İçeriğe geç

ÖFKELİ KÖŞK

Bölüm 9 · 10 dk okuma

ÖFKELİ KÖŞK

Bölüm 9

Varış

Servisten indik. Bir şeyler yemek için durmuştuk. Cüzdanımı alıp restorana girdik. Bir yanıma Koray diğer yanıma Altay oturdu. Koray bir anda elimi tuttu.

"Hareketlerine dikkat et. Küçük çocuk gibi elimi istediğin zaman tutup sevgili olamayız. Kalk başka yere otur. Kalk!"

"Ama ben seviyorum Feride. Yetmez mi?"

"Yetmez Koray hadi yürü git."

"Gitmiyorum. En azından bu sefer seni Altay ile bırakıp gitmiyorum."

"Naparsan yap! Ama bana dokunma."

"Nasıl istersen küçük hanım."

Altay kolumu dürtükledi. Ve ben ona bakınca kulağıma fısıldadı.

"Rahatsız oluyorsan yer değiştirelim."

"Evet oluyorum. Ama başka yere geçmeyelim. İkimiz yer değiştirelim."

"Tamam."

Altay ile yer değiştirdik. Koray mutsuz bir şekilde bakıyordu bize. Aylardır uğraştığı maket evi bir anda kırmışlar gibi...

Yemeklerimizi yedik ve hiç vakit kaybetmeden yola koyulduk.

"Köşeye ben geçeyim mi?" dedim.

"Tabii ama neden?"

"Ben cam kenarını daha çok seviyorum da."

"Tamam geç."

Klimalar düzelmişti. Sonunda! Yaz ayında donuyordum resmen!

Telefonu Altay'ın cebinden aldım. Bana garip garip baktı. Sanki cüzdanını aldık Allah Allah!

Zaten Oğuz'a da cevap veremedim. Altay'a göstermemeye çalışarak Oğuz'a mesaj attım.

"Özür dilerim telefonum kapandı." Ben tam bir yalancıydım.

"Önemli değil." Yine anında baktı hep yaptığı gibi.

Yazdığı mesaja baktım. Yani önceden yazdığı mesaja.

"Bende o filmi seviyorum ama senin kadar değil! O karakterler yerine biz öpüşsek nasıl olur? Şaka yapıyorum kızma aşkım."

"Jcjwjcjdjcjdjdnndnf tamam tamam kızmadım."

Altay'ın kafasının bana çevrildiğini hissettim.

"Ne bakıyon?" dedim.

"Asıl sen neye bakıyon. Göster."

"Bana bak Altay! Ben senin hâlâ patronunum."

"Hayır değilsin. Şimdi o siktiğimin Oğuz'una meşgulüm şuanda de ve kapat o telefonu."

"Emredersiniz!" Salak mıdır nedir!?

"Evet emrediyorum. Yoksa sen yediğin haltı herkes duysun mu istiyorsun?"

"Tamam tamam! Allah'ın cezası! Al şu telefonu nerene sokuyorsan sok! Piç!"

"Ayıp oluyo ama! Saygı önemli değil mi Feride Hanım?"

"Tamam tamam. Boş yapma. Konuşmuyorum daha fazla. Uyuyabilir miyim bari mürşit hazretleri?" dedim sinirle dalga geçerek.

"Uyuyabilirsin tabikide." dedi sanki normalmiş gibi.

"Tövbe tövbe! Akıl hastası olucam he."

Güldü. Bu cümleme sadece güldü. Ben ise hiç tepki vermeden kafamı servise yaslayıp uyudum. Biraz sonra sayıkladığımı hissettim.

"Altay... Altay... Nerdesin? Bırakma... Altay..."

Ve beni dürttü. Uzun süre dürttü ancak zar zor uyandım. Sıçrayarak kalktım uykudan. Derin bir nefes aldım ve Altay'a sarıldım. Yine kabus görmüştüm.

"İyi misin?" dedi telaşla bana sarılarak.

"Sen iyi misin?"

"Ben iyiyim zaten. Kabus gören sensin. Ne gördün Feride? Niye beni sayıkladın?"

"Ya bizi diri diri bir mezara gömdüler ve sen beni almadan nasıl olduysa gittin amına koyayım! Bensiz ya inanabiliyor musun? Patronunu almadan."

"Tamam geçti sakin ol. Ve her dakika patron diyip durmazsan sevinirim."

"Tamam pardon."

Ah! Bacağım! Bir anda sancı girdi bacaklarıma. Çok ağrıyordu. Yüzümü acıyla ekşiterek bacaklarımı tek elimle ovmaya başladım. Ama yapamıyordum. Oraya vardığımızda inşallah spa falan varsa orada hallederler.

"Dediğim şey benim bile hoşuma gitmiyor ama istersen sana masaj yapabilirim."

"Hoşuna gitmiyorsa neden yapıyorsun ki?"

"Vicdan diye bir şey var bende. Sen bilmezsin."

"Sinir etme! Ama yapsan iyi olur. Bende uyuyayım biraz."

"Kraliçeme bak sen! Daha sonra sen de bana yapacaksın."

"Ben babam veya abim dahil hiç bir erkeğin bacağına dokunamam."

"Omuzlarıma ve sırtıma yapacaksın zaten."

"Olsun uyanınca yaparım. Sen ben uyanana kadar yapmaya devam et."

"Abartma kraliçe, abartma!"

Daha fazla söylenmeden bacaklarımı onun kucağına uzattım. Saçma bir şey yapıyorduk evet ama çok ağrıyordu. Bu normalde olanlardan daha fazlaydı. Ve ben kıvranmak istemiyorum.

Sırtımı da servise yaslayıp uyudum. Saatler geçti. Ve uyandım. Gerçekten iyi gelmişti.

"Kaç saat oldu? Hâlâ yapıyorsun!"

"Kraliçe bırakma uyanana kadar dedi. 3 saat oldu bu arada!"

"Oha! Harbiden mi? Ellerine sağlık valla kendimi gerçekten pamuk gibi hissediyorum."

"Sıra sende külkedisi."

"Az önce kraliçe diyordun."

"Şimdi külkedisi oldun. Hadi yap yap."

"Emredersiniz kralım. Allah Allah ya. Deli bir şey bu da. Hemen birisine bir şey yaptı mı karşılık alacak."

"Çenen değil elin çalışsın."

Yapmaya başladım. Saatlerce yaptım bende. 2 saat oldu ki uyuyakaldı. Benim bir bacağım koltukta uzanıyordu. Altay'ın kafası göğsümdeydi. İkimizde o şekilde uyuduk. Anons sesine uyandık.

"Evet çocuklar sonunda kalacağımız yere vardık. Dışarıda herkes kendisine iki tane eş seçecek. Uyanın çocuklar haydi!"

Hızlıca kalktım. Üstümü başımı düzeltip aşağıya indim. Hocanın yanında diğerleri gibi beklemeye başladım.

"Evet Koray, kendine bir eş seç."

"Feride." dedi tahmin ettiğiniz gibi. Orada yalnız kalamazdım.

"Şimdi sen seç Feride."

"Altay..." dedim Koray'ı gıcık etmek isteyerek.

Siniri yüzünden belli oluyordu.

"Tamamdır çocuklar her grup bir daireye geçsin. Hepinizde anahtarlar var zaten. İyi eğlenceler. Akşam bir etkinliğimiz olacak. O zaman sizlere haber veririz gelmeniz için."

Herkes kendi dairelerine gitti. Üç adet dolap vardı giyinme odasında. Ve bir çift kişilik bir de tek kişilik yatak vardı. Girer girmez hepimiz birbirimize baktık.

"Kim kimle yatacak?" dedim.

"Tabikide ben senle yatıcam!" dedi Koray.

"Hayır!" dedik Altay ile aynı anda.

"Siz sevgili misiniz yoksa?" dedi.

"Hayır." dedik yine aynı anda.

"Sen benimle yatacaksın, bitti!"

"Sen kimsin pardon?" dedim sinirle. O ne hakla emir verebiliyor ya bana!

"Öpüştüğün kişiyim ben! Sevgilinim yani. Sınıf arkadaşın ile mi yatacaksın yoksa sevgilinle mi?"

Utanç ve sinirle karışık bir yüz ifadesiyle çantamı yere bıraktım.

"Biz öpüşmedik! Sen beni zorla öptün."

"Sonuç odaklı ol biraz güzelim."

"Güzelim ama senin değilim."

"Kiminsin? Altay'ın mı?"

Derin bir nefes aldım. Ve giyinme odasına girip çantamı boşaltmaya başladım.

Resmen beni ikiside tehdit ediyordu. Ama yeter. Bu sefer ikisi beraber yatsın ben tek kişilik yatakta yatarım. Ama bir ay boyunca ne yaparım hiç bilmiyorum.

Çantamı boşaltıp yanlarına gittim.

"Bakın arkadaşlar. İkinizle de yatmak istemiyorum. Çünkü ikinizde yalnızca arkadaşımsınız. Diyorum ki. Çift kişilik yatakta siz yatın..." derken Altay lafımı kesti.

"Hayır! Seninle ben yatıyorum bitti!"

"Ne diyorsunuz siz be!"

"Seninle yatıyorum bitti Feride!" dedi Altay tekrardan.

"Haddini aşma istersen! Ben niye sizinle yatıyorum ki? Her neyse, kura çekin. Benim adımı çeken benimle yatar. Boş kağıdı çeken tek başına yatar. İkinizin isminin yazdığı kağıdı çekerseniz de beraber yatarsınız."

"Pek içime sinmiyor ama tamam." dedi Koray.

Kurayı hazırladım.

"Aynı anda çekin." dedim onlar kağıtları karıştırırken.

Altay'ın kağıdı boştu. Koray'ın kağıdında ise ismim yazıyordu. Koray çocuk gibi zıplaya zıplaya sevindi.

"Sakin ol Koray! Sadece beraber aynı yatakta yatacağız. Ve aramızda yastık olacak."

"Buna da şükür."

Güldüm. Koray duşa girdi mutlulukla. Altay ise benden intikam almak ister gibi yanıma yaklaştı.

"Çantamı boşaltıp dolaba yerleştir." dedi ruhsuz bir şekilde.

"Ne?"

"Tekrardan söylüyorum, çantamı boşaltıp dolaba yerleştir."

"Neden?" dedi vereceği cevabı bile bile.

"Çünkü ben öyle istiyorum. Zaten iki sene sonra ne sizin yanınızda çalışırım ne de aynı okula gideriz. İki sene dayan. İki sene boyunca ben ne diyorsam yap."

"Sana emir verme huyu nerden geldi ya?! Emir veren taraf her zaman ben olucam! Çünkü ben senin patronunum."

"Elimde öyle bir koz var ki, seni ayaklarıma kapandırabilirim."

"Benim de öyle bir auram var ki, seni kölem yapabilirim."

"Ama burada o aura pek işe yaramaz. Çünkü kimliğini gizlemek zorundasın, prenses."

Gıcık olmuş şekilde sinirle çantayı aldım ve boşaltmaya başladım. Yapmadığım bir şey değildi. Ama onun her dediğini yapmak zorunda olmak kendimi salak gibi hissettiriyordu.

Kendi kendime söylenirken Koray bornozuyla odaya daldı.

"Kapıyı çalmaya ne dersin?" dedim gözlerimi kapatarak.

"Bornozum var Feride. Ayrıca sen niye Altay'ın çantasını boşaltıyorsun?"

"Sen orasını boşver. Ben çıkayım da sen giyin." dedim gözüm kapalı bir şekilde kapıya yönelerek.

Erken geldiğimi görünce ayağa kalktı. Ve yanıma geldi.

"Senin yanında soyunmadı herhalde?"

"Hayır tabiki."

"Boşalttın mı?"

"Sence 1 dakikada ne kadar boşaltabilirim?"

"Tamam tamam boş yapma."

"Bana bak Altay! Seni yılan gibi süründürürüm. Şakam yok. Yaparım. Her türlü saygısızlığı yapıp beni Koray ile tehdit edemezsin."

"Boyun kadar konuş!"

"Yeter artık Altay! Ne beni zorbalaman bitti ne de tehdit etmen bitti. Ben senin şuan ne kölenim ne de patronun. Şunu unutma, ben senin hiçbir şeyin bile değilim. Ona göre davran. Ve ben bugün Koray ile yatıcam. İlk gün hatırlıyor musun benim kim olduğumu öğrendiğinde titreye titreye kaçmıştın, hatırladın mı?"

"Hatırladım. Ama ilk günde değiliz. Şu konuda haklısın ama. Biz birimizin hiçbir şeyi bile değiliz."

Bu konuştuğumuz son şeydi. Çantasını kendisi boşaltmaya devam etti. Daha sonra hepimiz sırayla akşamki dans etkinliği için özene bözene giyinmeye başladık. Ben kırmızı, askılı, mini ve parlak elbisemi giydim. Onlar da smokinlerinj giydiler. Koray siyah, Altay lacivert giydi.

"Evet arkadaşlar, ilk günden sizi gezerek yormak istemedik. Ve bir dans etkinliği düzenlemeye karar verdim. Ve görüyorum ki hepiniz çok şık olmuşsunuz. Şimdi herkes kendisine bir eş seçecek. Dans etmek istemeyenler kendi bilir. Kimler dans edecek?" Herkes el kaldırdı.

"Harika. O zaman ben Ahmet Can oğlumuz ile dans etmek isterim." Sakin olun arkadaşlar. Hoca kadın.

"Büyük bir zevkle hocam!" dedi Ahmet Can.

"Ben kimle dans edeceğim şimdi?" diye mırıldandım kendi kendime. Daha sonra Altay ile konuştuklarımız aklıma geldi. Ve Koray ile dans etmeye karar verdim. Ancak Koray bana bir teklifte bulunmadı. Onun yerine Altay bana bir teklifte bulundu. Mecburen kabul ettim.

"Niye beni dansa davet ettin? Hani hiçbir şeyin değildim?"

"Niye kabul ettin? Hani hiçbir şeyin değildim?" dedi bana karşılık vererek.

"İlk önce ben sordum." dedim dans etmeye devam ederek.

"Yalnız kalma diye. Sen niye kabul ettin?"

"Rezil olma diye."

İkimiz de doğruları söylüyorduk. O yalnız kalmayayım diye teklif etti. Ben ise rezil olmaması için kabul ettim.

Birkaç dakika sonra Altay beni döndürdü ve Koray'a yaklaşıp eş değiştirmek istediğini söyledi. O Aleyna ile dansa devam etti. Ben ise Koray ile. Ama Koray ile dans ederken daha mutluydum. Niye bilmiyorum. İnşallah aşık değilimdir.

"Niye bilmiyorum ama seninle dans ederken kendimi daha mutlu hissediyorum." dedim bir anda. O da sevinçle gülümseyip beni döndürerek konuştu.

"Sen beni varlığınla mutlu ediyorsun."

Bu iltifat çok klişeydi ama beni daha da mutlu etmişti. Yorgun şekilde odamıza dönmek için dansa son verdik. Üçümüz beraber gidiyorduk. Ve o ara ayağım çok kötü bir şekilde burkuldu. Gelen sesi duysanız kırıldı sanarsınız. Koray beni kucağına aldı hemen. Ancak elbise mini olduğu için bu iyi bir fikir değildi.

"Kızın bir yerleri gözükecek elbisenin kısalığını görmüyor musun?"

Pişmanlıkla indirdi beni yere. Koray'ın koluna sarılarak ilerledim. Koray'a karşı bir şeyler hissettiğim için değil. Altay'a tutunmak istemediğim için.

Sonunda odaya vardık. Hızlıca üstümü değiştirip yatağa girdim. Telefonumu aldım elime. Oğuz yazmıştı.

"Uyudun muuuu?"

"Uyumadımmmmm." dedim. Yine anında gördü.

"Konuşalım o zaman."

"Konuşalımmm." Konuşurken farketmedim ama sırıtıyordum. İkisi de karşımda dikildi. Yarım saattir konuşuyorduk. Altay yanıma gelip telefonu aldı eline sakince.

"Bakalım ne yazmış Oğuz Bey!?"

Ortalarda yazdığı bir mesajı okudu.

"Sen kendi evine döndüğünde buluşalım mı? Nasıl olsa aynı şehirde yaşıyoruz."

"Aşkım gerçekten harika olur! Seni gerçek hayatta da görmek isterim." yazmıştım bende.

Bu iki mesajı dışından okudu Altay. Odamızın yanında dere vardı. Camı açtı ve normalmiş gibi telefonumu suya attı. Gerçekten kafayı yemiş bu!

"Siz delirdiniz gerçekten! Telefonumu neden suya attın!?" dedim ayağa kalkıp bağırarak.

"Onunla konuşmayacaksın!" dedi Koray.

"Pardon ama bana aşık olduğunuzu bu kadar belli etmeyin."

"Ben sana aşık değilim Feride. Efe Bey seni her türlü karşı cinsten uzak tutmamı söyledi. Bende görevimi yapıyorum." dedi kulağıma fısıldayarak.

"Fısıldamayı bırakın." dedi Koray.

"İkinizden de nefret ediyorum! Kim nerde yatarsa yatsın! Ben yatmayacağım."

Terliklerimi giyip bahçeye çıktım. Biraz uzaklaşıp yere çökerek ağlamaya başladım. Kafayı yiyecektim. Koray ve Altay ile birlikteyken kafayı yiyecektim.

İkisi de beni tehdit ediyor! Sanki sevgilimmiş gibi kıskanıyorlar. Hadi Koray bana aşık onu anladım ama Altay? Aşık olduğunu söylesem hemen mesleğini hatırlatıyor. İlk defa birisine karşı bir şeyler hissetmeye başladım onu da bok ettiler!

Melek geldi yanıma.

"Noldu? Bu saatte niye dışarıda ağlıyorsun?"

Kafamı kaldırıp sarıldım. Hiç konuşmadan sarıldım. Zar zor konuştum.

"İkisi bir olup beni delirtecekler! Az önce birisiyle flört olduğum için telefonumu dereye attılar ya! Hadi Koray aşık olduğu için kafayı sıyırdı. Ama Altay? O sevmiyor bile! Her şeye meslek diyor geçiyor. Karışmalarından bıktım ben Melek, bıktım..."

"Geçicek güzelim, geçicek."

"Geçmiyor Melek kandırma beni. 1 ay boyunca burda kalırsam akıl hastası olurum ben! Eğer o gün okula gitmeseydim veya bugün okula gitmeseydim şuan evimde huzurla uyuyor olacaktım. Allah'ım sen bana biraz daha akıl ver çünkü birazını kaybettim ben!" dedim ağlayarak.

"Delirme Feride! Gel şurdan sana bir su alalım. Kendine gel."

"Su falan istemiyorum. Eve götürün beni!"

"İlk gün olduğu için böyle hissediyorsun. Ama inan bana yarın çok güzel olacak."

"Hem sen niye Mert'i yalnız bıraktın?"

"Uyudu o. Bende daraldım biraz. Hava almaya çıktım. Sesini duyunca da koşarak buraya geldim."

"Çok teşekkür ederim Melek. Sen benim kardeşimsin. Ve seni görmek bile tüm acılarımı unutturuyor bana. Arkamda toz var mı?" dedim ayağa kalkarak.

"Dur şurada var. Heh geçti."

Yürüdük. Sadece yürüdük. Saatlerce hatta sabaha kadar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.