Yarışma günü gelmişti.
Gökçe sabah erkenden okula geldi.
Normalde sessiz olan okul, bugün oldukça hareketliydi.
Koridorlarda farklı okullardan gelen öğrenciler vardı.
Gökçe heyecandan ellerini sıkıyordu.
Göktuğ bunu fark etti.
"Heyecanlanman normal."
Gökçe derin bir nefes aldı.
"Ya yanlış cevap verirsem?"
Göktuğ gülümsedi.
"O zaman bir sonrakini doğru cevaplarız."
Bu söz Gökçe'yi biraz rahatlattı.
---
Yarışma salonu yavaş yavaş doldu.
Sunucu sahneye çıktı.
"Tüm takımlara başarılar dileriz!"
Alkışlar yükseldi.
İlk turlar başladı.
Sorular tarih, matematik, edebiyat ve fen bilimleri üzerineydi.
Göktuğ ile Gökçe birbirlerini dikkatle dinliyor, cevap vermeden önce kısa kısa fikir alışverişi yapıyorlardı.
---
Son tura gelindiğinde sadece iki okul kalmıştı.
Salondaki sessizlik iyice arttı.
Sunucu son soruyu okudu.
Gökçe cevabı biliyordu.
Ama çok heyecanlıydı.
Göktuğ ona baktı ve sadece başını hafifçe salladı.
Bu bakış, "Kendine güven." demekti.
Gökçe derin bir nefes aldı.
Mikrofona doğru eğildi.
Cevabını verdi.
Birkaç saniyelik sessizlik...
Sonra sunucunun sesi duyuldu.
"Doğru cevap!"
Salon alkışlarla doldu.
Okullarının takımı yarışmayı kazanmıştı.
---
Ödül töreninde öğretmenleri ikisini de tebrik etti.
Müdür gururla konuştu.
"Siz sadece bilgi yarışmasını değil, azmin ne demek olduğunu da gösterdiniz."
Gökçe'nin gözleri doldu.
Hayatında ilk kez yaptığı bir şey için bu kadar takdir edilmişti.
---
Kutlama bittikten sonra okulun bahçesine çıktılar.
Göktuğ cebinden küçük bir anahtarlık çıkardı.
Üzerinde açık bir kitap figürü vardı.
"Bunu senin için aldım."
Gökçe şaşkınlıkla gülümsedi.
"Yine hediye mi?"
Göktuğ omuz silkti.
"Bugün bunu hak ettin."
Gökçe anahtarlığı eline aldı.
"Teşekkür ederim."
---
Tam o sırada Gökçe'nin telefonu çaldı.
Arayan numara tanıdık değildi.
Telefonu açtı.
Karşıdaki kişi sakin ama ciddi bir sesle konuştu.
"Gökçe... Seninle annen ve baban hakkında konuşmamız gerekiyor."
Gökçe'nin yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
"N... Ne demek istiyorsunuz?"
Karşıdaki kişi sadece şunu söyledi:
"Yarın saat üçte beni görmeye gelirsen her şeyi anlatacağım."
Telefon kapandı.
Göktuğ endişeyle sordu:
"Kimdi?"
Gökçe yavaşça başını kaldırdı.
"Bilmiyorum..."
Ama içindeki his, ertesi gün öğreneceği şeyin hayatını tamamen değiştireceğini söylüyordu.