İçeriğe geç

O ve Kendisi

Bölüm 5 · 3 dk okuma

O ve Kendisi

Bölüm 5

Bölüm 5

Gece dörttü. Yüzüm karşımdaki aynada derin birer kuyuya benziyordu. Siyah ve cüsseli o uzun kuyunun sebebi düşüncelerimdi. Ahşap komidinin üzerinde eğreti duran fotoğrafta beni rahatsız eden bir şeyler vardı.

Derin sessizliğin içinde dış kapıya art arda kuvvetlice vurulunca irkildim. Gecenin bu saatinde kapıma dayanan kim olabilirdi?

Uzun koridoru birkaç adımda bitirdim. Kapıyı yavaşça araldım. Karşımdaki yabancı yüz ıslaktı, ince kazağından damlayan su taneleri mermere hızla çarpıyordu. Havada fırtına öncesi sessizlik vardı, sanki bir hüzün selinin ortasında küreksiz savruluyordum. Birden öne atıldı. Bunu beklemiyordum. İki eli yakamı kavradı. Yüzündeki ince damarlar kabarmıştı.

"Hayatımızı mahvettin! Zamanımızı geri ver, bize yaşattıklarının bedelini ödemelesin."

Ağzında sinirle köpürdeyen o kelimeler tek tek yaktı içimi. Ben ne yapmıştım? Aklımı zorlamaya çalıştım, geriye doğru zaman sayacını sarmak ve anıları içinden cımbızla ayırt etmek istedim. Ama uzunca bir duvar buna engeldi. Hiçlik duvarı, ardına önünde içinde hiçbir şey yoktu.

"Hatırlayamıyorum.. İnanın ki ne yaptığımı bilmiyorum."

Gözleri delicesine irileşti, kalın siyah kaşları geriledi. İnanmıyordu. İki yakamı kavrayan elleri sıkılaştı ve beni iler geri sarstı.

"Bak bu son uyarım bir daha ailemizin karşısına çıkma. Yoksa bu işin sonunu ben bile göremiyorum."

Elleri gevşedi ve pis bir şeyi fırlatır gibi yakamı itti. Merdivenlere doğru gitti, güçlü ayak sesleriyle bir süre sonra kayboldu.

.

Düzgünce dizilmiş bekliyorlardı. Raflarda etiketleri gözüken kabarık baskıdan tazece çıkmış o mis kokulu kitaplar göz alıcıydı. Tanıdık bir ismi aradı gözlerim.

"İşte ikinci raftaki ilk kitap, Bir Tesellidir Leyla - Yusuf Beyhan."

Yanımda aniden beliren neredeyse varlığını unuttuğum Kendim bana bakıyordu. Bıkkınlıkla elimi savurdum içimdeki merakı göz ardı ederek.

"Nereden çıktın yine?"

Gözlerini kaçırdı. Bir buğu dokundu havadan tenime. Gönlüne bir rutubet sinmiş gibiydi. Üzerindekiler günler öncesi onu son gördüğüm kıyafetlerdi. Ne olmuştu?

Ağzını zorla aralarken göğsü hızla inip kalkıyordu.

"Özür dilerim."

Kirpiklerim yukarı kalktı, gözlerimdeki hayret yansımasını görebilirdi. Ama boynu yere doğru eğilmiş kamburunu çıkarmıştı. Onu iki büklüm eden bir dert vardı belli ki.

"Neden benden özür diliyorsun?"

Başını yerden kaldırdı. Şimdi gözlerimin tam içine bakıyordu.

"Hayatını çaldığım için."

Kendimin sağ gözünden ilk damla yola çıktı. Ardından diğer yolcular akın etti. İçim sızladı. Benim hayatımı çaldığını söylemişti. Bu mümkün müydü ki, saçmalıyordu.

"Saçmalıyorsun, ben hala buradayım ne eksiğiyle ne fazlasıyla."

Birden ümit kıvılcımı parladı göz bebeğinde. Çok kısa bir an sürdü. Ve karanlık bir el onu söndürdü.

"Hayır, anlamıyorsun. Ben suçluyum."

Kendim, bir iki adım attı ve arkama geçti. O sırada karşı kaldırımdan liseli genç kız grubu kitapçıya doğru geliyordu.

"Duydunuz mu? Bugün bir arkadaşımdan duydum 'Bir Tesellidir Leyla' gerçek bir hikayeden oluşuyormuş."

Elbet yanılıyorlardı. Tamamen hayal ürünüydü. Ama bilmelerine gerek yoktu.

Bir diğer kız aceleyle konuştu.

"Hiçbir kitap tıpatıp gerçekle aynı olamaz bence."

Yanındaki kız onu dürtüp beni gösterdi. Hepsi teker teker bana döndüğünde. Şaşkın suratlarla karşılaştım.

"Siz? Yazar Yusuf Beyhan mısınız?"

Neye uğradığımı bilemedim. Acemiydim. Yazar sıfatına eşgalim uymuyordu belki de. Tereddüt etsem de onayladım.

"Evet."

Sevinçle bağrıştılar. İçlerinden en konuşkanı önüme gelip elindeki kitabı uzattı.

"Ee o zaman şuraya imza atabilir misiniz?"

Hafifçe başımı salladım. Toplamda beş adet imza atmıştım. Yayınevindeki özel imzalı kitaplar dışında ilk imzalarım sayılırdı bunlar. Genç grup kitapçıya girince arkamı döndüm.

Beklediğini düşünüyordum. Oysa Kendim gitmişti. İçimde bir endişe uyandırıp gözden kaybolmuştu. Belki geçen ay başıma art arda gelen garip olaylarla bir ilgisi vardı. Aksi halde Kendim ile uzun zamandır karşılaşmamıştım.

Telefonum titredi ve beni düşüncelerden sıyıran okuduğu mesajdaki teklifti.

.

Kitabımın çıktığı Hayali yayınevindeki teklife olumlu cevap vermiştim. Artık yayınevinde Editör Yardımcısıydım. Bir hafta hızla geçmişti. Temel prensipleri öğrenmiş ve iş dağılımı hakkında bilgilendirilmiştim. Ofis kuralları ise sıkı değildi.

Masamdan kalkıp ofisin küçük mutfağına doğru adımladım. Sıcak bir kahve uykumu açmaya yetecekti. Mutfağa girdiğimde ben dışında birisi daha vardı. Makinenin yanında bekliyordu.

"Günaydın."

Arkası dönük kişiden cevap gelmedi. Sabahları sesim kısık çıkardı. Duymamış olması ihtimaldi. Bir süre daha bekledim ve o arkasını döndü. Bu kişi o muydu? Asansörde tahammülsüz ve can yakıcı sözler sarfeden kişiydi.

" Hayır, aydınlığı söndüren sensin. Kara ellerinle ve yalancı sıcak sözlerinle güneşimi göğümden indirdin."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.