Ertesi gün saat üçe yaklaşırken Gökçe'nin kalbi hızla çarpıyordu.
Dersler biter bitmez okulun kapısında Göktuğ onu bekliyordu.
"Hazır mısın?"
Gökçe derin bir nefes aldı.
"Hayır... Ama gitmek zorundayım."
Göktuğ başını salladı.
"O zaman birlikte gidelim."
---
İkisi, telefonda verilen adrese doğru yürüdüler.
Burası küçük bir hukuk bürosuydu.
Kapıyı çaldılar.
İçeriden orta yaşlı bir kadın çıktı.
"Gökçe?"
"Evet."
"Ben avukat Elif."
Kadın onları içeri davet etti.
---
Masaya oturduklarında Elif Hanım çekmecesinden eski bir dosya çıkardı.
Dosyanın üzerinde Gökçe'nin babasının adı yazıyordu.
Gökçe dosyaya şaşkınlıkla baktı.
"Bu... Babamın dosyası mı?"
"Evet."
Elif Hanım yavaşça konuşmaya başladı.
"Baban yıllar önce bana bazı belgeler emanet etmişti."
Gökçe nefesini tuttu.
"Belgeleri sana on sekiz yaşına yaklaştığında vermemi istemişti."
---
Elif Hanım dosyayı açtı.
İçinden eski fotoğraflar ve birkaç mektup çıktı.
En üstte ise Gökçe'nin babasının el yazısıyla yazılmış bir zarf vardı.
Gökçe titreyen elleriyle zarfı açtı.
İçindeki mektubu okumaya başladı.
> "Canım kızım...
Eğer bu satırları okuyorsan, yanında olamadığım için çok üzgünüm.
Ama bilmeni isterim ki seni her zaman çok sevdim.
Hayatta ne olursa olsun, iyi kalpli olmaktan vazgeçme."
Gökçe gözyaşlarını tutamadı.
Mektubu göğsüne bastırdı.
---
Göktuğ sessizce yanında oturuyordu.
Hiç konuşmadı.
Çünkü o anın sadece Gökçe'ye ait olduğunu biliyordu.
Bir süre sonra Elif Hanım tekrar konuştu.
"Baban sana sadece bu mektubu bırakmadı."
Masanın üzerine küçük, ahşap bir kutu koydu.
"Bu kutunun anahtarı da dosyanın içindeydi."
Gökçe anahtarı aldı.
Ellerinin titremesi durmuyordu.
Kutuyu yavaşça açtı.
İçinde çocukluğundan kalma pembe bir toka, aile fotoğrafı ve üzerinde küçük bir not bulunan gümüş renkli bir kolye vardı.
Notta sadece şu yazıyordu:
> "Nerede olursam olayım, kalbim hep seninle."
Gökçe ağlamaya başladı.
Göktuğ sessizce yanına yaklaştı.
Bu kez hiçbir şey söylemedi.
Sadece omzuna elini koydu.
Gökçe başını kaldırdı.
Gözlerinde hüzün vardı.
Ama ilk kez...
O hüznün yanında umut da vardı.
Çünkü yıllar sonra babasının sevgisini yeniden hissetmişti.
Ve bu duygu, içindeki boşluğun küçük bir kısmını doldurmuştu.