İçeriğe geç

ÖĞRETMENİN AŞKI

Bölüm 6 · 18 dk okuma

ÖĞRETMENİN AŞKI

Bölüm 6

~ACI GEÇMİŞ~

Selamun Hellllooooooo. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir? Ben kötüyüm şimdi bu bölümü attim güncellerken silindi çoğu yeri sinirliyim attım 5 dakika sonra fark ettim şimdi bida yazıyorum. Oy ve yorum yapmayı unutmayın lütfen.

♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡

Gözlerimi Annemin "Eslem kalk" adlı uyarısıyla açtım. "Off anne 5 dakika daha", dedim ama beni dinlemedi. "Eslem çabuk kalk o yataktan. Şu camı da acayım da içeriye hava girsin", dedi. "Acmaaaaa", diye bağırdım. Annem sanki kötü bisi olmuş gibi bana bakıyordu.

Şimdi ne cevap vericen kadına haaaa. İyi bok yedin Eslem. Tebrixxxxx asko. Annem bana "Ne oldu Eslem neden açmayayım ki", dedi. Bende cevap olarak çok da yaratıcı olmasa da götü kurtaracak bir cevap verdim. "Sabah soğuk olur diye şey ettim. Yine de sen bilirsin", dedim. Annem daha benim cümlemi tamamamlamadan perdeyi kenara itti ve sürgülü kapıyı açıverdiii.

"Eslem ben aşağıya iniyorum. Sende çabuk gel kızım. Geç kalma", adlı konuşmasını bitirip odadan çıktı.

Hemen yataktan kalktım ve yatağı topladım. Lavaboya gittim ve kişisel işlerimi halledip çıktım.

Odama tekrar döndüm ve hemen üzerimi değiştirmeye koyuldum. Odamda bulunan giyinme kabinine girdim ve üzerimi değiştirip çıktım.



(Kombin bu. Kabanı yok sayın lütfen)

Hızlıca makyaj masama oturdum ve şaçlarımı hafif su dalgası gibi yapmıştım. Uzun kahverengi kalçalarıma uzanan, gür saçlarım vardı. Kapatıcı, rimel, dudak kalemi ve gloss ile de makyajımı bitirmiştim. Buna da makyaj derseniz tabi ki. Hemen parfümü de sıktım ve hazırdım.



(Saçlar bu)

Dudak kalemi olarak Amiliy'nin 203 numarası olan dudak kalemini kullanıyordum. Şeffaf bir gloss ile de üzerinden geçince harika görünüyordu.

İhtiyacım olan her türlü eşyamı yanıma alarak odamdan çıktım. Hemen kahvaltımı edip anneme öpücük verip beyaz spor ayakkabılarımı giydim ve evin anahtarlarını da alıp evden çıktım. Gözlerim direk karşı evin kapısını buldu. Karan Hocayla dün akşamki olanlar aklıma intikal etti tabi ki.

Bütün olanları aklıma getirmemeye çalışarak kulaklıklarımı taktım ve müzik dinlemeye başladım aynı zamanda da okula yürüyordum. Kulaklığımla Simge-Üzülmedin mi? Adlı şarkıyı açıp dinlemeye başladım.

Vuruldum

Aynı yerden üst üste vuruldum

Ama sustum

Dağıttın hayatımı

Beni ağır yanılttın

Acım oldun

Ve gördüm gerçeği, içindeki seni

Buna rağmen tutuyordum o soğuk ellerini

Gidiyordum kaç defa

Ama tuttum kendimi

Yapamazdım, acıtamazdım asla senin gibi

Üzülmedin mi kalbimi çarpıp çıkarken?

Küçülmedin mi aşkla verdiğin sözden cayarken?

Nasıl bakıyorsun gözlerime veda ederken?

Ben çok üzüldüm, sen üzülmedin mi?

Üzülmedin mi kalbimi çarpıp çıkarken?

Küçülmedin mi aşkla verdiğin sözden cayarken?

Nasıl bakıyorsun gözlerime veda ederken?

Ben çok üzüldüm, sen üzülmedin mi?

Vuruldum

Aynı yerden üst üste vuruldum

Ama sustum

Dağıttın hayatımı

Beni ağır yanılttın

Acım oldun

Ve gördüm gerçeği, içindeki seni

Buna rağmen tutuyordum o soğuk ellerini

Gidiyordum kaç defa

Ama tuttum kendimi

Yapamazdım, acıtamazdım asla senin gibi

Üzülmedin mi kalbimi çarpıp çıkarken?

Küçülmedin mi aşkla verdiğin sözden cayarken?

Nasıl bakıyorsun gözlerime veda ederken?

Ben çok üzüldüm, sen üzülmedin mi?

Üzülmedin mi kalbimi çarpıp çıkarken?

Küçülmedin mi aşkla verdiğin sözden cayarken?

Nasıl bakıyorsun gözlerime veda ederken?

Ben çok üzüldüm, sen üzülmedin mi?

Üzülmedin mi kalbimi çarpıp çıkarken?

Küçülmedin mi aşkla verdiğin sözden cayarken?

Nasıl bakıyorsun gözlerime veda ederken?

Ben çok üzüldüm, sen üzülmedin mi?

Sırasıyla değişti şarkılar Bende bu arada okulun bahçe kapısında gelmiştim ki bu günkü muhteşem ötesi dersler aklıma geldi yemin ederim yaw. İlk iki saat Matematik ardından iki saat Biyoloji sonra iki saat Edebiyat son iki saatte Fizik idi. Bu gün ki ders programını yapanı bulsam öldürücem. Bu gün beynimi sınıfta bırakma günüydü.

Okulun giriş kapısından girdim ve eyfen kulesi vibesi veren merdivenleri tırmanmaya başladım.

Son iki basamak kalmıştı ama bende çıkacak derman yoktu. Bur da da ciğerimi de bıraktım tam oldu zaten beynimi bırakacağım sen bari yerine dur kardeş ne olur ya.

Son iki basamak merdiveni de çıkıp sınıfa kendimi dar attım ve çantamı masaya fırlattım ve soluklanmak için oturdum.

İnsan 3 ya da 5 demeden asansör yaptırır yahu bu ne ya. Insan o kadar merdiveni yaparken iki kere düşünür. Yazık o kadar çimentoya ne bilim kuma ve daha içinde olup benim bilmediğim şeylere ye yazık yani. Az tasarruf Hocam.

Sınıf boştu ama gelenler vardı. Sadece sınıfta değillerdi. Naz ve Haticeyi beklerken aklıma kitap okumak geldi ve yarım bıraktığım kitabımı çıkardım ve şarkıyı değiştirip kitabı okumaya başladım.

Kolumu birinin tutmasına kafamı kaldırdım ve Nazı gördüm.

Kulaklıklarımı çıkarıp kutusuna koydum ve çantaya yolladım. Tam da kitabın en heyecanlı yerindeydim be. Neyse gözüm saate takıldı 15 dakika falan geçmişti ben sınıfa geleli. Ama bana göre 5 dakika falan geçmiş gibiydi.

Kızlara dönerek "Piştttt", dedim ve ikisi de bana "Ne oldu", dediler aynı anda. "Ben dün ne yaşadım", dedim ve dün akşamki olanların hepsini anlattım tabeee. İkisi de bana çok ciddi bakıyorlardı.

Naz bana dönüp "Eslem bu Hoca iyimi sence?", dedi. Bende "Bilmiyorum iyi mi kötü mü. Çözemedim gitti", dedim. Hatice'de "Eslem kusura bakma kanka ama biz 1 haftadır şaka yapıyorduk ama ne biliyim biraz iş tuhaflaşmaya başladı sanki hee?", dedi. Bende "Bilmiyorum walla", dedim.

Naz "Eslem bisi dicem ama kızmak yok. Bu adam şey sana çok yakın davranıyor sanki şey gibi biraz aşık gibi", dedi.

Evet Karan Hocanın bana yakın olduğunu inkar edemezdim. Yalan yok beni spor odasında duvar la arasına aldığı gün kokusu beni etkilemişti ama kabul edemiyordum. O gün ufacık bir etkilenme oldu. Neden kabul etmek istemiyordum bilmiyorum diyemedim diyemezdim biliyordum çünkü. O benim Hocam dı yani bu yüzden kabul etmek istemiyordum galiba. Ne kadar da bazen okuduğum kitaplar da olsun ya da çevrem sayesinde duyduklarım olsun Öğretmeniyle sevgili olanlar vardı ama ben kabullenemiyorum.

Naza cevap olarak "Knk daha 1 hafta oldu nasıl aşık olsun bana. Hayır bide Öğrencisine yani mantıklı gelmiyor bana", dedim. Hatice'de "Olur mu olur. Götü kolla sen yine de Eslem", dedi.

Biz bunları konuşurken zil çalmıştı ve herkes sınıftan yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Biraz sesimizi kısarak konuşmaya devam ettik.

Neredeyse Karan Hoca gelmek üzereydi. Hatice ise "Teneffüste kantine inelim ben kahvaltı yapmadım beynim durdu", dedi.

Naz da "Ben de kahvaltı yapmadım", dedi. Bende "Olur inelim ya", dedim ve Karan Hoca elinde fotokopi kayıtlarıyla ve kalemleriyle sınıfa giriş yaptı. Sınıf ayağa kalktı hemen. Bu gün baya özenmiş kendine. Gözlerimi çekemedim bir insana bu kadar mı yakışır bu Kombin. Siyah pantolon, siyah kazak, siyah ceket va

Naz bana dönüp dudağını dişleri arasına alıp kafasını sağa sola salladı. Kısacası Naz dilinde bu mükemmel olmuş demekti. Hatice ise hızlıca Nazın kolundan tuttuğu gibi nedenini bilmediğim bir şekilde önüne döndürdü. Karan Hocaya baktığımda buraya baktığını fark ettim. Duble duble fuck asko. Abooooo en sağlamadan şapa oturduk.

Hafif yutkundum. Karan Hoca bunu görünce hafif bir ama çok hafif bir şeklide dudaklarını büzüp bana batı. Allah kahru belaaa. O neydi öyle ya. Gözlerini ayıran taraf ilk ben olmuştum.

Ve ayırır ayırmaz Karan Hoca sınıfa selam verdi ve günlük hoşbeşi etti. Ama bu Yusufa yetmemiş olacak ki "Hocam bir şey soracağım ama biraz özele giriyor", dedi. Karan Hoca ise "Cevabını verebileceğim bir şey ise tabi ki sor", dedi.

Yusuf hemen sorularını sormaya başladı. "Kaç kardeşsiniz?, Aileniz nerde?, Nasıllar?, Nasıl öğretmen olmaya karar verdiniz?, Sevgiliniz var mı?, Burcunuz ne?, Hangi takımı tutuyorsunuz?, Aslen nerelisiniz ve Nerede yaşıyorsunuz?, dedi Yusuf. Karan Hoca ise Yusufa baka kalmıştı.

Alper de hemen söz atladı ve "Hocam Yusuf bir sorum var diyorsa bilin ki birden fazladır", dedi. Sınıf Alperin bu sözü üzerine gülmeye başladı. Yusuf ise hızlıca "Hocam siz onlara bakmayın ya", dedi. Sınıf gülmeyi kesmiş ve Karan Hocayı dinliyordu.

Kimse Yusuf'un bu kadar sorusu olabileceğini tahmin etmemiştir. Gözler Karan Hocaya döndü. Karan Hoca da "Bir abim ve bir ablam var. Abim ve Babam yurt dışına gitti. Ablam evli ve Samsunda. Allah'a şükürler olsun ki iyiler. Bir öğretmenimi çok severdim ve onun sayesinde öğretmen olmaya karar verdim. Sevgilim yok. Burcum Aslan. Beşiktaşı tutuyorum. Aslen Burdurluyum. Ama iş için buraya Aydına yerleştim" dedi.

Yusuf hemen eksik arar gibi "Hocam hiç annenizden bahsetmediniz. Peki o nerde?", dedi.

Karan Hocanın yüzüne bir hüzün çökmüştü. Çok belliydi geçmişte bisi olduğu. Gözleri anlatıyordu. Bıkkın bir nefes aldı ve "Annemi ben 16 yaşıma iken babamla geçirdiği bir motor kazası sonucu kaybettik", dedi.

İçim bir garip oldu. Sanki onunla beraber o acıyı Bende yaşamışım gibi içime bir sıkıntı çöktü. Bunun nedenini anlamak zor değildi. Bende zamanında Babam denilen adam tarafından terk edilmiştim. Bazen çok büyük yaralar olur kapanmayacak kadar. Ömür boyu hep karşına çıkacak olan yaralar ve izler. Tek fark o terk etmedi elinde olmayan şartlar nedeniyle giderken benim babam kasten gitmişti. Düşündüm de neden gitti? Neyini eksik ettik ya da neyini yanlış yapmıştık? Ya da yetemedik mi? Neydi sebep? Şimdi olsa gidermiydi? Bunu çok düşündüm çoğu gece beyin patlattım. Asla yanımda olmayacak biri için göz yaşı döktüm ve bir çok gecemi mahv ettim. Hep bir yanım eksikti. Düşüncelerimin cevabını hiç bir zaman bulamadım. Bulamamıştım. Hep bir çıkmaz hep bir yokuş hep bir engel.

Alperin dili durmadı ve "Hocam hiç ilişkiniz oldu mu", dedi. Hoca burda Annem derken alperin dediği biraz ağır olmuştu. Kasap et derdinde koyun can. Alper sınıfın 2. Yalaka ve boş boğazıydı. Dili hiç bir şekilde durmaz milleti rencide ederdi. Söylemeyecek şeyleri söyler ve sorardı. Aynı şimdi ki gibi. Özünde iyi çocuk aslında ama boş boğazlığı olmasa bide.

Bunu duyan sınıfın kimisi gülüyor kimisi de başını masaya gömmüş yaşam mücadelesi veriyor.Alper dilin dipçik olsun emi. Karan Hocaya baktığımda renginin değiştiğini görebiliyordum. Müdürüm bi ambulans çağırın. En acilinden olsun.

Karan Hocaya baktığımda kızarmış olduğunu gördüm. Yüzüne bakan direk anlardı yani. O kadar.

Karan Hoca, Alpere "Kaşınma Alper", dedi elindeki kırmızı tahta kalemini göstererek. Alper'de sırıtarak "Cici Hocam neden bu kadar sinirlendiniz? Kötü bisi demedim ki", dedi. Allah seni.

Karan Hoca, Alpere "Alper sabrımın son noktasına geliyorum. Sinirlenmeye başladım. Eger sinirlenirsem kötü şeyler olur", dedi.

Alper o güzel showuna devam ediyordu. "Hocam yoksa cesaretiniz yok mu", dedi. Karan Hoca ise "Biraz daha zorlarsan o cesareti, matematik sınavından 0 alır çıkarsın ha bakim evladım o güzel beynini neden derslere ya da doğru düzgün işlere çalıştırıyorsun?", dedi.

Alper tekrar ağzını açacağı sırada bir önünde oturan Ceyda beklenmedik bir hareket yaparak Alperin ağzına yumruk gibi peçete topunu soktu. Bütün sınıf Alperin pür dikkat peçete yiyişini izliyorduk.

Alperin rezillikleri part bilmem kaç. Full HD. Ceyda, Alperin ağzına peçete tıktığı yetmemiş gibi bir de "ALPER YETER AMA Bİ ÇARPCAM BİDE DUVAR ÇAPCAK", dedi. Alpere son noktayı koyacak koca yürekli biri çıktı.

Dersin neredeyse 15 dakikası kaynamış ve belli ki Karan Hoca bu kadar rezilliğin bir süre idare edeceğine kanaat getirip, kimsenin ses çıkarmasına fırsat vermeden uyarısını yapıp derse geçti.

Sınıf, Karan Hocaya çok çabuk alışmıştı. Erkeklerle maç muhabbeti yapardı. Öğrencileriyle vakit geçirmeyi iyi bilirdi. 1 hafta da olsa Karan Hocaya uyum sağlamışlardı. Muhabbet ettiği zaman sarardı. Tabi Aplerin şimdi ki boktan olan muhabbetini saymazsak çok iyi gidiyorduk. Tamam eski sınıf Hocamız da iyiydi. Lafım yok ama ben oyumu Karan Hocadan taraftan kullanıyordum. Ne kadar ilk başta da son senemiz de Hocamızı değiştirdikleri için sinirlensem de şimdi 'İyi ki' diyorum. Çünkü bir öğrencinin en sevmediği şey alıştığı bir hocasını kaybetmek olduğunu düşünüyordum. Bu duyguyu çoğu zaman yaşamıştım.

♡♡♡♡♡♡♡♡♡

Birinci ders bitmişti ve ikinci ders başlamış ve 15 dakika geçmişti. Karan Hoca ilk dersinin 15 dakikasını yediğimiz için teneffüsü almaya kalksa da sonradan sınıfta oylama yaparak vaz geçmişti.

Kafamı kaldırarak sınıfa baktım ve çoğu kişi kendi halindeydi. Kimisi uyuyor kimisi yanındakiyle konuşuyor kimisi Karan Hocayı dinliyor bizim Naz da Hatice nin omzuna kafasını koymuş uyuyordu. Hatice ne alemde Allah bilir. Tabi bu durumda sınıfa bakan öğrenci lazımdı onu da ben üstlendim. Eheehehhe

Kafamı sol elime dayadım ve önümdeki defteri karalamaya başladım. Bir yandan da Sana yıldızları ödediğimden şarkısının nakaratlarını benim bile zor duyabileceğim şekilde mırıldanıyordum.

Cayıyorsam, canım, ederimden

Ne acımdan ne de kederimden

Sana yıldızları ödediğimden

Ama haberin yok bunun bedelinden

Bi' yanım korktu, bi' yanım âşık

Bi' yanım yandı en güzelinden

Bi' yokuştum, nereleri aştım

Ama sana geldim ta ezelimden

Birinin adımı seslenişiyle kafamı kaldırdım. Ne oliyi burdaaaa. "Evet Eslem bu soruyu tahtaya gelip sen çöz", dedi. nE ters köşe. Hocam bu kadar acımasız olmasanız mı acaba diyorum. Biz de insan olduğumuzdan dolayı kalp var da. Yalnız şarkının içine ettiniz kusura bakmayın be Hocam.

"Şey Hocam ben soruyu okumadım da başkası çözse?", dedim. Otoriter öğretmen sesiyle "Hayır gel çöz", dedi.

Karan Hoca bana sinirli öğretmen bakışları atıyordu tabi ki. Sakarlık ve saçmalıklarla dolu bir soru çözümü için beni podyuma davet etti. Çok ısrar etti adam şimdi gitmezsem kırılır falan yok Eslem. Savsaklana savsaklana tahtaya doğru yürüdüm.

Tezahürata gerek yok arkadaşlar buraya çıkmayı Allah sizlere de nasip etsin inşallah. Karan Hoca bana ben soruya soru bana bakıyordu. Çok güzel anlaşıyoruz yaa. Normalde sınıfın en iyi matematik yapanı benimdir ama şuan soruyla iki yabancı gibiydik aw.

Soruyla bi selamlaştım. Selamaleküm dayı. Soru aynı şu şekildeydi. Bir gün 365 gun ise gün içinde kankamın bana attığı reel sayısı kaçtır? Şaka şaka soru bu degil bunu ben uydurdum. Neyse soruyu okudum okudum anlamadım ki. Anladım gibi ama nasıl bir denklem kuracağımı bilemedim. Bu soru TYT sorusu aw nasıl yapamam.

Karan Hocaya döndüm ve "Anlamadım Hocam", dedim. "Neyini anlamadın?", dedi. Bende "Nasıl bir denklem kuracağımı", dedim. "O zaman bu soru sana ödev olsun. Bir daha ki dersime getir. Oldu da yapmadın kendine bir eksi koy. Şimdi yerine otur ve soruyu not al", dedi soğuk sesiyle.

Dün benim için endişelenen Karan Hoca bu Karan Hoca mı? İnanmıyorum. Kinlendim ve Karan Hocanın saçından tuttuğum gibi tahtanın demirin vurdum. Tabi ki böle bisi yapmadım arkadaşlar. Canıma susamadım yani.

Ben Karan Hocaya bakıyordum ama o bana bakmıyordu. İnna sabrin. "Tamam Hocam", dedim ve yerime geçtim ve oturdum. Diğer yarışmacılara başarılar dilerim.

En azından iyi yanı beni yapamadığım için sınıfa rezil etmedi sanki. Kötü tarafı hem yüzüme bakmadı sadece soğuk sesiyle ödev kitlesi ve yapamazsam kendime bir eksi koyacağımı söyledi yani alt tarafı bu. Nie bu kadar büyütüyorsunuz ki. Bizim Karan Hocayla 1 haftadır yaşadığımız mistik olay yani.

Yerime oturduğumdan beri yüzüne bile bakmamıştım. Karan Hocanın da benden farksız değildi. Gün boyu böyle gezecez belli oldu artık.

♡♡♡♡♡♡♡♡♡

Son dersin bitmesine 5 dakika vardı. Hocadan yalvar yakar izin almıştık. Karan Hocanın yüzüne bile bakmadım o da benden farksız değildi. Çok mu büyüttüm acaba diyorum. Ama öyle bisi yoksa o bana neden bakmamıştı ki. Küsmüydük?

Ben bunları düşünürken zil çalmıştı ve sınıf yavaş yavaş çıkmaya başlamıştı. Naz ve Hatice ye gitmelerini söyledim ve vedalaştık ve sınıfın hepsi çıkmıştı. Sınıfta tek ben kalmıştım.

Lavaboya gidip ondan sonra çıkacaktım. Sınıfta eşyalarımı bırakarak lavaboya gittim ve kişisel işlerimi hallettim. Aynanın önüne geldim ve uzun su dalgası saçlarımı düzelttim, sağ ve sol omzumdan birer tutam önüm aldım. Bir yandan da olanları düşünüyordum. Lavaboda çıktım ve sesli bir şekilde kendi kendime konuşuyordum.

Sınıfa girdim ve 'Özür mü dilemeliyim Ya da özür dilemelik bir şey varmıydı? Ama vardı dün söz verdim ve bu gün sözümde durmadım. Acaba kırıldı mı ki? Kırılmıştır tabi ki. Sonuçta dinlemedim ki. Bazen kendimi düşünmekten karşı tarafı unutuyordum. Adam o kadar ailesinden bahsetti benim yaptığıma bak. Yemin ederim benden bi bok olmaz var ya. Hocaya çok küstahça davrandım. Bana da şu aralar bisiler oluyor da neyse. Adamın kalbini kırdım ya. Karan Hocanın biran evvel gönlünü almam lazım', dedim ve ellerimi masaya dayadım başımı yere eğdim. 'Vicdan azabı çekmeye başladım', dedim.

Öğretmenler masasından bir ses geldi. Ben aniden olduğu için korkudan ve çığlık attım. "Evet Eslem özür dilemen gerekiyor tabi ki dersi dinlemedin. Ben yokmuşum gibi davrandın" , dedi. Arkamı döndüğümde öğretmenler masasında oturan Karan Hocaya baktım. Ohaaaaaa o neeeeeee. Yalan söylemeyeceğim çok havalı mı desem yoksa gerektiğinden fazla güzel mi oturmuş. Bacak bacak üzerine atmıştı.

Daha sabah yüzüne bile bakmadığın adamın oturuşuna düşen ben. Ah sana wah sana. Yeminle kafayı tırlattım. Azıcık ciddi duramıyorum aw. Bu şimdi benim dediklerimi de mi duydu. Allahım Allahım al yanın al beni ne olur ne olur. Evrenden silinmez lazım. Işınlana biliyormuyuz?

Yok duymadı. Te Allahım.

Beynim işlevini kaybetmiş gibi bön bön bakıyordum Karan Hocaya. Bunun burda ne işi var? Birden dedikleri kafama dank etti ve bu saçma bakışlara bir son vermenin bi zamanı geldi.

"Özür dilerim Hocam. Kusura bakmayın benim hatamdı her şey. Biraz abarttım galiba", dedim. Birden derste dedikleri aklıma geldi. 'Annemi motor kazasında kaybettim', diyişini kulaklarımda çınlıyordu. Allah benim belamı versin.

O hala öğretmenler masasında oturuyor ben de sıramın oradaydım. Bu mesafeden de ne kadar inandırıcı olmuştur özürüm tartışılır. Karan Hoca masasından kalktı ve yavaş adımlarla yanıma geldi. Çok vefalı bir öğrenci olduğumdan mütevellit Hocayı ayağıma getirttim.

Boku yiyen ben Hocayı ayağına geittiren gene ben. Allahım ne büyük salağım.

Karan Hoca yanıma geldi ve karşıma dikildi. "Hocam çok özür dilerim. Kusura bakmayın. Böyle yapmamalıydım. Her şey benim hatam", dedim. Aklıma gene söyledikleri geldi ve gözlerimi kapayıp başımı eğdim. Gözlerim yaşardı ama fark ettirmemeye çalışacaktım.

İkimizde yaralıydık hemde en güzelinden ve en derininden. Biri anne biri baba sevgisi görmemiş iki insan. Tek fark o terk etmedi elinde olmayan şartlar nedeniyle giderken benim babam kasten gitmişti. Ve bütün mesele bundan başlıyordu. İnsan belli bir yaşa gelince anlıyordu hayatın ne denli zor olduğunu.

Gözlerim yaşardıkça yaşarıyordu. "Eslem ne oldu?", dedi. "Bende bisi yok Hocam", dedim titrek ve ağlamaklı sesimle. "Var bir şey anlat", dedi.

Elini kaldırıp çenemin altından tuttu ve yüzümü kaldırmıştı. Kızaran ve yaşaran gözlerimi görünce bir an duraksadı ve dudakları hafif aralandı. Endişelendiriyordu. Her yerinden belliydi.

Daha fazla göz yaşlarımı tutamadım ve yanaklarım ıslanmaya başladı. Ellerimle yüzümü kapatmıştım ve ağlıyordum. Bir süre sonra ağlamalarım hıçkırıklara dönüşmüştü. Karan Hoca "Eslem sakin ol", dedi.

Ben hala ağlıyordum. Karan Hoca buna dayanamadı ve beni kolumdan tuttuğu gibi kendi gövdesine çekti. Kollarını sırtıma atmış ve sıkı sıkı sarılıyordu. "Ben buradayım. Ben yanındayım. Geçti bitti bisi yok", diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

Bir süre böyle kalmıştık ve iyice sakinleşmiştim. Yavaşça Karan Hocadan ayrıldım. Yüzüne bakamıyorum bile. "Eslem biraz daha iyimisin?", dedi. Az da olsa göz yaşlarım akmaya devam ediyordu.

"Hı hım", dedim. Dilim tutulmuş gibiydi. "Eslem yüzüme bak ve anlat", demişti. Sesi sabahkine doğru çok yumuşak ve düşünceli çıkıyordu. İlk başta tereddüt ensemde anlatmaya karar verdim.

"Hocam babam beni 5 yaşımda iken beni terk edip başka bir kadınla yurt dışına gitti. O günden sonra hiç görmedim. Annem her şeyin farkındaydı. Ne kadar bana hem annelik hem de babalık yapmaya çalışsa da olmadı. Yetemedi. Bunun farkındaydı, hemde çok. İnsan anlıyordu bazı şeyleri. Sabah annenizi anlattığınız da benimde aklıma babam geldi. Bu zamana kadar yanımda hep Annem, Naz ve Hatice vardı. İçimde insanlara karşı bir şeyler koptu hep. Güven duygusu aradım. Çoğu zaman yanıldım. Kime güveneceğimi şaşırdım. Hiç bir zaman yanımda o olmadı. Baba diyebilecegim birisi olmadı çünkü o bana babalık yapmak istemedi. Zevkleri için beni terk etti. Bir tarafım hep eksikti. O eksiği kapatamadım.Hayatımda olmayacak insanları fazla kafaya taktım. Değer verdim ama çok gereksiz miş. Bunu geçte olsa anladım ama geç oldu", dedim.

Karan Hoca dikkatle beni dinliyordu. Büyük ihtimalle bunları söyleyeceğimi tahmin bile etmemişti adım gibi eminim. Yüzünde hüzün ve üzgünlük vardı. Yılların bıraktığı izleri taşıyordu. O da farkındaydı. Bana "Seni anlıyorum Eslem. Beni de zamanında bırakanlar oldu ama hep ileri bakmayı tercih ettim. İnan bana değmez. Kendine zarar verme biraz da kendini düşün. Lütfen. Hayatında çoğu şey değişir. Bu belki senin için iyi bir şeydir belki. Evet ne kadar baban seni bilerek ve isteyerek terk etmiş olsa da bu senin için ileride avantaj olabilir. Mutlu sonlar hüzünle başlar. Geride bıraktıklarımız ya da bırkaıldığımız kisiler geride kaldı. İleri bakmanı isterim. Geçmişi ne sen ne de ben düzeltebiliriz. Bu yüzden hep ileri bakan gerek. Geriye bakarsan ileriye gidemezsin. Bunu unutma. Simdi yanındakilere iyi bak gittikleri zaman bil ki geri gelmeye bilirler. Artık bir şeylerin farkına var ve zamana bırak biri gelir ve o yaraları sarar bundan emin ol" , dedi.

Dedikleri çok doğruydu. Doğru söze ne denir? Kafam biraz da olsa netleşmişti. Ama bir yanım hep eksikti. Bunu söylemek acı da olsa o yer hiç dolmayacaktı. Ya da ben öyle hissediyordum. O boşluğu doldurmanın zamanı gelmişmiydi ya da erkenmiydi daha doğrusu nasıl yapacaktım.

"Hadi daha fazla kendini üzme Eslem. Gidelim", dedi ve sırada olan çantamı aldı ve bana beklentiye baktı. "Peki ama çantayı ben alsaydım", dedim. "Hayır. Hadi gidelim", dedi. Sınıftan çıkmış ve okulun arabası motorların olduğu yere doğru gidiyordu bende bisi demeden yanında ilerliyordum.

Arabanın birine gitmesini beklerken bi motorun yanına gelmiştik. Ben biraz şaşırmıştım. "Arabanız var sanıyordum", dedim. Karan Hoca ise "O da var bu da", dedi. Aman Allahım zengin adammm oooo. "Peki Hocam", dedim. Motor R6 idi. Severiz.

Karan Hocanın iki tane siyah kaskı vardı ve kaskın birini motordan aldı ve yanıma geldi. Saçlarımı arkaya attı ve kaskı yavaş bir şekilde kaskı kafama geçirdi. Belliydi kaskı yeni almıştı. "Merak etme yeni aldım", dedi. Ben şok oldum. "Bisi demedim Hocam", dedim. Sonra diğer kaskı aldı ve kendi giydi.

Karan Hoca kendi kaskını da taktıktan sonra çantamı önüne koydu ve motora bindi ve motoru çalıştırdı. "Bin Eslem", dedi. Bende dikkatli bir şekilde Karan Hocanın arkasına bindim.

Bu zamana kadar hiç motora binmemiştim. Bu benim için ilk olacaktı. Kalbim buna dayanabilirim bilmiyorum. Motora ilk defa bildiğimden dolayı nasıl ve nereye tutulacağımı bilmiyordum. Yarım yamalak tutunmuştum. İnşallah bisi olmaz aw. Amin.

Karan Hoca "Hazırmısın. Sıkı tutundun mu?", dedi. Bende "Hazırım ve tutundum", dedim. Benim onayıyla Karan Hoca okul kapısından çıktık. İlk başlarda normal hızda sürmeye devam etse de ana yola çıkınca olanlar oldu. Biraz korkmaya başladım. Ayaklarım ve bacaklarım istemsizce titriyordu.

"Hocam yavaş oldun lütfen lütfen", dedim. Karan Hoca beni duymamış gibi devam ediyordu. "Hocam lütfen yavaş olun", dedim. İleride ışıklar vardı ama Karan Hoca bi hayli hızlıydı. Işıkların oraya vardığımızda anı bir fren yaptı. Ben tabi yarım yamalak tutunduğum için biraz Karan Hocaya çarpmış bulundum.

Biraz mı adamın vücuduyla bütünleştin. Hala biraz diyo.

Karan Hoca ya çarpınca pardon vücuduyla bütünleşince Karan Hoca bana "Eslem iyimisin? Hani tutunuyordun sen?", dedi. Bende "İyiyim. Tutunuyordum ama ani fren olunca biraz şey oldu. Kusura bakmayın", dedim. Karan Hoca da "Demek ki düzgün tutamamışsın", dedi ve ellerimi aldı ve karnının önünde birleştirdi.

♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡

Aşklar bu bölümde böyleydi yazana kadar canım çıktı wallaha. Bi bölümü iki kere yazmak yük olurmuş insana. Jwjshsh. Oy ve yorum yapmayı unutmayın lütfen. Diğer bölümde görüşmek üzere. Kendinize cici bakın...

Seviliyorsunuz....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.