Sabah çalan alarmım ile gözlerimi yavaşça açtım. Yataktan sessizce doğruldum ve lavaboya yöneldim. Yüzümü yıkadıktan sonra telefonum çaldığı için koşar adımlarla yatak odama döndüm. Kayıtlı olmayan bir numara arıyordu. Merakıma yenik düşüp telefonu açtım. Önce karşı tarafın konuşmasını bekledim.
"Alo." Sesini hemen tanıdım. Doruk.
"Alo." Dedim.
"Hilal ben Doruk. Yeğenim için bir kontrol lazım. Yengem 'Hilal gelsin' dedi. Konum atsam gelirmisin?" Dediğinde biraz düşündüm. Sonra Leyla ablanın o tatlı bebeği geldi aklıma. Evet, evlerine gidebilirdim.
"Tabii ki. Sen bana konumu atarsın." Dedim.
"Tamam, sağol. Görüşmek üzere." Dedi ve telefonu kapattı. Bende hastaneye gitmek üzere hazırlandım.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Hastanede işim bitmiş, Doruk,'un konum attığı eve gidiyordum. Otobüsten eve en yakın durakta indim. Konuma ulaşınca kafamı kaldırdım. İki katlı geniş bir evdi. Bahçesi harika dizayn edilmişti. Her köşesi titizlikle düzenlenmiş gibiydi. Evi incelemem bitince kapıda nöbet tutan adama döndüm.
"Pardon? Ben Leyla hanımın bebeği için gelmiştim ama." Dedim çekingen bir tavırla.
"Tamam, adınız?" Dedi
"Hilal." Dediğimde kafasını sallayarak kapıyı sürükleyerek açtı.
"Buyrun, doktor hanım." Dediğinde gülümsemeden duramadım. Bu lafı duymak için o kadar çalışmıştım ki.. Doktor hanım, ebe hanım... İç çekerek içeriye girdim. Kapıda beni Doruk karşıladı.
"Hoşgeldin, Hilal." Diyerek tebessüm etti.
"Hoşbuldum, Doruk. Leyla abla nerede?" Dediğimde gel işareti yaptı.
"Şu odada dinleniyor. Haksız ve yorgun olduğu için hastaneye gelmek istemedi. Sana güvendiği için seni istedi." Dediğinde bana gülümseyerek göz kırptı. Bende gözlerimi kaçırdım. Utangaçca gülümsedim. Yanaklarımın kızardığını hissettim.
"Sağolsun, Leyla abla çok nazik bana karşı." Dediğimde kafasını salladı.
"Öyledir, öyledir. Aynı annem gibi kendisi." Dedi.
"Yaa ne güzel, annen ile de tanışmak isterim." Diyip gülümsedim. Gözlerinde bir kırılma olduğunu gördüm. Gülen yüzü düşmüştü.
"Annem, 2 yıl önce vefat etti. Maalesef." Dediğinde çok kötü hissettim. Yarasını deşmiştim resmen.
"Doruk, çok üzgünüm. Başın sağolsun. Öyle demek istememişim." Dedim.
"Sorun yok." Dediğinde bir nebze olsun rahatlamıştım.
Odaya geldiğimizde kapıyı benim için açtı. İçeri girdim. Leyla abla telefonundan bir şeyler izliyordu. Beni görünce kocaman gülümsedi.
"Hoşgeldin, Hilal." Dedi
"Hoşbuldum, Leyla abla. Nasılsın, iyi misin?" Dedim.
"İyiyim, merak etme. Seni de yordum, kusura bakma." Dediğinde kafamı salladım.
"Yok abla, ne alakası var? Ben senin oğlanı çok seviyorum zaten. Çok tatlı maşallah." Diyip gülümsedim.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Leyla ablalarda işimi bitirmiştim. Doruk beni evime bırakmak için çok ısrar ettiği için onunla beraber dönüyordum. Hemen yanına oturmuş, onu izliyordum. Direksiyonu tutuşu, vitesi değiştirişi. Adam aşırı havalı sürüyordu. Sonra odağımı cama çevirdim. Bir araba hızla bize makas atarak geçti. Doruk ağzında bir küfür mırıldandı.
"Tanıyor musun onları?" Dediğimde bana döndü.
"Evet. Yıldırım'lar işte." Dediğinde şaşırdım.
"Sen onları tanıyor musun?" Dedim.
"Evet tanıyorum da, sen nerden tanıyorsun?" Dedi.
"Babamın eski iş ortağı. Beni rahatsız edip duruyor. Bizim aile düşmanımız." Dedim.
"Bizimde aile düşmanımız." Dediğinde sırıttım.
"Çok ortak noktamız var, desene." Dediğimde güldü.
"Haklısın, çok ortak noktalarımız var."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
•Doruk•
Hilal'i eve bırakmış, en sonunda eve geçmiştim. Yolda Yıldırım'ların yaptığı eşeklik aklıma geldikçe sinirleniyordum. İyice sınırları zorluyorlardı. Hastaneye saldırdıkları ve bizi sürekli rahatsız ettikleri için yengem hastaneye bile gitmek istememişti. Bu yüzden Hilal eve gelmişti. Hilal demişken, Yıldırım'lar ile alakaları kafamı karıştırmıştı. Şerefsiz Yıldırım herkese bulaşıyordu. Bunları düşünmeyi bir kenara bırakıp, ağabeyimin odasına doğru ilerledim. Kapıyı tıklattım. İçerden ses gelince, içeri girdim.
"Ağabey, müsait misin?" Dediğimde bilgisayardan başını kaldırıp bana baktı.
"Müsaitim, gel otur koçum." Dediğinde sandalyeye oturdum.
"Noldu, derdin ne?" Diyince bir süre duraksadım. Sonra konuya girdim.
"Ağabey, hani Hilal var ya, Yıldırım onu bile rahatsız ediyormuş, onların ailesi ile bile kavgalıymış." Dediğimde bir kaşı havaya kalktı.
"Hilal'in soyadı ne demiştin?" Dedi.
Hilal Yıldız." Dedim.
"Biliyorum ailesini. Haklısın Yıldırım onlar ile de kavgalı." Dediğinde ona baktım.
"Nerden tanıyorsun onları?" Dedim.
"Babası eskiden güzel işler yürüten bir iş adamı idi. Yıldırım ile ortaklığından sonra işleri bozuldu diyorlar." Dedi.
"Anladım. Sana kolay gelsin ağabey." Diyip ayağa kalktım.
"Sağol koçum. Hadi iyi geceler." Dediğinde iyi geceler dileyip odadan çıktım. Demek Yıldırım daha önce Hilal'in babası ile ortaklık yaptı. Hilal demişken, yalan olmasın çok güzel kız be..
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
•Hilal•
Bu sefer izin günüm. Sabah istediğim saatte kalkınca aşırı neşeli ve enerjik uyandım. İzin günleri gibisi yoktu be. Yatakta sosyal medyada gezinmeye devam ederken, saat daha fazla geç olmasın diye yataktan kalktım. Kendime güzel bir kahvaltı hazırlamak için mutfağa yöneldim.
(...)
Kendime hazırladığım kahvaltıyı afiyetle yedikten sonra, kedim ile biraz yatak üzerinde oyunlar oynadık. Sonra ikimiz de yorulunca koltuklara çekildik. Bir yandan çekirdek çitliyor, bir yandan hesabıma bakıyordum. Öylesine gezerken Doruk'un hesabına istek attım. Belki kabul eder. Etmezse de, bende yüzsüz kadın değilim canım. Hemen çıkarım takipten diyordum ki, isteğimi kabul ettiğini gördüm. Doruk benim isteğimi saniyesinde kabul etmişti. Saniyesinde..
Nedense içim kıpır kıpır olmuştu. Hemen hesabına girdim. Çok fazla gönderi paylaşmıştı. Her zaman arkadaşları ile eğlendiği, yada ailecek oldukları fotoğraflar paylaşmıştı. Takdir ettim doğrusu. Biraz hesabında dolaştıktan sonra, uygulamadan çıkıp uyumaya gittim. Uyumadan önce ise onu düşündüm. Ne yakışıklı çocuktu be..