Göğünü sığ bildi dedim içimden. Küçümsediğimiz herşey aslında zihnimizde büyüyüp duran bir bitki gibiydi. Ellerime indirdim gözlerimi, kara dediği ellerime. Peki yalancı sıcak sözleri ne zaman sarf etmiştim?
Ortada büyük bir yanlış anlaşılma vardı. Mutfakta ayakta dikili kalan gergin bedenimi sürükledim. Ardına düşmeliydim, o hanımefendinin neden iki seferdir bana bunları yaptığını sormalıydım. Klasik siyah ayakkabılarım zeminde tok bir ses çıkarıyordu. Hızla ilerledim. Tam çalışma saati olduğu için birkaç başın benden tarafa doğru çevrilmesine sebep oldum. Pür dikkat kendilerine işe verenler azınlıktaydı.
O uzun koridoru sonundaki köşeyi dönerken ben daha ofisin kapısından yeni çıkmıştım.
"Bekleyin!"
Sesim koridorun beyaz duvarlarında yankılanıp kulaklarıma geri döndü. Ben de köşeyi döndüğümde bir merdivenle karşılaştım. Burada bir merdivenin olduğunu bilmiyordum. Üst kat başka bir şirkete ait olmalıydı. Tereddüt edecek gibi oldum. Ama ayaklarım zihnimden önce harekete geçti ve yukarı çıktım.
Karanlık koridorda cılız pencerelerin ışıkları süzülüyordu. Bu kat kullanılmıyordu demek. Etrafta tek bir kişi veya bir hareketlilik yoktu. Uzun koridorun sonundaki odanın kapısı aralıktı. Adımlarımı oraya yönlendirdim.
Arkası bana dönüktü. Pencerenin kenarına bıraktığı kahve bardağından yukarıya doğru ılık bir duman esiyordu. Kollarını iki yanında bağlamış şehrin kalabalığına; hızla yürüyen yayalara ve birbirinden aceleci arabaları dalgınca seyrediyordu.
"Neden bana böyle kaba davranıyorsunuz?"
Şaşkınca kalktı kaşları, yüzü gerilmişti. Buraya kadar onu takip edeceğimi düşünmemiş olmalıydı.
"Sözlerin bittiği yerdeyiz Yusuf. Ben anlatsam Leyla dirilmeyecek Mecnun tekrardan sevmeyecek."
Delirecek gibi hissettim. Karşımdaki kişinin ismini bile bilmiyordum. Ama o benim can kıyımdaki kayaları söküp parçalamıştı. Tufanlı bir gece gibi. Leyl dedim kendi kendime bende hissettirdi isim Leyl idi.
"Madem sende sözler bitti. Ama bende var, ben bir yazarım. Elimde,dilimde ve ruhumda asla tükenmeyecekler."
Halen gözlerini camdan ayırmamıştı.
"Bu muameleyi hak edecek ne yaptım? Ben... Sizi ilk defa bu şirkette gördüm. En azından nedeni açıklayın."
Pencere açıktı ve ikindi rüzgarları uğultuyla içeriye sıyrılıyordu. Binaların arkasında güneşin yarım kızıllığı gözüküyordu. Birkaç kuş çığlık çığlığa akşam telaşındaydı. Bu gidecek bir yuva, konacak bir dal arayışıydı.
"Açıklayamam. Sadece mecalimin yettiği tek şeyi size söyleyeceğim. Eşiniz... Aysima'nın nerede olduğunu biliyorum."
Tükenen sözcükler değildi. Boğazımı tıkayan kelimelerin ağırlığıydı. Nasıl? Durduğum zemin titrek ve akıyordu. Gözlerim su kuyularını boşalttı yüzüme. Bungun sisi yüreğimi hafifçe hırpalıyordu. Kalbimin sesi ve herşeyin susuşunun zıtlığı içinde dudaklarım iki yana kıvrıldı.
"Siz? Ama nasıl..."
Herşeyin susuşuna Leyl Hanım da dahildi.