamalıydım. Her şey benim hatam", dedi. Aklına gene bir şey gelmisti. Çok belliydi ama ne gelmişti? Neydi Eslemi böyle düşündüren? Gözlerini kapayıp başını eğdi. Bir şey oluştu ama fark ettirmemeye çalışıyordu. Ama fark etmiştim. Agliyacak gibiydi ama kendini tutuyordu.
Bu haline dayanamadım. Agliyacak gibiydi ama neden? "Eslem ne oldu?", dedim. "Bisi yok Hocam", dedi titrek ve ağlamaklı sesiyle. "Var bir şey anlat", dedim. Ama beni dinlemedi.
Bu haline dayanamıyordum. Kısa zamanda Esleme bağlanmıştım. Annemi kaybettiğim gibi Eslemi de kaybedemezdim. Bunu kaldırabileceğimi sanmıyordum.
Daha fazla göz yaşlarını tutamadı ve yanakları ıslanmaya başladı. Elleriyle yüzünü kapatmıştı ve ağlıyordu. Bir süre sonra ağlamaları hıçkırıklara dönüşmüştü. Ne diyeceğimi şaşırmıştım bir yandan da sinirliydim. Neydi şimdi bu? Neydi Eslemi böyle delice ağlatan? "Eslem sakin ol", dedim.
Eslem hala ağlıyordu. Buna dayanamadım. Göz göre göre acı çektiğini görmeye dayanamadım. Ve Eslemi kolundan tuttuğum gibi kendi gövdeme çektim. Kollarımı sırtına atmış ve sıkı sıkı sarılıyordum. "Ben buradayım. Ben yanındayım. Geçti bitti bisi yok", diyerek Eslemi sakinleştirmeye çalışıyordum.
Bir süre böyle kalmıştık ve iyice sakinleştirmiştim ya da çalışmıştım. Yavaşça benden ayrıldı. Yüzüme bakamıyordu bile. "Eslem biraz daha iyimisin?", dedim. Az da olsa göz yaşları akmaya devam ediyordu.
Hı hım", dedi. Hiç bir şey söylemiyordu. "Eslem yüzüme bak ve anlat", demiştim. Sesim sabahkine kıyasla çok yumuşak tutmaya çalışmıştım. Bunu en azından Eslem için yapımştım. Anlatmaya tereddüt eder gibiydi. Belliydi. Görüpte yardım edememek çok zoruma gitmişti. Bunun hesabını çok acı bir şekilde alacaktım. Bu her neyse öğrenmem gerekiyordu.
Başını kaldırdı ve anlatmaya başladı.
"Hocam babam beni 5 yaşımda iken beni terk edip başka bir kadınla yurt dışına gitti. O günden sonra hiç görmedim. Annem her şeyin farkındaydı. Ne kadar bana hem annelik hem de babalık yapmaya çalışsa da olmadı. Yetemedi. Bunun farkındaydı, hemde çok. İnsan anlıyordu bazı şeyleri. Sabah annenizi anlattığınız da benimde aklıma babam geldi. Bu zamana kadar yanımda hep Annem, Naz ve Hatice vardı. İçimde insanlara karşı bir şeyler koptu hep. Güven duygusu aradım. Çoğu zaman yanıldım. Kime güveneceğimi şaşırdım. Hiç bir zaman yanımda o olmadı. Baba diyebilecegim birisi olmadı çünkü o bana babalık yapmak istemedi. Zevkleri için beni terk etti. Bir tarafım hep eksikti. O eksiği kapatamadım.Hayatımda olmayacak insanları fazla kafaya taktım. Değer verdim ama çok gereksiz miş. Bunu geçte olsa anladım ama geç oldu", dedi.
Ben bunları söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Bunca zamandır bunları içinde tuttuğunu bilmiyordum. İçim açıyordu. Yanıyordu. Yangını dinliyordu. Bide Eslem bunları söyleyince içimdeki ateş biraz daha körüklendi. Benim sevdiğim kadın bunları yaşamıştı ve ben bilmiyordum.
Eslemi dikkatle dinliyordum. Sıra konuşma sırası bendeydi. Esleme"Seni anlıyorum Eslem. Beni de zamanında bırakanlar oldu ama hep ileri bakmayı tercih ettim. İnan bana değmez. Kendine zarar verme biraz da kendini düşün. Lütfen. Hayatında çoğu şey değişir. Bu belki senin için iyi bir şeydir haa. Evet ne kadar baban seni bilerek ve isteyerek terk etmiş olsa da bu senin için ileride avantaj olabilir. Mutlu sonlar hüzünle başlar. Geride bıraktıklarımız ya da bırkaıldığımız kisiler geride kaldı. İleri bakmanı isterim. Geçmişi ne sen ne de ben düzeltebiliriz. Bu yüzden hep ileri bakan gerek. Geriye bakarsan ileriye gidemezsin. Bunu unutma. Simdi yanındakilere iyi bak gittikleri zaman bil ki geri gelmeye bilirler. Artık bir şeylerin farkına var ve zamana bırak biri gelir ve o yaraları sarar bundan emin ol" , dedim.
Bana inanmış gözlerle bakıyordu. Biraz dediklerimi düşündü. Bende artık burada durmamamızı düşünerek. "Hadi daha fazla kendini üzme Eslem. Gidelim", dedim ve sırada olan çantasını aldım ve ona beklentiye baktım. "Peki ama çantayı ben alsaydım", dedi. Çantayı ona taşıtamazdım. Buna izin vermezdim ben olduğum sürece. "Hayır. Hadi gidelim", dedim. Sınıftan çıkmış ve okulun arabaları ve motorların olduğu yere doğru gidiyorduk.
Motorunun yanına geldigimde durdum.
Eslem biraz şaşırmıştı sanırım. Bana, "Arabanız var sanıyordum", dedi. Ben ise "O da var bu da", dedim. "Peki Hocam", dedi.
Motorda iki tane kask vardı birini yani yeni aldığımı elime aldım ve Eslemin yanına gidip saçlarını arkaya attım ve kaskı yavaş bir şekilde kafasına geçirdim. Bence iki tane kask olması Eslemi şaşırtmıştı. "Merak etme yeni aldım", dedim. Eslem de "Bisi demedim Hocam", dedi. Sonra diğer kaskı aldım ve kendim taktım.
Motora bindim ve motoru çalıştırdım ve hazır olduğuma kanaat getirdim ve Esleme bin Eslem dedim ve motora binmesini bekledim. "Hazırmısın? Sıkı tutundun mu?", dedim. Eslem de "Hazırım ve tutundum", dedi. Eslem hazır oldugunda okuldan çıkmıştık. Biraz hız yapmaya karar verdim ve biraz hızlandım.
"Hocam yavaş oldun lütfen lütfen", dedi. İleride ışıklar vardı. "Hocam lütfen yavaş olun", dedi tekrardan. Işıkların oraya vardığımızda ani bir fren yaptım yani ani değildi ama biraz aniydi. Eslem yarım yamalak tutunmuş olacak ki bana arkadan çarpmıştı. Ben biraz sendelemiştim. Esleme bisi oldu diye. Hemen arkamı dönerek konuştum.
"Eslem iyimisin? Hani tutunuyordun sen?", dedim. Eslem de "İyiyim. Tutunuyordum ama ani fren olunca biraz şey oldu. Kusura bakmayın", dedi. Ben de "Demek ki düzgün tutamamışsın", dedim. Ellerini aldım ve karnımın önünde birleştirdim.
Kalbim sıkışmıştı. Ona bir şey olması içimi yakıp kavuruyordu. Onu da kaybedemezdim. Annem gibi olmasını istemiyordum. Zaten sınıfta dedikleri içimi yakmıştı. Küçük yaşında bunları yaşmaıştı. Eslemi böyle görmek beni deli ediyordu. Ona merhem olmak istiyordum artık ama erken olduğunu biliyordum. Benden nefret edebilirdi bir öğretmeninden böyle bisi beklemeyebilirdi. Hangi öğrenci bir öğretmeninden böyle bir itiraf beklerdi ki. Onu ürkütmeden ve kendimden soğutmadan zamanı geldiğinde söyleyecektim. Şimdi sadece zaman gerekiyordu bize. Ya da bana. Her şeyin zamanı gelecekti.
Eslemin sırtıma doğru sokulduğunu hissettim ama ses etmedim. Ellerini de önümde birleştirmiş ve sıkıyordu.
Tam bunları düşünürken yeşil yanmıştı ve gaza yüklendim.
ESLEM'DEN DEVAM
Karan Hocanın sırtına sinmiştim ve ellerimi sıkılaştırmıştım. Gözlerimi yumdum ve hiç bir şekilde konuşmuyordum. En azından Karan Hocanın sırtı beni rüzgar gelmesinden koruyordu. Bu bir avantajdı.
Bir süre sonra motorun sesinin kesildiğini fark ettim. Gözlerimi açtım ve kafamın dönük olduğu yere baktım ve ilerideki evi, evimizi gördüm. Karan Hoca "Eslem", dedi. Ben bi "Haa", dedim. Karan Hocadan bi hahlama duydum. Komikmiydi? "Ne oldu Hocam?", dedim. Karan Hoca da "Biraz fazla kaptırdın kendini herhalde. Geldiğimizi fark etmedin bile", dedi.
Bende motordan inmeye çalışırken konuştum "Olabilir Hocam gözlerim kapalıydı. Napabilirim?", dedim. "Oooo kendimizi de hemen savunmaya alıyoruz", dedi. "Evettt", dedim sakin bir ses tonuyla. "Öyle olsun bakalım küçük hanım. Bir daha ki sefere arabayla gelirim", dedi. Motordan dikkatli bir şekilde inkiştim.
Biraz şaşırmıştım. 'Bir daha ki sefere' dediği anda gözlerim Karan Hocanın gözlerine gitti. Kaskın camını kaldırmış bana bakıyordu. Hemen kendi kaskımı çıkarmaya çalıştım ama çalıştım. Olmadı yapamadım. Birden yüzüme doğru gelen Karan Hocanın ellerini fark ettim ve çabalamayı bıraktım. Sonun da kaskı kafamdan çıkarmıştı.
Saçlarım biraz dağılmış olsa da mühim değildi. Güzel geçmişti eve dönüş. Kokusunu solumak sanki sakin bir ormanda dinlenmek gibiydi. Hele ki o önemsediğini belli eden sesi, ömür feda edilirdi. Gözleri desen felaket. Felaket şarkısını anımsatıyordu. Göz göze gelince kafa da dönen şarkı. Kokusunun bünyede bıraktığı hasar peki. Offffff.
Ah felaket felaket.
Aval aval baktığımı fark ettim ve "Hocam çantamı alabilirmiyim?", dedim. Karan Hoca da kendi önünde duran çantamı aldı ve bana verdi. "Teşekkürler Hocam her şey için", dedim. Anlamıştır 'her şey' dememden. Neyi kast ettiğimi.
Karan Hocanın yüzü biraz ciddiyleşti. "Eslem bundan sonra kendini üzme. Bir gün her şey yoluna girer merak etme. Ve ne zaman istersen bana gelebilirsin. Seni dinlerim. Bunu da böyle bil. Sana bir şey olmasına izin vermem. Bu koca dünyada tek değilsin seni yalnız bırakmam", dedi.
"Tekrardan teşekkür ederim. Ben gitsem iyi olacak", dedim. Karan Hoca da "Ödevini unutma", dedi. Benim yüzüm bi an düştü ama toparlamaya çalıştım ama hala da yapamazsam eksi atacağım aklıma gelince kayışlar kopuyordu. "Tamam Hocam", dedim. Sesimi sakin tutmaya çalışmıştım.
"Peki o zaman sana iyi dersler. Önce dinlen sonra ders çalış", dedi. "Olur Hocam dinlenirim", dedim. Arkamı döndüm ve evin bahçesine girdim. Çantamdan anahtarlarımı çıkardım ve çantamı sırtıma aldım. Evin kapısını açtım ve arkamı dönüp Karan Hocaya el salladım. O da bana kafasını salladı. Bende komutu alınca eve girdim ve hemen ayakkabılarımı çıkardım. Eve girince evin önünden bir motorun çalışma sesi geldi ve gitti.
Odama gittim hemen üzerimi değiştirdim.

(Kombin bu)
Telefonumu şarja taktım kulaklığımla birlikte. Gözüm odadaki saate takıldı ve eve 10 dk erken gelmiştik. Gelmesi uzun sürmese de sınıfta yaşadıklarımız biraz zaman kaybettirmişti. Her şeye rağmen iyi bi zamanlama.
Tam o anda telefonum çaldı. Telefonumun yanına gittim ve ekranda,
Valide Sutan 👑
Arıyor...
Yazıyordu. Hemen aramayı onayladım ve kulağıma götürdüm. "Alo Anne?", dedim. Annem de "Eslem en acilinden bana 3 bavul hazırla. Bütün her şeyi koymaya dikkat et. 1 aylığına şehir dışına çıkmam gerek. Geldiğimde hazır olsun. Ben de 2 saate gelirim. Hastanedeki bazı işleri hallediyorum", dedi. Bende "Tamam Anne ama sen hiç bu kadar uzun süreliğine çıkmazdın?", dedim. Annem de "Çok acil seminer verilmesi gereken yerler varmış onun için", dedi. Bende "Tamam hemen hazırlıyorum", dedim. Telefonu kapattım.
Hemen annemin odasına gittim ve dolabın üzerindeki 4 bavulu indirdim. Hepsi de boy boy du. Hemen büyük bavulu açtım ve annemin dolabında ne kadar günlük giysi varsa rahat olanlarından koymaya başladım. Giysiler bittiğinde büyük bavulun fermuarını çektim ve onun bir küçük boyunu aldım.
Ve o bavula da gece uyurken giyebilecegi şeyleri koymuştum. Onlar da bitince onun bir küçük boyunu aldım ve ona da iç çamaşırlarını koymuştum. Onlar da bitince en küçük bavulu aldım ve ne kadar bakım ve makyaj malzemesi var sa onları koydum. Sıfır bir Dış fırçası ve dış macunu koydum. Makyaj temizleme suyu, Aseton, kremler ve daha bir çok şey koydum. Bence 4. Bavul göz çıkarmaz.
O anda telefonum tekrar çaldı ve yine Annem di. Aramayı onayladım ve kulağıma götürdüm. "Eslem bi tane bavulun içine gece elbisesi koyarmısın?", dedi. Bende "Tamam. Hangisini koyiyim? Şey olur mu siyah simli balık modeli olan elbisen?", dedim. Annem de "Olur koy canım", dedi. Bende "Tamam başka bir şey var mı?", dedim. Annem de "Yok kızım. Teşekkürler. Eve geldiğimde görüşürüz", dedi ve telefonu kapattı.
Hemen dolaba gidip annemin elbisesini aldım ve en büyük valize koydum. Annem söylememiştim ama bir de siyah topuklu ayakkabı koydum valizin bir yerine.
Her şey hazırdı. Bavulları salona, kapının oraya indirdim. Son bavulu almak için yukarı çıktım ve onu da aldım annemin odasının kapısını kapattım. Bu ara da da Kapı açılıp kapanmıştı. Hemen aşağıya indim ve annemi gördüm. Annem ayakkabılarını çıkardı ve bana baktı. Küçük valizi diğerlerinin yanına bıraktım.
"Ben şimdi 1 ay başı boş gibi mi olcam? Bu ev sensiz nasıl olsun Valide?", dedim. Annem de gülüp bana sarıldı. Annem "Eslem senin saçın ne kokuyor?", dedi. Ben bi put gibi kaldım. Tabi ya Karan Hocayla sarıldık bide kaskinni taktım yaaa. Ama kaskının yeni olduğunu söyledi. "Anne şey sınıftaki erkolar çıkışta sınıfa parfüm sıktılar da o dur o kokuyordur", dedim. En hızlısından bir yalan.
Napim yalan söylemiyim de yanlış mı anlasın kadın Allah Allah ya. Tabi bende istemezdim ama mecbur kaldık. Allah'ım affet Yarrab bi.
Tek günahımız buymuş gibi davranmayı kes. Annenin yokluğunda friedslerinle bara gidiyorsunuz. İkimiz de biliyoruz ki bu 1 ay içinde de böyle olacak.
İç sesim beni sakinleştireceğine daha da yapmış ve yapacağım hatalarımı yüzüme vuruyordu. Ama iyi yerden vurdu şerefsiz.
Annem bana inanmış gözlerle bakıyordu.
Kadın tabi öyle bakar hiç bir yalanını yakalamadı ki amına koyım. Bide yakalasa var ya ooo hooo seni 1 dk yanlız bırakmaz.
Ayyy sus sus be. Tövbe de ya. Kendimle konuşmayı bitirdim ve anneme baktım. "Anne kartlarından versene malum 1 ay yoksun", dedim ve sırıttım. Annem de cüzdanında iki tane kart çıkardı. Birisi temassız biri temaslı. Kartları aldım ve "Allah bereket versin Sultanım", dedim.
"Çok asitli şeyler yemek yok. Geç uyumak yok. Sabah okula gec kalmamak icin alarm kur. Kahveyi fazla içme. Geceleri dışarı çıkma mecbur kalmadıkça. Beni aramayı unutma. Ödevlerini aksatma hatta Hatice ve Naz arada ailelerinden izin alsınlar da buraya gelsinler kalsınlar istersen. Eğlenin ama fazla abartmayın. Okulunu da aksatma", dedi. Ben de "Timammmm Anammm. Sağol yiğidimmm", dedim ve omzuna elimi koydum. Sanki asker arkadaşın.
Annem de "Hadi hadi işime geliyor demiyorsun da", dedi gülerek. Bende "Ama ben öyle bisi yaparmıyım yaa. Ama üzülüyorum Aneyy", dedim. O da "Tamam tamam bisi demedim", dedi ve tekrar sarıldı.
Emin olmak için "1 ay yoksun yani? Eminmisin?", dedim. Annem de "Büyük ihtimalle", dedi. "Ne zaman çıkıyorsunuz yola?", dedim. Annem de saatine bakarak "Bi yarım saat sonra. Hemen üzerimi değiştirmem lazım", dedi.
Annem yukarı çıkıp hazırlandı. Günlük rahat bir Kombin yapmıştı. Siyah dar kot pantolon ve siyah bok bir tişört giymişti ve üzerine de belinde biten bir yazlık ceket. Yanına da günlük bir çanta almıştı. Bir elinde de iki tane mont vardı biri uzun biri belinde bitiyordu. Benim koymayadığımı bildiği için kendi almıştı. Merdivenlerden indi ve yanıma geldi.
"Araba olmuş mu?", dedim. Annem de "Olmuş merak etme", dedi. Bende "Tamam", dedim.
Arabanızın motorunda agriza olduğu için 1 haftadır sanayideydi. Eve gelirken almış olmalıydı. Annem yanıma gelip tekrar sarıldı. "İnşallah 1 ay kalmak zorunda kalmayız da 2 haftaya döneriz. Seni tek başına bırakmak içime sinmiyor. 1 hafta olsa neyse de 1 ay çok fazla", dedi. "Anne merak etme anne sanki yıllık gidiyorsun bu kadar da şey etme. Asıl benim aklım sende kalıyor. Oralarda iyimisin bilmiyorum en azından benim nerede olduğum belli", dedim.
Annem de "Beni merak etme. Uzman ekip olarak gittiğimiz için otelde kalıyoruz ve ücretsiz merak etme yani. Tugba ablanda yanimda zaten bisi olmaz", dedi.
Otelde kaldıklarını bilsem de içim hep bir garipti. Başına bir şey gelmesinden korkuyordum.
Annem "Eslem benim gitmem gerek artık", dedi. Kapıyı açtı ve gerekli malzemelerini aldı yedek spor ayakkabı gibi. İki tane valiz ben iki tane valiz o aldı ve yolda duran arabaya doğru ilerledik beraber.
Valizleri arabanın bagajına koydum ve geri çekildim. Annem de elindekileri koyunca kapağı kapattı. Kapağın kapanmasıyla karşı evin balkonunda duran Karan Hoca kadrajıma girdi. Siyah eşofman, siyah tişört giyinmişti. Sigara içiyordu. Onunda bu tarafa baktığını fark ettim. Karan Hocayla bakışmamı bölen şey Annemin bana seslenişiydi.
"Eslem her sabah kalkar kalkmaz bana mesaj atıyorsun. Tamam mı? Aynı şey gece uyurken de olacak küçük hanım", dedi. Bende tabi ki küçük hanım olarak anne nasihatini aldıktan sonra "Tamam Anne", dedim. Anneme tekrar sarıldım ve onu yolcu ettim.
Annemin arabasıyla gidişini izledim. Arabanın önümden çekilmesiyle tüm asaletiyle, alttan haşmetli Karan Hoca tekrar kadrajima girdi.
"Annen nereye gidiyor Eslem?", sorusunu bana yönetti. Sesini bana duyurmak için bağırmayın göz ardı ettim. "Seminer için şehir dışına", dedim onun kadar gür çıkmasa da sesim bağırmıştım. "Ne zaman döner?", dedi. Bende "1 ay dedi ama bilmiyorum", dedim.
Karan Hoca biraz düşündü ve "Tamam Eslem eve geç", dedi. Beni baştan aşağı süzmeyi de unutmadı. Ben onu ne kadar çekinerek yapsam da o beni göz göre göre yapıyordu. "Peki Hocam. İyi akşamlar", dedim ve eve girdim. İki insanın karşıdan karşıya birbirlerine anlaşmak için bağırması ne kadar medeni olabilir?
Hemen kapının deliğinden Karan Hocaya baktım ve hala bu tarafa bakıyordu. Bi an kalbim tekledi. Hala Karan Hocaya bakarken sağ elim kalbimin üzerine gitti.
Sakin şampiyon.
Hemen kapıya sırtımı döndüm ve yaslandım. Sakinleşmek için kapının dibine çöktüm.
Karnımın guruldamasıyla ayağa kalktım ve tekrar bakıp bakmamakla arasında kaldım ve uzun uğraşlar sonucu bakmamaya karar verdim. Odaya çıktım. Ve telefonumu alıp mutfağa indim. Görüntülü Gurup araması yaptım. Grupta sadece Hatice, Naz ve ben vardım.
Garibanlar İttifakı✌🏻🖤
Aranıyor...
Kısa sürede arayışıma cevap gelmişti ilk açan Naz olmuştu ve sonra Hatice de katılmıştı.
(Burada biraz yazışma gibi olacak ama yazışma değil görüntülü konuşma)
Ben: Naber kızçeler?
Naz: İyidir senden?
Hatice: İyi senden?
Ben: Eh işte.
Hatice : Ne oldu ya?
Naz : Ne oldu kız?
Ben: Annem 1 ay yok. Seminere gitti.
Naz : 1 ay mı?
Hatice: Ne 1ay mı dedin sen?
Ben: Evet tam tamına 1 ayyy.
İkisi de baya şaşırmıştı. Hiç annem 1 aylığına gitmezdi onlar da biliyorlar di bunu. Ama gitmek zorundaydı.
Naz: Ee ne yapıcan sen tek o evde?
Hatice: Evet.
Ben: Bilmiyorum ki?
Naz: Yapacak bisiler buluruz ya. Olmadı biz geliriz. Olmaz mı?
Hatice: Aynen knk geliriz,
Dedi saçlarını bağlayarak.
Ben : Annem dedi zaten ya çağır onları eğlenin dedi ama fazla abartmayın dedi.
Hatice: Süper knk.
Naz: Biz mi abartmayacağız Eslem? Her neyse bu sefer nereye gitti anan?
Ben: Kız ben onu unuttum amına koyım. Olanlardan akıl mı kaldı.
Hatice: Daha ne olduuu?
Naz: Nehhh?
Ben: Karan Hocayla eve geldim. Motoruyla.
Dedim ve gerisini anlattım.
Ben: İste böyle oldu.
Dedim elimdeki çatalı tabağa bırakırken.
Hatice: Ben susma hakkımı kullanıyorum.
Naz: Ben bi evrenden silinsem iyi olacak.
Ben: Her neyse ben gidiyim de şu ödevi yapam bari. Malum emrini de verdi.
Hatice: Tamam askom sen ödevini yap.
Naz: Timam balım. Uyurken mesaj at.
Ben: Ben nasıl dayancam anasızlığa yahu.
Hatice: İki sırık dik dayanır.
Naz: Jwjxhehdh
Ben: Ay timam dikemm kızz.
Naz: Ben kaçar annem çağırıyor.
Hatice: Timam. Ben de kaçar.
Ben: Byeeee. Muahhh yavrular.
Hatice: Bye.
Naz: Bayyy.
Telefonu kapattık.
Odaya çıktım ve masama oturdum. Çantamdan not aldığım soruyu çözmek için niyet ettim. Telefonumdan zamanlayıcı açtım ve kaç dakika da çözeceğini bilmek istedim. Canı açık olan balkona baktım ve derin bir nefes aldım odaya temiz hava fazlasıyla dolmuştu. Camı sabah annem açmıştı. O zamandan beri açık duruyordu.
Önüme döndüm ve soruya odaklandım.
Aradan 14 dakika 29 salise geçmesine rağmen hiç bir şey yoktu. Neden bu soru böyle zorlaması beni. Defteri bir ters bir düz tutuyordum. En sonunda ayağa kalktım ve defteri elime alarak odada tür atıyordum. Zaten saat geç olmuştu. Saat 23.47 idi. Anneme hemen mesaj attım. Ve tekrar soruya odaklandım.
Odada tür atmaktan beynim patlamıştı. Soruyu çözemedik sinir oluyordum. Kağıt neredeyse yufka hamuru gibi kalmıştı çizip silmekten. En son sinir tepeme çıktı elimdeki defteri yere çarptım aklıma yapamayınca eksi koyacağım geldi daha da sinirlerimi alamadım sandalyeyi yere çarptım.
Telefonum bir sürü bildirim gelmeye başladı. Ama siklemedim. En son masadaki her şeyi kolumla yere fırlattım. Gittim yatağımı dağıttım. Her şeyi yere indirdim sinirden. Telefonuma bildirim gelmeyi geçtim çalmaya başladı. Gene bakmadım. Sinirden gözlerim doldu ve ağlamaya başladım. Yastığı aldım ve kafamı gömdüm bir çığlık attım.
Telefonum ısrarla çalmaya devam ediyordu. En sonunda sulu gözümle telefona doğru gittim. Telefonu yerden aldım. Ekranda,
MATEMATİĞİN BABASI
Arıyor...
Yazıyordu. Neden bu saatte arıyordu ki. Telefona baka kaldım ve aramayı onayladım ve kulağıma götürdüm.
"Ne oluyor Eslemmm", diye bir ses geldi kulağıma. Çok düşünceli ve endişeli çıkıyordu sesi. "Yok bisi Hocam", dedim burnumu çekerek. Çatallaşmış sesimi saymadım bile. "Var bisi söyle", dedi. Bu bir rica değil emirdi. Nerden mi biliyorum. Sesinin tonu daha çok emir verir gibiydi.
Uzatmadan "Hocam verdiğiniz soruyu yapamadım", dedim. Karşı taraftan bir derin nefes alma sesi geldi. Bu nefesi daha çok rahatladığına yordum. "O kadar sinir olman bunun içinmiydi?", dedi. Bende titrek bir nefes aldım ve "Evet", dedim. Bir de odaya baktım. Sonuç, koca bir bokluk. Her şey yerlerde.
Karan Hoca kesin camdan gördü ama neyseee. Cama doğru baktım ve bingo balkonda. Birde aynadan kendime baktım. Koca bir çöküş. Tekrar Karan Hocaya baktım bana bakiyo.
♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡
Evet aşklar bu bölüm de böyleydi uzun tutmak istedim biraz. Karan İn agzindan yazmak istedim. Eslem hakkinda dusuncelerini belirtmek istedim.
Yorum ve oy vermeyi unutmayın.
Bölüm nasıldı? Yorumlarda belirtin lütfen.
Bir daha ki bölümde görüşmek üzere. Kendinize cici bakın...
Byeee...