Etrafta insanlar koşuşturuyor, herkes panikliyordu. Ben ise kucağımdaki bebekle şaşkın şaşkın bakıyordum. Olanlara ve belkide olacaklara. Neredeyse bütün hastalar çıkmıştı ama benim adım atacak kadar bile gücüm yoktu sanki. Kucağımdaki bebek ağlamaya başlıyınca kendime geldim. Bebeği sıkıca tutup çıkışa doğru ilerlemeye başladım. Çıkışa varmama 1 kat kalmışken 2 tane cüsseli adam önümü kesti.
"Bebeği bize ver." Dedi biri diğeri ise "Bebeği bize ver bizde çekip gidelim." Dedi.
"Asla. Çekilin yolumdan!" Dedim. Yoldan çekilmeleri için onlara bakarken telsizlerinden gelen sesle uzaklaştılar. Birisi bana bekle işareti yaptı. Hemen çıkışa koşmaya başladım. Bir odanın önünde geçerken bir kadın gördüm. Kadın avazı çıktığı kadar karşısındaki adama bağırıyordu.
"Bebeğimiz nerde!? Alıcaklar onu Ali! Çalıcaklar bebeğimi! Bişey yap Ali!" Dediğinde gözü bana kaydı. Kucağımdaki bebeğe baktığında gözlerinin ışıldadığını gördüm.
"Bebeğim!" Dedi
"Sizin bebeğiniz mi?" Dedim titrek bir sesle.
"Evet. O benim yavrum!" Dediğinde gülümseyerek ona bebeği uzatacaktım ki birden çığlık attı.
"Dikkat et, eğil!" Dediğinde hızla eğilip arkama baktım. Kapıdakı adamlardı bunlar. Bebeği almaya çalışanlar. Bana sıkmaya çalışmışlardı. Odadaki adam hemen kapıyı kapatıp silahını alıp gitti. Hala şoktayken kadının sesini duydum.
"İyimisiniz?" Dedi nazikçe.
"İyiyim." Demeye çalıştım, yani sesimin çıktı
ğı kadar. Bebeği yatırdı ve beni oturtturdu.
"Al canım, biraz su iç." Dediğinde titrek ellerimle bardağı kavradım.
"Hanımefendi, siz nasıl bu kadar sakinsiniz?" Dediğimde bana baktı ve gülümsedi.
"Alışık olmadığım şey değil de, ondan" dedi. Dedikleri kafamı karıştırsa da, nasıl diye sormadım.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Yarım saat kadar sonra hastaneye polisler geldi, bende eve gönderildim. Eve gelince üzerimi değiştirip yatağıma uzandım. Biraz haberleri görmek için telefonumu açtım. Öyle telefonda gezinirken gördüğüm fotoğraf beni şaşırttı. Hastanedeki o kadın ve o adam. Ünlü iş adamının karısıymış o kadın. Daha geçen ay şirketleri aynı hastane gibi saldırıya uğramış.
"Demek kadın bu yüzden alışkınım, dedi." Dedim kendi kendime. "Alışkınım canım.."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Ertesi sabah erkenden kapım çaldı. O kadını gördüm. İçten gülümsedi.
"Günaydın, uyandırdım sanırım." Dedi mahçupça. Sorun olmadığını söyleyince rahatladı.
"Dünkü yaşananlar.. Sana ne kadar teşekkür az. Bu teşekkürümü kabul et, lütfen." Diyerek bir zarf uzattı.
"Yok, gerçekten gerek yok." Diyip duraksadım.
"Adınız neydi?" Dedim.
"Leyla canım." Diyerek cevap verince devam ettim.
"Yani Leyla Hanım gerçekten gerek yok. Ben gerekeni yaptım. Lütfen sizde kalsın." Dediğimde kaşlarını çattı.
"Bak canım ısrar ediyorum. Lütfen dedi." Tekrar reddettim. Tam giderken zarfı kapının eşiğine atıp koşar adımlarla uzaklaştı.
"Leyla hanım! Ya alın şu zarfı!" Dediğimde aşağı kattan seslenerek cevap verdi.
"Alamamm! Verdim bir kere!" Dediğinde güldüm.
Zarfı nazikçe alıp kapıyı kapattım. İçeri geçip yatağıma oturdum. Zarfı yavaşça açtım. İçinden bir not ve bir miktar para çıktı. Merakla notu açtım.
"Canım, oğlumun hayatını kurtardın, sana minnettarım. Bu para az ama olsun. Her ay gönderirim sana. Teşekkürler, Leyla."
Notu okuyunca istemsiz gülümsedim. Asla her ay para göndermesini kabul edemezdim.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
~2 gün sonra...~
İki gün sonra aynı geçen günkü gibi kapım erkenden çalındı. Kapıyı açtığımda gördüğüm kişi ile şaşırdım. Bu oydu. Otobüs durağında koşarken bana çarpan adam. O da aynı benim gibi beni görünce şaşırdı.
"Sen.." dedim.
"Hanımefendi. Ben size geçen çarpmıştım değil mi?" Dediğinde başımla onayladım.
"Ne vardı?" Dedim.
"Sizin kim olduğunuzu Leyla yengemden öğrendim de. Size hem Leyla yengemin gönderdiği şeyi getirdim hemde size çarptığım için özür olsun diye çiçek aldım." Dediğinde arkadaki elini öne getirdi. Çok güzel bir buketti bu. En sevdiğim çiçekler vardı. Laleler ve zambaklar.
"Ben gerçekten çok teşekkür ederim! Hiç gerek yoktu." Dedim ve çiçekleri kucakladım. Heyecanlı heyecanlı kokladım ve inceledim.
"İçeri gel istersen." Dediğimde bana baktı.
"Ayıp olmasın?" Dedi.
"Yok ya, bana çiçek bile almışsın. Ne ayıbı!" Diyerek kıkırdadım. O da gülümsedi. İçeri geçip masaya geçti. Ona çay koydum ve bende masaya oturdum. Buketimi ise en sevdiğim köşeye koydum. Anı köşeme..
~~~Yaklaşık yarım saat sonra~~~~
Adının Doruk olduğunu öğrendiğim adam gidince bende buketimin yanına gittim. Ayrıca Leyla ablanın zarfını da aldım.
Zarfı açtığımda yine aynı şeyler vardı. Bir not ve bir miktar para. Her seferinde olduğu gibi yine merakla notu açtım.
"Canım, umarım Doruk'un sana yaptırdığı buketi beğenmişsindir. Doruk ile iyi anlaştınız değilmi? Çok iyi bir çift olacağınıza inanıyorum. Teşekkürler, Leyla."
Okuduğum şey ile ağzım açık kaldı. Çift mi? Bu kadın neler diyordu böyle! Asla olamazdı böyle bir şey.
~~~Bir saat sonra~~~
Hastanede Tuana ile beraberdik. Molamızda kahve içiyor, sohbet ediyorduk.
"Tuana, bak ne oldu. Sana anlatmalıyım." Dediğimde Tuana heyecanla bana baktı.
"Hemen anlat!" Dedi.
"Hani Leyla abla vardı ya, işte dün notu o değil kayınçosu geldi. Geçen bana çarpan adam da oymuş. Bana buket yaptırmış özür dilemek için. Leyla abla ise notta "Çok güzel bir çift olacağınıza inanıyorum." Yazmış." Dediğimde şaşkınlıkla gözleri büyüdü.
"Ne diyorsun! Gerçekten mi?" Dedi.
"Gerçekten." Dedim.
"Hoş çocuk mu bari?" Dediğinde biraz düşündüm. Sahi, hoş çocuk olabilir miydi? Yada ben onu hoş görmüş olabilir miydim?
"Bilmem. Hoş çocuk herhalde." Dedim.
" Ne demek bilmem Hilal ya! Hiç bu işlerden anlamıyorsun, değilmi?" Dediğinde dudağımı büzüp başımı salladım.
"Anlamıyorum ki..." Dediğimde kıkırdadı.
"Boşver, ablası büyüyünce anlarsın." Dediğinde gülüyordu.
"Of Tuana ya! Hep dalga geç zaten benimle." Dediğimde gözlerimi doldurup ona baktım.
"Tamam tamam. Geçmiyorum dalga falan, ağlama hemen." Dedi.
"Tamam. Hadi içeri geçelim, anca yukarı çıkarız." Diyip ayaklandım.
"Tamam."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
•Doruk•
"Ağabey, bu Yıldırım'lar fazla olmaya başladı. Tamam şirkete saldırırsın ama bir sürü hastanın bulunduğu hastaneye saldırmak nedir!?" Diyerek bağırdım.
"Haklısın Doruk ama önce sakin ol." Dedi ağabeyim sakinlikle.
"Tamam ağabey, kusura bakma. Kendime hakim olamadım bir an." Dedim.
"Sorun yok. Sen şimdi git, yengenin bir isteği varmıymış bak. Hem yeğenini görürsün. Dediğinde sandalyemden kalktım.
"Tamam ağabey. Görüşürüz." Diyerek kapıya ilerledim.
"Görüşürüz aslanım." Dediğinde gülümsedim.
Kapıyı çekip çıktım. Yengemin odasına doğru ilerlerken kendi kendime bir melodi mırıldanıyordum.
"Kalbimin en nazlı yerinde
Yerin var derinde
Bilsende olur, bilmesende..."
Yengemin odasına gelince kapısını tıklattım. İçerden gelmemi söyleyen sesi gelince içeri girdim.
"Yenge, beni abim gönderdi. Bir isteği varmı diye." Dedim.
"Yok, bir istediğim yok. Yeğenini sevmek istermisin?" Dediğinde gülümsedim.
"Tabiikide istiyorum!" Dedim heyecanla.
"Tamam al bakalım." Dediğinde kucağındaki bebeği bana uzattı. Bir an ne yapacağımı bilemedim. Nasıl tutulur, nasıl alınır bilemedim. Yengem hafif kıkırdadı.
"Canım başına destek ver, al kucağına. Dediğinde aynısını yaptım. Kucağımdaki yeğenime baktım. Aynı abimin küçüklüğüne benziyordu. Aynı gözler, aynı saçlar.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
•Hilal•
İşten çıkmış, eve dönüyordum. Otobüsün camından dışarı bakarak oturduğum esnada biri beni dürtünce o tarafa doğru döndüm.
"Buyurun?" Dedim. Döndüğüm tarafta bir teyze vardı. Pazar arabası ile başımda dikiliyordu.
"Evladım, az kalk ben oturayım." Dediğinde ona şaşkınlıkla baktım. Otobüste oldukça boş yer vardı zaten.
"Teyze otobüs neredeyse boş, rica etsem oralara otururmusun? Dediğimde aşırı tepki vererek konuşmaya başladı.
"Aman, yetişin arkadaşlar! İnsanlık ölmüş! Bana yerini vermedi. Terbiyesiz, ahlaksız!" Dediğinde iyice sinirlendim. Kimse bana terbiyesiz diyemezdi. Ben kendi kendimi terbiye ederek buralara gelmiştim.
"Teyze! Beni konuşturma. Ayrıca bana da terbiyesiz diyemezsin. Git başka yerlere otur!" Dediğimde şaşırdı ama başka yere oturdu. Zaten iş çıkışı yorgundum. Birde teyze atışması çekemezdim. Oturmuş olmasına sevinip önüme döndüm.
~~~15 dakika sonra~~~
Yorucu bir günün ardından eve geldiğime sevinmiştim. Hemen kendini yatağa fırlattım. Kedimde peşimde geldi. Yanıma kıvrılınca kedimin sıcaklığı ve yorgunluğuma dayanamadım. Ve kendimi uykunun sıcak kollarına bıraktım.
Eserde geçen şarkı Mansur Ark'tan "Silinmez" adlı eserdir

